AŞR-ı ŞERİF - TDV İslâm Ansiklopedisi

AŞR-ı ŞERİF

عشر شريف
Müellif:
AŞR-ı ŞERİF
Müellif: MUHAMMED EROĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/asr-i-serif
MUHAMMED EROĞLU, "AŞR-ı ŞERİF", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/asr-i-serif (28.10.2020).
Kopyalama metni

Aşr Arapça’da “on” demektir. Kur’an’ı öğrenme ve ezberleme çalışmasının onar âyetlik bölümler halinde yürütülmesiyle ilgili ilk uygulamanın Hz. Peygamber tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Ebû Abdurrahman es-Sülemî’nin Hz. Osman, Abdullah b. Mes‘ûd ve Übey b. Kâ‘b’dan rivayet ettiği bir hadise göre Hz. Peygamber bu sahâbîlere âyetleri onar onar öğretmiş, sadece okumayı değil bu on âyetteki hükümleri de öğrenmedikçe diğer on âyetlik bölüme geçmelerine izin vermemiştir (bk. Taberî, I, 80; İbn Mücâhid, s. 69; Zehebî, I, 490). Kur’an’dan on âyet okumanın veya ezberlemenin faziletine dair hadisler de vardır. Geceleri on âyet okuyanın gafillerden sayılmayacağı (bk. Dârimî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 25; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 326), Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyenin deccâlden korunacağı (bk. , V, 196; VI, 449-450; Müslim, “Müsâfirîn”, 257; Ebû Dâvûd, “Melâḥim”, 14) bu hadislerde işaret edilen hususlar arasındadır. Ayrıca Hz. Peygamber’in bir gece yarısı namaz için kalkıp önce Âl-i İmrân sûresinin son on âyetini okuduğu da rivayet edilmiştir (bk. , “Ṣalâtü’l-leyl”, 11; Buhârî, “Vuḍûʾ”, 36). Muhtemelen bu fiilî ve kavlî sünnete uymak için mushaf yazımında sûreler onar âyetlik bölümlere ayrılmış, buna ta‘şîr denmiştir. Ta‘şîre işaret etmek üzere de her on âyetlik bölümün sonuna aşr kelimesinin ilk harfi olan “ayın” (ع) konmuş, böylece bu harf bir aşrın bittiğini ve yeni bir aşrın başladığını gösteren bir işaret olmuştur. Bazı mushaflarda ise ayın harfi yerine veya ayınla birlikte aşır gülleri ve hatta değişik renkte âyet gülleri kullanılmıştır. Ashap ve tâbiînin ileri gelenlerinden bazılarının konu üzerinde görüş belirttiklerini bildiren rivayetlere bakılırsa (bk. Dânî, s. 3, 14-15), ta‘şîrle ilgili ilk denemelerin daha sahâbîler hayatta iken başladığı anlaşılmaktadır. Zerkeşî, bu uygulamanın Abbâsî Halifesi Me’mûn’un veya Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî’nin emriyle yapıldığını belirtmekte ise de (bk. el-Burhân, I, 251) bunun işin resmiyet kazanma safhası ile ilgili olduğu söylenebilir.

Ta‘şîri gösteren “ayın” harfinin mushaf yazımında yaygın hale gelmediği, bir kıssa veya konunun bitip yenisinin başladığını belirtmek ve hatimle namaz kıldıranların yahut namazı uzun tutanların rükûa gidebilecekleri en uygun yeri göstermek üzere daha sonraki asırlarda bir kısım âyetlerin sonuna konan ve “rükû‘” (ركوع) kelimesinden alınan “ayın” işaretinin bazı İslâm ülkelerinde onun yerini aldığı anlaşılmaktadır. Özellikle Türk hattatları tarafından yazılan bazı Kur’an nüshalarında bir kısım âyetlerin sonunda görülen “ayın” harfleri bu maksatla kullanılmış, on âyetlik bölüm ölçüsü (ta‘şîr) dikkate alınmamıştır.

Genellikle cemaatle kılınan namazlardan sonra veya çeşitli toplantılarda ibadet maksadıyla yapılan tilâvetlerde, hadislerde yer alan on sayısına itibar ederek okunan on âyet veya orta uzunlukta yaklaşık on âyetlik bir bölüm için Türk muhitlerinde kullanılan “aşr-ı şerif” tabirine öteki müslüman ülkelerde rastlanmamaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

, “Ṣalâtü’l-leyl”, 11.

, V, 196; VI, 449-450.

Dârimî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 25.

Buhârî, “Vuḍûʾ”, 36.

Müslim, “Müsâfirîn”, 257.

Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 326, “Melâḥim”, 14.

Taberî, Tefsîr (Şâkir), I, 80.

İbn Mücâhid, Kitâbü’s-Sebʿa fi’l-ḳırâʾât (nşr. Şevkī Dayf), Kahire 1972, s. 69.

Ebû Amr ed-Dânî, el-Muḥkem fî naḳṭi’l-meṣâḥif (nşr. İzzet Hasan), Dımaşk 1379/1960, s. 3, 14-15.

, I, 490.

, I, 251.

, IV, 160-162.

Zürkānî, Menâhilü’l-ʿirfân, Kahire 1372/1953, I, 402-403.

Hind Şelebî, el-Ḳırâʾât bi-İfrîḳıyye, Tunus 1983, s. 77.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul'da basılan 4. cildinde, 24 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER