VELESTİN

Müellif:
VELESTİN
Müellif: MACHIEL KIEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/velestin
MACHIEL KIEL, "VELESTİN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/velestin (17.09.2019).
Kopyalama metni

Yunanistan’ın orta kesiminde büyük Tesalya ovasının güneydoğusunda, Larissa’dan 40 km. uzaklıkta ve liman şehri Volos’un (Golos) 20 km. kuzeybatısında yer alan bir kasaba ve tarım ticaret merkezidir. Antik dönemdeki adı Pherai, bugünkü adı Velestino’dur. Burası Almiros, Cumapazarı, Karditsa, Tırnova ve diğerleriyle birlikte Neolitik çağdan beri yerleşim alanı olan bir yörede Osmanlı döneminde ortaya çıkan veya kurulan, Tesalya’ya bağlı pek çok kasabadan biridir. Bu yerleşim birimleri, özellikle XVII ve XVIII. yüzyıllarda Osmanlılar tarafından geliştirilerek birer müslüman-Türk kasabası haline dönüştürülmüştür. Velestin’de yapılan kazılarla Bronz çağına ve daha sonrasına ait kalıntılar ortaya çıkmıştır. Pherai şehri, antik yazar Apollodorus’a göre Argonautlar’ın Truva’yı kuşatmak için Çanakkale’ye doğru denize açılmasından önce Tanrı Kretheus’un oğlu Pheres tarafından kurulmuştur. Bu şehir, Jason ve Alexander gibi zalim idarecilerin yönetimi altında milâttan önce 360 civarında yüksek bir refah seviyesine ulaşmıştır. Surla çevrili şehir, kenar uzunluğu 1 km. olan düzensiz bir üçgen biçimindedir. Pherai, 90 × 90 m. büyüklüğünde bir dikdörtgen havza teşkil eden tatlı suyun civarında (Hypereia kaynağı) yer alır. Bu su kaynağı Homer’in İlyada’sından itibaren yüzyıllar boyunca övülmüştür.

Antik Pherai 600 yılı civarlarında Slav işgalleri sırasında ortadan kalktı. Uzun bir süre sonra aynı yerde Velestino adlı Slav kabilesinin buraya yerleşmesiyle tekrar ortaya çıktı. Bu ad altında ilk yerleşim birimi olarak 1208 yılına ait bir papalık mektubunda zikredilir. Bu da Velestino’nun 1208’den çok önce yerleşim yeri haline geldiğine işaret eder. 1213, 1259 ve 1280’lerde adı kayıtlarda tekrar geçer. Ancak XIV. yüzyılda ismine rastlanmaz. Osmanlılar Tesalya’nın doğu ovasına vardıklarında (1388-1389) Franklar, Sırplar, Arnavutlar, Katalanlar ve Bizanslılar arasında bitmeyen feodal savaşlar sebebiyle yıkılmış ve boşaltılmış bir alan buldular. 1320 civarında Doğu Tesalya’nın terkedilmiş olduğuna dair kayıtlara rastlanır. Tesalya bölgesinin 859 (1455) yılından kalma en eski tahrir kayıtları Volos kesimini göstermez. Burası 871 (1466-67) yılına ait Tesalya İcmal Defteri’nde Velestin adıyla küçük bir kasaba şeklinde zikredilir, ayrıca daha önceki tahrirde kaydedilmediğine de vurgu yapılır (, nr. 66: “hâric ez-defterî-i atîk”). Velestin civarındaki arazinin tamamen düz olması, tahrir heyetinin bu yeri göz ardı etme ihtimalini ortadan kaldırdığından Velestin’in 1455’ten sonra bir Türk yerleşmesi halinde teşekkül ettiği söylenebilir.

1570’lerde Velestin sadece yirmi bir müslüman hânesi, bir cuma camii ve önemli bir pazar yerine sahip bir Türk kasabası olarak görünür (, , nr. 1060, s. 420-421, 657). Pazar vergisi yıllık 15.000 akçeydi ve kasabanın toplam vergisinin % 79’unu teşkil ediyordu. Cuma camii Yenişehirli Hacı Muammer tarafından yaptırılmıştı ve pazar gelirlerinin bir kısmı, bazı su değirmenlerinin vergi gelirleriyle varlığını sürdürüyordu. 1570 defterinde Velestin, Çatalca (Pharsala) kazasında elli yedi köyü bulunan büyük bir nahiyenin merkezi diye gösterilir. Çatalca kazası, 1540’ta İnebahtı sancağının kurulması sonucu Golos ve Kerpiniş ile (Karpenisi, Krenbeş) birlikte Tırhala’dan ayrılıp bu yeni sancağa bağlanmıştı. Velestin nahiyesindeki köylerden otuz dördü Yunanca ad taşımakta ve buralarda, aralarında bazı küçük müslüman grupların da yaşadığı hıristiyan ahali oturmaktadır. On dokuz köyün adı ise Türkçe idi ve tamamıyla müslüman nüfustan teşekkül etmekteydi. Dört köy adı Slavca olmakla beraber Rum hıristiyan ahaliyi barındırmaktaydı. Nahiyenin nüfusu içinde müslümanların oranı dörtte birdi.

XVII. yüzyılın başlarına kadar Velestin nahiyesi, bir liman şehri olan Golos dahil pek çok büyük ve müreffeh Rum köyüne sahip Pelion bölgesini de kapsamakta, güneydeki Türk ve Rum ahalisiyle birlikte Ermiye (Almiros) bölgesi de Velestin nahiyesinin içinde bulunmaktaydı. XVII. yüzyılın başlarında Golos/Pelion ve Ermiye kaza statüsü kazandı. Aynı yüzyılda Velestin büyümesini sürdürerek bir kasabaya dönüştü. Kasabada yaşayan zengin müslüman çiftlik sahiplerinin yardımlarıyla okullar ve camiler yapıldı. 1668’de Evliya Çelebi buradan çok güzel küçük bir kasaba diye bahseder, ancak binaları ve ahalisi hakkında bilgi vermez. Bu sırada Velestin bir sipahi kethüdâ yeri, bir yeniçeri serdarı ve bir muhtesibi olan kaza merkeziydi. 1078 (1667-68) tarihli resmî kadılıklar listesi Velestin’i Rumeli’nin 361 kadılığından 165 numarada zikreder. XVII. yüzyılda küçük bir hıristiyan cemaati kasabaya geldi ve zaman içerisinde Varousi denilen kendi mahallelerini kurdu. 1054 (1644) tarihli İcmal Avârız Defteri’nde Velestin’de on üç müslüman, yirmi beş zimmî avârız hânesinin bulunduğu zikredilir (, nr. 6630, s. 87). Doğu Tesalya’nın çoğu yerinde olduğu gibi XVII. yüzyılın ortalarında dört gerçek ev hâne halkı bir avârız hânesi teşkil ediyordu. Bu rakamlardan hareketle elli müslüman ailenin avârız ödemekle mükellef tutulduğu, onların yanında 100 zimmî ailesinin bulunduğu anlaşılır. Müslümanların önemli bir bölümünün avârız vergisi ödemediği için kayıtlarda yer almadığı tahmin edilebilir. Böylece muhtemelen bu küçük kasabada toplam 200 hânelik ya da yarısı müslüman 1000 kişilik bir nüfus mevcuttu.

1801-1806 yılları arasında Yunanistan’ı gezen İngiliz seyyahı E. Dodwell, Velestin’i bir ticaret merkezi olarak tasvir eder; “romantik bir yer, en güzel ağaçlarla, özellikle çınar, kavak, selvi ve birkaç palmiye ile çevrili büyük bir göletin etrafında merkezleşmiş ve aralarında çok güzel bir biçimde evler yerleşmiş bir kasaba” diye tanımlar. Kasabanın nüfusunu da 250 Türk hânesi diye hesaplar ve yine bu kadar da Rum evinin bulunduğunu belirtir. Ancak Rum cemaatinin ekonomik bakımdan zayıflığı sebebiyle bu evlerin pek çoğunun boş ya da yıkık olduğunu ifade eder. 1815’te Argyris Philipidis, “Velestinos”u 300’den fazla evi bulunan önemli bir yerleşim merkezi şeklinde zikreder. Bu hânelerin çoğu Türk’tür, bunların yanında hıristiyanlar da mevcuttur; güzel bir pazar yeri, camileri ve bir mahkeme ile bir kilisesi vardır. 1836’da coğrafyacı Ioannis A. Leonardos, Velestin’i küçük bir kasaba olarak anmış ve müslümanlardan söz etmeden 300 Rum evinin yer aldığını yazmıştır. 1249 (1833-34) tarihli vakıf kaydına göre burada üç cami, beş mescid, bir medrese, iki mektep, bir zâviye, bir saat kulesi bulunuyordu (, EV, 9442). Günümüze ulaşmayan bu eserler Kançe Camii, Ömer Ağa Camii ve Câmi-i Su (Sulucami), Dede mahallesinde Abdullah Ağa Mescidi, Alâeddin mahallesinde Hasan Ağa, Hızır Bâlî ve Murtaza Ağa mescidleriyle İskender Efendi Zâviyesi idi. Bu arada Mümin Ağa Medresesi ve Hacı Yâkub ile Mustafa Ağa mekteplerinin ismi de verilmiştir. Bunların dışında adı geçen camilerde mevlit okutmak için üç ayrı vakıf kurulmuştu, bir vakıf da Velestin’in saat kulesinin bakımına tahsis edilmişti. 1870’li yıllara ait Yanya vilâyeti salnâmeleri o dönemde Golos kazasına bağlı Velestin hakkında bilgi içermez. 1880’de Albay Kokkidis’in Odoiporika’sında Velestin 1500 kişilik Türk ve 300 kişilik Rum nüfusuyla dört hanı bulunan küçük bir kasaba şeklinde tanımlanır. Kiliseler ve camiler kaydedilmemiştir. Velestinos vilâyetinin kırk altı köyü, bir kasabası, 14.195’i müslüman, 9745’i hıristiyan olmak üzere yaklaşık 27.000 kadar bir nüfusu vardı.

Osmanlılar’ın Tesalya’yı Yunanistan’a devretmeye zorlanmasından sonra (1881) hemen hemen bütün Türkler Velestin’i terketti, yerleri yakınlardaki köylerde oturan Rumlar tarafından iskân edildi. Osmanlı binaları tamamen yıkıldı. Sadece klasik Osmanlı tarzında yapılan uzun bir minare ayakta kaldı. Alfred Philippson tarafından tesbit edilen bu minare göletin kenarında 1930’lu yıllara kadar sağlam şekilde gelebilmişti. Ancak II. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde burası da ortadan kaldırıldı. Saat kulesi 1954 ve 1956 yıllarında meydana gelen depremlerde büyük hasar gördü ve yıkıldı. 1889’da Velestin 2389 kişilik bir nüfusa sahipti. Bu tarihten itibaren nüfus artışı duraganlaştı. 1928’de bu rakam 2603’ten fazla değildi. Yunan tahriki neticesinde meydana gelen Osmanlı-Yunan savaşında “30 Gün savaşları” süresinde Velestin kısa bir süre için yeniden Osmanlılar’ın eline geçti ve savaş alanı haline geldi. Osmanlı ordusunun Çatalca zaferi sonrasında 6 Mayıs 1897’de Velestin tepeleri ve istasyonu ele geçirildi, 8 Mayıs’ta Volos Limanı’na girildi. Osmanlı-Yunan barış antlaşmasının ardından Osmanlı ordusu Tesalya’dan çekildi. 2001’de 6116 nüfusu bulunan Velestino, modern Yunanca’yı (Dimotiki) ilk kullanan yazarlardan tanınmış siyasî eylemci Rigas Velestinidis’in (ö. 1798) doğum yeri olarak da öne çıkar.


BİBLİYOGRAFYA

, VIII, 91.

E. Dodwell, Klassische und topographische Reise durch Griechenland während der Jahre 1801, 1805 und 1806, Meiningen 1822, II, 173-176.

Odoiporika Ipeirou kai Thessalias, ipo tin para to Ipourgeio ton Stratiotikon, Athinais (Athens) 1880, s. 155, 195-196.

Friedrich Stählin, Das hellenistische Thessalien, Stuttgart 1924, s. 104-107.

A. Philippson, Die Griechischen Landschaften, I, Thessalien und die Spercheios-Senke, Frankfurt 1950, s. 121-122.

J. Koder – F. Hild, Tabula Imperii Byzantini I: Hellas und Thessalien, Wien 1976, s. 133.

M. Kemal Özergin, “Rumeli Kadılıkları’nda 1078 Düzenlemesi”, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya Armağan, Ankara 1976, s. 251-309.

Ta perisothenta erga tou Argyris Philipidi (ed. Theodosi Sperantza), Athens 1978, s. 129-130.

S. Lauffer, Griechenland, Lexikon der historischen Stätten, München 1989, s. 700-702.


Bu madde ilk olarak 2013 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 43. cildinde, 22-24 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.