ZEYDÎLER

الزيديّة
Müellif:
ZEYDÎLER
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zeydiler--yemen
İLYAS ÜZÜM, "ZEYDÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zeydiler--yemen (04.06.2020).
Kopyalama metni

Zeydîler’in, kendine özgü bir sosyokültürel yapısı olan Yemen bölgesine intikal edip devlet kurmalarından itibaren günümüze kadar devam eden varlığı, siyasî bakımdan dönem dönem muğlak ve istikrarsız bir seyir izleyerek kesintilere uğramıştır. Bu seyir I. Zeydî İmamlar Devleti, II. Zeydî İmamlar Devleti ve sonrası, Osmanlı hâkimiyeti ve son dönem olmak üzere başlıca dört dönem halinde ele alınabilir. Yemen’de Zeydî imâmeti ayrıca Ressîler ve Kāsımîler şeklinde iki döneme ayrılabilir. Zeydîliğin Yemen’deki kurucusu Yahyâ b. Hüseyin’in doğum yeri olan Medine yakınındaki Ress dağına nisbetle Ressîler, 1006’dan (1597) sonraki dönem ise Kāsım b. Muhammed’e nisbetle Kāsımîler diye adlandırılır.

I. Zeydî İmamlar Devleti (897-1052). Zeydîler’in Yemen’deki ilk siyasî faaliyetleri Hz. Hasan’ın soyundan Yahyâ b. Hüseyin’in 280 (893) yılında Yemen’e gelmesiyle başladı. Yahyâ bazı kabile önderlerinin, aralarındaki ihtilâfları çözmesi için kendisini davet etmesi üzerine Yemen’e gitti. İlk vardığı Sa‘de’de bir süre kalıp karışıklıklara son verdi. Bir müddet San‘a yakınlarındaki Şerefe’de kaldıktan sonra kendisine tâbi olanlar arasında itaatsizlik çıkınca Hicaz’a döndü. Ancak Yemenliler kendisine elçi gönderip Karmatîler’le mücadele etmesi için onu tekrar davet edince 6 Safer 284’te (15 Mart 897) Sa‘de’ye ulaşarak “emîrü’l-mü’minîn” unvanı ve Hâdî-İlelhak lakabıyla halktan biat aldı. Böylece yaklaşık on bir asır sürecek olan Yemen Zeydî imâmeti kurulmuş oldu. Sa‘de’de hâkimiyetini sağlamlaştırarak Yemen’de siyasî birlik oluşturmaya çalışan Hâdî-İlelhak, Necran, Hayvân ve Esâfit gibi şehirleri egemenliği altına aldı. 288’de (901) Abbâsîler’in San‘a valisinin şehri kendisine terketmesinin ardından Zemâr ve Ceyşân’ı da ele geçirdi. 293’te (906) San‘a’nın Karmatîler tarafından zaptedilmesi üzerine onlarla mücadeleye girişip birkaç defa şehri ele geçirdi, fakat 298’de (911) vefat etti. Hâdî-İlelhak, sadece siyasî bakımdan değil kaleme aldığı eserlerle ve fetvalarıyla fikrî bakımdan da Zeydîliğin halk arasında yayılmasında önemli rol oynadı. Zeydîler’in başşehri ve davetlerinin merkezi olan Sa‘de bu tarihten itibaren hem ilmî hem iktisadî açıdan büyük gelişme gösterdi. Hâdî-İlelhak’tan sonra imâmetini ilân eden oğlu Ebü’l-Kāsım Muhammed el-Murtazâ hâkimiyetini Havlân’a kadar genişletti, ancak 301 (913) yılında idareyi kardeşi Ebü’l-Hasan Ahmed b. Yahyâ en-Nâsır’a bıraktı. Nâsır Ahmed, Karmatîler’e karşı üstünlük kazanmasına rağmen Ya‘furîler tarafından yenilgiye uğratıldı (322/934). Ardından oğulları arasında baş gösteren anlaşmazlıklar her ikisinin de sonunu getirdi ve devlette ciddi siyasî zaaflar ortaya çıktı (366/976).

Devletin yeniden canlılık kazanması, Mansûr-Billâh Kāsım b. Ali el-İyânî’nin 389 (999) yılında imâmetini ilân etmesiyle başladı. Çevredeki yerleşim merkezlerinde egemenliğini pekiştiren Mansûr-Billâh’ın vefatından (393/1003) sonra Mehdî-Lidînillâh lakabını alan genç yaştaki oğlu Hüseyin b. Kāsım imâmete geçti. Birçok eser telif eden ve Zeydî düşüncenin gelişmesine katkı sağlayan Hüseyin b. Kāsım kendisinin beklenen mehdî olduğu yönündeki görüşleri yüzünden tepki çekti. Onun savaşta öldürülmesinin (404/1013) ardından imâmette yirmi yıldan fazla sürecek bir fetret devresi başladı. Bu esnada Hüseyin b. Kāsım’ın ölmediğini iddia eden ailesi ve taraftarları ona nisbetle anılan Hüseyniyye adlı bir grup oluşturdular. Hüseyin’in ağabeyi Ca‘fer ve onun iki oğlu tarafından yayılan Hüseyniyye fırkası, merkezden uzak bölgelerde sınırlı bir taraftar bulduysa da siyasî bir güç haline gelemedi ve sonraki dönemlerde ortadan kalktı. Ebû Hâşim Hasan b. Abdurrahman’dan sonra 1039’da Ebü’l-Feth ed-Deylemî, en-Nâsır-Lidînillâh unvanıyla imâmetini ilân ederek devletin başına geçti. Deylemî’nin 1052’de vefatı üzerine İsmâilî-Fâtımî bir çizgiye sahip Suleyhîler bölgeye hâkim oldu. Zeydîlik ise siyasî gücünü kaybetti (bu dönemin imamlar listesi için bk. el-Mevsûʿatü’l-Yemeniyye, II, 1520). Diğer taraftan, kaynaklarda farklı rivayetler bulunmakla birlikte ağırlıklı görüşe göre Mansûr el-İyânî zamanında Ali b. Mahfûz ile Ali b. Şuhr arasında arazların mahiyeti üzerine çıkan tartışma giderek zümreleşmeye yol açmış, ilkinin görüşlerini kabul edenler Mutarrif eş-Şihâbî’ye nisbetle Mutarrifiyye, ikincisinin görüşlerini benimseyenler Muhtâriyye adıyla anılmıştır. Ancak her ikisi de güçlü bir varlık gösterememiştir.

II. Zeydî İmamlar Devleti (1138-1538) ve Sonrası. Suleyhîler karşısında iktidarı kaybetmiş olmalarına rağmen dinî düşüncelerini canlı tutmaya devam eden Zeydîler imâmet anlayışlarının verdiği dinamizmin de etkisiyle yeniden güç kazandılar ve 532’de (1138) Yahyâ b. Hüseyin’in torunlarından Ahmed b. Süleyman’ın Mütevekkil-Alellah lakabıyla imâmetini ilân etmesi üzerine II. Zeydî İmamlar Devleti’ni kurdular. İlmî ve edebî kişiliğiyle de tanınan Mütevekkil-Alellah Süleyman 540’ta (1145) mücadelesini hızlandırdı ve Sa‘de ile Necran’dan sonra San‘a’yı da zaptederek egemenliğini 566 (1170) yılına kadar sürdürdü. Ardından Mansûr-Billâh Abdullah b. Hamza 583’te (1187) imâmetini ilân ettiyse de imâmeti Zeydî ulemâsı tarafından ancak daha sonraki yıllarda kabul edildi. Zemâr’ı da ele geçiren Mansûr-Billâh 614 (1217) yılına kadar hâkimiyetini devam ettirdi. Fakat Yemen’de öteden beri bazı hânedanların egemenlik mücadelesi dolayısıyla siyasî istikrar sağlanamıyordu, Zeydîler de bundan etkilendi. Fâtımîler’e tâbi olan Suleyhîler saltanatlarını 1098’lere kadar sürdürdü; ardından San‘a ve çevresinde çoğunluğu Zeydî halktan oluşan Hemdânîler kuruldu ve Zeydîler bunlara bağlı olarak yaşadı. Zebîd ve çevresinde 1229-1454 yılları arasında Sünnî Resûlîler hüküm sürdü, bunlar önce Eyyûbîler’e, ardından Memlükler’e bağlandılar. Zeydîler, siyasî gücü kaybettikleri zamanlarda imâmet sistemini işletmek suretiyle bir taraftan toplumun dinî inanç ve yaşayışında diğer taraftan siyasî hayatında etkili olmaya çalıştılar. Resûlîler ve Tâhirîler devrinde kaynaklarda imâmet dönemleri kaydedilen yirmi dört imam bu görevde bulundu (a.g.e., II, 1527-1528). İmamlar çıkardıkları isyanlarla zaman zaman Resûlîler ve Tâhirîler gibi hânedanlara büyük sıkıntılar yaşattılar. 1538’de Osmanlılar Yemen’e girdi. Ayrıca San‘a Zeydîleri’nden ayrılan Yahyâ Şerefeddin’in 912’de (1506) Kevkebân’da kurduğu hânedan 1569’da Osmanlılar’a tâbi oldu.

Osmanlı Hâkimiyeti (1538-1918). Osmanlılar’ın 1538’de Yemen’e girmesiyle Zeydîlik varlığını bu süreçte farklı bir mecrada devam ettirdi. Bölgede ilk Osmanlı hâkimiyeti 1538-1636 yılları arasındadır. Zebîd’in başşehir olduğu bu dönemde Osmanlı paşalarının bir kısmı fazilet ve adaletleriyle halkın gönlünü kazanırken bazılarının idarî bakımdan beceriksizliği Zeydî halkında isyan düşüncesi uyandırdı. İlk isyan girişimi 1545’lerde başladı. Rıdvan Paşa 1565 tarihli bir hükümle Yemen’i idarî bakımdan San‘a ve Yemen vilâyetleri olarak iki bölgeye ayırdı. Bu dönemde kişisel anlaşmazlıklar ve birtakım adaletsizlikler yüzünden geniş çaplı bir ayaklanma ortaya çıktı. Zeydî imamı Muhammed b. Yahyâ el-Mutahhar (1556-1572) büyük başarılar kazanarak Zebîd ve Tihâme bölgesi dışında Osmanlı hâkimiyetine son verdi (975/1567). Aynı yıl göreve getirilen Özdemiroğlu Osman Paşa sağlıklı politikalar geliştirip halkın desteğini kazandı ve kaybedilen bazı yerleri geri aldı. Koca Sinan Paşa 1570’te büyük başarı göstererek Yemen’i tekrar fethetti. Bundan sonra Zeydîler Osmanlılar’a bağlandı, ancak isyanlar ve iç karışıklıklar sürdü. Osmanlı Valisi Haydar Paşa’nın İmam Muhammed b. Kāsım el-Müeyyed-Billâh’a 1629’da yenilmesiyle Osmanlı hâkimiyeti kesintiye uğradı. Diğer taraftan 1597’de Hadîdülkāre’de imamlığını ilân eden Kāsım b. Muhammed, Yemen’in kuzeyindeki kabilelerden aldığı destekle büyük bir isyan başlattı. Önce Osmanlı kuvvetlerine yenilen Kāsım 1016’da (1608) tekrar harekete geçti. Hâkimiyeti Ehnum, Azr, Vâdia ve Hayme gibi bölgelerde Osmanlılar tarafından tanındı. İlerlemeye devam eden İmam Kāsım Sa‘de, Hamîr ve Kevkebân gibi şehirleri de ele geçirdi. Bu karışıklıklar 1635’te Osmanlılar’ın bölgeden tamamen çekilmesine yol açtı. Ardından Zeydî imamları tekrar etkili oldu, ancak kabileler arasındaki problemlerin yol açtığı dağınıklık son bulmadı. İmamlardan İsmâil b. Kāsım Mütevekkil-Alellah, Muhammed b. Ahmed el-Mehdî ve Abbas b. Hüseyin el-Mehdî’nin imâmetleri nisbeten daha güçlü ve daha etkili oldu.

Gazi Ahmed Muhtar Paşa askerî güçle bölgeyi tekrar Osmanlı hâkimiyetine bağlamayı başardı (1872). Ancak Şerefeddin Muhammed b. Abdullah el-Hâdî 1878’de imamlığını ilân edip Osmanlılar’a karşı mücadeleye girdi. Onun 1890’da vefatının ardından imâmet yeniden Hamîdüddin ailesine geçti. Muhammed b. Yahyâ Hamîdüddin, el-Mansûr-Billâh lakabıyla imam olunca Osmanlılar’a karşı mücadelesini vefat ettiği 1904 yılına kadar devam ettirdi. Bu arada, daha önce Hindistan yolunun kontrolünü sağlamak amacıyla Aden’i işgal eden İngilizler 1905’te Osmanlılar’la anlaşıp Yemen’i ikiye böldüler. Güney Yemen İngilizler’de kalırken Kuzey Yemen Osmanlılar’a bırakıldı. Mansûr-Billâh’ın ardından oğlu Mütevekkil-Alellah Yahyâ Hamîdüddin imâmete geçti. İç karışıklıkların ve isyanların sürdüğü bu dönem I. Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlılar’ın Yemen’i tamamen terketmesiyle neticelendi.

Son Dönem (1918-1962). Osmanlı kuvvetleri Yemen’den çekildikten sonra Kuzey Yemen resmen bağımsızlığını ilân etti, Güney Yemen ise İngiliz işgalinde kaldı. Türkiye Lozan Antlaşması’yla Yemen’deki fiilî durumu kabul etti. İmam Yahyâ Hamîdüddin, Osmanlılar’ın I. Dünya Savaşı’nda pek çok cephede savaşması ve yıpranmasından faydalanıp 1918’de San‘a’yı ele geçirdi; böylece uluslararası siyasette önemli bir başarı sağladı. İmam Yahyâ 1920’de kendini Yemen kralı ilân etti. Onun hâkimiyeti 17 Şubat 1948 tarihinde öldürülmesine kadar sürdü. Ardından oğlu Ahmed imâmete geçti. İmam Ahmed bir taraftan sınırları koruma altına almaya çalışırken bir taraftan da Batı’dan istediği iktisadî ve askerî desteği göremeyince Doğu bloku ülkeleriyle anlaşmalar yaptı. Ancak artan iç karışıklıklar onu 18 Eylül 1962’de tahttan çekilmeye mecbur bıraktı. Ardından oğlu Seyfülislâm tahta geçtiyse de sadece dokuz gün tahtta kalabildi ve 27 Eylül 1962 tarihinde gerçekleşen bir darbe ile tahttan indirildi ve cumhuriyet ilân edildi. Böylece Yemen’de Zeydî imâmeti sona ermiş oldu.


BİBLİYOGRAFYA

Ali b. Muhammed b. Ubeydullah el-Alevî, Sîretü’l-Hâdî (nşr. Süheyl Zekkâr), Beyrut 1972, tür.yer.

R. B. Serjent, “The Zeydis”, Religion in the Middle East (ed. A. J. Arberry), Cambridge 1969, II, 285-301.

Fadîle Abdülemîr eş-Şâmî, Târîḫu’l-fırḳati’z-Zeydiyye, Bağdad 1394/1974, tür.yer.

M. Emîn Sâlih, Târîḫu’l-Yemeni’l-İslâmî, Kahire 1975, s. 147-198.

D. T. Gochenour, The Penetration of Zaydi Islam into Early Medieval Yemen (doktora tezi, 1984), Harvard University.

Abdullah b. Abdülkerîm el-Cürâfî, el-Muḳteṭaf min târîḫi’l-Yemen, Beyrut 1407/1987.

Fazl Ali Ahmed Ebû Gānim, el-Ḳabîle ve’d-devle fi’l-Yemen, Kahire 1410/1990, s. 136-152.

R. D. Burrowes, Historical Dictionary of Yemen, Lanham 1995, s. 25-54.

Hasan Hudayrî Ahmed, Ḳıyâmü’d-devleti’z-Zeydiyye fi’l-Yemen, Kahire 1996, s. 53-91.

Mim Kemal Öke – Lutfullah Karaman, Milli Mücadele Dönemi’nde Yemen-Türkiye İlişkileri, İstanbul 1997, s. 9-23.

Ahmed Şevkî İbrâhim el-Amerrecî, el-Ḥayâtü’s-siyâsiyye ve’l-fikriyye li’z-Zeydiyye fi’l-meşriḳı’l-İslâmî, Kahire 2000.

C. E. Farah, The Sultan’s Yemen, London 2002, s. 155-174.

Abdülazîz Kāid el-Mes‘ûdî, el-Yemenü’l-muʿâṣır, [baskı yeri yok] 1425/2004 (Dârü’l-mecd), s. 338-358.

P. Crone, Medieval Islamic Political Thought, Edinburgh 2004, s. 99-109.

Abdullah b. Muhammed b. İsmâil, ez-Zeydiyye, San‘a 1424/2004, s. 109-114.

Seyyid Mustafa Sâlim, el-Fetḥu’l-ʿOs̱mânî el-evvel li’l-Yemen, [baskı yeri yok] 2006 (Dârü’l-kütüb), s. 188 vd.

Ali b. Abdullah el-İryânî, el-Mevḳıfü’l-Yemenî mine’l-ḥükmi’l-ʿOs̱mânî es̱-s̱ânî, Dımaşk 2008, s. 396 vd.

E. Landau-Tasseron, “Arabia”, The New Cambridge History of Islam (ed. Chase F. Robinson), Cambridge 2010, I, 424-426.

Abdul Ali, “The Zaydis of Yemen-An Account of Their Rule and Achievements”, , XXII/1 (1999), s. 17-26.

Yusuf Gökalp, “Zeydiyye Mezhebinin Doğuşu, Teşekkül Süreci ve Tarihçesi”, Çukurova Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, VII/2, Adana 2007, s. 55-92.

A. S. Tritton – [Neşet Çağatay], “Ressîler”, , IX, 690-692.

R. Strothmann, “Zeydîye”, a.e., XIII, 549-551.

G. R. Smith, “al-Yaman”, , XI, 271-274.

W. Madelung, “Zaydiyya”, a.e., XI, 477-481.

Hüseyin Abdullah el-Ömerî, “ez-Zeydiyye”, el-Mevsûʿatü’l-Yemeniyye, San‘a-Beyrut 1423/2003, II, 1516-1528.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul'da basılan 44. cildinde, 326-328 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER