ÂLİ BEY, Direktör

Müellif:
ÂLİ BEY, Direktör
Müellif: ALİM KAHRAMAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-bey-direktor
ALİM KAHRAMAN, "ÂLİ BEY, Direktör", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ali-bey-direktor (22.11.2019).
Kopyalama metni
İstanbul’da doğdu. Doğum tarihi Sicill-i Ahvâl defterine göre 1846’dır; bazı kaynaklarda yer alan 1844 yılı yanlış olmalıdır. Adı Mehmed Âli (Osmanlı Müellifleri, II, 40) ve Ömer Âli şeklinde geçmekteyse de imzasında sadece Âli adını kullanmış, üzerinde adı bulunmayan eserlerinde “bir zat” notu konmuştur. Babası Şam, Halep ve Urfa sancağında kapı kethüdâlığı yapan Yûsuf Cemil Efendi’dir. Âli Bey, Vâlide Rüşdiyesi’ni bitirdikten (1858-1859) sonra tarih, coğrafya, felsefe, astronomi, kimya, ekonomi, yönetim bilimi, hukuk ve matematik alanında özel ders aldı. Arapça, Farsça ve Fransızca’sını geliştirip erken yaşlarda Fransızca konuşup yazabilecek duruma geldi. Rüşdiyeyi bitirince Mektûbî-i Sadr-ı Âlî Odası’nda mülâzım oldu. Ekim-Kasım 1865’te Sıhhiye Dairesi Tahrirat Odası mümeyyizliğine geçti. İki yıl sonra Meclis-i Sıhhiye âzalığı ile memuriyet unvanı Karantina başkâtipliğine çevrildi. Ağustos-Eylül 1872’de Sıhhiye komiserliği göreviyle Tuna boyuna ve Eflak-Boğdan’a gönderildi. Memuriyet hayatında düzenli bir ilerleme gösterdiği, 1873 Ocağında vezirlikten bir önceki “saâdetlü” rütbesine ulaştığı anlaşılmaktadır (Ayyar Hamza, hazırlayanın girişi, s. 6-8). Eylül-Ekim 1874’te Sıhhiye müfettişliğine tayin edildi. Sıhhiye Konferansı’na (Haziran 1875) katılmak için gittiği Viyana’da iki ay kaldı.

Tulçı mutasarrıflığıyla (Tuna eyaleti) Ağustos-Eylül 1876’da mülkî vazifeye başladığı sırada Tuna Avrupa Komisyonu başkanlığında bulunan Âli Bey diplomatik gizli bir görevle Romanya’ya gönderildi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan önce nakledildiği Varna mutasarrıflığından savaş çıkınca ayrıldı, on altı ay mâzul kaldı. Bu süre içinde fevkalâde memuriyetle Berlin Antlaşması’na göre Rusya’ya terkedilen Batum’a yollandı. Bu görevi beş ay sürdü. Dimetoka ve Rodop Balkanları’nda tahkik memuriyeti ve komiser olarak dört ay Podgorica’da görev yaptı. Temmuz 1879’da getirildiği Kosova Adliye müfettişliği vazifesini kabul etmedi. Komiserlik göreviyle tayin edildiği Sırbistan’da, “Niş’te bulunan ahâlî-i İslâmiyye ile nasılsa lâyıkıyla uyuşamamış olmasından dolayı memuriyeti mânen mahzurdan sâlim olmayacağına binaen diğer bir işe kayırılmak üzere” (Birinci, s. 151) azledilip İstanbul’a döndü (10 Ağustos 1882).

14 Aralık 1884’te Düyûn-ı Umûmiyye’de başladığı Vâridât-ı Muhâsebe müfettiş-i umumîliği sırasında Ocak 1885’te gönderildiği Diyarbekir, Siirt ve Harput’tan Bağdat Vilâyeti Devâir-i Islâhât memuriyetini yürüttü (16 Eylül 1887 – 12 Aralık 1888). Daha sonra Ma‘mûretülazîz ve Trabzon valiliklerinde bulundu. İki seneyi geçen Trabzon valiliği sırasında Herakli adlı Samsunlu bir Rum kızı ile büyük bir aşk sonucu evlendi. Kendi yazdığı Hazret-i Yûsuf adlı oyunu şehirde temsil ettirdi. Halk tarafından beğenilen ve “kâtip adamdı” diye anılmasına sebep olan bu edebî faaliyeti idarî makamlarca hoş karşılanmadı, Maarif Nezâreti Teftiş ve Muayene Heyeti’yle başı derde girerek azledildi. 17 Eylül 1892’de Düyûn-ı Umûmiyye’de tekrar göreve başladı. 13 Mart 1895’te tayin edildiği direktörlük makamında ölünceye kadar kaldı. “Direktör” lakabıyla anılması bu son görevi dolayısıyladır. 3 Şubat 1899’da ölen Âli Bey, Anadoluhisarı’nda Göksu Mezarlığı’nda babasının yanına defnedildi. Memuriyetleri sırasında bazı yolsuzlukları ortaya çıkarması, günlük işlemleri ıslah etmesi, eşkıyanın yakalanması faaliyetleri, ayrıca iskân ve imar çalışmalarıyla dikkat çekmiş, askerî ve idarî ehliyetiyle padişahın ve diğer makamların takdirini kazanmıştır.

Âli Bey’in yazı yazmaya Mektûbî-i Sadr-ı Âlî Odası’nda bulunduğu sırada başladığı sanılmaktadır. 1870 Kasımında Türkçe yayımlanan Diyojen gazetesinin sahibi Teodor Kasap’ın tavsiyesiyle yazdığı mizahî yazılar önceden bir kalem tecrübesine sahip olduğunu göstermektedir. Diyojen’deki imzasız yazılardan özellikle ilk yıllarda çıkanlar Âli Bey’e aittir. Memuriyetinden dolayı yazılarında genellikle ya imza kullanmamış ya da sadece “Âli” diye imza atmıştır. Yine gazetenin başlığında bulunan ve Diyojen’i bir fıçı içinde karşısında Büyük İskender’le beraber gösteren karikatürün altında yer alan, “Gölge etme, başka ihsan istemem” mısraını Türkçe’ye o kazandırmıştır. Toplumsal ve siyasal içerikli mizahî yazılarını Çıngıraklı Tatar ve Hayal’de de (1873) sürdürdüğü tahmin edilmektedir. Tiyatroya olan ilgisi Diyojen’den önceki yıllara dayanır. Türkiye’de Batı örneklerine uygun bir tiyatronun yerleşip kökleşmesi için Türk yazarların tiyatro eseri yazıp sahnelemeleri gerektiği bilinciyle hareket etmiş, bir temsilde görerek takdir ettiği Güllü Agop’u bu yolda desteklemiştir. Gedikpaşa Tiyatrosu’nda oynayan tiyatro grubunu genişletmek için 1869’da verilen gazete ilânının arkasında da Âli Bey’in bulunduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca buradaki Ermeni asıllı oyunculara Türkçe’yi düzgün konuşma dersleri vermiştir. Tiyatro dili bakımından Ahmed Vefik Paşa’yı örnek almış, Türkçe’yi halk söyleyişine yaklaştırması ve dilin halk ağzında kalmış nüktelerini, deyimlerini canlandırmasıyla dikkat çekmiştir.

Eserleri. Tiyatro. 1. Kokona Yatıyor yahut Madam Uykuda. E. Granpe – V. Bernard’ın Madame est couchée adlı eserinden uyarlanmıştır (İstanbul 1287). Bu eseri Doğan Aksan Latin harfleriyle (Ankara 1961), Şemsettin Kutlu sadeleştirerek (İstanbul 1974) yayımlamıştır. 2. Ayyar Hamza. Âli Bey’in Molière’in Les fourberies de Scapin adlı eserinden adapte ettiği en tanınmış oyunudur (İstanbul 1288/1871). Latin harfleriyle M. Nihat Özön (İstanbul 1940) ve sadeleştirilerek Şemsettin Kutlu (İstanbul 1974) tarafından neşredilmiştir. 3. Misafiri İstiskal (İstanbul 1871). Bu eseri Şemsettin Kutlu (İstanbul 1974) ve T. Yılmaz Öğüt (İstanbul 2006) Latin harfleriyle yayımlamıştır. 4. Geveze Berber (İstanbul 1289/1872). T. Yılmaz Öğüt tarafından günümüz Türkçe’sine aktarılarak neşredilmiştir (İstanbul 2006). 5. Letâfet (İstanbul 1315/1897). Bu opereti de Baha Dürder Latin harfleriyle yayımlamıştır (İstanbul 1961). Ayrıca Molière’in “George Dandin” komedisinden önce Tosun Ağa (1869) ve ardından Memiş Ağa adıyla Goldoni’den çevirdiği, “Hürmüz Bey’in Boşboğazlığı” ismiyle sahnelenen (1870), ancak basılmayan iki oyunu daha vardır. Mizah: Lehcetü’l-hakāyık (İstanbul 1315/1897, mizahî sözlük; Latin harfleriyle Necmettin Hacıeminoğlu [Ankara 1962] ve sadeleştirilerek Şemsettin Kutlu [İstanbul 1974] tarafından yayımlanmıştır); Seyyâreler (Kahire 1315/1897, mizahî hikâyeler; bu eseri Necmettin Hacıeminoğlu sadeleştirmiş [Ankara 1962] ve Şemsettin Kutlu Latin harflerine çevirerek yayımlamıştır [İstanbul 1974]). Seyahatnâme: Seyahat Jurnalı (İstanbul 1314/1896; Şemsettin Kutlu [İstanbul 1974] ve Dicle’de Kelek ile Bir Yolculuk adıyla Cahit Kayra [İstanbul 2003] tarafından sadeleştirilerek basılmıştır). Tercüme: Gavo Minar ve Şürekâsı (E. Gondinet’ten, Trabzon 1307/1891, oyun); Evlenmek İster Bir Adam (C. P. de Kock’tan, İstanbul 1290/1873, roman).

BİBLİYOGRAFYA :

Âli Bey, Ayyar Hamza (haz. Mustafa Nihat Özön), İstanbul 1968, hazırlayanın girişi, s. 5-9; Osmanlı Müellifleri, II, 40; Selim Nüzhet Gerçek – Server İskit, “Âli Bey”, AA, I, 294; Niyazi Akı, XIX. Yüzyıl Türk Tiyatrosu Tarihi, Ankara 1963, tür.yer.; a.mlf., Türk Tiyatro Edebiyatı Tarihi: Başlangıçtan Cumhuriyet Dönemine Kadar, İstanbul 1989, I, 63, 68-71, 73-74, 89; Refik Ahmet Sevengil, Türk Tiyatrosu Tarihi, İstanbul 1968, III, 62-63; Metin And, Tanzimat ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu: 1839-1908, Ankara 1972, s. 76-77; Nihad Sâmi Banarlı, Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, İstanbul 1976, II, 997-998; Ali Birinci, Tarihin Gölgesinde: Meşâhir-i Meçhûleden Birkaç Zat, İstanbul 2001, s. 149-155; Mustafa Kutlu, “Âli Bey (Direktör)”, TDEA, I, 109-110; Abdullah Uçman, “Âli Bey (Direktör)”, Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, İstanbul 1999, I, 198.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 77-78 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.