VİLÂYÂT-ı HAMSE

ولايات خمسة
VİLÂYÂT-ı HAMSE
Müellif: OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/vilayat-i-hamse
OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ, "VİLÂYÂT-ı HAMSE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/vilayat-i-hamse (10.08.2020).
Kopyalama metni

“Beş vilâyet” anlamına gelen terkip, Fars ve Azerbaycan bölgelerinde Türk boylarının yoğun biçimde yaşadığı iki yöre için kullanılmıştır. Fars eyaletinde IV. (X.) yüzyılda yerleşik halkın bulunduğu beş idarî bölgenin yanında göçebe toplulukların yaşadığı beş bölgeye de “zumm-i hamse, vilâyât-ı hamse” adının verildiği anlaşılmaktadır. Kuzeydoğuda Yezd ve Kirman eyaletlerine sınır olan bu bölgeye Türk boylarının ve Arap kabilelerinin yoğunluk kazanmasından sonra “ilât-i hamse” denilmeye başlanmıştır. Bölgedeki Hamse’de dördü Türk, biri de kısmen Türkleşmiş Araplar’dan meydana gelen beş ilden söz edilmekte, fakat bunların isimleri zikredilmemektedir. Bu bölgede günümüzde artık yerleşik hayata geçmiş Kaşkay Türkleri ile kısmen Türkleşmiş çok az sayıda Araplar yaşamaktadır.

Azerbaycan bölgesindeki Hamse’nin de aynı şekilde meydana geldiği anlaşılmaktadır. Ayrıca “beş il, beş boy ve beş uruğ” anlamını ifade etmesi muhtemel “hamse” kelimesiyle V. (XI.) yüzyılda bölgeye yerleşen Beş Ogur / Beş Uygur isimleri arasındaki benzerlik de dikkat çekmektedir. Zengin su kaynakları ve otlaklarıyla göçebe hayat için son derece elverişli olan bölge Selçuklular devrinden itibaren yoğun biçimde Türk boylarının göçüne sahne olmuştur. Sultan Muhammed Tapar’ın vefatı üzerine kardeşi Sultan Sencer, Büyük Selçuklu tahtına çıkınca yeğeni Mahmûd b. Muhammed Tapar’ın hâkimiyetindeki toprakları kendine bağlamış, ancak daha sonra büyük bir kısmını iade etmiştir. Ülke topraklarının Mahmûd ve kardeşleri arasındaki taksimatı sırasında Hamse’yi teşkil eden Kazvin, Hemedan, Deylem, Gîlân, Tâlekān ve Azerbaycan sınırları içinde yer alan vilâyât-ı hamse toprakları Tuğrul b. Muhammed Tapar’a bırakılmıştır (Ahbârü’d-devleti’s-Selcûkıyye, s. 63; Bündârî, s. 128).

527 (1133) yılından itibaren Zencan ve Hamse’ye dahil diğer bazı şehirlerin Selçuklu Emîri Sungur’un idaresine girdiği bilinmektedir (Ahbârü’d-devleti’s-Selcûkıyye, s. 73). Bölgenin daha sonraki yıllarda atabegler arasındaki mücadelelere sahne olmuş ve Türkmen beyleri tarafından yönetilmiştir. Bu boylar İlhanlılar’dan itibaren zamanla yerleşik hayata geçmiş ve bölgenin Türkleşmesinde önemli rol oynamıştır. Tarihî ticaret yollarının kavşak noktasında yer alan bölgede İlhanlı Hükümdarı Gāzân Han zamanında Ucan, Sultan Olcaytu zamanında Sultâniye şehirleri kurulmuştur. Bugün Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan ve muhtemelen 1138-1141 (1725-1729) yıllarına ait olan Hemedan Eyaleti Mufassal Tahrir Defteri (, nr. 906, vr. 1a-210a) Türk nüfusun bölgede oldukça yoğunluk kazandığını göstermektedir. Söz konusu defterde bir kısmı tamamen terkedilmiş toplam 1827 yerleşim yerine işaret edilmektedir. Yer adlarının büyük kısmının Türkçe oluşu dikkat çekicidir. 1828’de Rusya ile İran arasında imzalanan Türkmençay Antlaşması’yla İran, Hamse bölgesindeki bütün faaliyetlerine son vermek zorunda kalmıştır. Bölge, II. Dünya Savaşı’nın ardından Tebriz’de kurulan (12 Aralık 1945) Muhtar Azerbaycan hükümetiyle Tahran arasında anlaşmazlığa yol açmış ve Tebriz hükümeti bölgeyi Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası ilân etmiş, ancak İran, Aralık 1946’da Muhtar Azerbaycan hükümetini ortadan kaldırmıştır. Bölgede bugün artık yerleşik hayata geçmiş olan Şahseven Türkmenleri yaşamaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 63-73.

, s. 128.

Ferheng-i Coġrâfyâʾî-yi Îrân (Âbâdîhâ), II, Üstân-i Yeküm: Şehristânhâ-yi Erâk-Bender Pehlevî-Reşt-Zencân-Tevâliş-Fûmenât-Lâhicân, Tahran 1328/1949, tür.yer.

V. V. Barthold, Teẕkire-yi Coġrâfyâ-yi Târîḫî-yi Îrân (trc. Hamza Serdâdver), Tahran 1372, s. 173-174, 221-232.

A. Zeki Velidi Togan, “Azerbaycan”, , II, 92, 103, 105.

Mirza Bala, “Hamse”, a.e., V/1, s. 200-203.

Abbas Zeryâb, “Âẕerbâycân”, , I, 194-207.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul'da basılan 43. cildinde, 108 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER