ÇİTAGONG

Müellif:
ÇİTAGONG
Müellif: MUSTAFA L. BİLGE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/citagong
MUSTAFA L. BİLGE, "ÇİTAGONG", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/citagong (14.10.2019).
Kopyalama metni

Bengal körfezinin kuzeydoğu köşesinde, 22° 21' kuzey enlemi ve 91° 50' doğu boylamı üzerinde yer alan liman Bengladeş’in en önemli ticaret ve ihracat merkezi durumundadır. Çitagong idarî bölgesi ise Dakka, Kulna ve Racşâhî’nin yanında ülkenin dört eyaletinden birini teşkil eder. Nüfusu 1941’de 84.000, 1951’de 294.000 ve 1981’de 1.391.877 olan Çitagong, başşehir Dakka’dan sonra ülkenin ikinci önemli şehridir. Çitagong bölgesinin nüfusu ise 23.322.000’dir (1981). Denizden 15 km. içeride Karnafuli nehrinin sağ kıyısında bulunan şehir, devamlı olarak sular altında kalan Bengal vadisinden içeride âdeta tabii bir limanın kıyısında kurulmuştur. Bununla birlikte Bengal körfezinde görülen tayfunların tehdidi altında olup Mayıs 1991’de meydana gelen ve hızı saatte 235 kilometreye ulaşan kasırgada 25.000 kişi ölmüştür. Şehrin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. İlk Arap coğrafyacıları bu bölgede liman şehri olarak Brahmaputra nehrinin kıyısında bulunduğu sanılan Semender adlı bir yerden söz etmektedirler. XIV. yüzyıldan itibaren varlığı bilinen şehir, bugün olduğu gibi o zamanlar da önemli bir liman olarak dikkatleri çekmiş ve Portekizliler tarafından “Porto Grando” (büyük liman) adıyla anılmıştır. İlk defa 1338 veya 1340’ta Bengal Sultanlığı’nın kurucusu Fahreddin Mübârek Şah tarafından muhtemelen Arakanlılar’dan alınarak müslüman topraklarına katılmış, ancak Arakanlılar’ın şehre karşı tecavüz ve tehditleri devam etmiştir. Şehir İbn Battûta dahil İslâmî kaynaklarda Sonârgâon adıyla geçer. 1345-1346 yıllarında Hindistan’daki seyahati sırasında Delhi’den sonra buraya gelen İbn Battûta daha sonra kuzeye Asam bölgesine doğru yoluna devam etmiş ve bu arada Fahreddin Mübârek Şah’ın fakirleri gözeten, tasavvuf ehlini seven bir kişi olduğunu kaydetmiştir.

Arakanlılar’ın kralı Bosaw-Pyu 1459’da Çitagong’u işgal etti. Bu tarihten 1512 yılına kadar geçen sürede şehrin tekrar müslüman hâkimiyetine girip girmediği tesbit edilememekte, ancak bu dönemde Rükneddin Berbek Şah’ın (1460-1474) kumandanlarından Rasti Han tarafından şehirde bir mescid yaptırıldığı bilinmektedir. 1512’de Bengal Sultanı Seyyid Alâeddin Hüseyin Şah Arakanlılar’ı yenerek şehre hâkim oldu ve buraya Fethâbâd adını verdi. Bengal’in son bağımsız sultanı Gıyâseddin Mahmud Şah’ın (1533-1539) ilk yıllarında hücum etmeye başlayan Portekizliler 1538’de şehre hâkim oldular. Karrânîler sülâlesinden Bengal’e hâkim olan Süleyman Karrânî (1564-1572) ve oğlu Dâvud Şah Karrânî (1572-1576) Çitagong’da bulundularsa da 1576’da Racmahal Savaşı’ndan galip çıkan Bâbürlüler’den Ekber Şah şehri ele geçirdi. 1587’de şehri tekrar Arakanlılar aldılar, ancak 1590’da Portekizliler yine ağırlıklarını hissettirmeye başladılar. O dönemde önemli bir liman şehri olan Çitagong, Bengal körfezi kıyılarında dolaşan Portekizli ve Arakanlı denizciler arasında devamlı surette el değiştirdi. Nihayet 1666 yılında Bâbürlü Hükümdarı Evrengzîb’in Bengal Valisi Nevvâb Şâyeste Han kesin olarak şehri Arakanlılar’dan aldı. Fetihten sonra İslâmâbâd adını alan ve 1760 yılına kadar Bâbürlüler’in doğrudan yönetiminde kalan şehirde Şâyeste Han’ın oğlu Büzürgümmîd Han tarafından Bâbürlü mimarisinde büyük bir cami inşa edildi. Çitagong son nevvâb Mîr Kasım Han zamanında İngiliz işgali altına girdi (1760).

Kalküta’dan sonra Bengal körfezinin en önemli limanı olan Çitagong demiryolu ile Asam’a bağlıdır. Yakın dönemde, yurt dışına mal sevkinin çoğaltılabilmesi amacıyla ihracatı geliştirme bölgesi ilân edilen bu bölgedeki şirketler ithalât muamelelerinden ve vergilerden muaf tutulmuşlar ve gerekli malları bölgeye ithal ederek bu yolla geniş çapta ihracat yapmaya başlamışlardır. Böylece Çitagong liman bölgesi ülkenin kalkınmasında önemli rol oynamaktadır.

Çitagong bölgesinde yerli halkın yanında çok değişik kökenli göçmen unsurlar da bulunmaktadır. Bunlar arasında, ataları Arap ülkelerinden gelmiş olanlar önemli bir yekün tutmakta ve % 75’i müslüman olan halk arasında bu Arap kökenli nüfus sebebiyle yayılan Arapça’nın tesiri açıkça görülmektedir. Çitagong’da Hint-İslâm mimarisinin çok güzel yapı örneklerine rastlanır. Şehir merkezine 6 km. kadar mesafede meşhur mutasavvıf Bâyezîd-i Bistâmî’nin adına XVIII. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan Bâyezîd-i Bistâmî Camii, Dergâhı ve Türbesi bulunur. Ancak mahallî tarihçi Hamîdullah Han türbenin gerçekten Bâyezîd-i Bistâmî’ye ait olamayacağını, çünkü İran’dan ayrılmadığı bilinen Bistâmî’nin Bengal’e geldiğinin tesbit edilemediğini söyler. Muhtemelen burası Bistâmî’ye hürmeten kurulmuş bir makamdır. XIV. yüzyıl ulemâ ve mutasavvıflarından Şeyh Bedrülâlem’in şehir merkezinde bulunan ziyaretgâhı ile Dergâh-ı Penç Pîr diye bilinen beş mutasavvıf kabri şehirdeki önemli ziyaret yerlerindendir. “Kadem-i resûl” veya “kadem-i mübârek” diye meşhur olan Hz. Peygamber’in Topkapı Sarayı’nda mukaddes emanetler arasında bulunan ayak izinin bir benzeri de 1719’da Resulnagar’da yapılmış olan bir mescidde muhafaza edilmektedir. Yine 1719’da inşa edilen Hamza Han Camii şehrin az dışında ve Bâğ-ı Hamza denilen yerdedir. Çitagong’un dışında 13 km. kuzeyde Kumira civarında bulunan Hamîd Han Camii XVI. yüzyıla ait olan eserler arasındadır. Sandvip adasını Portekizliler’den temizleyen kumandan Dilâver Han’ın 1618-1622 yılları arasında adada yaptırdığı kale ile cami ise Çitagong bölgesindeki Hint-Türk mimarisinin en güzel örneğidir.


BİBLİYOGRAFYA

, II, 698-699.

Ghulam Husain Salim, A History of Bengal, Delhi 1975, s. 10, 41, 227.

The History of Bengal (ed. J. N. Sarkar), Dacca 1976, II, 373-375, 377-387.

Syed Mahmudul Hasan, Muslim Monuments of Bangladesh, Dacca 1980, s. 33-40.

The Far East and Australasia 1988, London 1987, s. 214, 220, 222.

“Çittagong”, , III, 438.

A. H. Dani, “Chittagong”, , II, 31-32.

Bu madde ilk olarak 1993 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 8. cildinde, 346-347 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.