DÂMOLLA, Abdülkādir - TDV İslâm Ansiklopedisi

DÂMOLLA, Abdülkādir

عبدالقادر داملاّ
Müellif:
DÂMOLLA, Abdülkādir
Müellif: FAHREDDİN YILDIZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/damolla-abdulkadir
FAHREDDİN YILDIZ, "DÂMOLLA, Abdülkādir", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/damolla-abdulkadir (27.09.2021).
Kopyalama metni
Kâşgar’da Artuç ve Meşhed sınırındaki Bağırık mahallesinde doğdu. Doğumuyla ilgili öne sürülen 1881 yılı tarihen mümkün görünmemektedir (İlkul, s. 135). Oğlu Abdülaziz Mahsum’a dayandırılan 1854, 1855 ve bazı kaynaklardaki 1870 tarihleri de hatalı olmalıdır (Edeb Açkuci, neşredenin girişi, s. 4; İlkul, s. 398; Abdüşükür Muhammedemin, s. 434). Kâşgarî, Azîzî ve Artucî nisbeleriyle anılır. “Büyük hoca” anlamındaki Dâmolla lakabıyla şöhret bulmuş, şiirlerinde “Gāzî” mahlasını kullanmıştır. İlk öğrenimini Sultâniye Medresesi’nde tamamladı, küçük yaşta Kur’an’ı ezberledi. Kâşgar’daki Hanlık Medresesi’nde başladığı İslâmî ilimler tahsilini Buhara, Hokand ve Taşkent’te sürdürdü. Taşkent’te Kükeltaş ve Buhara’daki Abdülaziz Han medreselerinde İslâmî ilimler yanında edebiyat, tarih, coğrafya ve matematik okudu. Farsça ve Urduca öğrendi. Rızâeddin Fahreddin, Ahmed Ferîdî Abbas ve Mûsâ Cârullah ile sınıf arkadaşıydı. Hocaları arasında Mevlânâ Abdürrezzâk, Buhara Müftüsü Dâmolla İvaz Efendi ve Hokand Şeyhülislâmı Dâmolla Uluğhan Törem gibi isimler vardır.

Tahsil hayatının ardından memleketi Kâşgar’a dönen Dâmolla burada hurafelerin ve tefrikanın yaygın olduğu olumsuz bir tablo ile karşılaştı. Ona göre bu durumun sebebi ilköğretim müfredatının yetersizliği ve din eğitimindeki metotsuzluktu. Buhara’daki öğrencilik yıllarında Cedîdcilik’ten etkilenerek ıslah faaliyetlerine ilköğretim müfredatına müdahale etmekle başladı. Önceleri camilere bitişik okullarda Arapça ve Farsça olarak sadece dinî ilimlerin okutulduğu Kadîmcilik denilen usulün yerine Cedîdcilik usulünü getirdi; bu konuda Çin Türkistanı’nda ilk fetva veren âlim oldu (İlkul, s. 135). İlköğretim müfredatına pozitif bilimleri dahil etti. Eski usulde bulunmayan sınav sistemini getirdi. Eğitim dilini ve o güne kadar Arapça okunan hutbeleri ana dili olan Uygurca’ya çevirdi. Dâmolla, “Zaman âgâhlık zamanıdır, gaflet değil; ilim irfan devridir, cehalet değil; gayret vaktidir, tembellik değil” sözleriyle özetlediği yenilikçi eğitim hareketini başta cami ve medreseler olmak üzere hemen her yerde anlattı. Yıllarca eski usule alışan ve usûl-i cedîdi benimsemekte zorluk çeken halkı, şeriatın emrettiği miras taksiminin matematik bilmeden yapılamayacağı gibi istidlâllerle ikna etmeyi başardı. Kâşgar’daki Lay Peştak Camii’nde vaazlarıyla ve Abdüvelî Medresesi’nde okuttuğu derslerle öğrenim seferberliğini başlattı. Kâşgar’ın en büyük camisi olan Îdgâh’ta halka açık ikindi sohbetleri ve din adamlarına yönelik ihtisas dersleriyle bir bakıma usûl-i cedîdin alt yapısını oluşturarak geleceğin öğretmen ve yöneticilerini yetiştirdi. Öğrencileri arasında 1933’te Kâşgar’da kurulan Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti’nin başbakanı Sâbit Dâmolla, Abdülcelil Dâmolla ve şair Mehmet Ali Tevfik gibi isimler de vardır.

Doğu Türkistan’da Dâmolla’nın teşvikiyle açılan okulların ilki 1885 yılında Artuç’un İksak köyünde öğretime başlayan Hüseyniye Mektebi’dir. 1907’de aynı yerde yine ilk defa öğretmen okulu faaliyete geçti. Habibzâde Ahmed Kemal İlkul’un başkanlığında İstanbul’dan gelen öğretmenler burada hocalık yaptı (İlkul, s. 102). Öncülük ettiği okullarda bilfiil öğretmenlik ve idarecilik görevleri de üstlenen Dâmolla bu okulların temel ders kitaplarını da yazdı. Kız öğrenciler için ayrı okullar açtı. Hayır severlerin desteğiyle 1910’da Kâşgar’da Matbaa-i Nûr’u kurdu. Ancak 1914’te hükümet bu eğitim kurumlarının tamamını kapattı. İstanbul’dan getirilen öğretmenlerin bir kısmı sınır dışı edilirken bir kısmı tutuklandı. Bu sıkıntılı dönemde Dâmolla 1918’de Taşkent, Ufa, Kazan, Ural, Türkiye ve Mısır üzerinden hac yolculuğuna çıktı; Hicaz’daki İslâm âlimleriyle görüşüp fikir alışverişinde bulundu. Bu uzun seyahatin ardından siyasî havanın yumuşaması üzerine memleketine döndü ve Kâşgar müftüsü oldu. Öğretim ve telif faaliyetlerini sürdürürken 14 Ağustos 1924’te bir suikast sonucu öldürüldü. Bu olay dünya müslümanları arasında büyük infial uyandırdı. Hakkında yazılan farklı dillerdeki mersiyeler bir kitap hacmine ulaşmıştır. Bunlar arasında Kutluk Şevkî’nin “vâ hasretâ”, Mehmet Ali Tevfik’in “okudu aştı” mersiyeleriyle Rızâeddin Fahreddin’in İslâm Mecellesi’ndeki makalesi meşhurdur. O sırada tahsil için Hindistan’da bulunan oğlu Abdülaziz Mahsum, Kâşgar’a dönerek katilin yargılanması için dava açtıysa da bir sonuç alamadı. Kendisi de 1928-1980 yıllarında aralıklarla kırk yıl hapis hayatı yaşadı. Ceza kamplarının ağır çalışma şartlarında geçen ömrü 1982’de şüpheli bir tren kazasıyla sona erdi.

XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başlarında Çin coğrafyasında üç temel eğitim sistemi görülmektedir. Bunların ilki Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’nın, ikincisi Rus demokratların etkisindeki sistemdir (Abdüşükür Muhammedemin, s. 434). Abdülkādir Dâmolla’nın Cedîdcilik usullerine sadık kalarak başlattığı üçüncü sistem ise içeriden bir hareket olması, millî ve dinî değerlere dayanması bakımından diğer ikisinden ayrılır. Onun eğitim hamlesinin bir özelliği de okul, matbaa, vakıf, dernek gibi kurumlar üzerine bina edilen sivil bir hareket olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında Dâmolla’nın, bir grup öğrencisiyle birlikte İsveç hükümetinin Doğu Türkistan’daki eğitim bürolarını ve matbaalarını tahrip ettiği, bu durumun iç ve dış siyasette tedirginlik oluşturduğu iddiaları (a.g.e., s. 441) geçersiz kalmaktadır. Nitekim Doğu Türkistan’da uzun süre görev yapmış İsveçli diplomat ve Türkolog Gunnar Jarring başta olmak üzere Batılı araştırmacılar eserlerinde böyle bir olaydan bahsetmemektedir.

Eserleri. Dâmolla yazdığı dinî eserler, makale, şiir ve derlemeleriyle çağdaş Uygur edebiyatının en önemli isimleri arasında yer alır. Önderlik ettiği Cedîdcilik hareketi yeni Uygur edebiyatının inşasında önemli rol oynamıştır. Çoğunu ders kitabı olarak telif ettiği eserleri Uygur halkının desteğiyle neşredilmiştir. 1. Miftâḥu’l-edeb li-fehmi kelâmi’l-ʿArab. Daha çok Hatîb el-Kazvînî’nin Telḫîṣü’l-Miftâḥ’ından yapılan seçmeler yanında çeşitli divan ve şiirlerden derlemelerden oluşan eser on bölümden meydana gelmekte, Mütenebbî, Kādî İyâz, İbnü’l-Fârız, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Zeynüddin İbnü’l-Verdî ve Sa‘dî-yi Şîrâzî gibi şahsiyetlerden beyitler içermektedir. Kitabın yazılma amacını müellif, talebelerin tefsir ve hadis kitaplarındaki inceliklere âşina olmasının sağlanması diye açıklamıştır. Dâmolla eserin mukaddimesinde tefsir, hadis, fıkıh gibi ilimlerin ihmalinin İslâm ülkelerindeki gerilemenin başlıca sebebi olduğunu belirtmektedir. Kitabın kapağındaki “el-kısmü’l-evvel” ile mukaddimedeki, “Birinci kısmı on, ikinci kısmı beş bab olmak üzere tertip ettim” ifadeleri eserin ikinci cildinin varlığını göstermektedir. Celaleddin Karakaş ilk defa 1910’da Taşkent’te basılan kitabın Türkçe’ye açıklamalı bir çevirisini yapmıştır (İstanbul 1978, 1983). Ayrıca Abdülahad Emir Kutluk tarafından Uygurca’ya tercüme edilmiş ve Edeb Açkuci Miftâhu’l-edeb başlığı altında aslıyla birlikte yayımlanmıştır (Urumçi 2002). 2. Cevâhirü’l-îḳān. Kelâm ilminin temel konularının manzum olarak ele alındığı bir risâle olup 1910’da Sirâceddin Mahdum hattıyla Gulâmiye Matbaası’nda basılmıştır. 3. Tecvîd-i Türkî. Tecvid kurallarının soru-cevap şeklinde açıklandığı Uygurca bir eserdir ve ilk defa 1912 yılında Kazan’da basılmıştır. En meşhur baskısı 1985’te Cidde’deki Dârülfünûn Yayınevi tarafından yapılan, 1915 tarihli ikinci neşrinin tıpkıbasımıdır. Bu neşrin sonuna ʿAḳāʾid-i Żarûriyye ve ʿİbâdât-ı İslâmiyye de ilâve edilmiştir. 4. ʿAḳāʾid-i Żarûriyye. Müellifin Semerkant ve Ufa’daki müderrislik yıllarında yazdığı bir ders kitabıdır. İlk olarak Ufa’da yayımlanan eser daha sonra Kahire’de basılmıştır (1379, 1981). 5. ʿİbâdât-ı İslâmiyye. Başta Medine olmak üzere İslâm ülkelerinde çok sayıda baskısı yapılmış, kitabın sonuna namazla ilgili meselelerin ele alındığı “Mesâil-i Müteferrika” başlıklı bir bölüm eklenmiştir. 6. Sirâcü’l-mille. Günümüze ulaşmayan bu eser Ali b. Osman el-Ûşî’nin Bedʾü’l-emâlî’sinin Uygurca manzum çevirisidir. Müellifin hocası Han Murad Taşkendî’nin eser için, “Aslından daha iyi oldu” dediği belirtilir (Cantürk, II/10 [1995], s. 3). 7. Gülistan Tercümesi. Dâmolla’nın Murad Hoca takma adıyla Uygur diline yaptığı manzum çeviri olup kaynaklarda Taşkent’te en az bir defa basıldığından söz edilse de günümüze ulaşmamıştır (a.g.e., s. 4). Müellifin Nasîhat-ı Âmme, Yaş Ösmürlerge Nasihat (Gençlere nasihat) adlı risâleleri ve muhammes tarzında hazırladığı Meyveler Münâzarası’nın yanında Hidâyetü’n-nahv, Bidâyetü’s-sarf, İlm-i Hisâb ve İlm-i Coğrâfiye gibi ders kitapları da vardır. Ayrıca Orenburg’da Rızâeddin Fahreddin tarafından yayımlanan Şûrâ dergisinde takma adlarla makaleler yazmıştır.

BİBLİYOGRAFYA :

Abdülkādir Dâmolla, Dünya ve Âhiret İşlerinde Edeb (trc. Celaleddin Karakaş), İstanbul 1983, neşredenin girişi, s. 7; a.mlf., Tecvîd-i Türkî, Cidde 1985, s. 15, ayrıca bk. Abdülkādir Dâmolla’nın M. Emîn İslâmî tarafından yazılan biyografisi, s. 64-71; a.mlf., Edeb Açkuci (Miftâḥu’l-edeb) (nşr. Abdülehad Emir Kutluk), Urumçi 2002, neşredenin girişi, s. 1-17; Hevir Tömür, Abdülkâdir Dâmolla Hakkında Kıssa (Roman), Urumçi 1990; Ahmet Kemal İlkul, Çin-Türkistan Hatıraları Şanghay Hatıraları (nşr. Yusuf Gedikli), İstanbul 1997, s. 102, 135, 156, 164, 398; M. Emin Buğra, Şarkî Türkistan Tarihi, Ankara 1998; Sultan Mahmut Kaşgarlı, Çağdaş Uygur Türklerinin Edebiyatı, Ankara 1998, s. 150-159; a.mlf., Uygur Türkleri Kültürü ve Türk Dünyası, İstanbul 2004, s. 95, 283; Ruzi Batur, Yeni Maarif Bayraktarı Abdulkâdir Dâmollâ, Urumçi 2003; Abdüşükür Muhammedemin, Uygur Pelsepe Tarihi, Urumçi 2009, s. 434-441; Rızâeddin b. Fahreddin, “Dâmolla Abdülkâdir Kaşğarî”, İslâm Mecellesi, sy. 3, Orenburg 1925, s. 145-146; Mehmet Cantürk, “Fakîh, Kâdî, Şehîd, Gâzî Abdulkadir Abdulvâris Merhumun Hayatı ve Eserleri Hakkında”, Gökbayrak Dergisi, II/10, Kayseri 1995, s. 3-4; Nurahmet Kurban, “Çağdaş Uygur İslam Düşüncesinin Önderi Abdulkadir Damolla”, Bilig, sy. 53, Ankara 2010, s. 167-182; Maysigül Hüsiyin, “Kadimle Cedid Arasında: Abdukadir Binni Abdulvaris Kaşgari”, Uluslararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi, I/2, Ankara 2011, s. 1-4.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul’da basılan (gözden geçirilmiş 2. basım) EK-1. cildinde, 306-307 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER