ASTANA - TDV İslâm Ansiklopedisi

ASTANA

Müellif:
ASTANA
Müellif: ABDULVAHAP KARA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 31.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/astana
ABDULVAHAP KARA, "ASTANA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/astana (31.10.2020).
Kopyalama metni
Kazakistan’ın ikinci büyük şehri olup adı Farsça âsitâneden gelir ve Kazakça’da “başşehir” anlamında kullanılır. 1997’de Kazakistan’ın başkenti ilân edilen şehir ülkenin orta kesiminde ve Akmola idarî biriminin sınırları dahilinde yer alır. Şehrin içinden İşim nehri geçer. Astana şehrinin eski adı Akmola’dır (ak mezar). Bu adlandırma XIII-XIV. yüzyıllara ait ak kubbeli bir türbeye dayanır. Arkeologlar, 1998’de Astana’nın 15 km. dışında Ortaçağ yerleşim yeri olarak Bozok şehrinin kalıntılarını bulmuşlardır. X-XI. yüzyıllarda Sibirya-Orta Asya kervan yolunun üzerinde olduğundan burası Kıpçak hanlarının askerî merkezlerinden biriydi.

Akmola’nın bir kasabaya dönüşmesinde, Kazak topraklarının Çarlık Rusyası tarafından ele geçirilmesi sırasında 1830’da askerî amaçlarla bir kale inşa edilmesi belirleyici rol oynadı. 1862’de kalenin etrafı bir yerleşme yeri haline geldi. Orta Asya, Rusya ve Sibirya bölgelerinin kesiştiği bir noktada bulunduğu için zamanla gelişerek Kazakistan’ın ticaret ve kültür merkezlerinden biri oldu. Şehirde 1914’te üç tuğla fabrikası, dört yağ fabrikası, iki deri tabaklama tesisi, iki sabun fabrikası, iki elbise dikim tesisi ve bira fabrikası ile yirmi küçük işletme faaliyet göstermekteydi. Sovyet döneminde de gelişmesine devam eden Akmola’nın merkezi Kazakistan’daki sosyal, siyasal ve kültürel önemi giderek arttı. 1929’da şehre demiryolu ulaşımı sağlandı. 1939’da Akmola idarî biriminin yönetim merkezi oldu. Kruşçev döneminde, Kazakistan’da o zamana kadar tarıma açılmamış toprakları tarıma kazandırma projesinin yürütülmesi sırasında dışarıdan tarım işçileri getirilip yerleştirildi. 20 Mart 1961 tarihinde şehrin ismi Tselinograd (Celinograd) olarak değiştirildi. 1958’den itibaren burada yüksek eğitim kurumları açıldı (Tarım Enstitüsü / Saken Seyfulin Ziraat Üniversitesi, 1962’de Pedagoji Enstitüsü / şimdi Avrasya Devlet Üniversitesi, 1964’te Tıp ve Mühendislik Yüksek okulları). 1960-1990 yıllarında makine metal işleme, enerji, gıda ve diğer hafif endüstriler gelişti.

Kazakistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra 6 Haziran 1994’te şehre tekrar Akmola ismi verildi. Kazakistan Yüksek Sovyeti’nin 6 Temmuz 1994 tarihli oturumunda başşehrin Almatı’dan (Alma Ata) Akmola’ya taşınması kararlaştırıldı. Bu ise Kazakistan tarihinde dördüncü başşehir değişikliği oldu. Kazakistan 1920’de ilk defa Özerk Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulduğunda Orenburg başşehir yapılmıştı. 1925’te başşehir Orenburg’dan Kızılorda’ya, 1929’da Almatı’ya ve nihayet 1997’de Akmola’ya taşındı. 1994’ten itibaren Akmola 200.000 nüfusuyla bir başşehre uygun biçimde yeniden planlandı. 1995’te bunun için açılan uluslararası yarışmayı Japonya’nın önde gelen mimarlarından birinin projesi kazandı. Bu proje temel alınarak şehri boydan boya ikiye bölen İşim nehrinin sol tarafı tamamen imara açıldı ve yeni yapılar inşa edilmeye başlandı.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev 20 Ekim 1997’de Akmola’yı Kazakistan Cumhuriyeti’nin başşehri ilân etti. 6 Mayıs 1998’de Akmola’nın ismi Astana olarak değiştirildi. Kazakistan’ın yeni başşehri Astana 10 Haziran’da çeşitli ülkelerden gelen devlet adamları, aydınlar ve sanatçıların katıldığı büyük bir törenle dünyaya tanıtıldı. Başşehri Almatı’dan taşıma sebepleri Kazakistan başşehrinin daha merkezî bir yere alınarak güvenliğinin arttırılması, jeopolitik konumunun güçlendirilmesi, ülke ekonomisinin iyileştirilmesi ve canlandırılması temeline dayanıyordu. Ayrıca başşehir çok uluslu bir bölgeye taşınıp Kazakistan nüfusunu teşkil eden halklar arasındaki dostluğu koruma ve pekiştirme de amaçlanmıştı.

Başşehrin yeni yapılarının bulunduğu İşim nehrinin sol sahilinde uzunlamasına büyük kamu binaları, konutlar, kültür ve ticaret merkezleriyle sosyal tesisler yer alır. Burada Kazakistan Millî Petrol Şirketi (KazMunayGaz), Ulaştırma ve Haberleşme, Savunma, Dışişleri bakanlık yapıları, Millî Kütüphane binası ve diğer kamu binaları yükselmektedir. Şehrin ana meydanının çevresinde senato ve meclis binaları, Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Köşkü (Ak-Orda) ve diğer hükümet binaları sıralanmış, yeni bulvar ve meydanların merkezinde, üstünden bütün şehrin görülebileceği, 97 m. yüksekliğinde Bayterek (uzun kavak ağacı) Kulesi inşa edilmiştir. Astana, geniş caddeleri ve yapılarıyla Orta Asya’nın en modern şehirlerinden biri olma yolunda gelişmektedir. İngiliz mimarı Lord Norman Foster tarafından geleneksel Kazak keçe çadırı şeklinde tasarlanan Han Çadırı, Orta Asya’nın en büyük alışveriş ve eğlence merkezlerindendir. Yeni başşehrin görülmeye değer bir yeri de modern Kazakistan’ın bütün turistik mekânlarının maketlerinin bulunduğu Atameken etnik-anıtsal parkıdır.

Bağımsızlıktan sonra Astana’da Kazakistan’ın, hatta Orta Asya’nın en büyük camileri yapılmış, Katar Emîri Hamed b. Halîfe Âlü Sânî’nin malî yardımlarıyla inşa edilen Nur Astana Camii 2 Mart 2005’te ibadete açılmıştır. Kubbe yüksekliği 43 m. olan, 3930 m2 bir alanı kaplayan, 5000 kişinin namaz kılabileceği cami Aşkabat’taki Türkmenbaşı Ruhu Camii’nden sonra Orta Asya’nın ikinci büyük mâbedidir. Bunun ardından 6 Temmuz 2012’de Kazak halkının kendi imkânlarıyla yapılarak ibadete açılan Hazreti Sultan Camii ise Orta Asya’nın en büyük camisi olma özelliğini taşır. On dört kubbesi, dört minaresi, 77 m. yüksekliği ve 17.700 m2 kapalı alanı olan 10.000 kişilik cami bünyesinde ayrıca iki tâziye salonu, iki nikâh salonu, iki kütüphane, arşiv, imam lojmanları ve ofisleriyle bir lokanta bulunmaktadır. 1999’da UNESCO tarafından “dünya şehri” ödülüne lâyık görülen Astana dinamik bir şekilde gelişen Kazakistan’ın parlak yüzü, aynı zamanda Kazakistan bağımsızlığının ve yenileşmenin sembolü kabul edilir. 2013 istatistiklerine göre nüfusu 808.429’dur.

BİBLİYOGRAFYA :

Mehmet Saray, Kazakların Uyanışı, Ankara 2004, s. 160-166; Nursultan Nazarbayev, Avrasya’nın Kalbinde, İstanbul 2005, s. 119-182; a.mlf., Kazakistan Yolu, Ankara 2007, s. 334-348; Eski Devirlerden Günümüze Kazakistan ve Kazaklar (trc. Abdulvahap Kara), İstanbul 2007, s. 488-491; Hülya Arslan, Avrasya Ülkeleri, İstanbul 2009, s. 44; Tävelsiz Qazaqstannıñ Sayasiy Tariyhı Vaqıygalar Jılnaması, Almatı 2010, s. 93-169; Abdulvahap Kara – Okan Yeşilot, Avrasya’nın Yükselen Yıldızı Kazakistan, İstanbul 2011, s. 35, 45; Kazakistan Bir Yaşam Deneyimi, İstanbul, ts. (Kazakistan Ankara Büyükelçilik Yayınları), s. 58-63; Qazaqstan Ulttıq Entsiklopediya, Almatı 1998, I, 487-489; Darhan Kıdırali, “Kazakların Kutsal Eşiği Asitane, Astana”, Atayurt, sy. 1, İstanbul 2009, s. 22-27.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 129-131 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER