ZÜHEYR b. EBÛ SÜLMÂ - TDV İslâm Ansiklopedisi

ZÜHEYR b. EBÛ SÜLMÂ

زهير بن أبي سلمى
ZÜHEYR b. EBÛ SÜLMÂ
Müellif: SÜLEYMAN TÜLÜCÜ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 29.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zuheyr-b-ebu-sulma
SÜLEYMAN TÜLÜCÜ, "ZÜHEYR b. EBÛ SÜLMÂ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zuheyr-b-ebu-sulma (29.11.2020).
Kopyalama metni

Milâttan sonra 520 yılı civarında Necid’de Kasîm bölgesinin kuzeybatısındaki Hâcir’de Abdullah b. Gatafân kabilesi içinde doğdu ve burada yaşadı. Züheyr ismi “zehr” (çiçek) veya “ezher”in (beyaz, parlak) ism-i tasgīridir. Babası Ebû Sülmâ Rebîa tarafından Müzeyne kabilesine mensuptu. Annesi Gatafân’ın kollarından Benî Mürre’dendi. Müzeyne, Benî Mürre ve Benî Abdullah b. Gatafân Necid’de, Medine’nin doğusuna düşen Hâcir’de yaşayan komşu kabilelerdi. Züheyr’in babası, Benî Mürre şairlerinden Beşâme b. Gadîr’in kız kardeşiyle evlenmişti ve onlarla birlikte yaşıyordu. Ganimet dağıtımına itiraz ederek kabilesinden ayrılan Züheyr şiirlerinin hiçbirinde Müzeyne’deki ecdadına atıfta bulunmaz (İbn Kuteybe, I, 137). Babasının erken yaşta ölmesi üzerine annesi şair Evs b. Hacer’le evlenince Züheyr ile kardeşleri Evs, Hansâ ve Sülmâ’yı dayıları Beşâme b. Gadîr himayesine aldı. Züheyr önce Muʿallaḳa’sının nesîb kısmında kendisine hitap ettiği Ümmü Evfâ ile evlendi, ondan olan çocukları küçük yaşta öldü. İkinci evliliğini yaptığı Benî Sühaym’dan Kebşe bint Ammâr’dan birer şair olan Kâ‘b ile Büceyr ve nazar değmesi yüzünden genç yaşta attan düşerek ölen Sâlim ile (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, X, 460) Vebere adlı bir kızı oldu (Sa‘leb, Şerḥu Şiʿri Züheyr b. Ebî Sülmâ, s. 313, 326, 335, 345).

Züheyr, Hâris b. Verkā es-Saydâvî, Herim b. Sinân ile yeğeni olan sahâbî Hâris b. Avf gibi önemli kişiler ve dayısı Beşâme b. Gadîr, Nâbiga ez-Zübyânî, Zeydülhayl ile (Zeydü’l-Hayr) oğlu Kâ‘b b. Züheyr gibi önemli şairler ve çeşitli kabilelerle münasebet kurdu; Tufeyl el-Ganevî’nin ve üvey babası Evs b. Hacer’in râvisi oldu. Ahlâkı ve barış severliğiyle tanınan Züheyr, Benî Uleym ve Benî Abdullah’ı hicvetti; Benî Temîm ile Benî Süleym’in, anne tarafından kabilesi Gatafân’a baskın yapacaklarını öğrenince bundan vazgeçmeleri için onlara ihtar mahiyetinde birer şiir yazdı (a.g.e., s. 184 vd., 213 vd.). Züheyr, kardeş kabileler olan Abs ve Zübyân arasında uzun zamandan beri süregelen Dâhis ve Gabrâ savaşlarına son vermek için, ölenlerin diyetlerini üstlenen Benî Mürre reislerinden Herim b. Sinân ile onun amcazadesi Hâris b. Avf hakkında methiyeler kaleme aldı. Muʿallaḳa’sını bu savaşların sonunda yazan Züheyr 47. beytinde o sırada seksen yaşında olduğunu belirtti, ayrıca burada Hîre’nin (Lahmîler) hükümdarı Nu‘mân b. Münzir’in 602 yılında meydana gelen düşüşüne de işaret etti (, XI, 557).

Uzun ömürlülerden (muammerûn) sayılan Züheyr’in Hz. Peygamber’le görüştüğü ve onun kendisi hakkında, “Allahım! Beni onun şeytanından koru!” dediği, bunun üzerine Züheyr’in ölünceye kadar hiçbir beyit söylemediği rivayet edilir (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, X, 445). Eğer bu rivayet doğru ise görüşmenin bi‘setten (m.s. 610) önce gerçekleşmiş olması gerekir. Şairin 631 yılında öldüğünü söyleyenler varsa da bu doğru olamaz; çünkü oğlu Kâ‘b’ın bir şiirinde, “Ben doksan yıl yaşayanın oğluyum” demesi onun bi‘setten bir yıl önce doksan yaşlarında öldüğünü gösterir. Nitekim yaşlı şairin gördüğü rivayet edilen rüya da bu tarihe işaret etmektedir: Züheyr gökten uzatılan bir ip görür, ona uzanır fakat yetişemez. Bunun üzerine Kâ‘b ile Büceyr’i çağırır ve onlara rüyasını yorumlayarak, “Oğullarım! Âhir zaman peygamberinin gelmesi yakındır, ancak ben yetişemeyeceğim, siz araştırıp ona iman edin” diye vasiyet eder (Ebû Zeyd el-Kureşî, I, 70). Ölümünün ardından kız kardeşi Hansâ onun için mersiye yazmıştır. Züheyr iyi ahlâk sahibi, ağır başlı, sakin, vakarlı ve iffetli bir şahsiyetti. Daima kendi kabilesinin ve diğer kabile mensuplarının iyiliğini istemiş, çevresine ahlâk ve barış telkin etmiştir. Hz. Peygamber’in zuhurundan önce hak din ve hak kitap hakkında şiir yazanlardandı. Hanîf şairler zümresindendir; her şeyi yaratan Allah’a ve öldükten sonra dirilmeye ve hesaba inanıyordu.

Muʿallaḳa şairleri arasında seçkin bir yere sahip olan Züheyr, İmruülkays ve Nâbiga ez-Zübyânî ile birlikte İslâm öncesi dönemin üç büyük şairinden biri kabul edilir. Züheyr birinci tabaka şairlerinden olup aile bireyleri arasında çok sayıda şair yetişmiştir. Babası Ebû Sülmâ, kız kardeşleri Sülmâ ile Hansâ, kardeşi Evs, oğulları Büceyr ile Kâ‘b şairdi. Soyundan gelen şairlerin en ünlüsü Ḳaṣîdetü’l-Bürde sahibi Kâ‘b’dır. Onun oğlu Ukbe el-Mudarrab, bunun oğlu Avvâm ve Kâ‘b’ın diğer bir torunu Amr b. Saîd de şairdi (, XIII, 640). Dayısı Beşâme b. Gadîr ile üvey babası Evs b. Hacer, Züheyr’in iyi bir şair olarak yetişmesinde önemli rol oynamış, kendisi de oğlu Kâ‘b ile şair Hutay’e’ye şiir sanatının inceliklerini öğretmiştir. Vezin ve kafiye aksaklıklarına rastlanmayan şiirlerinde kusursuz ve berrak bir dil kullanmış, veciz ve sağlam bir üslûba sahip olmuştur. Tavîl, vâfir ve basît bahirlerinde başta medih olmak üzere fahr, vasıf (tasvir) ve hiciv türlerinde şiirler yazmıştır. Şiirleri ciddi, hikmetli ve eğiticidir, bir kısmı darbımesel haline gelmiştir. Her şiirini ince bir eleştiri süzgecinden geçirerek yazar, bazan bu bir yıl gibi uzun zaman alırdı. Bu tür şiirleri “ḥavliyyâtü/münaḳḳaḥiyyâtü/münaḳḳaḥâtü Züheyr” (Züheyr’in yıllıkları) diye anılmış ve uzun süre devam eden şeyler için darbımesel gibi kullanılmıştır. Özellikle çoğu Herim b. Sinân hakkında olan methiyeleriyle temayüz etmiştir. Övdüğü kişileri abartı ve yalana başvurmadan gerçek sıfatlarıyla över, asılsız övgülerden uzak durur, intihal yapmaktan, garîb kelimeler kullanmaktan sakınırdı (İsfahânî, X, 444). Bu hususlarda gösterdiği titizlik sebebiyle Hz. Ömer tarafından takdir edilmiştir. Ayrıca Hz. Ebû Bekir, Osman ve Muâviye de kendisini takdir edenlerdendir. Hutay’e, İbn Ahmer ve Cerîr b. Atıyye gibi şairler Züheyr’i en büyük Arap şairi kabul etmiştir.

Eserleri.

1. Muʿallaḳa. Divanında ve bütün muallaka şerhlerinde yer alan, “mîm” kafiyeli altmış beyit civarındaki kaside Züheyr’e haklı bir şöhret kazandırmıştır; kaside, kardeş kabileler olan Abs ile Zübyân arasında, Dâhis ve Gabrâ adlı iki atla yapılan yarışta hile yapılmasıyla çıkan, kırk yıl kadar sürerek çok sayıda insanın ölümüne sebep olan ve iki atın adıyla anılan savaşı, 3000 deve kan bedeli ödemek suretiyle barışla sona erdiren Benî Mürre’nin reislerinden Herim b. Sinân ile yeğeni Hâris b. Avf’ın methi hakkındadır. Doğu’da ve Batı’da defalarca basılmış, diğer muallakalar içinde veya müstakil olarak birçok dünya diline (Farsça, Urduca, Türkçe, Latince, Fransızca, Almanca, İngilizce, İspanyolca vb.) tercüme edilmiştir. Züheyr’in Muʿallaḳa’sı, Th. Nöldeke (Wien 1899-1901), A. Raux (Cezayir 1905) ve O. Rescher (Paris 1913; , VII [1913], s. 137-195) tarafından neşredilmiştir (ayrıca bk. MUALLAKĀT).

2. Dîvân. Eserde yer alan şiirlerin çoğunu Herim b. Sinân ile babası Sinân hakkında yazılan methiyeler teşkil eder. Kadim şairlere refakat eden ve şiir sanatında onların çırağı konumunda bulunan râviler bunların şiirlerini ezberler ve gerektiğinde inşad ederlerdi. Züheyr’in râvileri Şemmâh b. Dırâr, Hutay’e ve oğlu Kâ‘b’dı. Diğer taraftan II. (VIII.) yüzyıl boyunca, özellikle Basra ve Kûfe dil mekteplerine mensup râviler onun şiirlerinin rivayetiyle meşgul olmuştur. Bunların arasında Basralılar’dan Ebû Amr b. Alâ, Ebû Ubeyde Ma‘mer b. Müsennâ ve Asmaî; Kûfeliler’den Hammâd er-Râviye, Mufaddal ed-Dabbî ve Ebû Amr eş-Şeybânî zikredilebilir. Züheyr’in şiirlerini rivayet ederek zamanımıza intikalini sağlayan Asmaî aynı zamanda divanı toplayan ilk şahsiyettir. Divan ayrıca İbnü’s-Sikkît, Ebü’l-Hasan Ali b. Hasan et-Tûsî, Sükkerî, Saûdâ diye bilinen Muhammed b. Hübeyre el-Esedî, Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî ve A‘lem eş-Şentemerî tarafından derlenmiştir. İbnü’s-Sikkît, Sa‘leb, Saûdâ, Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî, A‘lem eş-Şentemerî ve Ebû Bekir Âsım b. Eyyûb el-Batalyevsî gibi âlimler divana şerh yazmış, ancak bunlardan İbnü’s-Sikkît, Saûdâ ve Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî’nin şerhleri günümüze ulaşmamıştır. Züheyr’in şiirlerinin ve divanının bazı önemli baskıları ve neşirleri şunlardır: The Diwans of the Six Ancient Arabic Poets (el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn fî devâvîni’ş-şuʿarâʾi’s-sitteti’l-Câhiliyyîn) (nşr. W. Ahlwardt, London 1870, s. 75-102); Yûsuf b. Ebû Saîd el-Beyrûtî, el-Meʿâni’l-bedîʿa fî şiʿri Züheyr b. Rebîʿa (Beyrut, ts. [el-Mektebetü’l-cedîde]; el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn fî devâvîni’ş-şuʿarâʾi’s̱-s̱elâs̱eti’l-Câhiliyyîn içinde, Beyrut 1886, s. 27-62); A‘lem eş-Şentemerî, Şerḥu Dîvâni Züheyr b. Ebî Sülmâ (Primeurs Arabes, II, nşr. C. de Landberg, Leyde 1889; Kahire 1323/1905); Sa‘leb, Şerḥu Dîvâni Züheyr b. Ebî Sülmâ (Kahire 1363/1944, 1384/1964; nşr. Hannâ Nasr el-Hıttî, Beyrut 1992); Dîvânü Züheyr b. Ebî Sülmâ (nşr. ve şerh: Kerem el-Bustânî, Beyrut 1953, 1960); A‘lem eş-Şentemerî, (Şerḥu) Eşʿârü’ş-şuʿarâʾi’s-sitteti’l-Câhiliyyîn (nşr. W. Ahlwardt, el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn içinde, London 1870, s. 75-102; nşr. K. Dyroff, Münih 1892; nşr. Mustafa es-Sekkā, Kahire 1954; şerh ve ta‘lik: M. Abdülmün‘im Hafâcî, Kahire 1377/1958, I, 278-355); Şerḥu Dîvâni Züheyr b. Ebî Sülmâ (nşr. ve şerh: Ahmed Tal‘at, Beyrut 1968); Şiʿrü Züheyr b. Ebî Sülmâ (A‘lem eş-Şentemerî’nin şerhiyle birlikte, nşr. Fahreddin Kabâve, Halep 1390/1970, 1973; Beyrut 1982, 1413/1992); Sa‘leb, Şerḥu Şiʿri Züheyr b. Ebî Sülmâ (nşr. Fahreddin Kabâve, Beyrut 1982); Dîvânü Züheyr b. Ebî Sülmâ (şerh ve takdim: Ali Hasan Fâûr, Beyrut 1988). Mustafa es-Sekkā, Muḫtârü’ş-şiʿri’l-Câhilî (Kahire 1348/1929, I, 150-215) ve Fuâd Efrâm el-Bustânî, Züheyr b. Ebî Sülmâ-Münteḫabât şiʿriyye (Beyrut 1929, 1963) adıyla Züheyr divanından seçmeler yapmıştır. O. Rescher, C. de Landberg neşrinden Züheyr’in divanını Almanca’ya tercüme etmiştir (Beiträge zur arabischen Poesie, IV/2, İstanbul 1952, s. 1-46). Züheyr’e dair ilk araştırmalardan birini K. Dyroff yapmış (bk. bibl.), Türkiye’de Süleyman Tülücü ve Arap ülkelerinde birçok kişi eser üzerine tez çalışmaları gerçekleştirmiş; Abdülhamîd Sened el-Cündî, Hannâ Nemir, Alfred Hûrî, İhsan en-Nas, Cemîl Sultân, M. Yûsuf Ferrân, Fethiyye Mahmûd Ferec el-Ukde, Abdülkādir er-Rabaî, Ali İbrâhim Ebû Zeyd gibi müellifler tarafından müstakil eserler kaleme alınmıştır.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 51, 52, 54, 63-64, 66; ayrıca bk. İndeks.

Ebû Hâtim es-Sicistânî, el-Muʿammerûn ve’l-veṣâyâ (nşr. Abdülmün‘im Âmir), Kahire 1961, s. 83-84.

, I, 78, 137-153; ayrıca bk. İndeks.

Sa‘leb, Şerḥu Dîvâni Züheyr b. Ebî Sülmâ, Kahire 1363/1944, mukaddime, s. 3-18.

a.mlf., Şerḥu Şiʿri Züheyr b. Ebî Sülmâ (A‘lem eş-Şentemerî’nin şerhiyle birlikte, nşr. Fahreddin Kabâve), Halep 1390/1970, neşredenin girişi, tür.yer.

Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî (nşr. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc), Beyrut 1414-15/1994, X, 443-461; ayrıca bk. İndeks.

Ebû Zeyd el-Kureşî, Cemheretü eşʿâri’l-ʿArab (nşr. Ali M. el-Bicâvî), Kahire 1967, I, 67-71, 104-105, 178-216.

Merzübânî, el-Müveşşaḥ (nşr. Ali M. el-Bicâvî), Kahire 1385/1965, s. 56-62.

, II, 332 vd., 410; V, 453-458; ayrıca bk. İndeks.

L. Şeyho, Şuʿarâʾü’n-Naṣrâniyye, Beyrut 1890, I, 510-595.

K. Dyroff, Zur Geschichte der Überlieferung des Zuhairdiwans mit einem Anhang unedierter Gedichte Zuhairs, München 1892, tür.yer.

Bağdatlı Mehmed Fehmî, Târîh-i Edebiyyât-ı Arabiyye, İstanbul 1335/1917, I, 43-50, 691-724.

M. Hasan el-Mersafî, Dirâsetü’ş-şuʿarâʾ, Kahire 1363/1944, s. 216-250.

Tâhâ Hüseyin, Ḥadîs̱ü’l-erbiʿâʾ, Kahire 1962, I, 77-113.

a.mlf., Fi’l-Edebi’l-Câhilî, Kahire 1969, s. 282-290.

, I, 300-332.

, II, 118-120; IX, 255-256.

Nihad M. Çetin, Eski Arap Şiiri, İstanbul 1973, s. 1, 23, 31, 66, 79.

a.mlf., “Züheyr”, , XIII, 639-642.

Süleyman Tülücü, Zuheyr b. Ebî Sulmâ ve Edebî Kişiliği (doktora tezi, 1982), Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi.

a.mlf., “Büyük Arap Şâiri Zuheyr b. Ebî Sulmâ ve Tercüme-i Hâli ile İlgili Kaynak ve Tetkiklerin Tenkidi ve Değerlendirilmesi”, , sy. 8 (1988), s. 165-181.

a.mlf., “Cahiliye Devri Şairlerinden Zuheyr’in Dini İnancı ve Şiirlerinde Dini İzler”, Diyanet Dergisi, XXV/2, Ankara 1989, s. 3-12.

a.mlf., “Bir Hakîm ve Hanîf Şâir: Zuheyr b. Ebî Sulmâ”, İslâmî Edebiyat, sy. 23, İstanbul 1994, s. 36-38.

İnci Koçak, “Zuhayr b. Abi Sulma’nın Şiirlerindeki Bazı Atasözleri ve Hikmetli Beyitleri”, , XXVIII/3-4 (1970), s. 233-237.

Abdülkādir er-Rebbâî, “eṣ-Ṣûretü’ş-şiʿriyye ve mecâlâtü’l-ḥayât ʿinde Züheyr b. Ebî Sülmâ”, el-Mevrid, X/3, Bağdad 1400/1980, s. 11-34.

Abdülmecîd el-Esdâvî, “Dîvânü Züheyr b. Ebî Sülmâ”, ʿÂlemü’l-kütüb, XIV/1, Riyad 1413/1993, s. 40-46.

Yasin Ceylan, “Züheyr’in Şiirinde Ahlâkî Değerler”, Yeni Ümit, sy. 26, İzmir 1994, s. 18-23.

F. Krenkow, “Zuhair b. Abī Sulmā”, , IV, 1236-1237.

Lidia Bettini, “Zuhayr”, , XI, 556-558.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul'da basılan 44. cildinde, 540-542 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER