ZEYD b. SA‘NE

زيد بن سعنة
ZEYD b. SA‘NE
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.03.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zeyd-b-sane
MEHMET EFENDİOĞLU, "ZEYD b. SA‘NE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zeyd-b-sane (30.03.2020).
Kopyalama metni

Medine’de doğdu. Babasının adı Sa‘ye şeklinde de kaydedilmiş, ancak doğrusunun Sa‘ne olduğu belirtilmiştir (İbn Abdülber, II, 553). Medine’deki yahudilerin seçkin âlimlerinden ve hahamlarındandır. İslâmiyet’i kabul etmeden önce yahudiler arasında zenginliği ve ilmiyle adını duyurmuş, bu şöhreti İslâm’a girdikten sonra müslümanlar arasında da sürmüştür. Zeyd b. Sa‘ne’nin, hicretin ardından Medine’de Hz. Peygamber’i gördükten sonra peyderpey Müslümanlığı benimseyen bir grup yahudi arasında yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu gruptakilerden biri olan Abdullah b. Selâm’ın anlattığına göre Zeyd, Resûlullah’ı görünce Tevrat’ta geleceği bildirilen son peygamberin taşıyacağı bütün nitelikleri onda bulmuş, ilk anda bulamadığı iki niteliği de denemek suretiyle tesbit etmiştir. Kaynaklarda geniş biçimde anlatılan bu deneme olayının ardından Zeyd, Resûlullah’ın son derece halîm ve sabırlı olduğunu, öfkesine yenilmediğini görmüş ve hemen İslâmiyet’i kabul etmiştir (Fesevî, I, 301-303; İbn Ebû Âsım, IV, 110-113). Medine’de Hz. Peygamber’in çevresinde yaşayan Zeyd malının büyük bir kısmını İslâm’a hizmet için harcadı ve ihtiyaç sahibi müslümanlara yardım etti. Resûl-i Ekrem’in bütün gazvelerine, son olarak Tebük Seferi’ne (9/630) katıldı ve Tebük’ten dönerken yolda vefat etti (Radıyyüddin es-Sâgānî, s. 43-44).

Zeyd b. Sa‘ne’den rivayet edilen tek haber onun müslüman oluşuyla ilgilidir (İbn Hazm, s. 513). Abdullah b. Selâm tarafından rivayet edilen ve, “Muhammed’in yüzüne bakar bakmaz peygamberlik alâmeti olarak bilinen ne varsa hepsini onda gördüm” diye başlayan bu haber, veresiye alışverişin câiz olduğu ve alacağını istemeye gelen hak sahibine borcunu zamanında ödeyip gönlünü almak gerektiği gibi hükümler ve ahlâkî bilgiler ihtiva etmektedir. Kendisinin anlattığına göre Zeyd, Resûl-i Ekrem’i denemek amacıyla yanına gitmiş, bu esnada Müslümanlığı yeni kabul eden bir kabile halkına gönderilmek üzere âcilen paraya ihtiyaç duyulmuş, paranın tedarik edilmesinde sıkıntı çekildiğini görünce Resûl-i Ekrem’e ileride karşılığı hurma olarak ödenmek üzere para vermeyi teklif etmiş, vade belirlenerek kendisinden 80 miskal altın alınmıştır. Borcun vadesinin bitimine birkaç gün kala Zeyd, tekrar Resûlullah’ın yanına gidip kaba bir tavırla, Abdülmuttaliboğulları’nın borçlarını ödeme konusunda gevşek davrandıklarını duyduğunu, verdiği borcun süresinin dolduğunu ve alacağı hurmaların kendisine teslim edilmesi gerektiğini söylemiş, orada bulunan Hz. Ömer onun bu davranışına karşılık vermeye kalkışınca da Resûl-i Ekrem müdahale etmiş, Ömer’e kendisinden daha farklı bir davranış beklediğini söyleyerek, “Bana borcumu güzellikle ödememi, ona da alacağını güzellikle istemesini tavsiye etmeliydin” demiş, ardından da Ömer’e Zeyd’in alacağını fazlasıyla ödemesini emretmişti. Resûlullah’ın bu davranışı üzerine Sa‘ne hemen müslüman olmuştur (Taberânî, V, 222-223).


BİBLİYOGRAFYA

Fesevî, el-Maʿrife ve’t-târîḫ (nşr. Ekrem Ziyâ el-Ömerî), Medine 1410/1990, I, 301-303.

İbn Ebû Âsım, el-Âḥâd ve’l-mes̱ânî (nşr. Bâsim Faysal Ahmed el-Cevâbire), Riyad 1411/1991, IV, 110-113.

Taberânî, el-Muʿcemü’l-kebîr (nşr. Hamdî Abdülmecîd es-Selefî), Beyrut 1405/1984, V, 222-223.

, III, 700-701.

İbn Hazm, Esmâʾü’ṣ-ṣaḥâbeti’r-ruvât (nşr. Seyyid Kesrevî Hasan), Beyrut 1412/1992, s. 513.

, II, 553.

İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, Beyrut, ts. (Dârü’l-fikr), II, 136-137.

Radıyyüddin es-Sâgānî, Derrü’s-seḥâbe fî beyâni mevâżıʿi vefeyâti’ṣ-ṣaḥâbe (nşr. Târık et-Tantâvî), Kahire, ts. (Mektebetü’l-Kur’ân), s. 43-44.

İbn Hacer el-Askalânî, el-İṣâbe (nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd v.dğr.), Beyrut 1415/1995, II, 501-502.

Mehmet Efendioğlu, Arap Olmayan Sahâbîler, İstanbul 2011, s. 231-232.

Bu madde ilk olarak 2013 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 44. cildinde, 322-323 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.