MEHDÎ el-ABBÂSÎ

المهدي العباسي
Müellif:
MEHDÎ el-ABBÂSÎ
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mehdi-el-abbasi
AHMET ÖZEL, "MEHDÎ el-ABBÂSÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mehdi-el-abbasi (22.08.2019).
Kopyalama metni
Dedesi Muhammed el-Mehdî el-Kebîr, Kıptî asıllı olup küçük yaşta Şeyh Muhammed b. Sâlim el-Hifnî vasıtasıyla İslâm dinini benimseyerek onun himayesinde büyümüş ve devrinin önde gelen Şâfiî âlimlerinden biri olmuştur (Cebertî, IV, 233). Abdullah b. Hicâzî eş-Şerkāvî’den sonra Ezher şeyhliğine aday gösterilmişse de bu göreve Muhammed b. Ali eş-Şenevânî getirilmiştir. Babası Muhammed Emîn Şâfiî mezhebinden Hanefî mezhebine geçmiş ve Mehmed Ali Paşa zamanında fetva makamına kadar yükselmiştir.

Muhammed el-Mehdî 1243 (1827-28) yılında İskenderiye’de doğdu. İlk öğrenimini burada gördükten sonra Kahire’ye gitti (1256/1840); İbrâhim es-Sekkā, Halîl er-Reşîdî ve Beltânî gibi âlimlerden ders aldı. Genç yaşta Kavalalı İbrâhim Paşa tarafından Mısır başmüftülüğüne tayin edildi (Zilkade 1264 / Ekim 1848). Kendisine yardımcı olması için fıkıh hocası Reşîdî fetva eminliğine getirildi. Bu konuda babasının dostu olan Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey’in, Mısır valiliğine tayin edilmek üzere İstanbul’a çağrılan İbrâhim Paşa’ya tavsiyesinin ve paşanın o sırada başmüftü olan Ahmed et-Temîmî’den hoşlanmamasının etkili olduğu kaydedilir.

Mehdî el-Abbâsî bu göreve geldikten sonra özellikle fıkıhla ilgilenerek bu alandaki bilgisini geliştirdi; Ezher’de İbn Âbidîn’in Reddü’l-muḥtâr’ını okutmaya başladı. Böyle bir makam için genç olmasına rağmen müftülük görevini başarıyla yürüttü. Mısır Valisi I. Abbas Hilmi’nin, dedesi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın Mısır’a geldiğinde hiçbir şeyi olmadığı, dolayısıyla çocuklarına bıraktığı mülklerin devlete ait olduğu hususunda istediği fetvayı vermeyip aksini ileri sürdü. Bu olaydan sonra halkın ve yöneticilerin ona olan saygısı daha da arttı. Hidiv İsmâil Paşa, 1287 Şevvalinde (Ocak 1871) Mustafa el-Arûsî’yi Ezher şeyhliğinden alıp yerine müftülük görevi de uhdesinde kalmak üzere Mehdî’yi tayin etti. Mehdî yirmi birinci Ezher şeyhi olup bu makama getirilen ilk Hanefî âlimidir. Ardından hidiv tarafından o dönemde bakanlar kurulu fonksiyonuna sahip el-Meclisü’l-husûsiyyü’l-âlî’ye üye tayin edilen Mehdî (12 Şevval 1288 / 25 Aralık 1871), Abbas Hilmi’nin daha önce iptal ettiği Ezher maaşlarının tekrar verilmesini sağladı; eğitim ve öğretimle ilgili bir yasa çıkartarak geleneksel icâzet usulü yerine hocalık için imtihan ve diploma usulünü başlattı (bk. ÂLİMİYYE). Hidiv İsmâil Paşa’nın Mısır’daki aile vakıflarını umumi vakıflara katıp sahiplerine karşılığını verme yönündeki uygulamasına karşı çıkmasına rağmen hidiv Mehdî’ye saygıda kusur etmedi ve görevinden azledildiği sırada oğlu Tevfik Paşa’ya kendisine saygı gösterip değerini bilmesini tavsiye etti. Mehdî el-Abbâsî, Ezher şeyhliği sırasında ülkenin çeşitli yerlerine gönderilecek kadı ve müftülerin seçiminde de söz sahibiydi. Bu görev, Butrus Gali Paşa Adalet Bakanlığı’na vekâlet ettiği sırada (1879) onun başkanlığındaki bir komisyona verilip kendisinden bu komisyona üye olması istendiğinde kabul etmedi.

Hidiv Tevfik Paşa zamanında Urâbî Paşa’nın isyanından sonra hidivi desteklediği bilinen Mehdî aleyhine bir kampanya başlatıldı. Mısır’da azınlıkta bulunmalarına rağmen Hanefîler’den birinin Ezher şeyhi olmasından ve Mehdî’nin Ezher’de gerçekleştirdiği reformlardan rahatsız olanlar, onun görevden alınması için faaliyete geçip Urâbî hareketinin idam gerektiren bir suç olduğuna dair fetva verdiği söylentisini yaydılar. Bunun üzerine hükümet Ezher’de sükûneti sağlamak için bir komisyon kurdu, sonunda Mehdî, Ezher şeyhliğinden alınıp (12 Muharrem 1299 / 4 Aralık 1881) yerine Şâfiî ulemâsından Muhammed el-İnbâbî getirildi. Ardından hidivin azledilmesine yönelik Urâbî taraftarlarının ulemâya baskısı ve Ezher ulemâsından bir grubun bu konuda kendisinden fetva istemesi karşısında başmüftü olarak direnmesi üzerine izlendiğini farkederek evine kapandı. Urâbîler’in başarısız kalmasıyla yönetimde yeniden etkinliğini arttıran Hidiv Tevfik Paşa onu tekrar Ezher şeyhliğine getirdi (18 Zilkade 1299 / 1 Ekim 1882).

Ezher şeyhliği ve müftülük görevini bir süre daha birlikte yürüten Mehdî el-Abbâsî ile Tevfik Paşa arasına bazı olaylardan dolayı soğukluk girdi. Kahire’nin önde gelen kişileriyle evinde toplantılar yapıp siyasetle ilgilendikleri ve İngiliz yönetiminden rahatsızlıklarını dile getirdiklerine dair Tevfik Paşa’ya haber ulaşması, paşanın da kendisine bu hususta târiz ve tembihte bulunması üzerine görevlerinden alınmasını istedi. Daha sonra yargıyla ilgili bir konuda başbakan Nubâr Paşa ile ters düşünce her iki görevinden alındı (3 Rebîülâhir 1304 / 30 Aralık 1886). İnbâbî Ezher şeyhliğine, Muhammed el-Bennâ müftülüğe tayin edildiyse de Bennâ’nın bu makama Mehdî’nin daha lâyık olduğunu belirtmesi üzerine bir süre sonra tekrar getirildiği müftülük görevini ölümüne kadar sürdürdü. Hidiv II. Abbas Hilmi de ona saygı gösterdi ve yönetime geldiği yıl kendisini birinci dereceden Osmanlı nişanı ile ödüllendirdi (21 Safer 1310 / 14 Eylül 1892). Hayatının sonuna doğru felç geçiren Mehdî, Hulvân’da bir süre ikamet ettikten sonra Kahire’ye döndü ve Receb 1315’te (Aralık 1897) vefat etti. Ölümüyle ilgili olarak kaynaklarda Receb ayının 13, 15 ve 16’sı gibi farklı günler kaydedilir.

Mehdî’nin fetvalarını topladığı, o günkü toplumsal hayat yanında yönetim-din ilişkilerini yansıtması bakımından önem taşıyan el-Fetâva’l-Mehdiyye fi’l-veḳāʾiʿi’l-Mıṣriyye adlı kitabından başka Risâle fî taḥḳīḳi me’stetere min telfîḳ ve Risâle fî mesʾeleti’l-ḥarâm adıyla iki eser yazdığı kaydedilir (el-Ezherü’ş-şerîf, s. 248). Mehdî, müftülük görevine geldiği 1848 yılından itibaren başta resmî makamlar olmak üzere kendisine sorulan fetvalara verdiği cevapları önce kronolojik olarak toplamış, 1883’te Hanefî fıkıh sistematiğini esas alıp yine kendi içinde kronolojik olmak üzere konularına göre düzenlemeye başlamıştır. Yaklaşık 13.500 fetvayı kapsayan eser yedi cilt halinde basılmış olup (Kahire 1301-1304) fetvaların kenarına verildikleri tarihler de yazılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Cebertî, ʿAcâʾibü’l-âs̱âr, IV, 233; C. Zeydân, Terâcimü meşâhîri’ş-Şarḳ, Kahire 1902, II, 173-176; Serkîs, Muʿcem, II, 1811; Abdurrahman er-Râfiî, ʿAṣru İsmâʿîl, Kahire 1368/1948, I, 203, 279, 282; II, 278; M. Abdullah İnân, Târîḫu’l-Câmiʿi’l-Ezher, Kahire 1378/1958, s. 188, 252-253; B. Dodge, al-Azhar: A Millennium of Muslim Learning, Washington 1974, s. 114, 116-117; Hacvî, el-Fikrü’s-sâmî, II, 193; G. Delanoue, Moralistes et politiques musulmanes dans l’Egypte du XIXe siècle (1798-1882), Caire 1982, I, 134, 136-137, 168-184; el-Ezherü’ş-şerîf fî ʿîdihi’l-elfî, Kahire, ts., s. 219, 248; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), VII, 75-76; Saîd İsmâil Ali, Devrü’l-Ezher fi’s-siyâseti’l-Mıṣriyye, Kahire 1986, s.157-158, 163-164, 184-185; Ahmed Teymur Paşa, Aʿyânü’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer, Sûse 1988, s. 50-63; Muhyiddin et-Tu‘mî, en-Nûrü’l-ebher fî ṭabaḳāti şüyûḫi’l-Câmiʿi’l-Ezher, Beyrut 1412/1992, s. 116; R. Peters, “Muhammad al-Abbāsī al-Mahdī (d.1897), Grand Muftī of Egypt and His al-Fatāvā al-Mahdiyya”, Islamic Law and Society, I/1, Leiden 1994, s. 66-82.

Ahmet Özel
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 28. cildinde, 375-376 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.