ÂLİMİYYE

العالمية
ÂLİMİYYE
Müellif: EKMELEDDİN İHSANOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/alimiyye
EKMELEDDİN İHSANOĞLU, "ÂLİMİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/alimiyye (15.12.2019).
Kopyalama metni
Bu terimin ifade ettiği mânalar, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ezher’deki eğitim düzenlemeleriyle beraber değişmiştir.

361’de (972), Fâtımî Halifesi Muiz-Lidînillâh’ın kumandanı Cevher Sıkıllî tarafından bir İslâmî ilim merkezi olarak kurulan Ezher’de verilen icâzetlerle ilgili Fâtımî ve Eyyûbî devirlerine ait elimizde bilgi yoktur. Kalkaşendî’nin Subhu’laʿşâ adlı eserinde, Ezher’in parlak dönemi sayılan Memlükler zamanında verilen değişik icâzetnâmelerden örnekler bulunmaktadır. Bunlar çeşitli ilimlerin ve kitapların rivayet ve tedrisi, ayrıca fetva ile ilgili icâzetnâmelerdir.

Ezher, Ortaçağ’da İslâm âleminin çeşitli merkezlerindeki diğer İslâmî eğitim kurumları gibi, talebelerine ilmî icâzet vermeyi hocalara bırakmıştı. Hoca talebesinde tam bir yeterlilik gördüğü ve okuduğu kitabın konularında tam mânasıyla nüfuz sahibi olduğunu anladığı zaman ona icâzet verirdi. Öğrenci bir ilim dalında icâzet alırken diğer bir ilim dalında da yeterlilik ve ilmî güç kazanıncaya kadar eğitime devam ederdi. Böylece kendisine icâzet verilen konuda müderris, henüz icâzet alamadığı konuda ise talebe olurdu. Kendisinde ilmî yeterlilik görüldüğü takdirde birden fazla hocadan, birden fazla icâzet alması da mümkündü.

Ezher’in talebelerine verdiği en yüksek diploma olarak kabul edilen âlimiyye diplomasının alınma şekli, zaman zaman kanun değişiklikleriyle belirlenmiştir. Bu konudaki ilk kanun, Hidiv İsmâil Paşa ve Ezher şeyhi Muhammed Mehdî el-Abbâsî zamanında 1872’de çıkarılmıştır. Ancak âlimiyye teriminin ilk defa ne zaman kullanıldığı hakkında kesin bilgi olmadığı için bu tarih onun resmiyet kazandığı ilk tarih sayılabilir. Bu kanunla, Ezher’de ders verebilmek için âlimiyye diplomasını almak şart koşulmuş ve bu diploma üç dereceye ayrılmıştır. Kanun, okunacak dersleri on bir ders olarak belirlediği için “on bir kanunu” olarak tanındı. Bu dersler şunlardı: Tefsir, hadis, tevhid, usul, fıkıh, nahiv, sarf, meânî, beyân, bedî ve mantık. Kanunun getirdiği en önemli değişiklik, ilmî icâzetin hidiv veya onun vekili tarafından resmî mühürle mühürlenerek “buyruldu” şeklinde çıkmaya başlamasıydı. Bu şekilde âlimiyyenin verilmesi bir hocaya veya hocalara bırakılmıyor, talebenin durumunun tayin edilmesi, Ezher şeyhinin başkanlığında altı hocadan oluşan bir jüri huzurunda verilecek bir imtihana bağlanıyor ve böylece öğrenci devlet tarafından onaylanmış resmî âlimiyye diploması sahibi oluyordu. 1895’te çıkan başka bir kanun Ezher eğitimini süre açısından da sınırlayarak âlimiyye almayı iki merhaleye ayırdı: Ehliyye (ehliyet) diploması verilen sekiz yıllık birinci merhale, ehliyye diploması olanlar için âlimiyye diploması verilen dört yıllık ikinci merhale. İkinci merhaleyi tamamlayıp Ezher’de on iki yılını dolduran talebe, Ezher şeyhinin başkanlığında altı kişilik âlimler heyeti tarafından imtihan edilir, başarılı olduğu takdirde âlimiyye diploması alır ve önceki kanunda olduğu gibi derecesi belirtilirdi.

1896’da, Şeyh Muhammed Abduh’un Ezher’in geliştirilmesi ve çağa ayak uydurmasının sağlanması maksadıyla yaptığı çağrı üzerine çıkarılan kanuna göre, ehliyye diploması alabilmek için en az sekiz bilim dalında tahsil görmek ve en az sekiz yıl devam etmek lâzım gelirken âlimiyye derecesini elde edebilmek için en az on altı yıl okumak gerekiyordu. Bu iki diplomanın imtihan jürilerinin başkanlığını Ezher şeyhi yapar, ehliyye jürisi üç, âlimiyye jürisi altı âlimden oluşurdu. Ehliyye diplomasında Ezher şeyhinin imzasıyla yetinilir, âlimiyyede ise ayrıca hidivin mühür veya imzası bulunur ve derecesini belirten buyruldu çıkarılırdı. Ehliyye diploması alanlar imamlık, hatiplik, vâizlik yapma ve camilerde ders okutma; âlimiyye diplomasını alanlar ise Ezher’de müderris olma ve devlet dairelerinde üst kademelerde görev alma hakkını kazanırlardı.

1908’de çıkan yeni bir kanunla Ezher’deki eğitim ilk, orta ve yüksek olmak üzere dörder yıllık üç kademeye, ders programları da dinî ilimler, Arap dil ilimleri, matematik ilimleri olmak üzere üç dala ayrıldı; 1911’de de tekrar yeni düzenlemeler yapıldı.

1923, 1925 ve 1927 yıllarında çıkarılan kanunlarla Ezher’de eğitim süreleri yeniden düzenlendi. 1930’da çıkarılan kanunla da orta öğretim kurumları yüksek öğretim kurumlarından ayrılarak Batı üniversiteleri tarzında İlâhiyat (Külliyyetü usûli’d-dîn), Fıkıh ve İslâm Hukuku (Külliyyetü’ş-şerîa), Arap Dili (Külliyyetü’l-lugati’l-Arabiyye) adı altında dört yıllık tahsil süreleri olan üç fakülte kuruldu. Bu fakültelerin mezuniyet diplomalarına âliyye (العاليّة) denildi. Bunu kazananlara Ezher’in idarî bölümlerinde, orta eğitim enstitülerinde, camilerde hocalık, ayrıca imamlık, hatiplik ve nikâh memurluğu yapma hakkı verildi. Mezuniyet sonrası ihtisas, meslek (تخصّص في المهنة) ve bilim (تخصّص في المادّة) kollarına ayrıldı ve meslekte (vaaz ve irşad, kadılık, fetva verme, avukatlık, orta seviyeli din ve genel eğitim kurumlarında öğretmenlik) ihtisaslarını bitirenlere “âlimiyye”, bilimde (üç fakültenin ana bilim dallarından birinde) ihtisas yapanlara “âlimiyye maa lakab üstâz” derecesi verildi ve bu unvanı taşıyanlara fakültede ve ihtisas bölümlerinde müderrislik yapma hakkı tanındı.

1930’da çıkarılan kanunla Ezher şeyhinin başkanlığında Yüksek Ezher Meclisi kuruldu. Bu meclisin üyeliklerine Ezher şeyhinin vekili, Mısır müftüsü, üç fakültenin şeyhleri (dekanlar), Adalet, Evkaf, Maarif, Maliye bakanlıklarının müsteşarları, Ezher’in ileri gelen ulemâsından kralın seçeceği iki âlim, ayrıca Ezher’le ve dinî eğitimle ilgili iki kişi getirilmiştir. Bu yüksek meclis Ezher’in idaresi ve eğitimi konularında yasama ve yürütme yetkisine sahipti. Meclis ayrıca âlimiyye diplomasının imtihanlarında başarı kazananların diplomalarını alabilmeleri için, başkanı vasıtasıyla krala diploma beratları hususunda arzda bulunurdu.

1936 yılında çıkan kanun âlimiyye diplomasını daha ayrıntılı bir şekilde belirledi ve böylece Ezher’deki üç fakülte (Usûlü’d-dîn, Şeriat ve Arap Dili fakülteleri) mezuniyet sonrası ihtisaslarını tamamlayan öğrencilerine iki seviyede âlimiyye diploması vermeye başladı. Birincisi master derecesine tekabül eden tedris, kazâ, vaaz ve irşad icâzetli âlimiyye diploması (şehâdetü’l-âlimiyye maa’l-icâze), ikincisi doktora mukabili olan ve diplomayı alan kimseye üstâz unvanı veren, ayrıca fakültelerde ve ihtisas alanlarında ders verme yetkisi tanıyan diploma idi (şehâdetü’l-âlimiyye maa dereceti üstâz).

1961’de çıkarılan kanundan sonra, fakültelerin çeşitli bölümlerinde yüksek öğrenim gören kimselere ilmî pâyeler vermek üniversite kurulunun görevlerine dahil edildi. Diğer üniversitelerdeki doktora karşılığı olarak verilen âlimiyye diploması, Ezher’de artık çeşitli ihtisas dallarında da verilmeye başlandı. Ancak talebenin âlimiyye derecesine kaydedilmesi için Ezher fakültelerinin birinde ihtisas (master) yapması, yahut Mısır üniversitelerinin herhangi bir fakültesinden veya Ezher Üniversitesi tarafından tanınmış başka fakülte ya da enstitüden ona muadil bir diplomaya sahip olması gerekmekteydi. Âlimiyye diplomasının alınabilmesi için de “ilme yeni bir şeyler katan” ve iki yıldan az olmayan bir süre zarfında hazırlanan bir tezin sunulması ve biri tez danışmanı olmak üzere üç kişilik bir jüri önünde tartışıldıktan sonra kabul edilmesi usulü benimsendi.

Bugün Fen, Mühendislik, Ziraat, Tıp, Ticaret fakülteleri gibi Ezher’in 1961 reformundan sonra kurulan yeni fakültelerinde âlimiyye diploması (doktora) herhangi bir derece belirtmeksizin verilirken Arap Dili, İslâmî İlimler, Beşerî İlimler ile Dil ve Tercüme fakülteleri âlimiyye diplomasını birinci ve ikinci şeref mertebeleriyle vermektedir. Ayrıca âlimiyyetü’l-gurebâ adını taşıyan ve iki dünya savaşı arasında Mısırlı olmayan yabancı talebelere verildiği bilinen bir âlimiyye diploması daha vardır.

BİBLİYOGRAFYA
Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-aʿşâ, Kahire 1383/1963, IV, 322-327, 328-329; Abdülmüteâl es-Saîdî, Târîhu’l-ıslâh fi’l-Ezher, Kahire 1943; Soad Maher, al-Azhar: Monument and Culture (trc. Abdel Aziz Afifi), Kahire 1967, s. 42; Ahmed Muhammed Avf, el-Ezher fî elf ʿâm, Kahire 1970, s. 61, 87; B. Dodge, al-Azhar: A Millennium of Muslim Learning, Washington 1974, s. 132; el-Ezherü’ş-şerîf fî ʿîdihi’l-elfî, Kahire 1403/1983, s. 82, 96, 99, 308-309; Abdülazîz M. eş-Şinnâvî, el-Ezher: Câmiʿan ve Câmiʿaten, Kahire 1983, I, 148-150; el-Ḳāmûsü’l-İslâmî, V, 31-32; K. Vollers, “Ezher”, İA, IV, 440-442; “Ezher”, DMİ, II, 73-74; J. Jomier, “al-Azhar”, EI2 (İng.), I, 817-818.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 464-465 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.