VARADİN

Müellif:
VARADİN
Müellif: BEKİR GÖKPINAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 06.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/varadin
BEKİR GÖKPINAR, "VARADİN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/varadin (06.04.2020).
Kopyalama metni
Tuna’nın sağ yandaki sahilinde yer alıp Sırpça’da Petrovaradin, Almanca’da Peterwardein, Macarca’da Pétervárad olarak anılır. Sırbistan’ın Voyvodina bölgesinde, günümüzde Novisad şehrinin doğusunda bu şehre köprülerle bağlı ve onun bir semti durumundadır. Belgrad’dan gelen ve Novisad’dan geçerek Budapeşte’ye ulaşan “imparatorluk yolu” üzerinde bulunur ve hem kara yolu hem Tuna su yolu sebebiyle tarih boyunca askerî ve ticarî öneme sahip olmuştur. Varadin’in kapladığı yerdeki yerleşimin tarihi Romalılar’a kadar iner. Burada Mithra kalıntılarının mevcut olduğu yer, Romalılar tarafından I. yüzyıla doğru genişletilerek Cusum adıyla sürekli asker bulundurulan bir üs haline getirildi. V. yüzyılda Hun hâkimiyetinin ardından I. Haçlı Seferi sırasında Petricum, Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’un Macarlar’la yaptığı savaşlar döneminde Petrikon adıyla anıldı. Kısa bir süre Bizans egemenliğinde kaldıktan sonra Macarlar’ın idaresine giren kale ve şehir IV. Kral Bela tarafından Cistercians rahiplerine bağışlandı (1237). Rahipler burada ünlü Belefontis de Monte Varadinipetri Manastırı’nı kurdular. Varadin ve manastır 1439’dan itibaren Maçva Banlığı’nın hâkimiyetine geçti.

Varadin, Osmanlı idaresine Kanûnî Sultan Süleyman’ın Mohaç seferi sırasında girdi. Stratejik önemi dolayısıyla kalenin alınması uygun görülünce Vezîriâzam Makbul İbrâhim Paşa, Varadin’i hem Tuna nehri hem de kara tarafından kuşattı. Tomar Pavli’nin savunduğu Varadin Kalesi iç kale ve aşağı kale olmak üzere iki kaleden oluşuyordu. İç kale (yukarı kale) Tuna’dan 49 m. yükseklikte, üç tarafı nehre uzanan sert bir kayanın üzerinde yer alıyordu. Aşağı kale ise bu kayanın kuzey eteğindeydi. Osmanlılar önce kalenin dış mahallerini aldılar ve on dört günlük bir kuşatmanın ardından 17 Şevval 932’de (27 Temmuz 1526) kaleyi de ele geçirdiler. Kalenin içine muhafız konuldu ve kadı tayin edildi. Fetihten sonra bizzat Kanûnî Sultan Süleyman tarafından Srem (Sirem) sancak beyinin hassı kabul edilerek 150 akçe pâye ile kaza haline getirildi. Osmanlı idarî sistemi içinde XVI. asırdan itibaren Budin eyaletinde Srem sancağına bağlı kadılık merkezi oldu (1541). Bu durum XVII. yüzyılın ilk yarısına kadar sürdü. Varadin kazasına bağlı başlıca nahiyeler Varadin, Karlovçi, Novasel, Kameniça, Varasova, İştfan Arhandel, Bukovaç, Dunbova, Sentit, İvraçevi, Andiriyeva, Levadinçi, Beçin ve Rim adlarını taşıyordu.

Varadin nahiyesine müslüman nüfus da yerleştirilmişti. Tahrir defterlerine göre Varadin Kalesi’nde topçu, neccâr, cebeci ve humbaracı olmak üzere 300 nefer bulunmaktaydı. Varoştaki iskeleler daha çok geçiş için kullanılmakta, burada yaşayan gayri müslim reâyâ Tuna üzerinde sefer sırasında kurulan köprü hizmetinde istihdam edilmekteydi. Kale dışında müslüman ve gayri müslim evleri vardı; hepsi tahta örtülü, geniş, yer yer bahçeli evlerdi. Mahalle mescidleri, üç medrese, dört adet sıbyan mektebi mevcuttu. Burada oturanların çoğunluğu tüccar ve gemiciydi. İskele başında tüccarlara ait büyük bir han bulunuyordu, ancak bedesteni yoktu. Varadin, Osmanlı idaresinde kaldığı 161 yıl boyunca batıya yönelen Osmanlı ordusunun sefere gidişinde ve dönüşünde konakladığı bir mahal olarak önemini korudu. Ancak bu konumu savaşlardan etkilenmesine, ahalinin bölgeyi sık sık terketmek zorunda kalmasına yol açıyordu. İlk defa Viyana Kuşatması dönüşünde burada konaklayan ordu Budin’den gelirken Tuna üzerinde kurulan köprülerden geçerek yedi gün sonra Varadin’e ulaşmıştı (6 Kasım 1529). 1596’da Eğri seferine giderken ve dönerken Osmanlı askeri yine Varadin Kalesi’nde konakladı. Osmanlı ordusu, 1598’de çıktığı Varad seferi dönüşünde Segedin tarafından Tuna üzerinde kurulan köprü ile Varadin tarafına geçti. 1599’da gerçekleştirilen Uyvar seferi dönüşü, sefere katılan Tatar askerleri Kırım’a dönmek üzere Sombor’dan Varadin Kalesi’ne geçerken Osmanlı ordusu da Budin, Haçova, Sombor üzerinden Varadin’e ulaştı ve burada yeniçerilere mevâcibleri dağıtıldı. Yine 1602 yılında Erdel seferine katılan Tatar Hanı II. Gazi Giray ile birlikte çok sayıda Kırım askeri Varadin’de Osmanlı ordusuna katıldı.

1094 (1683) yılında Viyana Kuşatması’nı takip eden yıllarda seferlerin yoğunluğu sebebiyle sık sık el değiştiren Varadin bazan geçiş alanı, bazan da Avusturya askerlerinin sağlam bir üssü oldu. 1686’da Kutsal İttifak askerleri Budin ve Segedin’i muhasara ettiği sırada Sadrazam Sarı Süleyman Paşa kumandasında Osmanlı birlikleri Segedin’e yardım ve erzak götürmek için Varadin’den Zenta tarafına geçti, ancak başarısız olarak Varadin’e döndü. 1098 (1687) yılında Sadrazam Sarı Süleyman Paşa 40.000 kişilik ordusuyla Belgrad’dan Zemun’a, oradan Varadin’e, buradan da Ösek’e kadar ilerledi. Avusturya ordusu da Ösek Kalesi’ni kuşatmak için Drava nehri üzerinden geçti. Osmanlı askerleri, Mohaç ovası yakınlarında 12 Ağustos 1687’de uğradığı ağır yenilgiden sonra geri çekilmek zorunda kalınca Süleyman Paşa, Ösek Kalesi’ne bir miktar asker bırakıp Vulkovar’a döndü, buradan Halep Valisi Siyavuş Paşa ile birlikte 1 Eylül 1687’de Tuna üzerinde kurulan köprüden Varadin’e gitti. Varadin’deki istişarede müttefik birliklerinin Sombor ile Baçka arasında olan sekiz saat mesafedeki Paşaadası mahallinde bulunduğu öğrenildi. Varadin Köprüsü başında yoklama yapılarak buraya bir miktar sipah, silâhdar ve levent gönderilmesi kararlaştırıldı. Câfer Paşa kumandasındaki askerler Varadin Köprüsü’nden karşıya geçti, aralıksız yağan yağmurdan dolayı ordu çok sıkıntı çekti ve geri dönüldü, Varadin’in muhafazası Câfer Paşa’ya bırakıldı. Ardından burası müttefik güçlerin kontrolüne girdi. Avusturyalılar iç kaleyi yeniden yaparak sağlamlaştırdı. Ayrıca Tuna nehrine bakan kıyılarında derin ve geniş hendekler kazıldı, sağlam tabur ve kat kat şaranpo, çok miktarda tabya inşa edildi. 1694’te Sadrazam Sürmeli Ali Paşa idaresindeki Osmanlı ordusu Varadin Kalesi’ne ulaştığında sert bir direnişle karşılaştı. Osmanlı askerleri top menzili içinde kaldığından ordunun etrafında hendekler kazıldı, askerler hazırlanan metrislere yerleşti. Gün içinde de istihkâm ve top tabyaları inşası sürdü. 13 Eylül 1694 Salı günü başlayan ve yirmi iki gün süren çarpışmalardan bir sonuç alınamayınca Osmanlı birlikleri 4 Ekim 1694’te Belgrad’a döndü.

II. Mustafa, 18 Zilkade 1106 (30 Haziran 1695) tarihinde çıktığı birinci Avusturya seferinde de Varadin kuvvetli bir Avusturya üssü durumundaydı. Bu seferin hedefleri arasında olan Varadin bir sonraki sefer için de ön plana alındı. II. Mustafa yeni bir sefere çıkarak 16 Ağustos 1697’de Belgrad’a ulaştı. Elmas Mehmed Paşa Tımışvar tarafına, bazı askerî erkân da Varadin tarafına gidilmesi yolunda görüş belirtti; bu müzakerede Varadin’in çok güçlü bir şekilde berkitilmiş olduğu ifade edildi. Elmas Mehmed Paşa’nın ısrarıyla Tımışvar tarafına karar verildi. Bu sefer Zenta mağlûbiyetiyle sonuçlandı ve ardından Karlofça Antlaşması’na göre Sava nehri doğal sınır kabul edildi; böylece Varadin’in Avusturya tarafında kaldığı kabul edilmiş oldu.

1128’de (1716) Sadrazam Ali Paşa’nın şehid düşmesiyle sonuçlanan ve Türk tarihinde çok etki bırakmış olan savaş Varadin’de cereyan etti. Ali Paşa, Avusturya seferine çıkarak 22 Temmuz 1716’da Belgrad’a ulaştı. Burada savaş meclisi toplandı ve ordunun harekât güzergâhı belirlendi. Yeniçeri Ağası Hüseyin Ağa, Tuna üzerinden geçip Tımışvar tarafına geçilmesini teklif ederken Rumeli Beylerbeyi Sarı Ahmed Paşa’nın telkiniyle Varadin üzerine gidilmesine karar verildi. Burada Prens Eugene kumandasındaki Avusturya ordusuyla yapılan savaşta Osmanlı güçleri bozguna uğradı. Varadin muharebesi beş saat sürdü, büyük kayıplar verildi. Osmanlı kroniklerinde bu yenilgiyi anlatmak için “Varadin senesi” tabiri geçer. 1717’de Halil Paşa’nın çıktığı Belgrad seferinde Prens Eugene yine askerini Varadin’de toplayarak harekete geçti ve bu civarda Osmanlı askerini yeni bir yenilgiye uğrattı.

1736-1739 Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında da Varadin önemli üs vazifesi gördü, orduların büyük bölümünün toplanma mahalli oldu. Savaş gemilerinin bir kısmı 1736’da Varadin Tersanesi’nde inşa edildi. Sefer lojistiği açısından da önemli depo hizmeti görüyordu. 1739’da Belgrad’ı kaybeden Avusturya ordusu 24 Eylül’de karargâhını Varadin’e çekti. Ordu burada iken kalenin tahkimatı güçlendirildi. Bu savaşta Belgrad’ın Osmanlılar’a teslimiyle birlikte burada yaşayan Ermeniler Varadin’e yerleşti. Osmanlılar’ın Belgrad’ı ele geçirmesiyle beraber Varadin yeniden önem kazandı. Avusturya 1754-1766 yıllarında aşağı kaleyi genişletip kuzey, doğu ve batısını surlarla çevirdi. Tuna kıyısında hendekler kazılarak yeni bir köprübaşı yapıldı ve toplarla donatıldı. Yukarı kalede yeni burçlar inşa edildi. 1768-1783 arasında 16 km. uzunluğunda dört katlı yer altı dehlizleri açıldı. 1848-1849 Macar bağımsızlık savaşında Avusturya’ya karşı ayaklanan Varadin muhafızları ihtilâlcilerin yenilgisiyle teslim oldu. Kale 1860 yılından beri silâh deposu olarak kullanılmaktadır. 1809-1813 Sırp isyanları ve kargaşalıklar sırasında Avusturya tarafına çok sayıda Sırplı göç etti. Bu tarihte Avusturya sınırlarında bulunan Petrovaradin’de 61.714 Sırp mülteci vardı. Varadin, 1918’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılması ile birlikte Yugoslavya’ya bağlandı, Novisad’a ise 1929’da dahil oldu. 1946 yılında Varadin’in içinde yer aldığı Voyvodina bölgesi özerk hale geldi. 1989’da özerklik kaldırıldı ve tekrar Sırbistan’a bağlı duruma geldi. 1948 yılında nüfusu 9773 iken 2011 nüfus sayımlarına göre Varadin kasabasında 15.911 kişi yaşamakta, köyleriyle birlikte bu sayı 33.865 kişiye ulaşmaktadır.
BİBLİYOGRAFYA :
BA, TD, nr. 549, 579, 673, 1000; BA, KK, nr. 262, 266; T.SMA.d., 5246; Celâlzâde Sâlih Çelebi’nin Tarih-i Sultan Süleyman İsimli Eseri (haz. Seyid Ali Topal, doktora tezi, 2008), AÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 268-282; Celâlzâde Mustafa Çelebi, Tabakātü’l-Memâlik ve Derecâtü’l-Mesâlik (haz. Funda Demirtaş, doktora tezi, 2009), EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 187-191; Selânikî, Târih (İpşirli), II, 630; Hasanbeyzâde Ahmed, Târih (haz. Şevki Nezihi Aykut), Ankara 2004, III, 497-498, 593, 675; Topçular Kâtibi Abdülkadir (Kadrî) Efendi Târihi (haz. Ziya Yılmazer), Ankara 2003, s. 140-141, 170-171, 267-269, 342; Evliya Çelebi, Seyahatnâme (Dağlı), VII, 55-56; Anonim Osmanlı Tarihi: 1099-1116/1688-1704 (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara 2000, s. 70-84, 126-128; Ahmed b. Mahmûd (Göynüklü), Târih, Berlin, Staatsbibliothek, Ms.or.quart, nr. 1209, vr. 274a-276b; Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Zübde-i Vekayiât (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara 1995, s. 226-231, 232-252, 399-402, 492-494, 553-564, 654-672; Silâhdar Mehmed Ağa, Nusretnâme: Tahlil ve Metin (haz. Mehmet Topal, doktora tezi, 2001), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, tür.yer.; a.mlf., Zeyl-i Fezleke (haz. Nazire Karaçay Türkal, doktora tezi, 2012), s. 1059-1061, 1083, 1586; Râşid Mehmed Efendi – Çelebizâde Âsım Efendi, Târih-i Râşid ve Zeyli (haz. Abdülkadir Özcan v.dğr.), İstanbul 2013, I, tür.yer.; II, 1016-1055; J. W. Zinkeisen, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (trc. Nilüfer Epçeli), İstanbul 2011, III, 430-431, 435; V, 88, 372-374, 467; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II, 323; III/1, s. 470-473, 533-536; III/2, s. 425-426, 505-510, 552-568, 591; VI/1, s. 119-120; B. W. McGowan, Sirem Sancağı Mufassal Tahrir Defteri, Ankara 1983; I. Parvev, Habsburgs and Ottomans between Vienna and Belgrade (1683-1739), New York 1995, s. 163; Selim Aslantaş, 19. Yüzyılın Şafağında Balkanlar Osmanlıda Sırp İsyanları, İstanbul 2007, s. 153; Hakan Karagöz, 1737-1739 Osmanlı-Avusturya Harbi ve Belgrad’ın Geri Alınması (doktora tezi, 2008), Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 100-122; Ayşe Özkan, Miloş’tan Milan’a Sırp Bağımsızlığı (1830-1878), İstanbul 2011, s. 324-325; D. Vukmirović, “2011 Census of Population, Households and Dwellings in the Republic of Serbia, First Results”, Statistical Office of the Republic of Serbia, Belgrade 2011, s. 24; “Petervarad”, Rêvai Nagy Lexikona, Budapest 1922, XV, 387; Bekir Kütükoğlu, “Varadin”, İA, XIII, 203-206; G. David, “Waradīn”, EI2 (İng.), XI, 142; M. Nc., “Petrovaradin”, Vojna Enciklopedija, Beograd 1964, VI, 755-756.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 647-649 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.