AHTERÎ

أختري
Müellif:
AHTERÎ
Müellif: HULUSİ KILIÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ahteri
HULUSİ KILIÇ, "AHTERÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahteri (04.06.2020).
Kopyalama metni

Karahisar’da (Afyonkarahisar) doğduğu için Karahisârî nisbesiyle de anılır. Babasının adı Şemseddin’dir. Hayatının muhtelif safhalarına, nerede ve hangi hocalardan öğrenim gördüğüne dair kaynaklarda bilgi yoktur. Sadece Kütahya’da müderrislik yaptığı ve orada öldüğü bilinmektedir. Arap dili ve edebiyatından başka siyer ve fıkıh alanlarında da eserleri vardır.

Eserleri. 1. Ahterî. Ahterî-i Kebîr diye de anılan bu Arapça-Türkçe sözlük onun en meşhur eseridir. Belli başlı Arapça kaynaklardan faydalanarak 952 (1545) yılında tamamladığı eser, yaklaşık 40.000 kelime ihtiva etmektedir. Her ne kadar muhteva ve sağlamlık bakımından Mütercim Âsım Efendi’nin ile kıyaslanamazsa da bazı özelliklerden dolayı haklı bir ün kazanmıştır. Bu özellikler şöyle sıralanabilir: a) Arapça kelimeleri, sülâsî ve rubâî köklerini dikkate almaksızın yazılışlarına göre alfabetik olarak tertip etmesi, böylece kendinden önceki sözlüklere göre bugünün lugatçılık anlayışına daha uygun bir yenilik getirmesi; b) Çok kullanılan kelimeleri seçip almak suretiyle kitabın hacmini küçültmesi ve bu sebeple onu bir el lugatı haline getirmesi; c) Kelimelerin karşılıklarını mümkün olduğu kadar Türkçe vermesinin yanında, eş anlamlı bir diğer Arapça kelimeyle de pekiştirmesi; d) Verdiği mânaya göre kelimeyi bir Arapça örnek cümle içinde kullanarak dile hâkimiyet kazandırması. Eserde Eski Türkiye Türkçesi devresine (XIII-XV. yüzyıllar) ait olup Osmanlı Türkçesi’nde ihmal edilen öz Türkçe kelimelerin kullanılması ve ayrıca eserin bazı ağız özellikleri taşıması sözlüğe çağdaş dilcilik ve Türkoloji araştırmaları bakımından ayrı bir değer kazandırmaktadır. Ahterî’nin diğer Arapça-Türkçe sözlüklerden daha fazla tutulması, “kebîr” (büyük) sıfatıyla anılmasına sebep olmuştur. Bu durum bazı yazarlarda, Ahterî’nin bir de “sagīr” (küçük) ve “evsat” (orta) boylarının mevcut olduğu zannını uyandırmıştır. Fakat eldeki yazma nüshalar arasında hiçbir fark bulunmaması ve ayrıca muhtelif baskıların daima aynı hacimde yapılmış olması bu görüşü çürütmekte ve bunun “kebîr” sıfatından kaynaklanan bir yanlış çağrışım olduğunu ortaya koymaktadır.

Pek çok kütüphanede çeşitli yazma nüshaları bulunan Ahterî, 1242 (1826) yılından beri İstanbul, Mısır, İran, Hindistan ve Kırım’da değişik boylarda, bir veya iki cilt halinde, aslında olduğu gibi maddeleri satır içinde veya satır başlarına alınarak sütunlar halinde (meselâ İstanbul 1311) birçok defa basılmıştır. İlk baskılarla yazma nüshalar, muhteva ve dil itibariyle aynı ise de daha sonraki bazı sütunlu baskılarda ekleme ve çıkarmalar yapıldığı, eserin dilini sadeleştirme yoluna gidildiği görülmektedir. Ahterî’nin, kelimeler üzerinde yapılan filolojik açıklamaların atılarak yalnız sözlük karşılıklarının verildiği Lugat-ı Ahterî-i Cedîd isimli, basıldığı yer ve yıl gösterilmeyen muhtasar bir baskısı daha bulunmaktadır ki bu çalışma aslından çok farklı hale getirilmiş olduğu için bir Ahterî Lugatı sayılamaz. Lugat-ı Ahterî-i Cedîd’in İbrahim Ulaş ve Abdülkadir Dedeoğlu tarafından hazırlanan ve kelime karşılıkları yeni harflerle verilen bir baskısı da yapılmıştır (İstanbul 1979). 2. Câmiʿu’l-mesâʾil (el-Mühimme). Bazı fıkhî meseleleri ihtiva ettiği için Ümmü’l-fetâvâ diye de tanınır. Kaynaklarda Ahterî’ye nisbet edilen Câmiʿu’l-lisân, Câmiʿu’l-mesâʾil’in yanlış okunmuş şekli olmalıdır. Eserin Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Yazma Bağışları, nr. 993, 222 varak; Kılıç Ali Paşa, nr. 339, 323 varak; Fâtih, nr. 2471, 348 varak) nüshaları vardır. 3. Târîḫ-i Aḫterî. Peygamberlerin ve bazı İslâm büyüklerinin hayatına dair olan bu eserin Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Fâtih, nr. 4211/1, 102 varak) bir nüshası bulunmaktadır. 4. Şerḥ ʿale’r-Risâleti’l-Kefevî fi’l-edeb. Bu risâlenin, Süleymaniye Kütüphanesi’nde bir nüshası vardır (Serez, nr. 3851/14, 216-228). Ahterî’nin bunlardan başka, tarihî-edebî musâhabe tarzında kaleme aldığı Ḥâmilü’l-muḥâḍarât adlı bir eseri daha bulunmaktadır (bk. , I, 225).

 
BİBLİYOGRAFYA

, I, 31.

, s. 20.

, II, 803.

, II, 434-435.

, I, 224-225.

, II, 630.

, I, 28.

M. Saadettin Aygen, Afyonkarahisarlı Alim ve Lügatçı Ahterî, Afyon 1980.

Hulusi Kılıç, Türkçe’de Arap Lexicographiesi Çalışmaları (doktora tezi, 1984), UÜ İlâhiyat Fakültesi, s. 29-36.

G. Flügel, Die arabischen, persischen und türkischen Handschriften, Wien 1985, I, 119-120.

“Ahterî”, , I, 228.

“Ahterî, Mustafa”, , I, 281.

“Ak̲h̲tarī”, , I, 342.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1989 yılında İstanbul'da basılan 2. cildinde, 184-185 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER