ZÜNNÛN

ذوالنون
Müellif:
ZÜNNÛN
Müellif: MUHARREM KESİK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zunnun--danismendli
MUHARREM KESİK, "ZÜNNÛN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zunnun--danismendli (04.07.2020).
Kopyalama metni
Babası Melik Muhammed tarafından veliaht ilân edilen Zünnûn, Sivas meliki olan amcası Nizâmeddin Yağıbasan, Melik Muhammed’in dul kalan hanımının davetiyle Kayseri’ye giderek onunla evlenip şehre hâkim olunca (537/1143) Zamantı’ya kaçmak zorunda kaldı (Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, s. 178). Bu gelişme karşısında diğer amcası Melik Aynüddevle, Melik Muhammed’in öbür oğlu Yûnus ile anlaşarak Malatya’yı ele geçirmeye muvaffak oldu. Aslında Ankara, Çankırı, Kastamonu, Kayseri ve Malatya’yı Dânişmendliler’in elinden geri almaya çalışan Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud görünürde damadı olan Melik Zünnûn’un bütün Dânişmend iline hâkim olmasını istiyordu. Bundan dolayı planını bozan Sivas Meliki Yağıbasan’a karşı yürüdü, Yağıbasan dağlara çekildi. Sultan I. Mesud ele geçirdiği Sivas’ı tahrip ettikten sonra hemen Malatya’ya yöneldi. Bu arada Zamantı’ya kaçmış bulunan Zünnûn, I. Mesud’un desteğiyle Kayseri’ye gelip şehri tekrar hâkimiyeti altına aldı. Böylece Dânişmendli Beyliği Sivas, Malatya ve Kayseri olmak üzere üç kola ayrılmış oldu (1143).

Sultan I. Mesud’un ölümü üzerine yerine oğlu II. Kılıcarslan geçti (550/1155). Bunu fırsat bilen Sultan Mesud’un öbür damadı Yağıbasan kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçti. Sultan II. Kılıcarslan’ın kardeşi Şâhinşah’ın ve kendi yeğenleri Melik Zünnûn ile İbrâhim’in, ayrıca Malatya Meliki Zülkarneyn’in desteğini alarak büyük bir orduyla II. Kılıcarslan’ın üzerine yürüdü. Ancak ulemâ ve şeyhlerin araya girmesiyle savaş önlendi. İki taraf arasında varılan anlaşmaya rağmen Yağıbasan, Dımaşk ve Halep Atabegi Nûreddin Mahmud Zengî’nin teşvikiyle yeniden Selçuklu topraklarına saldırınca Selçuklu ve Dânişmendli kuvvetleri Şâban 550 (Ekim 1155) tarihinde Aksaray’da karşı karşıya geldi. Savaşı kaybeden Yağıbasan, Sultan II. Kılıcarslan’a barış teklif etti. Kılıcarslan, Kayseri Meliki Zünnûn ile de bir dostluk anlaşması yaptı ve onu amcası Yağıbasan’a karşı kışkırttı.

Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, tahta genç bir hükümdarın geçmesi üzerine Selçuklular’a ağır bir darbe indirmek amacıyla yeni bir ittifak oluşturdu. 552’de (1157) Bafra ve Ünye’yi topraklarına katmış olan Yağıbasan bu yerleri Bizans’a iade edip ittifaka dahil oldu. Melik Zünnûn ile Melik Zülkarneyn’in de katıldığı bu ittifak karşısında II. Kılıcarslan imparatora barış teklifinde bulundu. Melik Zülkarneyn ölünce yerine oğlu Muhammed geçti (555/1160) ve II. Kılıcarslan’a tâbi olarak Malatya’yı yönetti. Bu arada Sultan II. Kılıcarslan, Erzurum Saltuklu Hükümdarı İzzeddin Saltuk’un kızı ile nikâhlandı. Erzurum’dan Konya’ya hareket eden gelin alayını Yağıbasan pusuya düşürdü ve gelini zorla yeğeni Zünnûn ile evlendirdi. Ağır bir saldırıya mâruz kalan Sultan II. Kılıcarslan büyük bir hiddetle Yağıbasan üzerine yürüdü, ancak Bizans ordusu tarafından desteklenen Dânişmendli kuvvetleri karşısında yenildi ve yardım almak için İstanbul’a gitti. Burada iyi karşılanan II. Kılıcarslan imparatorla bir anlaşma imzaladı. İstediği yardımı alıp Konya’ya döndükten sonra Melik Yağıbasan ile Melik Zünnûn’u cezalandırmak için tekrar harekete geçti. Yağıbasan Sivas’tan, damadı Çankırı Selçuklu Meliki Şâhinşah’ın yanına kaçtı ve 13 Ramazan 559 (4 Ağustos 1164) tarihinde orada öldü. II. Kılıcarslan, 564’te (1169) (bazı rivayetlere göre 563/1168) Zünnûn’a karşı harekete geçerek Kayseri ve Zamantı’da Dânişmendli hâkimiyetine son verince Zünnûn, Sultan II. Kılıcarslan’ın kardeşi Şâhinşah ve Dânişmendliler’in Malatya Meliki Feridun’la birlikte Atabeg Nûreddin Mahmud’a sığındı. Kılıcarslan’ın giderek güçlenmesinden rahatsız olan Nûreddin Mahmud kendisine haber gönderip Zünnûn’a ülkesini iade etmesini istedi. Sultan Kılıcarslan’ın teklifi reddetmesi üzerine Anadolu Selçukluları’na ait Maraş, Göksun, Besni gibi şehir ve kaleleri ele geçirdi, ardından Sivas’a yöneldi (567/1172).

Bu sırada erzak sıkıntısı yüzünden Sivas halkı isyan etti ve şehirde büyük bir karışıklık çıktı. İsyan neticesinde Dânişmendli Emîri İsmâil ve 500 adamı öldürüldü, ardından tahıl ambarları yağma edildi. İsyancılar İsmâil’in yerine geçmesi için Suriye’de bulunan amcası Zünnûn’u şehre davet ettiler. Zünnûn, kayınpederi Nûreddin’in yardımıyla Sivas’a ulaşıp Dânişmendli tahtına çıktı (567/1172). Fakat kısa bir süre sonra Sultan II. Kılıcarslan Sivas’a yürüyünce Zünnûn Niksar’a kaçtı ve tekrar Nûreddin Mahmud’dan yardım istedi. II. Kılıcarslan Nûreddin’den çekiniyordu, bu sebeple Nûreddin’le bir anlaşma yaparak onun işgal ettiği Selçuklu topraklarını geri vermesi karşılığında Zünnûn’un Sivas’ta kalmasına razı oldu. Nûreddin Mahmud da emîrlerinden Fahreddin Abdülmesîh’i 3000 kişilik bir kuvvetle Sivas’a gönderdi. Ancak Nûreddin’in ölümünden sonra (569/1174) Sivas’ta bırakılan garnizon Suriye’ye döndü, Sultan II. Kılıcarslan da anlaşmayı bozarak Sivas, Niksar, Komana, Tokat ve diğer Dânişmendli topraklarını ele geçirdi (570/1175), Zünnûn ise Bizans’a sığındı. Böylece Dânişmendliler’in Sivas kolu sona ermiş oldu. Nûreddin’in ölümüyle hâmisini kaybeden ve uzun süreden beri Sultan II. Kılıcarslan’la saltanat mücadelesi yapan Şâhinşah da Bizans İmparatoru Manuel’e sığındı.

Bizans imparatoru, Anadolu Selçukluları’na karşı önemli bir denge unsuru olan Dânişmendliler’in kaybettikleri toprakları yeniden ele geçirmelerini istiyordu. II. Kılıcarslan, 11 Rebîülevvel 572 (17 Eylül 1176) tarihinde meydana gelen Myriokephalon Savaşı öncesinde defalarca barış talebinde bulunmuş, fakat imparator her defasında Dânişmendli topraklarının iadesini şart koştuğundan anlaşma sağlanamamıştı. Manuel Komnenos, Mikhail Gabras kumandasındaki bir orduyu Paphlagonia’ya (Kastamonu-Bolu) gönderdi. Gabras Trabzon ve Ünye civarında asker toplayıp Amasya üzerine yürüyecekti. II. Kılıcarslan’ın gönderdiği kuvvetler de Amasya yakınlarında karargâh kurmuştu. Başlangıçta Gabras’ı şehirlerine davet eden Amasya halkı, daha sonra Bizanslı kumandanın kendilerine sahip çıkamayacağını düşünerek Selçuklu askerleriyle irtibata geçip Amasya’yı Kılıcarslan’ın kumandanına teslim etti. Zünnûn da Amasya’yı teslim almaya çalışmış ise de halk onu şehre sokmamıştır. Savaş konusunda kesin kararını vermiş olan Manuel Komnenos, Konya üzerine yürümekteydi, bir yandan da 30.000 kişilik bir kuvveti Andronikos Batatzes kumandasında Zünnûn ile birlikte Niksar’a yolladı. İki taraf arasında meydana gelen çarpışmalarda içlerinde Andronikos’un da bulunduğu çok sayıda Bizans askeri öldürüldü. Melik Zünnûn ise Selçuklular’ın elinden kurtulup kuzeye doğru kaçtı ve daha sonra İmparator Manuel ile buluştu.

Aksarâyî, Zünnûn’un Sultan II. Kılıcarslan tarafından ülkesinin ele geçirilmesine çok üzülerek felç geçirdiğini ve Niksar’a gidip orada öldüğünü kaydeder (Müsâmeretü’l-ahbâr, s. 23). Ahmed b. Mahmûd, Nûreddin ile Kılıcarslan arasında imzalanan 1172 anlaşmasının üzerinden çok zaman geçmeden Nûreddin ve Melik Zünnûn’un öldüğünü söyler (Selçuknâme, II, 149). Cenâbî onun ülkesini kaybedince öfkeyle uzaklaştığını belirtir (Kesik, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, sy. 4 [2001], s. 255), fakat âkıbetine dair bir bilgi vermez. Müneccimbaşı ise Aksarâyî’nin verdiği bilgileri tekrarlar ve Zünnûn’un ecdadının yanına defnedildiğini yazar (Câmiu’d-düvel, tercüme, II, 158). Öte yandan onun 570 (1175) yılında II. Kılıcarslan’ın emriyle Bizans hapishanelerinden birinde zehirlenerek öldürüldüğü de rivayet edilir. Zünnûn’a ait sikkelerden onun “İmâdüddin, el-Emîrü’l-muazzam, Nâsırü’d-dünyâ ve’d-dîn, el-Emîrü’l-isfehsâlâr el-ecell es-seyyid İmâdüddin, el-Melikü’l-ecell es-seyyidü’l-kebîr el-âlim el-âdil, el-Melikü’l-âlim el-âdil Ebü’l-Muzaffer, Melikü’r-Rûm ve’l-Ermen” gibi unvan ve lakaplar kullandığı anlaşılmaktadır (Ahmed Tevhid, IV, 88-96).

BİBLİYOGRAFYA :

Azimî Tarihi: Selçuklular Dönemiyle İlgili Bölümler: H.430-538 (nşr. ve trc. Ali Sevim), Ankara 1988, metin, s. 56; tercüme, s. 65; Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi (952-1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136-1162) (nşr. ve trc. H. D. Andreasyan), Ankara 1987, s. 296, 313-314; Ioannes Kinnamos, Historia (trc. Işın Demirkent), Ankara 2001, s. 206, 208, 210, 212; N. Khoniates, Historia (trc. Fikret Işıltan), Ankara 1995, s. 80, 83-84; Süryani Mikhail, Vekāyiname: 1042-1195 (trc. H. D. Andreasyan), Ankara 1944, TTK Ktp., nr. T. 44-2, metin, II, 253-254, 304-305, 310; tercüme, II, 119, 188-190, 198-200, 206, 209, 226-227, 233; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, XI, 92, 317, 392, 402; a.e. (trc. Abdülkerim Özaydın), İstanbul 1987, XI, 89, 257-258, 315, 322, 392; Ebü’l-Ferec, Târih, II, 376-377, 391, 400, 402, 406, 414; Aksarâyî, Müsâmeretü’l-ahbâr (trc. Mürsel Öztürk), Ankara 2000, s. 22-23; Ahmed b. Mahmûd, Selçuknâme (haz. Erdoğan Merçil), İstanbul 1977, II, 146, 148-149; Cenâbî Mustafa Efendi, el-Aylemü’z-zâhir, Süleymaniye Ktp., Yenicami, nr. 831, vr. 39a-b; Cenâbî Mustafa Efendi’nin el-Aylemü’z-zâhir fî ahvâli’l-evâil ve’l-evâhir Adlı Eserinin Anadolu Selçukluları ile İlgili Kısmının Tenkidli Metin Neşri (haz. Muharrem Kesik, yüksek lisans tezi, 1994), İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, metin, s. 29-30; tercüme, s. 9-10; Târîh-i Âl-i Selçuk (nşr. ve trc. Feridun Nafiz Uzluk), Ankara 1952, metin, s. 37-38; tercüme, s. 25; Müneccimbaşı, Câmiu’d-düvel: Selçuklular Tarihi (nşr. ve trc. Ali Öngül), İzmir 2001, metin, II, 139-140; tercüme, II, 157-158; Ahmed Tevhid, Meskûkât-ı Kadîme-i İslâmiyye Kataloğu, İstanbul 1321, IV, 88-96; F. Chalandon, Jean II Comnène (1118-1143) et Manuel I Comnène (1143-1180), Paris 1912, II, 493-495, 497-498, 507; Halil Edhem [Eldem], Kayseriye Şehri, İstanbul 1334, s. 18-33; Abdülhaluk Çay, II. Kılıç Arslan, Ankara 1987, s. 34-35, 43, 46-48, 58, 60-61; Erdoğan Merçil, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, Ankara 1993, s. 257-259; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1993, s. 178-179, 190-191, 198, 201-207; a.mlf., Doğu Anadolu Türk Devletleri Târihi, İstanbul 1993, s. 16-17; a.mlf., “Selçuklular Zamanında Sivas Şehri”, DTCFD, IX/4 (1951), s. 447-457; a.mlf., “Kılıç Arslan II.”, İA, VI, 688-692; İbrahim Artuk – Cevriye Artuk, “Danişmend Sikkelerine Genel Bir Bakış”, Niksar’ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, Tokat 1996, s. 100-102; Sefer Solmaz, Danişmendliler Devleti ve Kültürel Mirasları (doktora tezi, 2001), SÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 173-175, 190-193; Muharrem Kesik, Türkiye Selçuklu Devleti Tarihi: Sultan I. Mesud Dönemi (1116-1155), Ankara 2003, s. 45-46, 49, 115; a.mlf., “Cenâbî’ye Göre Türkiye Selçukluları”, TD, sy. 36 (2000), s. 241-242; a.mlf., “Cenâbî’ye Göre Dânişmendliler”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, sy. 4, İstanbul 2001, s. 243-266; a.mlf., “Yağıbasan Devrinde Dânişmendliler-Türkiye Selçukluları İlişkileri”, TD, sy. 37 (2002), s. 137-147; Mükrimin Halil Yinanç, “Dânişmendliler”, İA, III, 471-474; I. Mélikoff, “Dānishmendides”, EI2 (Fr.), II, 112-114; Abdülkerim Özaydın, “Dânişmendliler”, DİA, VIII, 471-473.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 702-704 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER