UVEYM b. SÂİDE

عويم بن ساعدة
UVEYM b. SÂİDE
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/uveym-b-saide
MEHMET EFENDİOĞLU, "UVEYM b. SÂİDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/uveym-b-saide (01.04.2020).
Kopyalama metni
Milâdî 570-580 yılları arasında Medine’de doğdu. Aslen Kuzey Arabistan’da yaşayan Belî kabilesinden geldiği ve Medine’ye Evs kabilesi boylarından birinin antlaşmalısı (halîf) olarak yerleştiği rivayet edilmişse de Uveym, Kubâ’nın sakinleri Evs kabilesinin Amr b. Avf oğullarındandır. Babası kabilenin ileri gelenlerindendi; annesi aynı kabileden Umeyre bint Sâlim b. Seleme’dir. Mekke’de Hz. Peygamber’le ilk defa görüşüp İslâm’ı kabul eden Medineliler’den birinin Uveym b. Sâide olduğu nakledilir. Vâkıdî’ye göre her iki Akabe biatına katılmış; Mûsâ b. Ukbe, İbn İshak ve Ebû Ma‘şer es-Sindî’ye göre ise yalnız İkinci Akabe Biatı’nda bulunmuş ve Resûl-i Ekrem’i Medine’ye davet ederek onu ölümü pahasına korumaya söz verenler arasında yer almıştır. Medine’de özellikle kendi kabilesinde İslâm’ın yayılması için büyük gayret gösterdi. Hicret sırasında Medine’ye girmeden önce Kubâ’ya inen müslümanları ve artlarından gelen Resûlullah’ı karşılayan ve ağırlayanların başında gelir. Hz. Peygamber onu bir rivayete göre Ömer, diğer bir rivayete göre Hâtıb b. Ebû Beltea ile kardeş ilân etti. Bedir, Uhud ve Hendek gazveleri başta olmak üzere Resûl-i Ekrem’in bütün seferlerine katıldı ve önemli görevler ifa etti. Resûlullah bir yerde konakladığında çadırının, bir eve girdiğinde o evin kapısında nöbet tutar, sorumsuz ve art niyetli kimselerin onun yanına girip rahatsız etmelerine engel olurdu. 2. yılda (624) yahudi Benî Kaynukā‘ kabilesinin Medine’den sürülmesine karar verilince münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl, yahudilerden oluşan bir heyetin başında sürgünü durdurmak amacıyla görüşmek üzere Hz. Peygamber’in yanına geldiğinde kapıda Uveym b. Sâide ile karşılaştı ve onu dikkate almadan içeriye geçmek istedi. Karşısına dikilen Uveym kendisine Resûl-i Ekrem’den izin almadığı takdirde görüşemeyeceğini söyledi. Buna öfkelenen Abdullah zorla içeri girmeye kalkınca mukavemet gösteren Uveym, çıkan arbedede Abdullah’ı başından yaraladı ve onun Resûlullah’ın huzuruna girmesini engelledi (Vâkıdî, I, 178). Uveym, savaşlarda elde edilen ganimetlerin taksimide ve devlet tarafından uygulanan kısas ve ölüm gibi cezaların infazında da görev alırdı. Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçen, takvâ üzerine kurulu mescidin içinde ve çevresinde bulunup temizlenmeyi sevdiği belirtilen insanların (et-Tevbe 9/108) Kubâlılar olduğu nakledilmiş, Uveym b. Sâide’nin bunların içinde yer aldığı özellikle belirtilmiştir (İbn Sa‘d, III, 459-460; Zehebî, Târîḫu’l-İslâm, s. 291).

Hz. Peygamber’in vefatından hemen sonra ensarın Benî Sâide çardağında toplanıp hilâfet konusunu görüştüğü haberi Mescid-i Nebevî’ye ulaşınca Hz. Ebû Bekir ve Ömer oraya gitmek üzere hareket etmiş, yolda Uveym b. Sâide önlerine çıkarak hararetli tartışmaların yaşandığı ensarın yanına gitmemelerini, hilâfet meselesini kendi aralarında halletmelerini tavsiye etmiştir (İbn Sa‘d, III, 460). Gerek Ebû Bekir gerekse Ömer halife seçildiğinde Uveym b. Sâide kendilerine ilk biat edenlerden oldu. Hz. Ömer’in hilâfeti döneminde (634-644) altmış beş veya altmış altı yaşında Medine’de vefat etti. Cenazesine katılan Ömer onu hayırlı bir insan diye nitelemiş, Resûl-i Ekrem devrinde cihad maksadıyla sancak açıldığında altında ilk toplananlardan birinin Uveym olduğunu belirtmiştir (Buhârî, s. 44; Zehebî, Târîḫu’l-İslâm, s. 291-292). Uveym’in Hz. Peygamber hayatta iken vefat ettiğine dair rivayet muteber sayılmamıştır. Resûlullah’ın “cennetlik bir insan” dediği Uveym (İbn Sa‘d, III, 459) Hazrec kabilesinden Ümâme bint Bükeyr b. Sa‘lebe ile evlenmiş ve Utbe, Süveyd, Karaza, Abdurrahman adlarında oğulları olmuştur. Kendisinden yedi rivayet intikal etmiş, bu rivayetler oğulları Utbe ve Abdurrahman tarafından nakledilmiştir (İbn Hazm, s. 180-181; İbn Hacer el-Askalânî, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, VIII, 155).

BİBLİYOGRAFYA
Vâkıdî, el-Meġāzî, I, 102, 159, 178, 305, 405, 498, 516; II, 1073; İbn Hişâm, es-Sîre2, II, 433, 506, 688; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 218, 219, 220; III, 272, 459-460, 553; Buhârî, et-Târîḫu’ṣ-ṣaġīr, s. 44; Belâzürî, Ensâb, I, 239, 241, 253, 271, 275, 332; İbn Hazm, Esmâʾü’ṣ-ṣaḥâbeti’r-ruvât (nşr. Seyyid Kesrevî Hasan), Beyrut 1412/1992, s. 180-181; İbn Abdülber, el-İstîʿâb (Bicâvî), III, 1248; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, I, 503-504; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: ʿAhdü’l-Ḫulefâʾi’r-râşidîn, s. 291-292; İbn Hacer el-Askalânî, el-İṣâbe (nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd v.dğr.), Beyrut 1415/1995, IV, 619-620; a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, Beyrut 1404/1984, VIII, 155; M. Saîd Mübeyyaz, Mevsûʿatü ḥayâti’ṣ-ṣahâbe, Beyrut 1421/2000, V, 2917-2918.

Mehmet Efendioğlu
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 42. cildinde, 240 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.