BAKĪ b. MAHLED

بقي بن مخلد
BAKĪ b. MAHLED
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/baki-b-mahled
M. YAŞAR KANDEMİR, "BAKĪ b. MAHLED", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/baki-b-mahled (17.11.2019).
Kopyalama metni
201’de (817) veya daha önce Kurtuba’da doğdu. Her biri fakih olan dedeleri gibi babası da bir fıkıh âlimi ve emîr Abdurrahman b. Hakem (Abdurrahman II, 822-852) zamanında Reyye kadısı idi. İlim tahsil etmek maksadıyla o da doğu İslâm ülkelerine seyahat etmişti. Bakī, A‘şâ diye bilinen Kurtubalı âlim ve muhaddis Muhammed b. Îsâ el-Meâfîrî’den ve İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾ adlı eserinin râvisi Yahyâ b. Yahyâ el-Leysî’den hadis okudu. Yirmi dört yaşlarında iken ilim tahsili için doğu İslâm ülkelerine doğru yola çıktı. Yirmi yıl süren bu ilk seyahati sırasında İfrîkıye’de fakih Sahnûn b. Saîd’den hadis ve fıkıh tahsil etti. Mısır’da Yahyâ b. Abdullah b. Bükeyr’den, Kûfe’de Hişâm b. Ammâr ve Yahyâ b. Abdülhamîd el-Himmânî’den, Basra’da Amr b. Ali el-Fellâs ve Bündâr’dan, Medine’de Medine kadısı Ebû Mus‘ab ez-Zührî ve benzeri âlimlerden hadis rivayet etti. Bağdat’ta Ahmed b. Hanbel’den hadis ve fıkhî meseleler öğrendi. 244 yılı civarında Endülüs’e döndü. Bir müddet sonra da on dört yıl süren ikinci uzun seyahatine çıktı. Her ne kadar Brockelmann ve Fuat Sezgin onun ilk seyahatinin on dört, ikinci seyahatinin yirmi yıl sürdüğünü ifade ediyorlarsa da kaynaklardaki bilgiler bunun aksini göstermektedir. Hac mevsimine kadar çok defa yaya olarak ilim merkezlerini dolaşmak suretiyle devrin tanınmış muhaddislerinden hadis okur, hac mevsiminde Mekke’ye dönüp haccını ifa eder ve oradaki âlimlerden faydalanırdı. Ebû Bekir b. Ebû Şeybe ile görüşerek ondan el-Musannef’ini, meşhur tarihçi ve muhaddis Halîfe b. Hayyât’tan Tabakatü’r-ruvât ve et-Târîḫ adlı eserlerini bizzat rivayet etti. On kadarı istisna edilecek olursa, sayıları 284’ü bulan hocalarının tamamı güvenilir muhaddislerdir. Onun hoca seçiminde son derece titiz davrandığı, birçok muhaddisten hadis öğrenme imkânı bulduğu halde kendi ölçülerine uymadığı için onlardan hadis almadığı bilinmektedir. En tanınmış talebeleri, oğlu Kurtuba Kadısı Ahmed ile kendisinden en fazla rivayette bulunan ve kitaplarının yayılmasını sağlayan Abdullah b. Yûnus el-Murâdî, Hasan b. Sa‘d b. İdrîs el-Kurtubî, Eslem b. Abdülazîz b. Hâşim el-Kurtubî’dir. Uğradığı herhangi bir yerdeki hadisleri derleyip toparladığı için arkadaşlarının “miknese” (süpürge) lakabını taktıkları Bakī b. Mahled, otuz dört yıl süren hadis tahsilini tamamlayıp memleketine dönünce, hayatta olan hocaları başta olmak üzere Endülüslü hadis talebeleri onun geniş hadis kültüründen büyük ölçüde faydalanmaya çalıştılar. Zira uzun seyahatleri sırasında semâ* ve icâzet* yoluyla rivayet hakkını elde ettiği Ebû Bekir b. Ebû Şeybe’nin el-Musannef’ini, İmam Şâfiî’nin el-Ümm’ünü, Halîfe b. Hayyât’ın et-Târîḫ ve Tabakatü’r-ruvât’ını, Devrakī’nin Sîretü ʿÖmer b. ʿAbdilʿazîz’ini ve benzeri kitapları Endülüs’e ilk defa getiren ve tanıtan Bakī b. Mahled olmuştur. Buradaki Mâlikîler’in daha önce bilmediği bazı hadisleri ve çeşitli âlimlerin ihtilâflarını ele alan bazı eserleri Endülüs’e getirmesi, Mâlikî fıkhı tahsil etmesine rağmen hadislere göre fetva vermesi ve İbn Ebû Şeybe’nin el-Musannef’ini okutması, bilhassa re’y* taraftarlarının onu bid‘atçılıkla ve zındıklıkla suçlamalarına ve hatta boynunun vurulması isteğiyle Endülüs emîrine şikâyet etmelerine yol açtı. Zor durumda kalan Bakī Endülüs’ten kaçarak canını kurtarmayı düşündüğü bir sırada halifenin vezirlerinden Hâşim b. Abdülazîz ile tanıştı ve onun vasıtasıyla meselenin esasını halifeye anlatma imkânı buldu. Bakī ile muhaliflerinin yanında söz konusu eseri inceleyen ve beğenen Emîr I. Muhammed, bu eserden bir nüsha da kendi kütüphanesi için yazdırılmasını emretti. Şikâyetçileri azarlayarak Bakī’ye bildiklerini serbestçe öğretmesini söyledi. Daha önceleri sadece İmam Mâlik ile Mâlikî ileri gelenlerinin görüşleri okunup öğretilen Endülüs’ü bir hadis merkezi haline getiren Bakī, 28 Cemâziyelâhir 276’da (28 Ekim 889) Kurtuba’da vefat etti ve Benü’l-Abbas Mezarlığı’na gömüldü.

Bakī b. Mahled güvenilir bir muhaddis, kimseyi taklit etmeyen, orijinal fikirleri bulunan bir fakih ve müctehid idi. Hanbelî tabakat kitaplarında yer alması Ahmed b. Hanbel’den faydalanmış olması sebebiyledir. İmam Şâfiî’yi de dinlediği ve Endülüs’te onun eserlerini tanıttığı için Şâfiî olduğunu söyleyenler de vardır. Endülüs’te Zâhirîlik muhitini hazırlayanlardan biri olması sebebiyle İbn Hazm onu hayranlıkla anar ve hadis ilminde Buhârî ve diğer meşhur muhaddisler ayarında olduğunu kabul eder. et-Târîhu’l-kebîr müellifi İbn Ebû Hayseme, Bakī’nin bulunduğu yerde yaşayan hadis talebesinin tahsil maksadıyla bir başka yere gitmesine ihtiyaç bulunmadığı görüşündedir. Bakī’nin son derece mütevazi olduğu, devlet dairelerindeki işlerini halledebilmek için onun nüfuzundan faydalanmak isteyenlerden yardımını esirgemediği, gerektiğinde onlarla birlikte saatlerce yaya yürüdüğü, yeme içmeye önem vermediği, cuma günleri dışında hep oruç tuttuğu, Kur’ân-ı Kerîm’i çok okuduğu kaynaklarda zikredilmiş, cihada önem vermesi sebebiyle yetmiş kadar gazveye katıldığı rivayet edilmiştir. İlim tahsilinde gayretli bulmadığı talebelerine, kendisinden söz ettiğini ima etmeksizin, sokağa atılan lahana yapraklarıyla karnını doyuran ve kâğıt alabilmek için sırtındaki elbiseyi satan talebeler gördüğünü anlattığı da hakkında verilen bilgiler arasındadır.

Bakī b. Mahled’in Abdurrahman ve Ahmed adında iki oğlu olduğu bilinmekte, fakat kaynaklarda Abdurrahman hakkında bilgi bulunmamaktadır. Bakī vefat ettiğinde on dört yaşında olan Ahmed ise babasından ilim tahsil etmiş, “kādılcemâa” denilen hatiplik görevinde bulunmuş ve on yıl Kurtuba kadılığı yapmıştır. Soyundan onun ilim mirasını devam ettiren ve Kurtuba’da muhtelif devirlerde kadılık yapan âlimler gelmiştir.

Eserleri. 1. el-Müsnedü’l-kebîr. Rivayetleri sahâbî adlarına göre alfabetik olarak tertip ettiği ve el-Musannef diye de bilinen bu eserinde 1300’den fazla sahâbînin rivayetine yer vermektedir. Her bir sahâbînin hadisini fıkıh konularına ve ahkâm meselelerine göre sıraladığı için bu haliyle eser hem müsned, hem de musannef tarzının bir örneği sayılmakta ve daha önce bir benzerinin meydana getirildiği bilinmemektedir. İbn Hazm bu eseri Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inden daha değerli bulmaktadır. III. asrın bu en önemli iki müsnedi bazı yönleriyle mukayese edildiğinde şu sonuçlar elde edilmektedir: Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde 904 sahâbînin 30.000 hadisi, diğerinde ise 1013 sahâbînin 30.969 hadisi bulunmaktadır. Bununla beraber İbn Hacer el-Askalânî, Bakī’nin sahâbî zannettiği bazı râvilerin tâbiî olduğunu söylemektedir (bk. el-İṣâbe, III, 361; VI, 344). Meşhur sahâbîlerin rivayetleri karşılaştırıldığında Bakī’nin daha fazla hadis topladığı görülmektedir. Ebû Hüreyre’nin Ahmed’in el-Müsned’inde 3879 rivayeti, Bakī’nin el-Müsned’inde ise 5374 rivayeti, Muâz b. Cebel’in Ahmed’in el-Müsned’indeki elli üç hadisine karşılık Bakī’nin eserinde 157 hadisi bulunmaktadır. Her sahâbînin rivayetlerini kendi arasında ayrıca fıkıh bablarına göre düzenlemesi, Bakī’nin eserinin bir diğer üstün tarafıdır. Zehebî’nin tesbitine göre, Ahmed b. Hanbel’in talebesi olmasına rağmen Bakī kitabında onun hiçbir rivayetine yer vermemiş ve anlaşıldığına göre eserinden de faydalanmamıştır. Mübârekfûrî (ö. 1935), eserin bir nüshasının Almanya’da (el-Hizânetü’l-Cermeniyye) bulunduğunu söylemekle beraber (Tuhfetü’l-Ahvezî, Mukaddime, I, 331) kütüphane adı ve numarası vermemektedir. el-Müsned’in iki cildine sahip olduğunu söyleyen Zehebî ile tamamını veya en azından bir kısmını gördüğü anlaşılan İbn Hacer’den sonra onun nüshalarından bahseden olmadığı da sanılmaktadır (Ekrem Ziya el-Ömerî, s. 27-28). Bakī b. Mahled ve diğer bazı muhaddislerin rivayetlerinden derlenen küçük bir risâle (el-Müntekā) Zâhiriyye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Mecmûa, nr. 129, vr. 225a-236b). 2. et-Tefsîrü’l-kebîr. İbn Hazm’ın Taberî’ninki de dahil olmak üzere İslâm âleminde bir benzerinin yazılmadığını söylediği, Zehebî’nin de aynı kanaatte olduğunu belirttiği bu eserin kütüphanelerde herhangi bir nüshasına rastlanmamıştır. Bakī b. Mahled’in hadisteki yeri ve et-Tefsîrü’l-kebîr’inin Taberî’nin tefsiriyle mukayese edilmiş olması dikkate alınınca eserin bir rivayet tefsiri olduğu kolaylıkla tahmin edilebilir. 3. Kitâbü’l-Aʿdâd. Zikru mâ li’s-sahâbeti mine’l-hadîsi mine’l-ʿaded adıyla da bilinen risâle, bir tek hadis rivayet edenler de dahil olmak üzere 1013 sahâbînin adını ve rivayet ettiği hadis miktarını vermektedir. Ekrem Ziya el-Ömerî eseri Zâhiriyye Kütüphanesi’ndeki İbn Hazm ez-Zâhirî’nin tertip ettiği nüshaya dayanarak ʿAdedü mâ li-külli vâhid mine’s-sahâbe mine’l-hadîs adıyla neşretmiştir (aş.bk.). Ayrıca Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’deki iki yazması (nr. 254, 529) esas alınarak İhsan Abbas ile Nâsırüddin el-Esed tarafından Cevâmiʿu’s-sîre ve hams resâʾil uhrâ li’bn Hazm adlı eserle birlikte yayımlanmıştır (Kahire, ts.). 4. el-Musannef fî fetâva’s-sahâbeti ve’t-tâbiîn ve men dûnehüm. Sahâbe, tâbiîn ve daha sonraki âlimlerin fetvalarını derleyen ve İbn Hazm’a göre Ebû Bekir b. Ebû Şeybe, Abdürrezzâk b. Hemmâm ve Saîd b. Mansûr’un eserleriyle diğer musanneflerden daha mükemmel olan eser günümüze gelmemiştir.

Bakī b. Mahled’e dair yazılan eserlerden, torunu Abdurrahman b. Ahmed b. Bakī’nin (ö. 366/976-77) Fezâʾilü Bakī b. Mahled adlı eseriyle Endülüslü âlim ve emîr Abdullah b. Abdurrahman en-Nâsır’ın (ö. 339/951) el-Müskite fî fezâʾili Bakī b. Mahled’inin günümüze gelip gelmediği bilinmemektedir. Muammer Nûri, Rabat Dârülhadîsi’l-haseniyye’de, Ebû ʿAbdirrahmân Bakī b. Mahled el-Kurtubî şeyhu’l-hadîs fi’l-Endelüs adlı bir doktora tezi hazırlamıştır (1978). Ekrem Ziyâ el-Ömerî de Bakī b. Mahled el-Kurtubî ve Mukaddimetü Müsnedihî Adedü mâ li-külli vâhid mine’s-sahâbe mine’l-hadîs adıyla hazırladığı bir çalışmayı yayımlamıştır (Beyrut 1404/1984).

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Faradî, Târîḫu ʿulemâʾi’l-Endelüs, Kahire 1966, I, 91-93; Humeydî, Ceẕvetü’l-muktebis, Kahire 1966, s. 177-179; İbn Beşküvâl, eṣ-Ṣıla, I, 116-119; İbn Ebû Ya‘lâ, Ṭabaḳātü’l-Ḥanâbile, I, 120; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, VII, 75-85; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, II, 109-110; İbn Manzûr, Muḫtaṣaru Târîḫi Dımaşḳ, V, 235; İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), III, 361; VI, 344; Makkarî, Nefḥu’ṭ-ṭîb, II, 47, 518-520; III, 167, 177; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIII, 285-296; XV, 83-84, 241; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, II, 629-631; Süyûtî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn (Ömer), s. 40-42; Mübârekfûrî, Tuhfetü’l-Ahvezî, Kahire 1383-87/1963-67, Mukaddime, I, 331; Uleymî, el-Menhecü’l-ahmed (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd – Âdil Nüveyhid), Beyrut 1403/1983, I, 258-261; Dâvûdî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn, s. 118-119; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 444, 1679; Brockelmann, GAL (Ar.), III, 201-202; Sezgin, GAS, I, 152-153; Goldziher, Zâhirîler (trc. Cihad Tunç), Ankara 1982, s. 97-98; Abdülhâdî Ahmed el-Hüseysin, Mezâhirü’n-nehdati’l-ḥadîs̱iyye fî ʿahdi Yaʿḳūbi’l-Manṣûri’l-Muvaḥḥidî, Tatvan 1403/1983, I, 233-238; Ekrem Ziyâ el-Ömerî, Baḳī b. Mahled el-Kurtubî ve Mukaddimetü Müsnedihî, Medine 1404/1984; Abdülmecîd Türkî, Kazâyâ sekāfiyye min târîhi’l-garbi’l-İslâmî, Beyrut 1409/1988, s. 171-191; Manuela Marin, “Baqī b. Majlad y la introduccion del estudio del hadīt en al-Andalus”, al-Qantara, I, Madrid 1980, s. 165-208; Abdülvehhâb Fâyed, “Bakī b. Mahled”, Mecelletü’l-Ezher, LIII/9, Kahire 1981, s. 1702-1709; Maria Luisa Avila, “Nuevos datos para la biografia de Baqı b. Majlad”, al-Qantara, VI, Madrid 1985, s. 321-367; A. N. M. Raisuddin, “Baqī b. Makhlad al-Qurtubıa (201-276/816-889) and his Contribution to the Study of Hadīth Literature in Spain”, IS, XXVII/2 (1988), s. 161-168; E. Lévi-Provençal, “Mahled”, İA, VII, 151; Ch. Pellat, “Bakī b. Makhlad”, EI2 (Fr.), I, 986; a.mlf., “Bakī b. Mahled”, UDMİ, IV, 699-700.
Bu madde ilk olarak 1991 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 4. cildinde, 541-542 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.