YEZD

يزد
Müellif:
YEZD
Müellif: ERDOĞAN MERÇİL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 09.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/yezd
ERDOĞAN MERÇİL, "YEZD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yezd (09.12.2019).
Kopyalama metni
İran’ın orta kesimlerinde Deşt-i Kevîr çölüne komşu ve bir bölümü kumlarla kaplı ova üzerinde bulunur, denizden yüksekliği 1230 metredir. İbn Havkal, Yezd’in eski adının Kese (كثه) olduğunu (Ṣûretü’l-arż, s. 283), Hamdullah el-Müstevfî, Fars eyaletinin İstahr bölgesinde yer aldığını, surlarının tuğladan yapıldığını, halkın çoğunluğunu Sünnîler ve onların içinde de Şâfiîler’in teşkil ettiğini belirtir (Nüzhetü’l-ḳulûb, s. 9, 74, 84). Yâkūt el-Hamevî de Nîşâbur, Şîraz ve İsfahan arasında Şîraz’a 70 fersah (yaklaşık 420 km.) mesafede bulunduğunu söyler (Muʿcemü’l-büldân, V, 498). Şehrin bir kale ve hapishane olarak İskender tarafından kurulduğu rivayet edilir (Ahmed b. Hüseyin b. Ali Kâtib, s. 16).

Yezd, Hz. Osman devrinde fethedilince halkı İslâm dinini kabul etmeye başladı; Benî Temîm kabilesinden bir grup şehre yerleştirildi. Daha sonra Ömer b. Mugīre, Yezd valiliğine tayin edildi. Emevîler devrinde Fars’a bağlanan Yezd vilâyetindeki bütün Zerdüştler cizye ödemeyi kabul etmişlerdi. Emevîler’in son Yezd valisi Ebü’l-Alâ et-Tevkī, Abbâsî ihtilâli sırasında öldürülünce şehir Abbâsîler’in idaresi altına girmiş oldu. Uzun, karışık ve karanlık bir dönemin ardından Kâkûyî hânedanının kurucusu Alâüddevle Muhammed b. Rüstem Düşmenziyâr, Yezd’i ele geçirerek kendi adına para bastırdı (421/1030). Onun ölümünden (1041) sonra yerine oğlu Ebû Mansûr Ferâmurz geçti. Tuğrul Bey bir yıllık kuşatmanın ardından Kâkûyîler’in başşehri İsfahan’ı ele geçirince (Muharrem 443 / Mayıs-Haziran 1051) Yezd ve Eberkûh şehirleri Ferâmurz’a iktâ edildi. Ferâmurz şehrin kulelerinin de yer aldığı ve dört büyük kumandanın isminin yazıldığı dört büyük demir kapılı surla çevrilmesini istedi. Ayrıca bir saray ve cuma mescidi yaptırdı. Ferâmurz’dan sonra oğlu Alâüddevle Ali hânedanın başına geçti. Ali de babası gibi Selçuklu sultanları tarafından himaye edildi ve Çağrı Bey’in daha önce Halife Kāim-Biemrillâh ile evli olan kızı Hatice Arslan Hatun ile evlendirildi (469/1076-77). Ali’nin oğlu Ebû Tâlib Gerşâsb da Selçuklular’a bağlılığını sürdürdü. Gerşâsb, Sultan Muhammed Tapar’ın kız kardeşi Sitâre Hatun ile evliydi. Bir ara Yezd’e Kirman Selçukluları sahip oldu. Gerşâsb, Sultan Sencer’in saflarında Karahıtaylar’a karşı yapılan Katvân savaşında öldü (536/1141). Irak Selçuklu Sultanı Arslanşah b. Tuğrul zamanında (1161-1177) Yezd’i Gerşâsb’ın iki kızı idare etmekteydi. Daha sonra Rükneddin Sâm b. Lenger atabeg tayin edilip bu kızlardan biriyle evlendi. Ardından burada Yezd Atabegleri adıyla tanınan bir hânedan kuruldu. Yezd Atabegleri’ni Rükneddin Sâm’ın kardeşi İzzeddin Ca‘fer’in yönettiği dönemde Kirman Selçukluları ve Fars Atabegleri’yle iyi ilişkiler kuruldu. Yezd Atabegleri’nden Salgurşah, Hülâgû’ya elçi ve hediyeler göndererek itaat arzetti. Hülâgû da hükümdarlık menşuru ve hil‘at yollayıp onu yerinde bıraktı. Alâüddevle’nin atabegliğinin son yılında Yezd’de büyük bir sel felâketi meydana geldi (673/1275). Bu duruma üzülen Alâüddevle hastalandı ve bir ay sonra öldü. Yerine kardeşi Yûsufşah b. Togan Şah geçti. Selden zarar gören şehir Atabeg Yûsufşah tarafından onarıldı. Daha sonra bazı ilâve surlar ve kapılar yapıldı. Moğol istilâsının ardından şehir Cibâl eyaletine, ardından Kirman eyaletine bağlandı. İlhanlılar, Yezd’den yıllık 251.000 dinar vergi alıyordu. Yezd Atabegleri hânedanı Hacı Şah döneminde 718’de (1318) Muzafferîler tarafından yıkıldı.

Son İlhanlı hükümdarı Ebû Said Bahadır Han şehrin idaresini Muzafferîler’den Mübârizüddin Muhammed’e verdi. Muzafferîler, Timur tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar (795/1393) Yezd’i idare ettiler. Ardından Timur’un büyük oğlu Ömer Şeyh, Yezd dahil Fars bölgesi valisi oldu. Şâhruh devrinde (1405-1447) Yezd’e tayin edilen valilerden Celâleddin Çakmak döneminde halk huzur içinde yaşadı. Valinin hanımı Bîbî Fâtıma ve oğlu Şemseddin şehirde birçok imar faaliyetinde bulundular ve vakıflar tahsis ettiler. Emîr Çakmak ve hanımı da Yezd’de birçok mescid, hankah, kervansaray, hamam, şeker imalâthanesi ve değirmen yaptırdılar, kuyular açtırdılar. Ayrıca daha önce Selçuklular zamanında inşa edilen birçok cami, medrese, ribât, hankah, köprü, türbe ve hamam tamir edildi. Bunların sayısının 1000’e ulaştığı rivayet edilir. Yezd, Timurlular devrinde en parlak dönemini yaşadı. Bu devrede şehirde inşa edilen eserler İran mimari eserlerinden daha üstündür (Aka, Timur ve Devleti, s. 122-123).

Yezd 857’de (1453) İran’ın büyük bir kısmını hâkimiyeti altına alan Karakoyunlular’ın eline geçti. Ertesi yıl şehirde veba salgını çıktı ve büyük bir kıtlık yaşandı. Ölenler arasında meşhur tarihçi Şerefeddin Ali Yezdî de vardı. 860 (1456) yılındaki sel felâketinde de şehir büyük zarar gördü. Eserini Karakoyunlu Cihan Şah devrinde yazan Ahmed b. Hüseyin Kâtib, Yezd ahalisinin mesut ve müreffeh bir hayat sürdüğünü, refahın çok yüksek bir seviyeye ulaştığını, halkın idareden memnun olduğunu ve ipekli kumaştan elbiseler giydiğini, tahıl ve meyve üretimi yapıldığını, gençlerin içki içip eğlendiklerini ve bundan dolayı cezalandırılmadıklarını kaydeder (a.g.e., s. 126). Karakoyunlu Devleti’nin 873’te (1469) yıkılması üzerine Yezd, Akkoyunlular’ın hâkimiyeti altına girmiş olmalıdır. Şah İsmâil 28 Cemâziyelâhir 910 (6 Aralık 1504) tarihinde bir aylık bir kuşatmanın ardından şehre girdi. Daha sonraki dönemde Yezd bir ara Afganlar’ın eline geçtiyse de 1142’de (1729) Yezd’in Afgan valisi kaçtı ve Nâdir Şah Afşar şehrin yeni sahibi oldu. Şehre tayin edilen Afşar valilerinden Muhammed Takī Han Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar devrinde elli iki yıl görev yaptı.

Kaçarlar devrinde Yezd’de birçok isyan çıktı. Kaçarlar’ın şehre gönderdiği valilerin çoğu Kaçar şehzadeleriydi. Bunların en dikkate değerlerinden biri olan Muhammed Velî Mirza 1821’den 1828’e kadar bu görevde kaldı. Şehir bu dönemde İsfahan eyaletine bağlandı. Ağa Han 1840’ta Kirman ve Yezd’de isyana kalkıştıysa da yenilerek Hindistan’a kaçtı. 1848’de Bahâî ayaklanması meydana geldi. 1888’de eyalette bağımsız bir yönetim kuruldu, ancak iki yıl sonra tekrar merkezî yönetime bağlandı. Bugün 76.156 km2’lik bir alanı kapsayan eyalet Yezd, Erdekân, Bâfk, Taft, Eberkûh, Mihriz ve Meybüz adlı yedi şehristandan oluşmaktadır ve Fars, İsfahan, Horasan, Kirman eyaletleriyle çevrilidir. Şehrin nüfusu 2006 yılı sayımına göre 432.194, eyaletin (üstân) nüfusu 990.818 idi.

Yezd Ortaçağ’da önemli ticaret merkezlerinden biriydi. Şîraz’dan yola çıkan ticaret kafileleri Hârizm’e kadar gidip Ürgenç ve Saray şehirlerini dolaştıktan sonra Horasan ve Yezd üzerinden Şîraz’a geri dönüyordu. Şemseddin Muhammed adlı bir tüccar Şîraz’da Mirza Abdullah’tan aldığı para ile (30.000 dinar) Cava ve Kamboçya’dan öd ağacı, ak ve kızıl sandal ağacı, karabiber, zencefil, hindistan cevizi, karanfil, abanoz ağacı ve çivit boyası satın alarak Saray şehrine kadar gitmiş, Herat ve Ürgenç’te malların bir kısmını satmıştı. Buradan Çin malı ibrişim, kemhâ, atlas, yarı ipekli kumaşlar, rus keteni ve yünlü kumaşlar alıp 45.900 dinar harcamış, bunların bir kısmını Herat’ta satarak Yezd’e dönmüştü (a.g.e., s. 131). Kirman Selçukluları devrinde İran’ın büyük ticaret yollarından biri Yezd’den geçmekteydi. Bu yol Hürmüz Limanı’ndan başlamakta, Cîruft ve Berdesîr’den geçerek Yezd ve Horasan ile çevredeki diğer ülkelere ulaşmaktaydı. Hindistan ile ticaret Safevîler devrinde çok önem kazanmıştı. XIX. yüzyılın başlarında Yezd büyük bir nüfusa sahipti ve tâcirler arasında güvenli oluşuyla meşhurdu. İpek, halı, keçe, şal ve kaba pamuklu elbise ticareti gelişmişti. Bu sayede Yezd, İran’ın en zengin şehirlerinden biri oldu. Günümüzde de İsfahan’ı Kirman’a bağlayan yol üzerinde önemli bir tarımsal ticaret merkezidir. Yezd çevresindeki alanlarda yetiştirilen tarım ürünleri pamuk, hububat ve meyvedir. Hububat üretimi ihtiyacı karşılayacak miktarda değildi; bu sebeple İsfahan’dan ve başka yerlerden hububat alınıyordu. Meyvelerden en çok nar, elma, armut, kayısı ve kiraz yetiştirilmektedir. Şehirde şeker kamışından şeker üreten imalâthaneler vardır. Hayvancılık fazla gelişmemiş olup az miktarda keçi yetiştirilmektedir. Yezd ipeğiyle meşhurdur. XIX. yüzyılın ikinci yarısında ipek üretimi azalmış, onun yerini afyon ve pamuk almıştır. İpekçilik bugün de devam eden iş kollarından biridir. Ayrıca pamuklu ve yünlü dokumalarla halı üretimi önemli sanayi kollarıdır.

Yezd’de İslâm öncesine ve İslâmî döneme ait birçok tarihî eser mevcuttur. İslâmî döneme ait en eski mimari yapılardan biri Mescid-i Cum‘a (Mescid-i Câmi‘) olup 512 (1119) yılında inşa edilmiştir. Bunun dışında Buk‘a-i Düvâzde İmam, Bâğ-ı Devletâbâd, Mescid-i Emîr Çakmak, Tekke-i Emîr Çakmak, Buk‘a-i Seyyid Rükneddin, Medrese-i Seyyid Şemseddin, Mescid-i Rîg, Meydân-ı Han, Bâzâr-ı Han, Musallâ-yı Atîk, Mescid-i Molla İsmâil ve Âteşkede-i Zerdüştiyân sayılabilir (geniş bilgi için bk. Fihrist-i Binâḫâ-yı Târîḫî, s. 51-55; Hüseyin Meserret, s. 40, 959-1057). Ortaçağ’da Yezdî nisbesiyle meşhur birçok âlim yetişmiş olup bazıları şunlardır: Ebü’l-Hasan Muhammed b. Ahmed b. Ca‘fer, Ebû Abdullah Muhammed b. Necmeddin b. Muhammed, Ebû Ca‘fer Ahmed b. Mihrân b. Hâlid, İshak b. Ahmed b. Zîrek, İbn Mencûye, İmam Ali b. Ahmed b. Hüseyin ve kardeşi İmam Muhammed, Târîḫ-i Cedîd-i Yezd müellifi Ahmed b. Hüseyin b. Ali Kâtib, el-ʿUrâża fi’l-ḥikâyeti’s-Selcûḳıyye müellifi Muhammed b. Muhammed el-Hüseynî, Kādî Mîr Meybüdî, Muhammed Bâkır Yezdî, Muînüddîn-i Yezdî, Şair Vahşî-i Bâfkī. Erdeşîr-i Yezdî Süḫanverân-ı Yezd adlı bir eser yazmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Havkal, Ṣûretü’l-arż (nşr. H. J. Kramers), Leiden 1967, s. 283; İbnü’l-Belhî, Farsnâme (nşr. G. le Strange – R. A. Nicholson), London 1921, s. 122; Sem‘ânî, el-Ensâb (Bârûdî), V, 689-691; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (Cündî), V, 498-499; Ca‘fer b. Muhammed b. Hasan Ca‘ferî, Târîḫ-i Yezd (nşr. Îrec Efşâr), Tahran 1338 hş., s. 15-19, 23, 26, 36, 38, 41, 44, 81-83; Ahmed b. Hüseyin b. Ali Kâtib, Târîḫ-i Cedîd-i Yezd (nşr. Îrec Efşâr), Tahran 1345 hş., tür.yer.; Müstevfî, Nüzhetü’l-ḳulûb (Strange), bk. İndeks; Nizâmeddîn-i Şâmî, Zafernâme (trc. Necati Lugal), Ankara 1949, s. 202; Şerefeddin Ali Yezdî, Ẓafernâme (nşr. Muhammed Abbâsî), Tahran 1336 hş., I, 433-441, 599; Hândmîr, Ḥabîbü’s-siyer, Tahran 1333 hş., III, 572, 598; IV, 257, 478 vd.; Gaffârî, Cihânʾârâ (nşr. Müctebâ Mînovî), Tahran 1343 hş., s. 82-83, 269, 272; M. Müfîd Müstevfî-i Bâfkī, Câmiʿ-i Müfîdî (nşr. Îrec Efşâr), Tahran 1340 hş., III, 276, 366, 645, 650-704, 738, 740, 742, 754; İskender Bey Münşî, Târîḫ, I, 30, 354, 421-425; Îrec Efşâr, Yâdgârhâ-i Yezd, Tahran 1345 hş., II, 671-672, 674-675; Fihrist-i Binâhâ-yı Târîḫî ve Emâkîn-i Bâstânî-yi Îrân, Tahran 1345 hş., s. 51-55; Hüseyin Kulî Sütûde, Târîḫ-i Âl-i Muẓaffer, Tahran 1346 hş., I, tür.yer.; Faruk Sümer, Karakoyunlular, Ankara 1967, I, 71, 80, 94, 104, 106, 134; a.mlf., Safevî Devleti’nin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1976, s. 109, 146, 188; Erdoğan Merçil, Fars Atabegleri, Salgurlular, Ankara 1975, s. 16, 49, 51-52, 54-55, 58, 100, 105, 141; a.mlf., Kirman Selçukluları, Ankara 1989, tür.yer.; a.mlf., “Yezd Atabegleri”, TED, sy. 12 (1982), s. 367-386; a.mlf., “Yezd”, İA, XIII, 403-408; W. Barthold, An Historical Geography of Iran (trc. S. Soucek), Princeton 1984, s. 136, 148, 153, 167-168, 173; İsmail Aka, Timur ve Devleti, Ankara 1991, tür.yer.; a.mlf., Mirza Şahruh ve Zamanı (1405-1447), Ankara 1994, tür.yer.; Ali Sevim – Erdoğan Merçil, Selçuklu Devletleri Tarihi, Ankara 1995, s. 120, 205, 311, 318-320, 322-323, 327, 414, 515; Hüseyin Meserret, Yezd: Yâdgâr-ı Târîḫ, Tahran 1376 hş.; A. K. S. Lambton, “Yezd”, Historic Cities of the Islamic World (ed. C. E. Bosworth), Leiden 2007, s. 557-566; a.mlf., “Yazd”, EI2 (İng.), XI, 302-309; C. E. Bosworth, “Dailamīs in Central Iran: The Kākūyids of Jibāl and Yazd”, Iran, VIII, London 1970, s. 73-95.
Bu madde ilk olarak 2013 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 43. cildinde, 510-512 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.