ADÎ b. HÂTİM et-TÂÎ

عدي بن حاتم الطائي
Müellif:
ADÎ b. HÂTİM et-TÂÎ
Müellif: ALİ YARDIM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1988
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/adi-b-hatim-et-tai
ALİ YARDIM, "ADÎ b. HÂTİM et-TÂÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/adi-b-hatim-et-tai (04.06.2020).
Kopyalama metni
Müslüman olmadan önce mutaassıp bir hıristiyan ve amansız bir İslâm düşmanı idi. Hz. Peygamber, Tay kabilesi üzerine Hz. Ali kumandasında bir seriyye sevkedince İslâm kuvvetlerine karşı koyamadı ve ailesiyle birlikte hıristiyan Araplar’ın bulunduğu Suriye sınırına doğru kaçtı. Müslümanlar, aralarında kız kardeşi Seffâne’nin de bulunduğu pek çok kişiyi esir alarak Medine’ye getirdiler. Seffâne Hz. Peygamber’in huzuruna çıkıp müslüman olduğunu söyledi; Hz. Peygamber de onu sadece âzat etmekle kalmayıp elbise, yiyecek, at ve harçlık vererek Şam’a kardeşi Adî’nin yanına gönderdi. Seffâne’ye yapılan bu muameleden memnun olan Adî, kız kardeşinin de içinde bulunduğu bir heyetle Medine’ye geldi. Resûlullah’la yaptığı görüşme sonunda hicretin yedinci veya dokuzuncu (628, 630) yılında İslâmiyet’i kabul etti. Müslüman olduğunda yaşı elliyi geçmişti.

Adî b. Hâtim’in kabile reisliği Hz. Peygamber devrinde de devam etti. Başarılı çalışmalarıyla kabilesinin tamamen müslüman olmasını ve devlete karşı görevlerini eksiksiz yerine getirmesini sağladı. Böylece, kabilesine ait vergileri devlete tam ödemekle meşhur bir sahâbî vasfını kazandı. Arap kabilelerinden birçoğunun İslâm’dan döndüğü ve devlete baş kaldırdığı Hz. Ebû Bekir’in hilâfeti döneminde kabilesine hâkim olarak en küçük bir kıpırdanışa dahi fırsat vermediği gibi, vergilerini de eksiksiz ödemeye devam etmelerini sağladı. Hz. Ebû Bekir devrinde Hâlid b. Velîd kumandasında Suriye seferine, Hz. Ömer zamanında da Irak’ın fethine ve Kādisiye Savaşı’na katıldı. Cemel Vak‘ası ve Sıffîn Savaşı’nda Hz. Ali’nin safında yer aldı. Müslümanlığı kabul etmesine vesile olduğu için Hz. Ali’ye karşı ayrı bir sevgisi ve bağlılığı vardı. Cemel Vak‘ası’nda bir gözünü ve oğlu Muhammed’i kaybetti. Diğer oğlunu da Hâricîler öldürdü. Irak’ın fethinden sonra Kûfe’ye yerleşti ve orada vefat etti.

Uzun ömürlü sahâbîlerden biri olan Adî, babası Hâtim et-Tâî gibi cömert bir insandı. Uzun süren kabile reisliğinin kazandırdığı tecrübeler onda sağlam ve köklü bir devlet adamlığı karakteri oluşturmuştu. Hz. Ömer’in vefakâr ve sâlih bir insan olarak tavsif ettiği Adî b. Hâtim, altmış altı hadis rivayet etmiş, bunlardan yedisi Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’de, elli yedisi de Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde yer almıştır.

İslâm Ansiklopedisi’nin eski ve yeni baskılarında “Adî b. Hâtim” maddesini yazan A. Schaade, onun, “ülkesini kati surette kaybetme tehlikesi karşısında müslüman olduğunu” söylemektedir. Bu iddianın ne derece haksız olduğunu anlayabilmek için Adî’nin İslâmiyet’i nasıl kabul ettiğini araştırmak yeterlidir. Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde (IV, 257, 378) ve diğer kaynaklarda bizzat kendisinden nakledilen rivayete göre, Hz. Peygamber’in huzuruna geldiği zaman Resûlullah ona müslüman olmasını üç defa teklif etmiş, Adî ise her seferinde, “Benim bir dinim var” diyerek İslâmiyet’i kabule yanaşmamıştı. Hz. Peygamber, “Ben senin dinini senden daha iyi bilirim” diyerek Hıristiyanlık ile Sâbiîlik karışımı bir din olan Rekûsîliğe mensup olduğunu söyleyince Adî b. Hâtim hayret etmişti. Hz. Peygamber ayrıca ganimetin dörtte birini aldığını, bunun ise Rekûsîliğe göre haram olduğunu hatırlatıp sözüne devam edince o hem utanmış, hem de Hz. Muhammed’in başkalarının bilmediği şeylerden haberdar olduğunu görerek peygamberliğini kabul etmişti.

BİBLİYOGRAFYA
İbn İshak, es-Sîre (nşr. Muhammed Hamîdullah), Rabat 1967 ⟶ Konya 1401/1981, s. 267-270; İbn Hişâm, es-Sîre (nşr. Mustafa es-Sekkā v.dğr.), Kahire 1375/1955, IV, 578-581, 600; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳātü’l-kübrâ (nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1380/1960, I, 322; II, 164; VI, 218; Müsned, IV, 255-259, 377-380; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr (nşr. Abdurrahman b. Yahyâ el-Yemânî v.dğr.), Haydarâbâd 1360-80/1941-60, VII, 43; Taberî, Târîḫ (nşr. M. J. de Goeje), Leiden 1879-1901, I, 1706-1710; İbn Hibbân, Meşâhîru ʿulemâʾi’l-emṣâr (nşr. M. Fleischhammer), Wiesbaden 1959 ⟶ Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), s. 44; İbn Abdülber, el-İstîʿâb (el-İṣâbe içinde), Kahire 1328, III, 141-143; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, Kahire 1285-87, III, 392-394; Nevevî, Tehẕîbü’l-esmâʾ, Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), I/1, s. 327; İbn Hacer, el-İṣâbe, Kahire 1328, II, 468; a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, VII, 166-167; İbnü’l-İmâd, Şeẕerâtü’ẕ-ẕeheb, Kahire 1350-51, I, 74; A. Schaade, “Adî”, İA, I, 137; a.mlf., “ʿAdī b. Ḥātim”, EI2 (İng.), I, 195.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1988 yılında İstanbul'da basılan 1. cildinde, 380 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER