AZÎZ-BİLLÂH - TDV İslâm Ansiklopedisi

AZÎZ-BİLLÂH

العزيز بالله
AZÎZ-BİLLÂH
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/aziz-billah
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "AZÎZ-BİLLÂH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/aziz-billah (24.09.2020).
Kopyalama metni
14 Muharrem 344’te (10 Mayıs 955) Mehdiye’de doğdu. 972’de babasıyla birlikte Kahire’ye geldi. Kardeşi Abdullah’ın ölümü (974) üzerine babası Muiz-Lidînillâh tarafından veliaht tayin edildi. Babası 18 Aralık 975 tarihinde ölünce Fâtımî tahtına çıktı ve 9 Ağustos 976’da resmen halife ilân edildi. Fâtımîler Mısır’ı zaptettikten sonra burada tahta çıkan ilk halife odur.

Azîz-Billâh’ı meşgul eden en önemli iki mesele Emîr Aftegin ve Karmatîler oldu. Dımaşk’ta bağımsızlığını ilân eden Türk Emîri Aftegin, halifenin Dımaşk’ı teslim etmesi için yaptığı teklifi, “Ben kılıç zoruyla aldığım bir beldede başkasına boyun eğmem” diyerek reddetti. Halife, Emîr Aftegin ve Karmatîler’le savaşmak için gönderdiği ordunun bozguna uğraması üzerine bizzat sefere çıktı; 977’de Aftegin’i esir aldı ve ona çok iyi davrandı, hatta bazı rütbeler tevcih etti. Bu zafere rağmen Aftegin’in adamlarından Kassâm Suriye’deki hâkimiyetini sürdürdü. Halife daha sonra Bekcûr’u Halep’i zaptetmek üzere görevlendirdi. Fakat Bekcûr askerlerinin ihaneti yüzünden ağır bir yenilgiye uğradı. Halife bundan beş yıl sonra Halep’e Mengü Tegin kumandasında yeni bir ordu gönderdi. Mengü Tegin Halep’e yardıma gelen Bizans ordusunu mağlûp ettikten sonra şehri on üç ay kuşattı. Bunun üzerine İmparator II. Basileios büyük bir orduyla Fâtımîler’e karşı harekete geçti. Bizans ordusu yaklaşınca Fâtımî kuvvetleri geri çekildi. Halife Azîz-Billâh yeni bir ordu hazırlayıp sefere çıkmak üzereyken Bilbîs’te vefat etti (28 Ramazan 386 / 14 Ekim 996). Naaşı Kahire’ye götürülüp orada defnedildi. Yerine oğlu Hâkim-Biemrillâh geçti.

Azîz-Billâh hoşgörüsüyle ünlü bir halifeydi. Özellikle gayri müslimlere geniş bir hürriyet tanıdı. Ancak devlet yönetiminde yahudi ve hıristiyanlara yer vermesi, bu arada Îsâ b. Nasturus’u vezirliğe, Menasseh b. Ephraim’i de Suriye başkâtipliğine getirmesi müslümanlar arasında hoşnutsuzluğa sebep oldu. Azîz bu hoşnutsuzluğu gidermek için bazı gayri müslim devlet memurlarını görevden aldı. Fakat bunlar kısa bir süre sonra saraydaki nüfuzlarını kullanarak tekrar eski mevkilerine döndüler. Devlet idaresi kuvvetli bir ordunun desteğine sahip olduğundan gayri memnun müslümanlar istemeyerek de olsa yönetime boyun eğmek zorunda kaldılar.

Azîz-Billâh Fâtımî halifelerinin en iyileri ve en zekilerinden biridir. Fâtımî Devleti en geniş sınırlarına onun devrinde ulaştı. Atlas Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan topraklarda, Yemen’de, Mekke’de ve hatta Ukaylîler’in hâkimiyetindeki Musul’da bile adına hutbe okuttu. Onun zamanı refah, bolluk, dinî müsamaha ve kültürün zirvede olduğu bir dönemdir. Ezher Camii’ni de önemli bir ilim merkezi haline getiren odur. Aynı zamanda kitaplara olan merakıyla da tanınan Azîz-Billâh çok sayıda kütüphaneyi binlerce cilt kitapla doldurmuştur. Özellikle saray kütüphanesi o devrin en büyük kütüphanelerinden biriydi ve rivayete göre sarayın kırk odası raflar konularak kitaplara tahsis edilmişti. Kütüphanede bir kısmı müellif nüshası olmak üzere fıkıh, hadis, dil, gramer, tarih, siyasetnâme ve kimya gibi çeşitli ilim dallarında yazılmış çok değerli eserler vardı. Eserlerin sayısı hakkında 200.000 ile 2 milyon arasında değişen rakamlar verilmektedir. Kitâbü’d-Diyârât adlı eserin müellifi Şâbüştî de bu kütüphanede hâfız-ı kütüb* olarak görevlendirilmişti. Daha sonraki Fâtımî halifeleri döneminde de önemini koruyan bu kütüphanedeki 100.000 cilt kitap, 580’de (1184) Selâhaddîn-i Eyyûbî devrinin mümtaz âlimi Kādî el-Fâzıl’ın kurmuş olduğu Fâzıliyye Medresesi’ne nakledilmiştir. Kaynakların belirttiğine göre babası Muiz-Lidînillâh gibi Azîz-Bilâh da birkaç dil bilirdi.

İmar faaliyetleriyle de yakından ilgilenen Azîz-Billâh Kasrüzzeheb, Kasrülbahr, Câmiü’l-Karâfe gibi saray ve camiler, köprü, kanal ve rıhtımlar yaptırdı. Bu yüzden devlet hazinesi çok ağır bir yük altına girmişti. Azîz-Billâh her sahada lüks ve israfa kaçmış, nâdir bulunan şeylere düşkünlüğünü ve ava olan merakını tatmin için Sudan’dan muhtelif av hayvanları getirtmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kalânisî, Ẕeylü Târîḫi Dımaşḳ (nşr. H. F. Amedroz), Beyrut 1908, s. 13, 14-22, 2735, 38-45; İbn Hammâd, Aḫbâru mülûki Benî ʿUbeyd ve sîretühüm (nşr. et-Tihâmî Nakra – Abdülhalîm Üveysî), Riyad 1401/1980, s. 93-94; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XVIII, 16-17; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VIII, 663, 667, 696-700, 709; IX, 7-9, 17-18, 34, 37, 54, 58, 77, 85, 88-90, 110, 116-118; İbn Hallikân, Vefeyât, V, 371-376; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, I, 239-233; Safedî, el-Vâfî, XXII, 174; İbn Kesîr, el-Bidâye, XI, 282, 292, 320; İbn Haldûn, el-ʿİber, Beyrut 1399/1979, IV, 56 vd.; Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-aʿşâ, I, 39, 96-97; III, 348-349, 354-356, 359-360, 363, 365, 379, 485-486; IV, 164, 269; Makrîzî, el-Ḫıṭaṭ, I, 354, 379-380, 408, 451, 457, 468, 470; II, 157, 268, 277, 284-285, 318, 341, 366; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, IV, 112-174; İbn İyâs, Bedâʾiʿu’z-zühûr, I/1, s. 192-197; Emîn Muhammed Talî‘, Aṣlü’l-muvaḥḥidîne’d-dürûz ve uṣûlühüm, Beyrut 1961, s. 60-61; Hitti, İslâm Tarihi, IV, 994-995; H. İbrâhim Hasan, Târîḫu’d-devleti’l-Fâṭımiyye, Kahire 1981, s. 156-164, 429-430; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm, Kahire 1984, III, 167-170; O’Leary, A Short History of the Fatimid Khalifate, Delhi 1987, s. 115-122; İsmail E. Erünsal, “İslâm Medeniyetinde Kütüphâneler”, Büyük İslâm Tarihi, İstanbul 1989, XIV, 230-231; N. A. Koenig, “Azîz Billâh”, İA, II, 152-154; E. Graefe, “Fâtımîler”, İA, IV, 523-524; M. Canard, “al-ʿAzīz Biʾllāh”, EI2 (İng.), I, 823-825.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul'da basılan 4. cildinde, 346 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER