CEBELİÂMİL

جبل عامل
Müellif:
CEBELİÂMİL
Müellif: MUSTAFA ÖZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/cebeliamil
MUSTAFA ÖZ, "CEBELİÂMİL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/cebeliamil (01.06.2020).
Kopyalama metni
Cebeliâmil (Cebelüâmile, Cebelülcelîl, Cebelülhayl), Sûr civarına hâkim olan Bişâre adlı liderlerinden dolayı Bilâdülbişâre, Bilâdülbişâreteyn ve son dönemlerde Bilâdülmetâvile (Şiî bölgesi) diye de anılır. Bölge, 1920’de Büyük Lübnan Devleti’nin kurulmasıyla Lübnan sınırları içine dahil edilmiş olup Lübnan’ın güneyi ile Kuzey Filistin’in küçük bir bölümünü kapsar. Coğrafî sınırları konusunda ihtilâf bulunmakla birlikte genellikle batıda Akdeniz, güneyde Filistin, doğuda Ürdün, Vâditteym, Hûle ve Bikā‘ beldeleriyle Lübnan dağlarının bir bölümü, kuzeyde ise eski devirlerde el-Ferâdis diye anılan Evvelî ırmağı ile çevrilmiştir. Yüzölçümü yaklaşık 3200 km2’dir ve günümüzde Lübnan Devleti topraklarının (10.400 km2) üçte birine yakın bir bölümünü teşkil eder.

Âmil (Âmile) ismi, Yemen’de Me’rib Seddi’nin yıkılmasının ardından kuzeye göç eden ve Suriye’de yerleşen Âmile b. Sebe’ el-Yemâniyye kabilesine dayandırılmaktadır. Kabilenin Suriye’ye ne zaman geldiği kesin olarak bilinmiyorsa da Abbâsîler’in ilk dönemlerinden itibaren Cebeliâmil bölgesinde iskân edildikleri düşünülmektedir. O dönemlerden beri bölgede az sayıda hıristiyan grupla Sayda’dan Beyrut’a doğru uzanan yerde Sünnî gruplar bulunmasına rağmen ahalinin büyük kısmı IV. (X.) yüzyılda İmâmiyye Şîası’na intisap etmiştir. Nâsır-ı Hüsrev 437 (1045-46) yılında bölgedeki seyahatlerinde Sûr şehrini anlatırken halkının çoğunun İmâmiyye Şîası’na mensup olduğunu söyler (Sefernâme, s. 22). Zaman içinde bölgenin çeşitli yerlerinde yetişen ulemâ tarafından kurulan daha çok Şiîliğin öğretildiği medreseler ve mezhep mensupları üzerinde etkili olan çok sayıda âlimin burada yetişmesi bölgeye asırlar boyu devam edecek bir şöhret kazandırmıştır.

Cebeliâmil halkının hangi dönemden beri Hz. Ali taraftarı olduğu konusu da tartışmalıdır. Bölgenin Şîileşmesini Hz. Osman’ın hilâfet döneminde bir süre Suriye’de kalan Ebû Zer el-Gıfârî’nin Ehl-i beyt’in faziletlerini anlattığı günlere kadar götürenler vardır (Hür el-Âmilî, I, 13). Ebû Zer, Ehl-i beyt’in faziletlerini anlatmaya başlayınca durumdan haberdar olan Muâviye bunu halifeye bildirerek Ebû Zerr’in Medine’ye çağrılıp Rebeze’ye sürgün edilmesini sağladı. Bu sebeple bölgede Ebû Zerr’e nisbet edilen ve günümüze kadar gelen Meys ve Sarfend’deki iki mescid Ebû Zerr’in bölgedeki faaliyetlerinin delili olarak gösterilmektedir.

Tarihte ve günümüzde din ilimlerinin öğretildiği Cebeliâmil’deki küçük kasaba ve yerleşim birimleri içinde Cizzîn, Aynâtâ, Meys, Cübâ‘, Meşgara ve Bikāa’daki Kerekünûh önemli merkezlerdir (geniş bilgi için bk. Ca‘fer el-Muhâcir, s. 149-242). Âmilî nisbesiyle anılan, Şiî fıkhı üzerinde derin tesirler icra eden ve daha çok İmâmiyye’nin Usûliyye ekolüne mensup olan birçok âlim buralarda yetişti. Bunlar arasında Şehîd-i Evvel Şemseddin Muhammed b. Mekkî, Muhakkık-ı Sânî Nûreddîn Ali b. Hüseyin el-Kerekî, 1545’te İstanbul’u ziyaret eden Şehîd-i Sânî Zeynüddin b. Ali Ahmed el-Cübâî ve Safevîler’in kuruluş döneminde babası bölgeden İran’a giden, diğer ulemâ ile birlikte Safevîler bünyesinde İmâmiyye Şiîliğinin yayılmasında önemli hizmetleri olan Bahâeddin el-Âmilî ve Ahbârî ekolünün önemli temsilcilerinden Muhammed b. Hasan Hür el-Âmilî zikredilmesi gereken şahsiyetlerdir.

Osmanlı idaresinde X. (XVI.) yüzyıl boyunca 100’den fazla Cebeliâmilli Şiî âlimi İran’a göç ederek Safevî idaresi altında İmâmiyye Şîası’nın yayılmasına büyük katkı sağladı. XVIII ve XIX. yüzyıllarda Sûr ve çevresinde bir miktar hıristiyan, Sayda civarında Sünnî ve Dürzîler’in olduğu bölgede Şiî nüfusu daima ekseriyeti teşkil etti. Bu dönemde bölgede bulunan İmâmiyye mensupları Batılı âlimler ve seyyahlar tarafından da Metâvile/Mütâvile diye anılmış, bu isim özellikle “Ehl-i beyt’e yahut Ali ve evlâtlarına muhabbet besleyenler” anlamına geldiği için mahallî olarak da benimsenmiştir (M. Takī el-Fakīh, s. 31-32). Bölgedeki sosyal yapının zirvesinde politik liderler (züamâ), eşraf ve âyân bulunmaktadır. Bunlar arasında Es‘ad ailesi Osmanlılar’dan kalan iktâların idaresini üstlendi, Tanzimat döneminde 1850 ve 1860 yıllarındaki toprak reformlarında köylülerin ekip biçtiği yerlere hâkim oldu. Bölgedeki din âlimleri malî yönden bu zaîmlere bağlı olup siyasî bakımdan da onları desteklemekteydi. Cebeliâmil tarihçileri, çeşitli dönemlerde ahalinin ve ulemânın idarecilerden gördüğü, özellikle XVIII. yüzyılın sonlarında Osmanlılar’ın Akkâ merkezli Şam ve Sayda Valisi Cezzâr Ahmed Paşa’nın bölgede otonomi kurmak isteyenlere karşı uyguladığı baskıya dikkat çeker. Bu dönemde birçok âlimin Irak ve İran’a kaçtığı, bölgedeki medreselerin kapandığı, XIX. yüzyılın sonlarına doğru Cebeliâmil menşeli ulemânın Necef’te yetişmeye başladığı belirtilir. Ahmed Ârif ez-Zeyn’in 1909’da kurduğu el-ʿİrfân gazetesi, 1990 yılına kadar bölge âlimlerinin düşünce ve kabullerini aksettiren bir yayın olarak devam etti.

1920’de Fransız manda idaresi altına giren Cebeliâmil daha çok Güney Lübnan olarak anılmaya başlandı. Cebeliâmil ismi de bölgenin kendine özgü kültürel ve dinî özelliklerini belirtmek için kullanılmaya devam etti. Bazı aydınlar ve din adamlarının 1936 yılına kadar Suriye ve Lübnan’ın birleşeceğini düşünmelerine karşılık Cebeliâmil’in dinî liderlerinin çoğu Lübnan hükümetine destek verdi. 1960’lara kadar şehirli bir orta sınıf ve etkili mahallî liderler bulunmadığından yol, okul, hastahane gibi tesislerden mahrum olan Cebeliâmil ekonomik ve siyasî zorluklarla karşı karşıya kaldı. Şiî kurumlarının da varlık gösteremediği bu dönemde bölge gençliği komünizm, Baasçılık ve Nâsırcılık gibi ideolojilerin etkisinde kaldı. 1957’de Sûr şehrinde müctehid Abdülhüseyin Şerefeddin el-Âmilî’nin halef bırakmadan ölümü üzerine İran’dan bölgeye gönderilen Seyyid Mûsâ es-Sadr 1969’da Yüksek Şiî Konseyi’ni oluşturdu ve 1970’lerin ortasında Şiîler’in haklarını savunmak için Hareketü’l-mahrûmîn ve onun silâhlı kanadı olan Emel (Efvâcü’l-mukāvemeti’l-Lübnâniyye) örgütünü kurmayı başardı. Fakat 1970’lerden sonra Cebeliâmil’deki bölgesel gerilimler, özellikle 1978, 1982 ve daha sonraki yıllarda İsrail ordusunun Filistinliler’e karşı başlattığı harekât ve bölgeyi işgal etmesi buradaki binlerce insanın Beyrut’un güneyindeki banliyölere sığınmasına yol açtı. Yaklaşık yirmi yıldan beri Cebeliâmil, zaman içinde zayıflayan Emel’in de dahil bulunduğu Şiî Hizbullah Örgütü tarafından savunulmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA :

Nâsır-ı Hüsrev, Sefernâme (trc. Abdülvehap Tarzi), İstanbul 1994, s. 22; Hür el-Âmilî, Emelü’l-âmil (nşr. Ahmed el-Hüseynî), Bağdad-Necef 1385/1965, I, 13; M. Kâzım el-Mekkî, el-Ḥareketü’l-fikriyye ve’l-edebiyye fî Cebeli ʿÂmil, Beyrut 1402/1982; a.mlf., Münṭalaḳu’l-ḥayâti’s̱-s̱eḳāfiyye fî Cebeli ʿÂmil, Beyrut 1411/1991; Muhsin el-Emîn, Ḫıṭaṭu Cebeli ʿÂmil, Beyrut 1403/1983; M. Takī el-Fakīh, Cebelü ʿÂmil fi’t-târîḫ, Beyrut 1406/1986; Ali İbrâhim Dervîş, Cebelü ʿÂmil, Beyrut 1414/1993; Cihâd Bennût, Ḥarekâtü’n-niḍâl fî Cebeli ʿÂmil, Beyrut 1993; Ca‘fer el-Muhâcir, Cebelü ʿÂmil beyne’ş-şehîdeyn, Dımaşk 2005; Stefan Winter, The Shiites of Lebanon under Ottoman Rule: 1516-1788, Cambridge 2010, s. 20-24, ayrıca bk. İndeks; P. Schwarz – [Metin Tuncel], “Sayda”, İA, X, 261; Sabrina Mervin, “ʿĀmil, Jabal”, The Encyclopaedia of Islam Three, Leiden 2009, fas. 3, s. 81-84.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 253-254 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER