ABDÜLKADİR HAMÎDÎ ÇELEBİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

ABDÜLKADİR HAMÎDÎ ÇELEBİ

Müellif:
ABDÜLKADİR HAMÎDÎ ÇELEBİ
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.01.2022
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-hamidi-celebi
MEHMET İPŞİRLİ, "ABDÜLKADİR HAMÎDÎ ÇELEBİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-hamidi-celebi (22.01.2022).
Kopyalama metni

Hamîd sancağına bağlı Isparta’dan Mehmed Efendi’nin oğludur. Buraya nisbetle Hamîdî veya Isparta Çelebisi diye tanınmıştır. Çeşitli hocalardan okudu; Kara Seyyidî Efendi’den mülâzım oldu. Zeyrekzâde Rükneddin Efendi’ye intisap ederek Bursa Sultan Medresesi’nde onun yardımcılığında bulundu. Bir müddet sonra Kanûnî Sultan Süleyman’ın yakınlarından Mustafa Ağa’ya özel dersler verdi. Onun teşvik ve yardımıyla İstanbul’da Hacı Hasanzâde, Bursa’da Sultan ve İstanbul’da Sahn-ı Semân medreselerinde müderrislik yaptı. Daha sonra kadılık mesleğine geçerek Bursa ve İstanbul kadısı, 1523’te Anadolu kazaskeri oldu.

On dört yıl kadar süren kazaskerliği döneminde dürüstlüğü ile tanınan Abdülkadir Efendi birçok hadisenin içerisinde bulundu. Bunlar arasında, Rumeli Kazaskeri Fenârîzâde ile birlikte Molla Kābız’ı Dîvân-ı Hümâyun’da yargılamadaki başarısızlığı ve bu yüzden hükümdar tarafından azarlanması bilhassa belirtilmeye değer bir olaydır. İlmî yetersizlik iddiası ve bazı siyasî meselelerden dolayı 1537’de kendisine 150 akçe yevmiye bağlanarak kazaskerlikten azledildi (bk. Atâî, s. 186). Bu arada hac farîzasını ifa ederek İstanbul’a döndü. Kasım 1542’de Çivizâde Muhyiddin Efendi’nin yerine şeyhülislâmlığa tayin edildi. Üç ay kadar bu görevde kaldıktan sonra hastalığı sebebiyle Ocak 1543’te ayrılmak zorunda kaldı. Bu defa da kendisine günlük 200 akçe üzerinden maaş bağlandı. Bundan sonraki hayatını Bursa’da geçiren Hamîdî Çelebi, burada bir cami ile bir medrese yaptırdı. Öldükten sonra kendi yaptırdığı caminin avlusuna defnedildi.

Devrinin şuarâ tezkirelerinde Türkçe ve Arapça nazım ve nesirdeki kabiliyetinden bahsedilmekte ve şiirlerinden bazı örnekler verilmektedir. Şiirlerinde Kādirî mahlasını kullanmıştır.


BİBLİYOGRAFYA

Sehî, Tezkire (nşr. Mehmed Şükrü), İstanbul 1325, s. 30.

, vr. 173a, 201a.

, vr. 222b-223a.

, s. 272-273.

Mecdî, Şekāik Tercümesi, İstanbul 1269, s. 441-443.

Atâî, Zeyl-i Şekāik, İstanbul 1268, s. 186.

, s. 21-22.

, s. 364-367.

, III, 345.

Cahid Baltacı, XV-XVI. Asırlarda Osmanlı Medreseleri, İstanbul 1976, s. 265-266.

R. C. Repp, The Müfti of Istanbul: A Study in the Development of the Ottoman Learned Hierarchy, London 1986, s. 256-263.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1988 yılında İstanbul’da basılan 1. cildinde, 240 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER