CELÛLÂ SAVAŞI

وقعة جلولاء
Müellif:
CELÛLÂ SAVAŞI
Müellif: MUSTAFA FAYDA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/celula-savasi
MUSTAFA FAYDA, "CELÛLÂ SAVAŞI", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/celula-savasi (21.10.2019).
Kopyalama metni

Bağdat’ın bir nahiyesi olan Celûlâ Dicle nehrinin doğu tarafında aynı adı taşıyan ırmağın kenarında, Sevâd ile İran arasında ve Horasan yolu üzerinde kurulmuştur. Hânikîn’den yaklaşık 40 km., Medâin’den de 180 km. uzaklıktadır.

Celûlâ Hz. Ömer zamanında Sâsânîler’e karşı müslümanların kazandıkları büyük bir meydan muharebesi dolayısıyla meşhur olmuştur. Kādisiye Savaşı’nda yenilen ve Medâin şehrini müslümanlara teslim etmek mecburiyetinde kalan Sâsânî kuvvetleri, Hulvân’a sığınan Kisrâ Yezdicerd’in teşvikiyle Celûlâ’da toplanmışlar, etrafına hendek ve siperler kazarak ve barikatlar kurarak şehri tahkim etmişlerdi. Kisrâ, Hulvân ve Cibâl’den asker ve silâh göndermek suretiyle bu ordusuna destek sağlamaya çalışıyordu. Ordunun kumandanı, Kādisiye Savaşı’nda öldürülmüş olan başkumandan Rüstem’in kardeşi Hurrezâd idi.

Düşmanın hazırlıklarını öğrenen Irak cephesi başkumandanı Sa‘d b. Ebû Vakkās, nasıl hareket edeceğini bir mektupla Halife Hz. Ömer’e sordu. Halife verdiği cevapta kendisinin yerinde kalmasını ve onların üzerine bir ordu göndermesini emretti. Bunun üzerine Sa‘d b. Ebû Vakkās 12.000 kişilik bir orduyu, yeğeni Hâşim b. Utbe b. Ebû Vakkās’ın (bazı kaynaklarda Amr b. Mâlik) kumandasında Celûlâ’ya sevketti.

Sağ kola Hucr b. Adî el-Kindî’yi, süvarilerin başına Amr b. Ma‘dîkerib’i, piyadelerin başına da Tuleyha b. Huveylid’i getiren Hâşim Celûlâ’yı kuşattı. Savaş için ciddi hazırlık yapmış olan Sâsânî askerleri siperlerinden çıkarak âni baskınlarla İslâm ordusuna saldırıyorlar, sonra da geri çekiliyorlardı. Çok şiddetli çarpışmalardan sonra müslümanlar büyük bir hamle ile Sâsânî ordusunu mağlûp ettiler ve birçok ganimet ele geçirdiler. Ordusunun Celûlâ’da bozguna uğradığını öğrenen Yezdicerd Hulvân’dan ayrılarak Rey’e gitmek mecburiyetinde kaldı. Hâşim b. Utbe askerlerinin bir kısmını düşmanı takibe gönderdi; kendisi de Hulvân’a girdi.

Seyf b. Ömer’in Taberî tarihindeki rivayetleri başta olmak üzere bazı tarihçiler Celûlâ Savaşı’nın 16 yılı Zilkade ayı başında (24 Kasım 637) meydana geldiğini kaydederken Halîfe b. Hayyât bu muharebeyi 17 yılı olayları arasında anlatır. Ayrıca Seyf’in 17 yılına ait bir rivayeti yanında 19 yılını zikreden bir başka haberini de nakleder.

Celûlâ Savaşı’yla müslümanlar bir taraftan bu şehri ve Hulvân’ı ele geçirirlerken diğer taraftan da Kādisiye’den sonra Sâsânîler’e büyük bir darbe daha vurmak suretiyle Dicle Sevâdı’ndaki bölgelerin fethini tamamlama imkânını elde etmişlerdir.

Selçuklu Sultanı Melikşah’ın (1072-1092), bugün Kızılribât İstasyonu’nun bulunduğu yerde kervansaray olarak da kullanılmak üzere yaptırdığı ribât* (Ribât-ı Celûlâ) kervanların uğrak yeri olmuştur (Hamdullah Müstevfî, s. 165).

İfrîkıye’de (Tunus) Kayrevan’a yaklaşık 38 km. uzaklıkta Celûlâ adlı bir başka tarihî şehir daha vardır. Muâviye b. Hudeyc’in ordusunda bulunan Abdülmelik b. Mervân tarafından Muâviye b. Ebû Süfyân’ın hilâfeti sırasında fethedilen ve bugün harabe halinde olan şehir Aynicelûlâ diye bilinmektedir.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 127-129.

, s. 192-193.

, s. 182, 451.

, s. 377, 379, 383, 402, 432.

Dineverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, Kahire 1330, s. 128-129.

, II, 141.

, I, 2457-2473, 2579.

, II, 156.

a.mlf., el-Müşterik, s. 106.

, VII, 69-71.

, XIX, 230-233.

, s. 165.

G. le Strange, The Lands of the Eastern Caliphate, Cambridge 1966, s. 62, 80.

, I, 215-216.

Abdülazîz es-Seâlibî, Târîḫu Şimâli İfrîḳıyye (nşr. Ahmed b. Mîlâd – Muhammed İdrîs), Beyrut 1407/1987, s. 39-40.

M. Streck, “Celûlâ”, , III, 66-67.

a.mlf., “D̲j̲alūlā”, , II, 417.

Bu madde ilk olarak 1993 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 7. cildinde, 272-273 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.