ÂMİR b. SİNÂN

عامر بن سنان
Müellif:
ÂMİR b. SİNÂN
Müellif: SELMAN BAŞARAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/amir-b-sinan
SELMAN BAŞARAN, "ÂMİR b. SİNÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/amir-b-sinan (12.07.2020).
Kopyalama metni
İbnü’l-Ekva‘ diye de tanınır. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Hz. Peygamber ile birlikte Hayber Savaşı’na katılmış, okuduğu şiirlerle develeri hızlandırmış, mücahidleri coşturmuştur. Hatta onun şiir okumasını bizzat Peygamber’in istediği de rivayet edilmektedir. Buhârî (“Meġāzî”, 38) ve Müslim’de (“Cihâd”, 123, 124, 132) yer alan bu şiirin Türkçe’si şöyledir: “Allahım! Sen bize doğru yolu göstermeseydin biz hidayete eremezdik. Ne zekât verir ne namaz kılardık. Hayatımız senin rızan için feda olsun! Bizi geçmiş günahlarımızdan arındır, gönüllerimize huzur doldur! Düşmanla karşılaştığımızda bize sebat ver! Hakka ve savaşa çağrıldığımızda hemen geldik.”

Resûl-i Ekrem Âmir’in okuduğu bu şiiri pek beğenmiş ve “Allah rahmet etsin” diyerek kendisine dua etmiştir. Ancak Peygamber’in bu şekildeki duası ölüme işaret sayıldığından Hz. Ömer, “Yâ Resûlellah, keşke bu duayı geciktirseydin de kendisinden daha çok faydalanmamıza imkân sağlasaydın!” demiştir. Gerçekten Âmir, Hayber’in meşhur savaşçısı Merhab ile çarpışırken kendi kılıcıyla yaralanmış ve şehid olmuştur. Bazı sahâbîler, özellikle Üseyd b. Hudayr onun kendi silâhıyla yaralanması sonucu ölmesini intihar olarak yorumlamış ve amellerinin boşa gittiğini söyleyerek cenaze namazını kılmak istememiştir. Ancak durum Hz. Peygamber’e anlatılınca o şöyle buyurmuştur: “Böyle söyleyenler hata etmiştir. Âmir, biri Allah yolunda savaştığı, diğeri de savaşta büyük gayret gösterdiği için iki kat sevap kazanmıştır. Yeryüzünde onun gibisi az bulunur.” Âmir cenaze namazı kılındıktan sonra Recî‘deki bir mağaraya Mahmûd b. Mesleme ile birlikte defnedilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Buhârî, “Meġāzî”, 38, “Diyât”, 17; Müslim, “Cihâd”, 123, 124, 132; Vâkıdî, el-Meġāzî, II, 638, 639, 658, 661, 662, 700, 737; İbn Hişâm, es-Sîre, III, 342-343; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, II, 110-111; IV, 303-304; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, III, 124-126; İbn Hacer, el-İṣâbe, II, 250; Tecrid Tercemesi, X, 261-263; M. Âsım Köksal, İslâm Târihi, İstanbul 1981, VII, 152-153.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul'da basılan 3. cildinde, 67 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER