YEZÎD b. EBÛ MÜSLİM - TDV İslâm Ansiklopedisi

YEZÎD b. EBÛ MÜSLİM

يزيد بن أبي مسلم
Müellif:
YEZÎD b. EBÛ MÜSLİM
Müellif: İSMAİL YİĞİT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.07.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/yezid-b-ebu-muslim
İSMAİL YİĞİT, "YEZÎD b. EBÛ MÜSLİM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/yezid-b-ebu-muslim (25.07.2021).
Kopyalama metni

Bazı rivayetlerde Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî’nin süt kardeşi ve mevlâsı diye zikredilse de onun mensup bulunduğu Sakīf kabilesinin mevâlîsinden olduğu tesbit edilmiştir (Câhiz, el-Burṣân, s. 157; Cehşiyârî, s. 42). Yezîd’in kabiliyetini farkeden Haccâc kendisini Dîvânü’r-resâil ve şurta teşkilâtının başına getirdi. Ayrıca Haccâc’a danışmanlık yapan Yezîd onun üzerinde etkili olmuştur. Cehşiyârî, Haccâc’ın Yezîd’e kendisi için 300, hanımı için de 50 dirhem aylık verdiğini, Yezîd’in de ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kalan parayla muhtaçlara yardım ettiğini nakleder (el-Vüzerâʾ ve’l-küttâb, s. 43). Haccâc vefatından önce Yezîd’i Kûfe ve Basra’nın haracını toplamakla görevlendirdi. Bazı rivayetlerde Yezîd’in bu göreve Haccâc’ın ölümünün ardından Halife I. Velîd tarafından tayin edildiği de zikredilir. Hatta Yezîd’i çok beğenen halifenin Haccâc’ı dirheme, Yezîd’i ise dinara benzeterek bir dirhem kaybedip bir dinar bulduğunu söylediği rivayet edilmiştir (Taberî, VI, 493). Yezîd bu görevini Velîd’in ölümüne kadar yaklaşık dokuz ay sürdürdü (Cehşiyârî, s. 43).

Yezîd b. Ebû Müslim, 96 (715) yılında yeni halife Süleyman b. Abdülmelik tarafından görevinden azledilince Irak valiliğine getirilen Yezîd b. Mühelleb onu tutuklayıp yargılanmak üzere halifeye gönderdi. Halife Süleyman, Belkā’da zincire vurulmuş halde huzuruna çıkarılan Yezîd’e ve Haccâc’a ağır hakaretlerde bulundu; Haccâc’la ilgili olarak onu sorguya çekti. Yezîd b. Ebû Müslim halifeye Haccâc’ın yaptığı her şeyi babası Abdülmelik’e ve kardeşi I. Velîd’e hizmet amacıyla yaptığını söyleyince halife kendisine, “Haccâc’ın cehennemdeki durumunu tahayyül edebiliyor musun?” diye sordu. Bunun üzerine Haccâc’ın Emevî hânedanına yardım ettiğini, düşmanlarına boyun eğdirdiğini, sevenlerini emniyet ve sükûn içinde yaşattığını söyleyen Yezîd halifeye, “Kıyamet gününde Haccâc’ı baban Abdülmelik’in sağında, kardeşin Velîd’i ise sol tarafında görür gibiyim; onu istediğiniz yere koyabilirsiniz” dedi. Yezîd’in bu sözlerinden etkilenen halifenin, kendini ve efendisini temize çıkarmadaki gayreti dolayısıyla onu takdir ettiği bildirilir. Ardından yapılan tahkikat neticesinde herhangi bir suçu tesbit edilemeyen Yezîd b. Ebû Müslim serbest bırakıldı. Sorgulama sırasında Yezîd’in kabiliyetini ve resmî yazışmalardaki maharetini anlayan ve Yezîd b. Mühelleb’den onun paraya önem vermeyen güvenilir biri olduğunu öğrenen Süleyman’ın kendisini kâtip olarak görevlendirmek istediği, ancak yanında bulunan Ömer b. Abdülazîz’in Yezîd’in kendilerine sürekli Haccâc’ı hatırlatacağını söylemesi üzerine bundan vazgeçtiği nakledilir. Öte yandan halifenin Yezîd’i önceki görevine iade etmek istediği, Ömer b. Abdülazîz’in karşı çıkması üzerine bundan vazgeçtiği de zikredilir (Belâzürî, VIII, 113).

Serbest bırakıldıktan sonra Kûfe’ye giden Yezîd b. Ebû Müslim’in tekrar tutuklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim Süleyman’ın yerine hilâfete gelen Ömer b. Abdülazîz’in Kûfe’ye gönderdiği Muhammed b. Yezîd el-Ensârî, Yezîd dışındaki tutukluların tamamını serbest bıraktığını, bu yüzden onun kendisine karşı büyük kin beslediğini ve intikam için yemin ettiğini söylemiştir (Halîfe b. Hayyât, s. 334). Daha sonra affedilen Yezîd, Bizans sınırlarına giderek orduya katıldı. Yezîd’in Dâbık’ta bulunduğunu öğrenen Halife Ömer’in onun yer aldığı bir ordunun zafer kazanmasından memnun kalmayacağını söyleyerek Yezîd’in kendisine gönderilmesini emrettiği, ayrıca yıllık atâsını 2000 dinardan 30 dinara indirdiği bildirilmektedir (İbn Asâkir, LXV, 393).

Yezîd b. Ebû Müslim, Ömer b. Abdülazîz’in yerine geçen II. Yezîd tarafından 101 (719-20) yılında İfrîkıye ve Mağrib valiliğine tayin edildi. Ancak Kayrevan’a ulaştıktan kısa bir süre sonra bir isyan veya suikast neticesinde öldürüldü (102/720-21). Kaynaklarda onun öldürülme sebebiyle ilgili olarak iki farklı rivayet nakledilir. Taberî, Yezîd’in Irak’ta efendisi Haccâc’ın mevâlîye karşı takip ettiği siyaseti burada da uygulamaya kalkıştığı için öldürüldüğünü söyler. Buna göre Yezîd, kırsal kesimden şehirlere göç eden Berberî asıllı mevâlîyi köylerine geri gönderme ve onlardan müslüman olmadan önce alınan cizyenin alınmaya devam edilmesi kararından dolayı harekete geçen isyancılar tarafından öldürülmüştür (Târîḫ, VI, 617). Bazı tarihçiler ise onun öldürülme sebebini Kayrevan’da Mûsâ b. Nusayr’ın oğlu Abdullah ve mevâlîsine karşı davranışına bağlamaktadır. Yezîd valiliğe tayin edildiği günlerde Suriye’de bulunan Abdullah b. Mûsâ ile birlikte Kayrevan’a gitmiş, orada Abdullah’ı tutuklayarak bölgedeki askerin beş yıllık erzakını malından karşılamasını istemiş, ayrıca Mûsâ b. Nusayr ailesinin Berberî asıllı mevâlîsinin mallarına el koyup yakınlarına ve muhafızlarına dağıtmıştır. Ellerini damgalayıp onları köleleştirdiği de söylenir. Ayrıca önceki valiyi tutuklatıp ona şiddetli işkence yaptırınca muhafızlarından biri tarafından öldürüldüğü nakledilir. İbn Abdülhakem, suikast düzenlemekle itham edilen Abdullah b. Mûsâ’nın da Halife II. Yezîd’in emriyle öldürüldüğünü kaydeder (Fütûḫu Mıṣr, s. 242-243). Bu konuyla ilgili başka rivayetler de vardır. İsyancılar Yezîd’i öldürdükten sonra ensarın mevlâsı Muhammed b. Yezîd’i başlarına geçirdiler; Halife Yezîd b. Abdülmelik’e temsilci göndererek Yezîd b. Ebû Müslim’i haklı gerekçelerle öldürdüklerini ve kendisine itaatten ayrılmadıklarını haber verdiler. Halife de Yezîd’in yaptıklarını benimsemediğini bildirdi ve Muhammed b. Yezîd’in valiliğini onayladı (Taberî, VI, 617; Cehşiyârî, s. 57). Kısa süre sonra da onu görevinden alıp İfrîkıye valiliğine Bişr b. Safvân el-Kelbî’yi getirdi. Yezîd b. Ebû Müslim’in hitabet ve kitâbet sanatındaki maharetinden övgüyle söz edilir. Onun Hâricîliği benimsediği, ancak bunu gizlediği de rivayet edilir (Müberred, III, 170; İbn Asâkir, LXV, 390).


BİBLİYOGRAFYA

, s. 308, 326, 334.

, I, 292, 395-396; II, 203-204.

a.mlf., el-Burṣân ve’l-ʿurcân (nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Beyrut 1990, s. 156-157.

İbn Abdülhakem, Fütûḥu Mıṣr ve’l-Maġrib (nşr. Ali M. Ömer), Kahire 1415/1995, s. 242-243.

, VII, 359-361; VIII, 106-108, 113, 282, 286; XIII, 353.

Müberred, el-Kâmil (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1417/1997, II, 75; III, 170.

, II, 313.

, VI, 493, 506, 617.

, s. 42-43, 56-57.

, III, 186-187.

Rakīk el-Kayrevânî, Târîḫu İfrîḳıyye ve’l-Maġrib (nşr. M. Zeynühüm M. Azeb), Kahire 1414/1994, s. 62-63.

, LXV, 388-394.

, V, 11, 77, 101.

, VI, 295, 309-312.

, I, 48-49.

, IV, 593-594; VI, 58.

Patricia Crone, “Yazīd b. Abī Muslim”, , XI, 312.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul’da basılan 43. cildinde, 519-520 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER