AMASYA ANTLAŞMASI

AMASYA ANTLAŞMASI
Müellif: İLHAN ŞAHİN, FERİDUN EMECEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya-antlasmasi
İLHAN ŞAHİN, FERİDUN EMECEN, "AMASYA ANTLAŞMASI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amasya-antlasmasi (18.01.2020).
Kopyalama metni
Safevîler’in Tebriz Seferi sonrası Osmanlı sınırlarına ve Doğu Anadolu’ya yaptıkları akınlar, Kanûnî’yi yeni bir İran seferine çıkmak zorunda bıraktı. Nahcıvan Seferi adı verilen bu harekâtta iki taraf arasında önemli bir savaş olmadı. Kanûnî’nin başında bulunduğu Osmanlı ordusu, Şah Tahmasb’ın Doğu Anadolu’da yaptığı yağma ve tahribin öcünü almak için Nahcıvan’a kadar ilerledi. Tahmasb, Osmanlı ordusunun gücüne karşı başarılı olamayacağını bildiği için Kanûnî’nin karşısına çıkmadı. Osmanlı ordusunun geçeceği yerleri yakıp yıkma, suları zehirleme, ahaliyi göç ettirme ve hatta tek bir yeşil ot bırakmama gibi pasif bir direnişe başvurdu. Bunun neticesinde yiyecek sıkıntısı çekmeye başlayan Osmanlı ordusu, kışın da yaklaşması üzerine baharda bir defa daha İran’a sefere çıkmak için Nahcıvan’ı terketti. Kanûnî Erzurum’da iken Safevî elçisi Kaçar Şahkulu gelerek Tahmasb’ın mütareke isteğini iletti. Bu istek Kanûnî tarafından kabul edildi (26 Eylül 1554). Bu arada iki taraf arasında karşılıklı mektuplaşmalar yapılmakta idi. Bu yazışmalarda Osmanlılar’ın Safevîler’ce kutsal sayılan “Erdebil Ocağı”nı tahrip edecekleri yolundaki tehditleri ve bu tehdidin gerçek olduğunu ortaya koyarcasına Kanûnî’nin Amasya’da kışlaması Şah Tahmasb’ı telâşlandırdı ve barış istemesine yol açtı.

Bu maksatla 17 Mayıs 1555’te 100 kişiyi aşkın maiyetiyle Amasya’ya gelen Şah Tahmasb’ın Eşik Ağası Ferruhzâd Bey, 22 Mayıs’ta divanda kabul edilerek şahın hediyelerini ve barış isteyen mektubunu Kanûnî’ye sundu. Tahmasb bu mektubunda barış yolunun iki taraf arasında daima açık bulunmasını, iyi münasebetler kurulmasını, Kâbe ve diğer kutsal yerleri ziyaret edecek İranlı hacılara Osmanlı topraklarından geçmeleri için izin verilmesini istiyordu. Kanûnî’nin bu istekleri olumlu karşılayan ve antlaşma şartlarını belirleyen mektubu da 1 Haziran’da yeniden divana çağrılan elçiye verildi. Amasya Antlaşması esasen bu mektuba dayanmakta, Kanûnî’nin gönderdiği bu mektup antlaşmanın esaslarını tesbit etmektedir. İran’da sadece Hz. Ali’yi meşrû halife sayan müfrit Şiîler’in diğer üç halifeyi, sahâbeyi ve Hz. Âişe’yi lânetlemeleri ve bunu bir merasim haline getirmeleri demek olan Teberrâîliğin yasaklanmasına dair elçinin verdiği teminatın gerçekleşmesinin umulduğu, karşı taraftan herhangi bir saldırı olmadıkça Osmanlı hudut beylerinin İran’a karşı harekete geçmeyecekleri, İranlı hacıların kutsal yerleri ziyaret için Osmanlı topraklarından geçmelerine izin verildiği gibi üç ana nokta antlaşmanın esasını teşkil etmiştir.

Amasya Antlaşması, tam bir antlaşma vasfını taşımamak ve iki hükümdarın karşılıklı dostluk temennilerinden ibaret gibi görünmekle beraber Basra, Bağdat, Şehrizor, Van, Bitlis, Erzurum, Kars ve Atabegler yurdu üzerindeki Osmanlı hâkimiyetinin Safevîler’ce tanınması anlamına gelmektedir. Amasya Antlaşması, Şah Tahmasb’ın ölümünden sonra II. İsmâil’in tahta geçmesine kadar yaklaşık yirmi beş yıl yürürlükte kalmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
O. G. de Busbeck, Türk Mektupları (trc. H. Cahit Yalçın), İstanbul 1939, s. 78-80; H. Dernschwam, İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü (trc. Yaşar Önen), Ankara 1987, s. 290, 292-293; Celâlzâde, Tabakātü’l-memâlik (nşr. P. Kappert), Wiesbaden 1981, vr. 485b-497a; Feridun Ahmed Bey, Münşeâtü’s-selâtîn, İstanbul 1274, I, 625-626; A. Ekber Diyanet, İlk Osmanlı-İran Anlaşması, 1555 Amasya Musalahası, İstanbul 1971, s. 1-9; Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlıların Kafkas-Elleri’ni Fethi (1451-1590), Ankara 1976, s. 240-249; A. Allouche, The Origins and Development of the Ottoman Safavid Conflict (906-962/1500-1555), Berlin 1983, s. 104, 144; Bekir Kütükoğlu, “Tahmasp I”, İA, XI, 645.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 3. cildinde, 4-5 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.