ZEVÂVÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

ZEVÂVÎ

الزواوي
Müellif:
ZEVÂVÎ
Müellif: ADEM YERİNDE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zevavi
ADEM YERİNDE, "ZEVÂVÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zevavi (30.09.2020).
Kopyalama metni

588 (1192) veya 589’da Cezayir’in sahil şehri Bicâye’de doğdu. Zevâvî nisbesi Bicâye’nin yüksek kesimlerinde dağlık bölgelerde yaşayan, zamanla Mısır ve Şam’a yayılan, birçok kolu bulunan Berberî kabilesi Zevâve’den gelmektedir. Kabilenin yaşadığı bölgede Zevâve adıyla anılan tarihî bir beldeden de söz edilir (Yâkūt, III, 155). Çocukluk döneminden sonra 614 (1217) veya 615 yılında (Yûnînî, IV, 173) Mısır’a giden Zevâvî, Kahire’de Ebû Abdullah Muhammed b. Abdülhâliḳ el-Mısrî’den İsmâil b. Halef es-Sarakustî’nin el-ʿUnvân fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿi ile Mekkî b. Ebû Tâlib’in et-Tebṣıra fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ adlı eserini okudu. Ardından İskenderiye’de Îsâ b. Abdülazîz el-İskenderânî’den çeşitli kıraat rivayetlerini öğrenerek icâzet aldı (, III, 1350). 617’de (1220) Dımaşk’a yerleşti ve burada kırâat-i seb‘a-yı bir kere de Alemüddin es-Sehâvî’den okudu. Bu hocasından hadis dersleri aldı ve hadisçi yönüyle de tanındı (Zehebî, el-Muʿîn, I, 217). Zevâvî, Ebü’l-Feth Muhammed b. Ali el-Ensârî’den sonra, Ebû Şâme el-Makdisî gibi bir kıraat otoritesinin varlığına rağmen, vakfiyesinde kıraat ilmini en iyi bilenin göreve getirilmesinin şart koşulduğu (İbnü’l-Cezerî, II, 186) Ümmü Sâlih Türbesi (Türbetü’s-Sâlihiyye) meşihatlığına tayin edildi ve bu görevini yirmi iki yıl sürdürdü. İbrâhim el-İskenderî, Ebû Bekir Muhammed b. Ebû Bekir el-Mevsılî, Şehâbeddin Ahmed b. Nehhâs el-Hanefî, Zeynüddin el-Harîrî el-Mizzî ve Muhammed b. Abdülazîz el-Beyânî onun kıraat okuttuğu talebelerinden bazılarıdır.

Mâlikî fıkhında da derinleşen Zevâvî, zamanla Dımaşk’ta Mâlikî mezhebinin fetva makamına yükseldi. Mâlikîler’in dört medresesinden biri olan, Emeviyye Camii’nin batısındaki Mâlikî Zâviyesi’nde ve Salâhiyye (Nûriyye) Medresesi’nde ders verdi. Bu medreselerde hocası Cemâleddin İbnü’l-Hâcib’den devraldığı tedris vazifesini kendisinden sonra damadı Cemâleddin ez-Zevâvî devam ettirdi. Kadılık teşkilâtına yenilikler getirerek önce Kahire’de, bir yıl sonra 664’te (1266) Dımaşk’ta kādılkudâtlık makamının sayısını dörde çıkaran I. Baybars’ın fermanıyla aynı yıl Dımaşk Mâlikî kādılkudâtlığına ilk tayin edilen kadı oldu (İbn Kesîr, XIII, 264). Hanbelî kadısıyla birlikte Zevâvî, başta kadılık görevini kabul etmek istemediyse de görevi reddetmesi durumunda bütün makamlarından azledilip ülkeden sürüleceği tehdidi karşısında evkaf işleriyle ilgilenmeme ve maaş almama şartıyla bu görevi üstlenebileceğini bildirdi ve isteği kabul edildi. Zevâvî, Hanefî kadısı Şemseddin Abdullah b. Muhammed b. Atâ’nın vefat ettiği gün (8 Cemâziyelevvel 673 / 9 Kasım 1274) kadılık görevini bıraktı. Yerine nâibi ve damadı Cemâleddin ez-Zevâvî getirildi. Bu görevinden ayrıldıktan sonra Dımaşk’ta 8 Receb 681 (12 Ekim 1282) tarihinde vefatına kadar tedris ve iftâ faaliyetlerine devam etti. Cenaze namazına Sultan Kalavun’un Şam nâibi Lâçin’in yanı sıra çeşitli kesimlerden büyük bir kalabalık katıldı. Şam’ın Bâbüssagīr Kabristanı’na defnedilen Zevâvî’nin kabri zamanla ziyaretgâh haline geldi. İbnü’l-Cezerî hocası İbnü’l-Lebbân ile birlikte onun kabrini ziyaret ettiğini söyler (Ġāyetü’n-Nihâye, I, 349). Alçak gönüllülüğü ve zâhidliğiyle bilinen Zevâvî ilmiyle amel eder, emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker konusunda titiz davranırdı. Muhtaçlara yardım elini uzatır, toplumdaki mevkiine ve saygın kişiliğine rağmen özel işlerini kendisi görmeye çalışır, çarşı alışverişlerini kendi yapar, eşyasını kendi taşırdı.

Zevâvî’nin günümüze ulaşan tek eseri et-Tenbîhât ʿalâ maʿrifeti mâ yaḫfâ mine’l-vuḳūfât adını taşır. İbnü’l-Cezerî’nin semâ yoluyla hocası İbnü’s-Sellâr Abdülvehhâb b. Yûsuf’tan, onun da aynı şekilde Ahmed el-Harrânî’den okuduğunu belirttiği eser (a.g.e., I, 348), kaynaklarda Kitâbü’l-Vaḳf ve’l-ibtidâʾ adıyla geçen (a.g.e., I, 68) eserle aynı olup (Ömer Yûsuf Abdülganî Hamdân, sy. 5 [1429], s. 406) çeşitli yazma nüshaları mevcuttur (Riyad Merkezü’l-Melik Faysal li’l-buhûs ve’d-dirâsâti’l-İslâmiyye, nr. 2694-4-F; Kahire Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, nr. 103 [Tefsir M]). Eserin ayrıca iki farklı isimle kaydedilen nüshaları bulunmaktadır: Kitâb fi’l-vuḳūfi’l-ġarîbe fi’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm ve me’ştehera fîhi’l-ḫilâf beyne muṣannifîhâ (el-Fihrisü’ş-şâmil, I, 77 ve Kitâbü’l-Vaḳf, Berlin Ktp., 1/217, nr. 11/570). Abdüsselâm Miftâh Muhammed el-Futaysî eser hakkında yüksek lisans tezi hazırlamıştır (et-Tenbîhât ʿalâ maʿrifeti mâ yaḫfâ mine’l-vuḳūfât: Taḥḳīḳu maḫṭûṭin li’ş-Şeyḫ ʿAbdisselâm b. ʿAlî ez-Zevâvî, 2006, Câmiatü Ömer el-Muhtâr [Beyzâ/Libya]). Eserin Ahmed Receb Ahmed Ebû Sâlim tarafından tahkik edilip neşre hazırlandığı da belirtilmektedir (http://www.ahlalhdeeth.com/vb/showthread.php?t=232880). Zevâvî’nin Kur’an’daki âyetlerin sayısına dair bir eserinden daha söz edilmekteyse de (, III, 1350) bunun günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir.


BİBLİYOGRAFYA

, III, 155.

, VI, 197.

İbnü’s-Sukāî, Tâlî Kitâbi Vefeyâti’l-aʿyân (nşr. ve trc. J. Sublet), Dımaşk 1974, s. 105-106.

Yûnînî, Ẕeylü Mirʾâti’z-zamân, Haydarâbâd 1380/1961, IV, 173-174.

Ahmed b. Abdülvehhâb en-Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb (nşr. Müfîd M. Kumeyha v.dğr.), Beyrut 1424/2004, XXX, 79, 139; XXXI, 61-62.

, III, 1207-1208, 1350-1352.

a.mlf., el-Muʿîn fî ṭabaḳāti’l-muḥaddis̱în (nşr. Hemmâm Abdürrahîm Saîd), Amman 1404/1984, I, 217.

İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye, Beyrut 1982, V, 374; XIII, 264, 300, 305.

, I, 67-68, 348-349, 539; II, 141, 186.

el-Fihrisü’ş-şâmil: el-Ḳurʾân ve ʿulûmüh, et-tecvîd, Amman 1405/1985, I, 77.

Ömer Yûsuf Abdülganî Hamdân, “İʿlâmü ehli’l-beṣâʾir bimâ evredehû İbnü’l-Cezerî mine’l-künûz ve’ẕ-ẕeḫâʾir (Delîlün müfehresün li-kütübi ʿulûmi’l-Ḳurʾân el-vâride fî Ġāyeti’n-Nihâye)”, Mecelletü Maʿhedi’l-İmâmi’ş-Şâṭıbî li’d-dirâsâti’l-Ḳurʾâniyye, sy. 5, Cidde 1429/2008, s. 406-407.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul'da basılan 44. cildinde, 305-306 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER