BECÎLE (Benî Becîle)

بنو بجيلة
Müellif:
BECÎLE (Benî Becîle)
Müellif: MUSTAFA FAYDA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/becile-beni-becile
MUSTAFA FAYDA, "BECÎLE (Benî Becîle)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/becile-beni-becile (21.10.2019).
Kopyalama metni

Kabileye adını veren Becîle, Enmâr b. Nizâr b. Meadd’in oğlu veya kızıdır. Enmâr, kardeşi Mudar b. Nizâr’ın kuyusunu tahrip ettikten sonra Hicaz’dan Yemen’e kaçmış ve Kahtânîler arasına karışmıştır. Bunun için bazı kaynaklar bu kabilenin soyunu Kahtân’a bağlı gösterirler.

Serat dağlarına yerleşen Enmâr’ın iki oğlu Becîle ve Has‘am zamanla çoğalarak Tâif’e 120 km. kadar uzaklıktaki Tebâle ile Yemen’in yüksek dağlık kısımları arasındaki geniş bölgeye yayıldılar. Bedevî bir hayat yaşayan Becîle kabilesi mensupları komşu kabilelerle olduğu gibi zaman zaman kendi aralarında da savaşmışlar ve çeşitli kollara ayrılarak muhtelif bölgelere dağılıp oralardaki kabilelere iltihak etmişlerdir. Bekrî, bu kolları ve iltihak ettikleri kabileleri ayrıntılı olarak anlatır. Becîle de diğer Arap kabileleri gibi putperest olup kendi putlarının yanı sıra kardeşleri Has‘am kabilesinin putu Zülhalesa’ya da tapardı.

İslâmiyet’in ortaya çıkışı sırasında Becîle’nin reisi Cerîr b. Abdullah el-Becelî idi. 10. yılın Ramazan ayında Cerîr’in başkanlığında Medine’ye gelen 150 kişilik Becîle heyeti Hz. Peygamber’le görüştü ve İslâm esaslarına bağlı kalacağına söz verip ona biat etti. Becîle’nin bir kolu olan Ahmesliler de aynı sıralarda Kays b. Azrâ el-Ahmesî başkanlığında 250 kişilik bir heyetle Medine’ye gelip Hz. Peygamber’e bağlılık arzettiler. Her iki heyet mensuplarına hediyeler verildi ve kabilenin zekâtlarını toplamak üzere de Ebû Süfyân görevlendirildi. Resûlullah Cerîr b. Abdullah’ı 250 kişi ile Zülhalesa’yı tahrip etmek için gönderdi. Cerîr bu putu tahrip ettiği gibi Has‘am kabilesinden bir heyetin de Medine’ye giderek müslüman olmasını sağladı.

Hz. Peygamber’in vefatı üzerine bazı Becîleliler irtidad ettiler. Hz. Ebû Bekir Cerîr’i onların üzerine gönderdi ve bir süre sonra irtidad edenlerin hepsi tekrar müslüman oldular. Kabile İslâm fetihlerinde çok önemli bir rol oynadı. Cerîr başkanlığında Medine’ye gelen Becîleliler, elde edecekleri ganimetin dörtte birinin kendilerine verilmesi şartıyla Sâsânîler’e karşı savaşmak üzere Irak’a gitmek istediler. Hz. Ömer onların bu isteklerini kabul etti. Kādisiye Savaşı’nda da İslâm ordusunun dörtte birini bu kabile mensupları teşkil ediyordu. İslâm fetihleri uğrunda yurtlarını terkeden Becîle kabilesi mensupları çoğunlukla Kûfe’ye yerleştiler ve orada kendileri için bir mahalle kurdular. Eski yurtlarında çok az bir zümre kaldı. Bu arada Mekke, Basra ve Dımaşk’a, ayrıca Endülüs’e yerleşenler de oldu. Bugün Irak’ta Bâcelân adı ile bilinen ve Hanikîn ve Hulvân’da yaşayan halk bu kabileye mensuptur.

Sıffîn Savaşı’nda Hz. Ali safında yer alan Becîle kabilesi, Mus‘ab b. Zübeyr’in Fars âmil*i Mühelleb b. Ebû Sufre’ye karşı Muhtâr es-Sekafî’nin kumandanı Ahmer b. Şümeyt ile birlikte savaştı, fakat yenilip dağıldı. Hâlid b. Abdullah el-Kasrî, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin talebesi Ebû Yûsuf gibi meşhur simalar da bu kabileye mensuptur.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 15-16, 74-75, 86.

, I, 347-348; VI, 22.

, I, 257-260, 310-312, 344-345, 442-443.

, s. 64, 102-103, 499.

, I, 384, 530.

a.mlf., Fütûḥ (Müneccid), s. 310, 311, 328-329, 350-351.

, I, 1763, 1988, 2186-2187, 2197-2202, 2221, 2355-2358, 2597, 3301, 3174.

, s. 515-520.

, II, 310-311.

, s. 387-399.

, I, 57-63.

, II, 85-88.

Kalkaşendî, Nihâyetü’l-ereb (nşr. İbrâhim el-İbyârî), Kahire 1959, s. 171-172.

Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1388/1968, I, 63-65.

Atîk b. Gays el-Bilâdî, Muʿcemü ḳabâʾili’l-Ḥicâz, Mekke 1399/1979, s. 30-33, 433-434.

Mustafa Fayda, İslâmiyetin Güney Arabistan’a Yayılışı, Ankara 1982, s. 51-58.

J. Hell, “Becîle”, , II, 432.

W. Montgomery Watt, “Bad̲j̲īla”, , I, 889-890.

Bu madde ilk olarak 1992 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 5. cildinde, 287 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.