TULEYHA b. HUVEYLİD - TDV İslâm Ansiklopedisi

TULEYHA b. HUVEYLİD

طليحة بن خويلد
Müellif:
TULEYHA b. HUVEYLİD
Müellif: MEHMET SALİH ARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tuleyha-b-huveylid
MEHMET SALİH ARI, "TULEYHA b. HUVEYLİD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tuleyha-b-huveylid (28.09.2020).
Kopyalama metni
Necid’de oturan Mudar kabilelerinden Benî Esed’in kâhin ve reislerinden olup Araplar arasında kahramanlığı, savaş yeteneği ve şairliğiyle bilinirdi. Asıl adı Talha’dır. Peygamberlik iddiasında bulunduğu için aşağılama amacıyla Tuleyha (Talhacık) denilmiştir. Hicretin üçüncü yılının (625) son aylarında Uyeyne b. Hısn ile birlikte Esed ve Fezâre kabilelerini Resûlullah’a karşı savaşmaya çağırdı ve onlardan büyük bir birlik oluşturmayı başardı. Bunu öğrenen Hz. Peygamber, Ebû Seleme el-Mahzûmî kumandasında bir kuvveti onların üzerine gönderdi. Ebû Seleme, Esed kabilesine ait Katan suyuna kadar gitti, onlarla savaşmadan birliklerinin dağıtılmasını sağladı ve çok miktarda ganimetle Medine’ye döndü (bk. KATAN SEFERİ). Hendek Savaşı’nda Tuleyha, Kureyşliler’in safında Benî Esed kabilesinin sevk ve idaresini üstlendi. Bu savaştan dört yıl sonra 9 (630) yılında Esed kabilesinden bir heyetle Resûlullah’ın yanına gelerek İslâmiyet’i kabul ettiğini söyledi. Ancak Resûl-i Ekrem henüz hayatta iken irtidad edip Necid bölgesinde peygamberlik iddiasıyla ortaya çıktı. Hz. Peygamber’in Vedâ haccından sonra sağlığının bozulduğu dönemde peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan diğer yalancılar gibi Tuleyha’nın da siyasî nüfuzunu arttırma hevesi, kabile taassubu ve rekabeti, peygamberin Kureyş kabilesinden çıkmasını hazmedememesi, ayrıca zekât vermekten kurtulma isteğiyle böyle bir iddiada bulunduğu anlaşılmaktadır. Resûlullah’ın sağlığında peygamberlik iddia eden son kişidir. Resûl-i Ekrem onun üzerine Dırâr b. Ezver el-Esedî’yi sevketti. Dırâr, Tuleyha ile mücadele ederken Hz. Peygamber vefat etti.

Tuleyha, etrafındakilere namazdaki rükû ve secdeyi terkedip Allah’ı ayakta ve oturarak zikretmelerini emrediyordu. Ayrıca Zünnûn adında birinin veya Cebrâil’in kendisine vahiy getirdiğini iddia ediyor ve bazı secili sözler söylüyordu. Benî Esed’le birlikte Tay ve Gatafân kabilelerinden birçok kişi ona tâbi oldu. Hz. Ebû Bekir, Benî Fezâre isyancılarıyla yapılan Zülkassa savaşının ardından Hâlid b. Velîd’i Tuleyha üzerine sevketti, Tay kabilesi reisi Adî b. Hâtim’i de kendi kabilesine yolladı. Adî, Tay ve Cedîle kabilelerinin Tuleyha’dan ayrılıp Hz. Ebû Bekir’e biat etmelerini sağladı. Bu iki kabileden 1000 süvari Hâlid b. Velîd’in ordusuna katıldı. Hâlid b. Velîd, Tuleyha’nın bulunduğu Büzâha’ya doğru ilerlerken Ukkâşe b. Mihsan el-Esedî ile Sâbit b. Akrem’i keşif ve istihbarat için gönderdi. Bunlar yolda Tuleyha’nın kardeşi Hibâl ile karşılaştılar ve onu öldürdüler. Bunu duyan Tuleyha diğer kardeşi Seleme ile birlikte onlara saldırdı; meydana gelen çarpışmada Ukkâşe ve Sâbit şehid oldu.

Hâlid b. Velîd, Tuleyha’nın karargâhının bulunduğu Büzâha mevkiine hareket etti. Hâlid’in toplam asker sayısı 6000 kişi idi. Fezâreoğulları’ndan Uyeyne b. Hısn 700 kişi ile birlikte Tuleyha’nın safında yer alıyordu. Benî Âmir gibi birçok Arap kabilesi savaşın âkıbetini bekliyordu. Başlayan savaşta Hâlid merkezde çarpıştı; Tuleyha ise bir tarafa çekildi ve abasına bürünüp kendisine vahiy gelmesini beklediğini gösteren bir tavır takındı. Müslümanlar karşı tarafın askerlerini öldürdükçe Uyeyne, Tuleyha’yı sıkıştırıyordu. Aldığı cevaplardan sonra Tuleyha’nın bir yalancı olduğunu ilân etti. Bunun üzerine Fezâreliler savaşı bırakıp çekildiler, diğerleri de bozguna uğradılar. Tuleyha askerlerinin kaçtığını görünce, “Herkes kendini kurtarsın!” diyerek firar etti. Tuleyha, Suriye’ye gidip Gassânîler’den Cefneoğulları’nın yanına sığındı. Hz. Ebû Bekir’in vefatına kadar Kelb kabilesinin yanında kaldığı da ileri sürülmektedir (İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 348). Büzâha savaşından sonra Benî Âmir, Süleym, Hevâzin, Esed ve Gatafân kabileleri Allah’a ve resulüne iman etmek, namaz kılıp zekât vermek şartıyla biat ettiler. Hâlid kadın ve çocuklardan da biat alınmasını istedi. İrtidad ettikleri sırada çevreyi yakıp yıkanlar, başkalarının organlarını kesenler, İslâm’a saldıranlar suçlarına göre cezalandırıldı. Esed ve Gatafân kabilelerinin İslâm’a girmesi üzerine Tuleyha da müslüman oldu.

Tuleyha Hz. Ömer’in halifeliği sırasında Medine’ye geldi ve ona biat etti. Hz. Ömer’in Tuleyha ile peygamberlik iddiası hakkındaki konuşmaları ilgi çekicidir (Belâzürî, s. 140). Halife Tuleyha’yı önce Sa‘d b. Ebû Vakkās ile birlikte Irak cephesine gönderdi, onu iki büyük cengâverden biri olarak tanıttı, ancak kendisine yöneticilik verilmemesini emretti. Onun savaş konusundaki tecrübelerinden istifade edildi. Özellikle Kādisiye ve Nihâvend savaşlarında büyük yararlık gösterdi. Üzerlerindeki irtidad lekesini silmek için hem Tuleyha hem kabilesi Benî Esed fetihlerde büyük çaba sarfetti. Tuleyha, Celûlâ Savaşı’nda piyade birliklerine komuta etti. Bazı kaynaklarda, savaş öncesinde bölgeyi incelemekle görevlendirilen Tuleyha’nın Nihâvend savaşında (21/642) Nu‘mân b. Mukarrin ve Amr b. Ma‘dîkerib ez-Zübeydî ile birlikte şehid düştüğü ve üçünün İsfahan’ın bir köyünde gömülü olduğu belirtilmektedir. Bazı rivayetlerde ise Tuleyha’nın Azerbaycan’a gönderildiği ve daha sonra kabilesi Esedoğulları’nın yanında öldüğü kaydedilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Vâkıdî, Kitâbü’r-Ridde (nşr. Yahyâ el-Cübûrî), Beyrut 1410/1990, s. 72-103; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, II, 50, 66, 92; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 138-140, 378; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 129; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 253-258; İbn A‘sem el-Kûfî, el-Fütûḥ, Beyrut 1979, I, 20-22; İbrâhim b. Muhammed el-Beyhakī, el-Meḥâsin ve’l-mesâvî (nşr. Muhammed Süveyd), Beyrut 1408/1988, s. 50-51; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, II, 773; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 343-348; a.mlf., Üsdü’l-ġābe, II, 497-498; Kelâî, el-Ḫilâfetü’r-râşide ve’l-buṭûletü’l-ḫâlide fî ḥurûbi’r-ridde (nşr. Ahmed Guneym), Kahire 1401/1981, s. 69-82; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XIX, 75; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, I, 316; İbn Kesîr, el-Bidâye, VI, 321-322; Diyarbekrî, Târîḫu’l-ḫamîs, Beyrut, ts., II, 205-206; Bahriye Üçok, İslâmdan Dönenler ve Yalancı Peygamberler (Hicrî 7.-11. Yıllar), Ankara 1967, s. 50-67; a.mlf., “Tuleyha”, İA, XII/2, s. 47-49; Mustafa Sâdık er-Râfiî, Târîḫu âdâbi’l-ʿArab, Beyrut 1394/1974, II, 176-177; Şevkī Ebû Halîl, Ḥurûbü’r-ridde, Dımaşk 1984, s. 51-55; Mustafa Fayda, Allah’ın Kılıcı Halid b. Velid, İstanbul 1992, s. 255-263; Riyâz Mustafa el-Abdullah, Mimmen ʿiddeʿu’n-nübüvve, Beyrut 1414/1994, s. 45-54; M. Salih Arı, Hz. Ebû Bekir ve Ridde Savaşları, İstanbul 1996, s. 109-114; Züheyr el-Karîb, “Mevḳiʿatü Büzâha”, Mecelletü Külliyeti’d-daʿveti’l-İslâmiyye, sy. 5, Trablus 1988, s. 442- 461; İhsan Sıdkī el-Amd, “Edʿiyâʾü’n-nübüvve fî ṣadri’l-İslâm Ṭuleyḥa b. Ḫuveylid el-Esedî”, Dirâsât târîḫiyye, sy. 31-32, Dımaşk 1989, s. 123-153; Ella Landau-Tasseron, “Ṭulayḥa”, EI2 (İng.), X, 603.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul'da basılan 41. cildinde, 362-363 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER