BEKĀYÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

BEKĀYÎ

بقايي
Müellif:
BEKĀYÎ
Müellif: HASAN AKSOY
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1992
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/bekayi
HASAN AKSOY, "BEKĀYÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/bekayi (26.10.2020).
Kopyalama metni

İznik’te doğdu. Rızâ Tezkiresi’ne göre asıl adı Mehmed’dir. Cimri Çingân lakabıyla tanınan bir macuncunun oğlu olduğundan Macuncuzâde diye de anılmaktadır. İyi bir medrese tahsili gördü. Ayrıca zamanının âlimlerinden Hocazâde Kurt Çelebi’den ders aldı. Öğrenimini tamamladıktan sonra 30 akçe aylıkla Manisa medreselerinden birine tayin edildi. Orada Sultan III. Murad’a hocalık yapmış olan İbrâhim Efendi’den ders aldı. Şehzadeliğinde bir ara Manisa sancak beyliği yapan Murad’la hocası İbrâhim Efendi vasıtasıyla yakın münasebetleri oldu. III. Murad’ın 8 Ramazan 982’de (22 Aralık 1574) tahta çıkması münasebetiyle takdim ettiği arzuhal üzerine 40 akçe ile İstanbul’da Merdümiyye Medresesi’ne tayin edildi. 1576’da Beşiktaş Hayreddin Paşa Medresesi’ne naklolundu. Ekim 1580’de Mınık Ali Çelebi’nin yerine Sahn Medresesi’nde görevlendirildi. Daha sonra kadılık mesleğine geçerek 1581 Haziranında Vankulu yerine Selânik, ertesi yıl Şems Efendi yerine Galata kadısı oldu. 1583’te azledildiyse de iki yıl sonra tekrar aynı vazifeye getirildi. Ocak 1586’da Arapzâde Efendi yerine Üsküdar kadısı oldu. İki yıl geçince azledildi. Haziran 1592’de aynı göreve iade edildi. Üç dört gün sonra tayin edildiği Mekke kadılığına gitmek istemeyince istifa etmiş sayıldı. Kaynakların çoğunun bildirdiğine göre 2 veya 3 Cemâziyelevvel 1003’te (13 veya 14 Ocak 1595) ailevî bir sebepten dolayı İstanbul’daki evinde feci bir şekilde öldürüldü.

Ölüm tarihiyle ilgili olarak S. Nüzhet Ergun’un Rızâ Tezkiresi’ne atfen, “Rızâ Tezkiresi’nde ve ondan naklen Mustafa Mücib Tezkiresi’nde şairin on yıl sonra ölmüş olarak gösterilmesi yanlıştır” ifadesinin (Türk Şairleri, s. 695) matbu Rızâ Tezkiresi’yle karşılaştırıldığında hatalı olduğu görülmektedir. Çünkü matbu Rızâ Tezkiresi’nde de (s. 20) şair için verilen ölüm tarihi diğer kaynaklarla aynıdır. Ancak şairin vefatı için Osmanlı Müellifleri’nde yanlış olarak 980 (1572) tarihi gösterilmektedir (II, 97). A. Sırrı Levend de büyük bir ihtimalle Osmanlı Müellifleri’nden naklen aynı yılı vermektedir (Türk Edebiyatı Tarihi, s. 140, 143).

Tezkireler Bekāyî’nin şiirdeki kudreti hakkında fazla bir şey söylememekte, mevcut şiirleri ve manzum eseri Gül ü Bülbül incelendiğinde ise vezin ve kafiyeye hâkim olduğu görülmektedir. Kullandığı dil zamanına göre oldukça sadedir.

Eserleri. 1. Gül ü Bülbül. Mesnevi tarzında ve aruzun “mefâîlün mefâîlün feûlün” kalıbıyla yazılmış 935 beyitlik didaktik bir eserdir. İstanbul Üniversitesi (TY, nr. 4097) ve Üsküdar Hacı Selim Ağa kütüphanelerinde (Kemankeş Emîr Hoca, nr. 416) kayıtlı iki nüshası bilinmektedir. Eserin 1565 veya 1572 yıllarında yazıldığı tahmin edilmektedir. Türkân Meriç eser üzerinde bir mezuniyet tezi hazırlamıştır (bk. bibl.).

2. Şirvan Şah ve Şemâyil Bânû. A. Sırrı Levend’in Bekāyî’ye nisbet ettiği bu eser (Türk Edebiyatı Tarihi, s. 143) üzerinde Metin Karadağ bir doktora ön çalışması yapmıştır (bk. bibl.). Bu çalışmada eserin Bekāyî’ye ait olduğu hususunda kesin bir hükme varılamayacağı belirtilmektedir. A. Sırrı Levend’in, yazma nüshanın kapağında bulunan ve metin içinde de geçen, “Ey Bekāyî, sûretâ yârimden ayırdı felek / Meânîde etti dünyâda varımdan cüdâ” beytinde “Bekāyî” mahlasının kullanılması sebebiyle bu kanaate vardığı ifade edilmektedir (Giriş, s. IV). Aşk konusunun işlendiği eser mensur bir hikâye olup yer yer manzumelerle süslenmiştir. Hikâyede XVI. yüzyıl edebî nesir dilinin kullanılması yanında zaman zaman halk deyişlerine de yer verilmiştir. Bugün bilinen tek nüshası, Safer 1165’te (Ocak 1752) istinsah edilen ve Erzurum Atatürk Üniversitesi Merkez Kütüphanesi’nde bulunan yazmadır (Seyfettin Özege Servisi, Agâh Sırrı Levend, nr. 281).

Bu iki eser dışında kaynaklarda Bekāyî’nin bir divanından bahsedilmekte ise de henüz herhangi bir nüshasına rastlanmamıştır.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 220.

Seyyid Mehmed Rızâ, Tezkire, İstanbul 1316, s. 20.

, II, 22.

, II, 97.

, II, 694-696.

, s. 140, 143, 170.

Türkân Meriç, İznikli Bakâyi’nin Gül ü Bülbül Mesnevisi’nin Transkripsiyonu ve Kısaca Tedkiki (mezuniyet tezi, 1954), İÜ Edebiyat Fakültesi Türkiyat Araştırma Merkezi, T, nr. 486.

Metin Karadağ, Şirvan Şah ile Şemâil Bânû Hikâyesi üzerinde Bir Araştırma (doktora ön çalışması, 1981), Atatürk Üniversitesi, Ed.Fak.

“Bakâyî”, , I, 299.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1992 yılında İstanbul'da basılan 5. cildinde, 360 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER