ABDÜLKĀDİR el-CEZÂİRÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

ABDÜLKĀDİR el-CEZÂİRÎ

عبد القادر الجزائري
Müellif:
ABDÜLKĀDİR el-CEZÂİRÎ
Müellif: ERCÜMENT KURAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-el-cezairi
ERCÜMENT KURAN, "ABDÜLKĀDİR el-CEZÂİRÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-el-cezairi (21.09.2020).
Kopyalama metni
6 Eylül 1808’de Batı Cezayir’de Muasker şehri civarındaki bir zâviyede doğdu. Babası Muhyiddin, Hz. Hasan soyundan olup Kādirî şeyhlerindendi. Çocukluğunda ve gençliğinde sağlam bir din eğitimi gördüğü gibi silâh kullanmayı ve ata binmeyi de öğrendi. 1827’de babasıyla birlikte Mekke’ye giderek hacı oldu. Yurda dönüşünden kısa bir süre sonra, 1830 Temmuzunda Fransızlar Cezayir’i işgal ettiler ve ülkedeki üç yüz yıllık Türk idaresine son verdiler. Yerli Arap ve Berberî kabileleri, yabancı hâkimiyetine karşı koymak maksadıyla Şeyh Muhyiddin’i sultan ilân etmek istediler; fakat o yaşlılığını ileri sürdü ve bu vazifeden oğlu lehine feragat etti. Abdülkādir, Fas sultanının hükümdarlık hakkını tanıyarak, 22 Kasım 1832’de “emîrü’l-mü’minîn” unvanını aldı. Fas Sultanı Abdurrahman’ın halifesi sıfatıyla Fransızlar’a ve onlarla iş birliğinde bulunanlara karşı mücadeleye başladı. Kahramanlığı ve zekâsı sayesinde yerli kabileleri etrafına topladı, nüfuzunu Batı ve Orta Cezayir’e kadar genişletti. Büyük Sahra’nın bazı şeyhleri de ona tâbi oldular. Ocak 1831’de Fransız işgaline geçen Vehrân’daki (Oran) kumandan Bugeaud ile 30 Mayıs 1837’de Tafna Antlaşması’nı imzalaması, onu memleketin üçte ikisine hâkim kıldı. Daha önce Muasker’de olan idare merkezini Tagdempt’e naklettikten sonra, İslâm esaslarına dayalı bir devlet kurmak için faaliyet gösterdi. Türkler zamanında birtakım mükellefiyetler karşılığında vergiden muaf tutulan Mehâzin kabilelerinin imtiyazlarını kaldırdı ve herkesten zekât topladı. Fas yoluyla İngiltere’den sağladığı top ve tüfeklerle düzenli bir ordu kurdu. Bu arada Fransızlar doğuda Osmanlı tâbiiyetini sürdüren ve kendilerine karşı direnen Ahmed Bey’i yenerek 1837 Ekiminde Kostantîne şehrini zaptettiler. 1839 sonbaharında da Kabîliye bölgesine kadar genişlettiği nüfuzunu sınırlandırmak için Abdülkādir’le görüşmek istediler. Red cevabı alınca da kuvvet göndererek Cezayir’i Kostantîne’ye bağlayan Bîbân Geçidi’ni ele geçirdiler. Buna karşı, 19 Kasımda “cihâd-ı mukaddes” ilân eden Abdülkādir, küçük fakat hareket kabiliyeti yüksek birliklerini Fransızlar üzerine sevketti. Ancak, 1840 Aralığında Cezayir umumi valiliğine tayin edilen Bugeaud, sayısı arttırılmış kuvvetlerini hasmının harp taktiğine uygun şekilde hazırladıktan sonra Abdülkādir ile savaşa girişti. Fransızlar Tagdempt, Muasker ve Tilimsân şehirlerini işgal ettiler. 16 Mayıs 1843’te emîrin seyyar ordugâhını bile bastılar. Abdülkādir Fas’a sığınmak zorunda kaldı. Peşini bırakmayan Bugeaud, 1844 Ağustosunda Isly’de Fas ordusunu yendi; 1844 Ekiminde imzalanan Tanca Antlaşması’yla Fas Sultanı Abdurrahman b. Hişâm’ı, Abdülkādir’i desteklemekten vazgeçirdi. Bunun üzerine emîr Cezayir topraklarına döndü ve bir Fransız birliğini 1845 Ekiminde Şîdî-Brâhîm’de bozguna uğrattıysa da, gittikçe artan Fransız baskısı karşısında yerli kabilelerin kendisinden uzaklaştıklarını gördü. 1846 yazında çaresizlik içinde tekrar Fas’a sığındı. Sultanın kuvvetlerinin yenilmesi üzerine, 23 Aralık 1847’de Fransızlar’a teslim oldu. İskenderiye veya Akkâ’ya götürüleceğine dair verilen söze rağmen Fransa’da beş yıl esir olarak kaldı. 1852 Ekiminde serbest bırakılınca Osmanlı ülkesine giderek önce Bursa’da, 1855’ten itibaren de Şam’da oturdu. Siyasetle ilgisini kesmiş olduğundan vaktini ibadet ve ilimle geçirdi. Cebelilübnan’da patlak veren ve 1860 Temmuzunda Şam’a yayılan Dürzî İsyanı sırasında bizzat müdahalede bulunarak birçok hıristiyanı katliamdan kurtardı. 26 Mayıs 1883’te Şam’da öldü.

Abdülkādir cesur, akıllı ve dindar bir idareciydi. Fransızlar’la mücadelesinde askerlik kabiliyeti yanında siyasî maharetini de ispat etmiştir. Gerektiğinde sert davranmakla beraber, adaleti gözetirdi ve mizaç itibariyle merhametliydi. O aynı zamanda iyi bir şair, değerli bir fikir adamıydı. Şiirleri Nüzhetü’l-hâtır fî karîzi’l-emîr Abdülkādir adı ile Kahire’de basılmış, felsefî mahiyette Zikrü’l-âkil ve tenbîhü’l-gafil adlı kitabının da Arapça aslı Beyrut’ta, Fransızca tercümesi 1858’de Paris’te neşredilmiştir.

İbnü’l-Arabî tasavvufunun tesiri altında kalan Abdülkādir’i Cezayirliler millî kahraman tanırlar. Cezayir istiklâline kavuştuktan sonra kemikleri Cezayir’e nakledilerek şehidler kabristanına gömülmüştür. Ölümünün 100. yılı münasebetiyle kendisine ayrılan Mecelletü’t-Târîḫ’in özel sayısında (Centenaire de la Mort de l’Emir Abdelkader 1883-1983, Alger 1983) hayatına, siyasî faaliyetlerine, eserlerine ve hakkında yazılanlara dair çeşitli makaleler bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
BA, İrade-Hariciye, nr. 4481, 4487, 4749, sene 1269; Ph. d’Estailleur-Chanteraine, Abd el-Kader, l’Europe et l’Islam au XIXe siècle, Paris 1847; C. Zeydân, Meşâhîrü’ş-şarḳ, Kahire 1902, I, 172-181; M. Emerit, L’Algérie à l’époque d’Abd-el-Kader, Paris 1951; Bassâm Asalî, el-Emîr ʿAbdülḳādir el-Cezâʾirî, Beyrut 1986; Pessah Shinar, “ʿAbd al-Qadir and ʿAbd al-Karīm Religious Influences on Their Thought and Action”, , I (1965), s. 139-174; A. Temimi, “L’Emir ‘Abd el-kader a Damas, 1855-1861”, RHM, VI (1979), s. 107-115; G. Yver, “Abdülkadir”, İA, I, 85-87; Ph. de Cossé-Brissac, “ʿAbd al-Ḳādir b. Muḥyi al-Dīn”, EI2 (İng.), I, 67-68; C. R. A., “ʿAbd el-Ḳader”, EUn., I, 12-13.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1988 yılında İstanbul'da basılan 1. cildinde, 232-233 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER