YETÎMETÜ’d-DEHR

يتيمة الدهر
Müellif:
YETÎMETÜ’d-DEHR
Müellif: İSMAİL DURMUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/yetimetud-dehr
İSMAİL DURMUŞ, "YETÎMETÜ’d-DEHR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yetimetud-dehr (18.10.2019).
Kopyalama metni
Tam adı Yetîmetü’d-dehr fî meḥâsini ehli’l-ʿaṣr’dır. Müellif eserini 340-400 (951-1010) yılları arasında vefat eden şair ve edipler için yazmış, eserinin ilgi görmesi üzerine de kendi ölüm tarihi olan 429 (1038) yılına kadar vefat edenleri kapsayan Tetimmetü’l-Yetîme adıyla bir zeyil hazırlamıştır. Bu iki eserin yöntem bakımından tabakat kitaplarından farkı şair ve ediplerin alfabetik değil yaşadıkları bölge, şehir ve beldelere, mensup bulundukları saraylara göre tasnif edilmesidir. 384’te (994) Nîşâbur’da yazılmaya başlanan eser, mukaddimede belirtildiğine göre öncelikle bir vezire ithaf edilmek amacıyla âcilen kaleme alınmış, daha sonra telifine devam edilerek yazımı tamamlanmıştır. Kitap coğrafî bölgelere göre dört bölüm (kısım) ve her bölüm on alt bölüm (bab) halinde düzenlenmiştir. Birinci bölümde Şam, Musul, Mısır, Mağrib ve Endülüs şair ve edipleri kaydedilmiştir. Şam’daki şairlerin diğer bölgelerin şairlerinden daha üstün olduğunun ileri sürüldüğü ve üstün yanlarının anlatıldığı babla başlayan bölümde bilhassa Hamdânî şairleriyle Seyfüddevle ve onun saray şairlerinden zengin seçmeler kaydedilmiştir. Mütenebbî’nin şiirlerinden seçmelerle ahbârına geniş yer ayrılmış, onun şiirlerinde kullandığı edebî sanatlar, bazı şiirlerinin eleştirisi, Mütenebbî’nin intihalleriyle kendisinden yapılan intihaller üzerinde durulmuş, ayrıca Serî er-Reffâ’nın serikatına dair zengin örnekler zikredilmiş, bu bölümde toplam 213 şaire yer verilmiştir. F. Dieterici, Mütenebbî ile ilgili kısmı Mutanabbi und Seifuddavla adlı eserinde (Leiden 1847) iktibas etmiştir.

İkinci bölümde Irak ve civarı edip ve şairleri söz konusu edilmiş, Büveyhî Devleti edip ve şairlerinden seçme şiir ve inşâ örnekleriyle ahbâr ve anekdotlar kaydedilmiştir. Özellikle Vezir Sâbûr b. Erdeşîr hakkında yazılan kasideler geniş yer tutmuştur. Bu kısımda toplam kırk şair ve edip zikredilmiştir. Üçüncü bölüm Cebel, Fars, Cürcân, Taberistan, İsfahan, Ahvaz şair ve ediplerine ayrılmış, Deylemîler’in (Büveyhîler) melik, vezir, kadı, kâtip ve şairlerinin edebî ürünlerinden yapılan seçmeler ve ahbâr nakledilmiştir. Burada Emîr Kābûs b. Veşmgîr yanında vezirler Ebü’l-Fazl İbnü’l-Amîd ve oğlu Ebü’l-Feth İbnü’l-Amîd, Ahmed b. İbrâhim ed-Dabbî isimli vezirler, özellikle de Vezir Sâhib b. Abbâd hakkında yazılan methiye ve mersiyelere geniş yer verilmiş, bu bölümde toplam altmış dört şair ve edip ele alınmıştır. Dördüncü bölüm Horasan, Mâverâünnehir, Buhara, Nîşâbur şair ve ediplerine dairdir. Burada özellikle Bedîüzzaman el-Hemedânî’nin edebî risâlelerinden, şair Ebü’l-Feth el-Büstî ile Vezir Ebü’l-Fazl el-Mîkâlî’den seçmeler kaydedilmiş, toplam 125 şair ve edibe değinilmiştir. Aynı yöntemle yazılan Tetimmetü’l-Yetîme üç bölümden meydana gelir. Birinci bölümde Şam ve el-Cezîre’nin zeyli olarak kırk sekiz şair ve edip, ikinci bölümde Irak’ın zeyli olarak otuz bir şair ve edip, üçüncü bölümde Rey, Hemedan, İsfahan ve diğer Cebel beldelerinin zeyli olarak 128 şair ve edipten bahsedilmiştir.

Gerek Yetîmetü’d-dehr gerekse zeyli biyografi amacıyla kaleme alınmadığından şair ve ediplerin hayatına dair yeterli bilgi verilmemiştir. Dolayısıyla eser zengin nazım ve nesir seçmeleriyle ahbâr ve anekdotlardan meydana gelen bir antoloji niteliği taşımaktadır. İbn Kalâkıs eserle ilgili şu dizeleri yazmıştır: “Yetîme’nin eşsizdir şiir beyitleri / Onlar bâkir efkâr-ı kadîme // Şairleri öldüler, onlarsa yaşamakta / Onun için denildi ona Yetîme.” Yüksek bir edebî zevki gösteren bu seçmelere yer yer edebî tahlil ve tenkitler yöneltilmesi, şairler arasında şiir sanatı ve tekniği açısından mukayeseler yapılması, şiirlerde yer alan tasvir ve anlam güzellikleriyle kusurların belirtilmesi, şiirdeki orijinal ve taklit fikirlerin eleştirisi, özellikle serikat türleri ve sanat açısından serikatın değerlendirilmesi, sık sık istitratlara yer verilmesi, bir bölgenin yerli şairleriyle oraya başka yerlerden gelen şair ve ediplerin titizlikle ayırt edilmesi gibi özellikler eserin değerini daha da arttırmaktadır.

Seâlibî’nin kendi zamanında bazı bölgelerdeki meşhur şair ve edipleri eserine almaması eleştirilmiştir. Kurtuba’da (Cordoba) Endülüs Emevî Devleti, özellikle III. Abdurrahman ile oğlu II. Hakem, ayrıca İbn Ebû Âmir el-Mansûr zamanları ve Mısır’da İhşîdîler buna örnek teşkil eder. Yine müellifin iki konudaki taassubu da kusur gibi görülmüştür. Bunlardan ilki, Şam şairlerini diğer bölgelerin ve özellikle İran’a komşu olmaları sebebiyle dillerinin bozulduğuna hükmettiği Irak şairlerinden üstün tutmasıdır; halbuki Suriye de Bizans’a komşudur. İkincisi önsözde en güzel şiirleri seçmeyi ilke edindiğini söylemesine rağmen melik, halife, emîr ve vezirlerin kötü şiirlerine yer vermesini, “Bazı şiirler bizâtihi güzel sayılmasa da söyleyenlerine nisbetle güzellik kesbeder” şeklinde açıklamış olmasıdır (Yetîmetü’d-dehr, neşredenin girişi, I, 7). Yetîmetü’d-dehr ilk baskısından sonra (Dımaşk 1304; Osman Reşer indeksini hazırlamıştır, İstanbul 1914) Ali Muhammed Abdüllatîf (Kahire 1934), Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd (I-IV, Kahire 1366, 1375-1377/1956-1958) ve Müfîd Muhammed Kumeyha (I-V, Beyrut 1403/1983 [V. cildi Tetimmetü’l-Yetîme]) tarafından neşredilmiş, Abbas İkbâl Tetimmetü’l-Yetîme’yi ayrıca yayımlamıştır (I-II, Tahran 1353/1934).

Seâlibî’den sonra onun yöntemiyle epeyce eser ortaya konulmuştur. Bunların çoğunda gerek ifadeler gerekse secili isimler bakımından Seâlibî yönteminin etkisi açıkça görülmektedir. Öte yandan Seâlibî işaret etmese de kendisinden çok önce Hârûn b. Ali İbnü’l-Müneccim (ö. 288/901) el-Bâriʿ fî aḫbâri’ş-şuʿarâʾi’l-müvelledîn adlı eserini aynı yöntemle kaleme almıştır. İbnü’n-Nedîm’in kaydettiğine göre İbnü’l-Müneccim, daha hacimli bir eserinden ihtisar ederek oluşturduğu bu kitabında Beşşâr b. Bürd ile başlayıp Muhammed b. Abdülmelik b. Sâlih ile sona eren 161 müvelled şairi bölgelerine göre ele almıştır (el-Fihrist, s. 631). el-Bâriʿi gören İbn Hallikân Seâlibî, Bâharzî, Hazîrî ve İmâdüddin el-İsfahânî’nin aynı yöntemle yazılan eserlerinin onun fer‘leri ve zeyilleri konumunda bulunduğunu ifade etmektedir (Vefeyât, II, 194). Ebü’l-Ferec el-İsfahânî el-Eġānî’de el-Bâriʿden zengin nakillere yer vermiştir. el-Bâriʿi görüp görmediğine dair bir işarette bulunmayan Kâtib Çelebi de Yetîme’nin el-Bâriʿin zeyli olduğunu kaydetmektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2049). Ancak Seâlibî’den sonra bu yöntemle eser yazanlar Yetîmetü’d-dehr’den etkilendiklerini belirtmişlerdir. Nitekim İbn Bessâm eş-Şenterînî eẕ-Ẕaḫîre’sinde (I, 20) Yetîme’nin yöntemini kullandığını söylemiştir.

Yetîmetü’d-dehr’e benzer şekilde yazılan, birbirinin zeyli konumundaki başlıca eserler şöylece sıralanabilir: 1. Ali b. Hasan el-Bâharzî (ö. 467/1075), Dümyetü’l-ḳaṣr ve ʿuṣretü ehli’l-ʿaṣr (Halep 1349; nşr. M. Râgıb et-Tabbâh, Halep 1930; nşr. Muhammed Altuncî, I-II, Dımaşk 1974-1976; Küveyt 1405/1985; bk. BÂHARZÎ, Ali b. Hasan). Yaklaşık 600 şair ve 8000 beyit içeren eser yedi bölgeye ayrılmış, her bölgeye dahil olan edip ve şairler eskiler, orta dönemde yaşayanlar ve yeniler şeklinde ele alınmıştır. Yedi bölge şunlardır: Bedevî ve Hicaz şairleri (yirmi dokuz şair); Şam, Diyarbekir, Azerbaycan, Cezîre ve Mağrib şairleri (altmış dokuz şair); Irak şairleri (altmış beş şair); Rey, Cibâl, İsfahan, Fars, Kirman şairleri (yetmiş beş şair); Cürcân, Esterâbâd, Kūmis, Dihistan, Hârizm, Mâverâünnehir şairleri (elli beş şair); Horasan, Kuhistan, Büst, Sicistan, Gazne ve civarı şairleri (217 şair; bu kısım Belh, Nîşâbur, Beyhak, İsferâyin ve Zevzen şehirlerini içermektedir); hayatları ve şiirlerine dair her yerde bilgi bulunmayan az ürün vermiş şairler (yirmi şair). Bu eserde de fazla biyografik bilgi verilmemiştir, dolayısıyla eser bir şiir antolojisi niteliğindedir. Dümyetü’l-ḳaṣr’ı İbn Manzûr ile Takıyyüddin b. Abdülkādir et-Temîmî ihtisar etmiş, İbn Münkız ile Hasan b. Muzaffer en-Nîsâbûrî de esere zeyil yazmıştır. 2. Ebü’s-Salt ed-Dânî (ö. 529/1135), Ḥadîḳatü’l-edeb (Kitâbü’l-Ḥadîḳa ʿalâ üslûbi’l-Yetîme). Yetîmetü’d-dehr’in etkisinde Endülüs’te yazılan ilk eserdir. İmâdüddin el-İsfahânî, Ḫarîde’sinde Endülüs şairleri hakkında bu eserden nakiller yapmıştır ve eserden zamanımıza sadece bu nakiller intikal etmiştir. 3. İbn Bessâm eş-Şenterînî (ö. 542/1147), eẕ-Ẕaḫîre fî meḥâsini ehli’l-Cezîre (nşr. İhsan Abbas, I-VIII, Beyrut 1399/1979). Önsözde Yetîmetü’d-dehr’in yönteminden etkilendiğini açıkça belirten İbn Bessâm V. (XI.) yüzyıl Endülüs şairlerini ele aldığı eserini Yetîme gibi dört bölüme ayırmıştır. Eserde şairler hakkında ayrıntılı biyografik bilgiler de mevcuttur (bk. İBN BESSÂM eş-ŞENTERÎNÎ). 4. Ali b. Zeyd el-Beyhakī (ö. 565/1169), Vişâḥu Dümyeti’l-ḳaṣr ve liḳāʾü ravżati’l-ʿaṣr (Bursa Bölge Ktp., Hüseyin Çelebi, nr. 870). Beyhakī kitabında çağdaşı olan şairlere de yer vermiş ve eserinin Dürretü’l-Vişâḥ adlı küçük bir zeylini de kaleme almıştır (Yâkūt, XIII, 266; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2011). 5. Dellâlülkütüb Sa‘d b. Ali el-Hazîrî (ö. 568/1172), Zînetü’d-dehr ve ʿuṣretü ehli’l-ʿaṣr. İbn Hallikân eserden birçok nakilde bulunmuştur (Vefeyât, I, 144; II, 183, 189, 384, 390; IV, 83, 393, 450, 485; bk. DELLÂLÜLKÜTÜB). 6. İmâdüddin el-İsfahânî (ö. 597/1201), Ḫarîdetü’l-ḳaṣr ve cerîdetü’l-ʿaṣr. V. (XI.) yüzyıl şairlerinin bir kısmı ile VI. (XII.) yüzyıl şairlerinin çoğunu (1000’e yakın) kapsayan eser bu türün en hacimli kitabıdır. Muhammed Behcet el-Eserî, Şükrî Faysal, Ahmed Emîn gibi birçok nâşirin katıldığı eserin son neşri on yedi cilt tutmuştur (bk. İMÂDÜDDİN el-İSFAHÂNÎ). Şu eserlerde de Yetîmetü’d-dehr’in yöntemi sürdürülmüştür: İbn Saîd el-Mağribî ve diğerleri, el-Muġrib fî ḥule’l-Maġrib; İbnü’n-Neccâr el-Bağdâdî, Kitâbü’z-Zehr fî meḥâsini şuʿarâʾi’l-ʿaṣr; İbnü’ş-Şa‘‘âr, ʿUḳūdü’l-cümân; İbnü’l-Ahmer, Nes̱îrü’l-cümân ve Nes̱îru ferâʾidi’l-cümân; Şehâbeddin el-Hafâcî, Reyḥânetü’l-elibbâ; Muhibbî, Nefḥatü’r-Reyḥâne ve Zeylü Nefḥati’r-Reyḥâne; İbn Ma‘sûm, Sülâfetü’l-ʿaṣr; Muhammed b. Mustafa el-Gulâmî, Şemmâmetü’l-ʿanber.

BİBLİYOGRAFYA
Ebû Mansûr es-Seâlibî, Yetîmetü’d-dehr (nşr. Müfîd M. Kumeyha), Beyrut 1403/1983, neşredenin girişi, I, 3-8, M. Muhyiddin Abdülhamîd’in mukaddimesi, I, 11-22, Seâlibî’nin mukaddimesi, I, 25-31; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Şüveymî), s. 631; Ali b. Hasan el-Bâharzî, Dümyetü’l-ḳaṣr (nşr. Abdülfettâh M. el-Hulv), Kahire 1968, neşredenin girişi, I, 3-4; İbn Bessâm eş-Şenterînî, eẕ-Ẕaḫîre (nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1399/1979, I, 20; ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 5-7; İmâdüddin el-İsfahânî, Ḫarîdetü’l-ḳaṣr: el-Ḳısmü’l-ʿIrâḳī (nşr. M. Behcet el-Eserî – Cemîl Saîd), Bağdad 1375/1955, neşredenin girişi, I, 84-104; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XIII, 266; İbn Hallikân, Vefeyât, I, 144; II, 143, 183, 189, 194, 366, 384, 390; IV, 83, 393, 450, 485; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2011, 2049; , neşredenin girişi, I, 32-37; Muhibbî, Nefḥatü’r-Reyḥâne, neşredenin girişi, I, 25-28; Abbas el-Azzâvî, Târîḫu’l-edebi’l-ʿArabî fi’l-ʿIrâḳ, Bağdad 1382/1962, II, 62-65, 172, 202, 213, 240-245; ayrıca bk. tür.yer.; Mustafa eş-Şek‘a, Menâhicü’t-teʾlîf ʿinde’l-ʿulemâʾi’l-ʿArab, Beyrut 1991, s. 626, 634-644, 645-661; C. E. Bosworth, “Manuscripts of Tha‘ālībī’s Yatīmat ad-dahr in the Suleymaniye Library, Istanbul”, JSS, XVI (1971), s. 41-49; Tevfik Rüştü Topuzoğlu, “Further Istanbul manuscripts of Thaʿālibī’s Yatīmat al-dahr”, IQ, XV/1 (1971), s. 62-65; Muhammed Eşhibâr, “Kitâbü Yetîmeti’d-dehr fî meḥâsini ehli’l-ʿaṣr li-Ebî Manṣûr es̱-S̱eʿâlibî ve es̱eruhû fî menheci’t-teʾlîfi’l-edebî”, Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb ve’l-ʿulûmi’l-insâniyye bi-Fâs, sy. 7, Dârülbeyzâ 1983-84, s. 141-187; a.mlf., “Melâmiḥ naḳdiyye fî Yetîmeti’d-dehr li-Ebî Manṣûr es̱-S̱eʿâlibî”, a.e., sy. 10 (1989), s. 31-53; M. Abdullah el-Câdir, “Meṣâdirü’l-Bâḫarzî”, MMMA (Küveyt), XXVI/1 (1982), s. 107-112; Sâmî Mekkî el-Ânî, “Taʿlîḳ ʿalâ maḳāleti Meṣâdiri’l-Bâḫarzî”, a.e., XXVI/2 (1982), s. 813-816.
Bu madde ilk olarak 2013 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 43. cildinde, 503-504 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.