BATU HAN

Müellif:
BATU HAN
Müellif: MUSTAFA KAFALI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/batu-han
MUSTAFA KAFALI, "BATU HAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/batu-han (24.08.2019).
Kopyalama metni

Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin oğludur. Annesi, Cuci ulusunun ünlü kabilelerinden biri olan Kongiradlar’dan Elçi Noyan’ın kızı Erkin Kuçin (Ögey Kuçin) Hatun’dur. XIII. yüzyılın başlarında doğduğu tahmin edilmektedir.

Eski Türk geleneklerine göre ülke topraklarından bazı parçalar hükümdar ailesinin fertlerine daha iyi bir yönetim sağlamak amacıyla “yurt” olarak verilirdi. Cengiz Han da, Batu’nun babası Cuci Han’a Doğu Deştikıpçak’ı yurt ve Hârizm’i de “yemlik” olarak vermişti. Cuci Han kendisine bırakılan toprakları 1222-1227 yılları arasında idare ettikten sonra 1227’de bir kaza sonucu Cengiz Han’dan altı ay önce öldü. Kendi adıyla anılacak olan Cuci ulusunun temellerini atan Cuci Han öldüğü zaman hâkimiyet sahası batıda İdil (Volga) boyuna kadar uzanıyordu. Batı Deştikıpçak henüz ele geçirilmemekle birlikte İdil’in batısındaki bütün bozkırlar, “yeryüzünün Moğol atlarının ayaklarının bastığı yerlere kadar olan kısmı” Cuci’nin ülkesi sayılıyordu.

Cuci Han’ın ölümünden sonra on sekiz oğlundan ikincisi olan Batu ile ağabeyi Orda, babalarının yerine geçme konusunda anlaşamadılar. Batu büyük olduğu için Orda’nın, Orda ise daha kabiliyetli olduğu için kardeşi Batu’nun başa geçmesini istiyordu. Birbirleri lehine tahttan feragat eden kardeşler meselenin çözümü için dedeleri Cengiz Han’a başvurdular. Torunlarına iltifat ve ihsanlarda bulunan Cengiz Han Batu’ya “Sayın Han”, Orda’ya da “İçen Han” lakaplarını verdi. Cuci ulusunu Türkler’deki ikili idare sistemine göre yeniden düzenledi. “Sol-Kol”u yani Doğu Deştikıpçak’ı Orda Han’ın, “Sağ-Kol”u yani Batı Deştikıpçak ile İdil boyunu Batu Han’ın yönetimine verdi. Orda Han’ı Sayın Han’a tâbi kıldı. Böylece Batu Han bütün Cuci ulusunun hanı oldu. Cengiz Han hâkimiyet alâmeti olarak Batu Han için “altın busagalı ak orda” (altın aksamlı ak otağ) kurdurdu. Bundan dolayı Batu Han soyundan gelenlere Ak Orda veya Altın Orda hânedanı denildi. Diğer torunu Orda için de “gümüş busagalı gök orda” (gümüş aksamlı gök otağ) kurdurduğundan dolayı bunun soyundan gelenlere de Gök Orda hânedanı denildi. Batu Han soyundan gelenler Cuci ulusunun ve ailesinin başkanı olmakta devam ettikleri gibi Gök Orda hânedanı da bunların üstün hâkimiyetlerini tanımak suretiyle varlıklarını sürdürdüler.

Batu Han’ın da hazır bulunduğu büyük kurultay Cengiz Han’ın yerine üçüncü oğlu Ögedey’i kağan seçti (1228). Batu Han’ın babasının topraklarını yönetmesini amcası Ögedey Han da tasdik etti. Ertesi yıl açılması kararlaştırılan ikinci Kıpçak seferi için Batu Han başbuğluğa tayin edildi. Batu Han’ın da katıldığı bu kurultay batı seferinin başlamasını kararlaştırdı. Kağanın oğlu Güyük dahil Batu’nun diğer amcaları Çağatay ve Tuluy’un oğullarından pek çoğu kendi birlikleriyle beraber Batu Han’ın emrine verildi. Ünlü Moğol kumandanı Subitay Noyan müşavir olarak Batu’nun yanında yer aldı. Kağanın emriyle Cengiz sülâlesinin birçok “tigin”leri Batu Han ordusuna katıldılar. Büyük kısmı Türk olan ve birkaç yüz bin kişiden oluşan Türk-Moğol ordusu 1229 yılında harekete geçti.

Batu Han’ın orduları önce, 1223’te Kalka Meydan Muharebesi’ndeki zaferden sonra dönerken uğradıkları yenilginin intikamını almak üzere Deştikıpçak’a saldırdı. Buralardaki bozkırlara adını veren Kıpçaklar, XI. yüzyıl ortalarından itibaren Yayık havzasından çıkarak Karpatlar’a ve Tuna’ya kadar Karadeniz’in kuzeyindeki ovaları tamamen hâkimiyetlerine alan ve buralara daha önce gelip yerleşen Hazar, Uz (Oğuz) ve Peçenek gibi diğer Türk illerinin kalıntılarını da bünyelerine katan büyük bir Türk iliydi. 1223’ten beri de Moğol istilâsına karşı mücadele veriyorlardı. Batu’nun ordusuyla Kıpçaklar arasında şiddetli çatışmalar oldu. Önce Bulgarlar üzerine yüründü, kısa zamanda yenilen Bulgarlar’ın başta Bulgar şehri olmak üzere bütün şehirleri tahrip edildi ve yağmalandı. Kama Bulgarları’nın yüzyıllardan beri kurdukları veya geliştirdikleri devlet ve ticaret müesseseleri kısa sürede imha edildi. 1239’da Kıpçaklar’ın, Bulgarlar’ın, Başkırtlar’ın ve Aslar’ın (Alan) son direnişleri de kırıldı. Böylece batıda Karpatlar’a, güneybatıda Boğdan, Eflak ve Dobruca’yı içine alarak Tuna nehrinin denize döküldüğü yere kadar bütün topraklar Batu’nun eline geçti. Kıpçak-Moğol mücadelesi Batu’nun zaferiyle Moğollar lehine sonuçlanırken Cuci ulusu azametli yapısıyla tarih sahnesine çıkmış oldu.

Batu Han Deştikıpçak’ın zaptıyla uğraşırken bir taraftan da Rus prenslikleri üzerine sefer yapmaktan geri kalmadı. 1237 sonunda mevsim kış olduğu halde, bu sırada pek çok kınezliklerden oluşan Rus yurdunun zaptına başlandı. Pek çok şehir ele geçirildikten sonra 1238 Şubatında Moskova, 1239’da Çernikov yağmalandı. 1240 Aralık ayında Kiev zaptedilerek tahrip edildi. Bundan sonra Batu Han’ın orduları Polonya, Macaristan, Avusturya ve Dalmaçya’ya kadar olan ülkeleri çiğneyerek yağmaladılar. 9 Nisan 1241’de Liegnitz yakınında karşılarına çıkan Alman kuvvetlerini de yendiler. Fakat daha ileriye gidemeyerek Macaristan’a döndüler. Batu Han’ın ordusu bütün meydan savaşlarını kazandı. Binlerce kilometrekare genişliğindeki Doğu Avrupa sahasını ele geçirdi. Bu sırada Ögedey Kağan’ın ölüm haberi geldi (Aralık 1241). Buna göre bütün Moğol başbuğlarının geri dönmesi ve seferin bitmesi gerekiyordu. Aslında bu büyük askerî harekât, daha 1240 yılında Kiev’in zaptı ile tamamlanmış oluyordu. Polonya, Macaristan, Avusturya ve Dalmaçya’ya kadar uzanan harekât seferin asıl gayesini aşmış ve yağmaya dönüşmüştü. Pek çok ganimet elde edilmişti; ancak ordu yorulmuş ve Batu Han ile Ögedey’in oğlu Güyük ve Çağatay’ın oğlu Börü arasında birtakım anlaşmazlıklar çıkmıştı. Bu şartlar altında sefere devam etmek istemeyen Batu Han, Ögedey’in ölüm haberini seferin bitiş emri gibi telakki ederek Eflak ve Boğdan üzerinden 1242 yılında yurduna döndü. Bu uzun seferin en önemli sonucu, Cengiz Han zamanında “Moğol atlarının çiğnediği” bütün sahaların Cuci’ye verileceği vaadinin onun oğlu Batu Han tarafından gerçekleştirilmesiydi. Bu sefer sonunda, babasının adıyla anılan Cuci ulusunun ve bu ulusun batı kanadını teşkil eden Altın Orda Hanlığı’nın gerçek kurucusu Batu Han olmuştur.

Batu Han’ın batı seferini yeni bir ulus ve yeni bir devlet kurma düşüncesiyle başlattığı anlaşılmaktadır. Doğuda İrtiş, batıda Tuna nehirlerine kadar uzanan sahada yeni bir ulusun ve yeni bir devletin temellerini atan Batu Han, Deştikıpçak’ın zaptı sırasında büyük yararlık gösteren kardeşi Şiban’a (Şeybân) Karakum ve Arakum sahası ile Siriderya ve Sarısu ırmağı ayağına kadar olan yerleri kışlak; Irgız, Sıvuk, Or ve İlek ırmaklarından Ural dağlarına kadar Yayık ırmağının doğusunu yaylak olmak üzere verdi. Batu Han ile ağabeyi Orda Han arasındaki bu bölge daha sonra Şiban Yurdu olarak anıldı. Batu Han, Moğol zaptı sırasında büyük çapta zarara uğrayan Deştikıpçak şehir hayatını ve ticaretini yeniden canlandırmaya çalıştı. Sefer sırasında meydana gelen tahribatın sosyal ve ekonomik hayat üzerindeki olumsuz etkilerini silmek için aralarında her çeşit millet ve dinden tüccarların bulunduğu bir danışma kurulundan faydalandı. Hâkimiyeti altına giren Kırım, Bulgar, Kuzey Kafkasya, Hârizm ülkelerinin ticarî önemini kavrayan Batu Han, doğu-batı ve kuzey-güney yönünde geçen eski ticaret yollarını emniyet altına aldığı takdirde iktisadî ve siyasî iktidarının kuvvetleneceğini düşünüyordu. Asya’dan Avrupa’ya ve Yukarı Bulgarya’dan güneye giden kervan yollarının kesiştiği noktada İdil ırmağının sol sahilinde başşehri Saray’ı kurdu. Kırım’da Kefe, Kerç, Sudak, Azak limanlarıyla; Yukarı Bulgarya’nın Bulgar, Ükek; Kuzey Kafkasya’nın Macar; Hârizm ülkesinin Ürgenç gibi şehirleri kısa zamanda tekrar eski ticarî canlılıklarını kazandılar, kervanların ve tâcirlerin uğrak ve faaliyet merkezleri oldular.

Batu Han’ın amcaları Çağatay Han ve Ögedey Kağan’ın birbiri ardından 1241 yılında ölmeleri üzerine dört ulus içinde en yaşlı ve itibarlı kişi olarak Cengiz Han’ın torunu Batu Han kalmıştı. Kurultaylarda ve toplantılarda onun reyinin aksine teklifte bulunulamayacak kadar nüfuz kazanmış olmasına rağmen yasalara uygun şekilde kağanlık makamına hürmetini daima muhafaza etti. Batu Han ve ondan sonra gelen Berke Han, yalnızca kağanların isimlerini ve damgalarını ihtiva eden paralar bastırmışlardır.

Ögedey Kağan hayatta iken veliaht olarak düşündüğü oğlu Koşi’nin ölümü üzerine ondan olan torunu Şiramun’u veliaht yaptı. Ögedey Han ölünce kağan olan Şiramun’un yaşı küçük olduğu için annesi Turakina Hatun onun nâibi oldu. Bazı başbuğlar ise Ögedey’in oğlu Güyük’ü seçmek istiyorlardı. Batu Han Kıpçak seferi sırasında kavga ettiği Güyük’ün seçilmesine karşı idi. Sefer sırasındaki itaatsizliğini kağana şikâyet etmiş ve Ögedey Kağan da oğlu Güyük’ü azarlamıştı. Bu yüzden Batu Han Güyük’ün seçileceği kurultaya gitmek istemiyordu. Beş yıla yakın bir mücadeleden sonra kurultay nihayet 1246 Ağustosunda toplanabildi. Batu Han mazeret beyan ederek kurultaya katılmadı, vekâleten kardeşlerini gönderdi. Güyük kağan seçildikten sonra kendisine muhalefet eden Batu Han ile uğraşmaya başladı. Batu’nun Azerbaycan’daki kumandanlarını görevden uzaklaştırdı. Batu da kağanın onların yerine gönderdiği adamını öldürttü. Buna hiddetlenen Güyük Kağan büyük bir ordu ile 1248 yılında Batu Han üzerine yürüdü. Batu da onu karşılamak üzere yola çıktı. İki ordu birbirlerine yaklaştıkları sırada Güyük Kağan öldüğü için ordusu dağıldı. Bunun üzerine Batu Han, kuvvetlerini kardeşlerinin kumandası altında olmak üzere amcası Tuluy Han’ın büyük oğlu Mengü’nün hizmetine gönderdi. Toplanan kurultay Batu Han’ın isteğine uyarak Temmuz 1251’de Mengü’yü kağan seçti. Böylece Ögedey Kağan evlâdı hâkimiyeti kaybetmiş ve Tuluy evlâdı kağanlık makamını ele geçirmiş oldu.

Mengü’nün kardeşi Hülâgû Han’ın İran, Azerbaycan ve Anadolu’yu istilâ hareketine Batu Han’ın askerleri de katıldılar ve Azerbaycan’ı ele geçirdiler. Batu’nun Güyük Kağan tarafından kovulan emîr ve dârûgaları yine bu bölgeye hâkim oldular. Batu Han’ın memurları ve tahsildarlar onun adına Azerbaycan’da vergi topluyorlardı. Daha sonraları Altın Orda hanları buna dayanarak Azerbaycan toprakları üzerinde hâkim olmak istemişlerdir.

Doğu Avrupa’ya yaptığı büyük seferle Altın Orda Devleti ve sonraları onun birer kalıntısı olan Kırım-Kazan ve Nogay hanlıklarının kurucusu sayılan Batu Han’ın ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çeşitli kaynakların karşılaştırılmasından çıkan sonuca göre Batu Han büyük bir ihtimalle 1255 sonları veya 1256 başlarında vefat etmiş, şamanist olduğu için kendisine atalarının âdetlerine uygun şekilde merasim yapılmıştır. Mezarı bilinmeyen bir yerde hazırlanmış, eşyaları, atı ve silâhlarıyla birlikte gömülmüştür. Üzerinde saatlerce at koşturularak mezar yerinin kaybolması sağlanmıştır.

Altın Orda Hanlığı’nın gerçek kurucusu olan Batu Han, Cengiz yasasına sıkı sıkıya bağlı cihangir bir kumandan, siyasî bakımdan dirayetli ve cömert bir devlet adamı olarak tanınmıştır.

Batu Han hükümdarlardan gelen hediyeleri hazineye koymaz ve din ayırımı yapmadan orada bulunan herkese dağıtırdı. Halkına ve tüccarlara çok iyi davranır, bundan dolayı da halk kendisine “iyi yürekli han” anlamında Sayın Han derdi. Yabancı ülkelerden gelen tüccarların bütün mallarını satın alır ve fazlasıyla ödeme yapardı. Cûzcânî onun müslüman olduğunu, fakat bunu gizlediğine dair güvenilir rivayetler bulunduğunu söyler (Ṭabaḳāt-ı Nâṣırî, II, 176). İslâm ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler daha sonraki yıllarda İslâm dininin resmen kabul edilmesiyle sonuçlanmıştır. Ölümünden sonra dört oğlundan ikisi arka arkaya babalarının yerine geçtilerse de kısa aralıklarla ölmeleri üzerine Batu Han’ın kardeşi Berke Han tahtı ele geçirmiştir. İslâm ulemâsından Şeyh Seyfeddin Bâharzî ile Hârizm bölgesinde bulunduğu sırada tanışan Berke Han Müslümanlığı kabul eden ilk Altın Orda hükümdarıdır.


BİBLİYOGRAFYA

Minhâc-ı Sirâc el-Cûzcânî, Ṭabaḳāt-ı Nâṣırî (nşr. Abdülhay Habîbî), Lahor 1953, II, 175-177.

, I, 224-226; III, 9-10, 29-30;  a.e. (Öztürk), I, 115, 148, 215, 226, 276-282; II, 179, 184, 186, 188, 194, 200, 204, 209, 220, 223; III, 10, 14, 17-19, 41, 46, 57.

Ali Celâyir, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. N. I. Berezin), Kazan 1851, II, 120-121.

Reşîdüddin, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Behmen Kerîmî), Tahran 1338 hş., I, 474-476, 514-515, 524-525.

Ch. M. Von Fraehn, Die Münzen der Chane Vom Ulus Dschutschi’s Oder von der Goldenen Horde, Petersburg-Leipzig 1832, s. 2.

P. S. Savalief, “Moneti Cucidof, Çagata Yidof, Celairidof İdruge”, Russke Arheolociheskoe Obşçesto Vostoçnoe Otdelenia Trudi, Moscow 1858, III, 203-204.

A. K. Markof, Inventarniy Katalog Müsülmanskih Monet Ermitaja, Petersburg 1892, s. 442-443.

Moğolların Gizli Tarihi (trc. Ahmet Temir), Ankara 1948, s. 191, 196-198.

G. Vernadsky, The Mongols and Russia, New Haven 1953, III, 49-52, 56-57.

A. Y. Yakubovsky, Altınordu ve İnhitatı (trc. Hasan Eren), İstanbul 1955, s. 41-42.

Mustafa Kafalı, Altın Orda Hanlığının Kuruluş ve Yükseliş Devirleri, İstanbul 1976, s. 49-53.

a.mlf., “Cuci Ulusu ve Ak-Orda (Altın-Orda), Gök-Orda Hanlıkları”, , XXV (1970), s. 59-68.

R. Grousset, Bozkır İmparatorluğu (trc. M. Reşat Uzmen), İstanbul 1980, s. 371-375.

Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi, Ankara 1987, s. 65-67, 69-70, 72, 74-75, 77, 83, 86.

(1990), s. 484-510, 516-520, 525-526, 528-529, 539.

a.mlf., “Batu”, , II, 351-353.

a.mlf. – J. A. Boyle, “Batu”, , I, 1105-1106.

Bu madde ilk olarak 1992 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 5. cildinde, 208-210 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.