DERS VEKÂLETİ

Müellif:
DERS VEKÂLETİ
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.06.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ders-vekaleti
MEHMET İPŞİRLİ, "DERS VEKÂLETİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ders-vekaleti (21.06.2019).
Kopyalama metni
Resmî bir daire olarak XIX. yüzyılda teşkil edilen ders vekilliği, II. Bayezid döneminde şeyhülislâmların ders vermeye başlamalarından sonra ortaya çıkmıştır. II. Bayezid 911’de (1505) inşa ettirdiği medresede şeyhülislâmın müderrislik yapmasını şart koşunca o sırada şeyhülislâm olan Zenbilli Ali Efendi vakfiyeye göre haftada bir gün ders vermeye başlamış, ancak zamanla şeyhülislâmların idarî faaliyetlerinin yoğunlaşması sebebiyle doğrudan doğruya bu medresede ders vermeleri aksamış, bunun üzerine ders vekili adıyla tayin edilen, ilmî bakımdan yeterliliği ispatlanmış kıdemli bir müderrisin şeyhülislâm adına ders vermesi usulü getirilmiştir. Bu uygulama giderek ders verme dışında başka görevleri de içine alacak şekilde genişlemiş, ders vekilinin yetki ve sorumluluğu zamanla daha da artmıştır. Nitekim önceleri kazaskerlerin denetiminde olan, daha sonra şeyhülislâmlara intikal eden medreselerdeki derslerin düzenli yapılıp yapılmadığının kontrolü ve öğretim hayatının düzenlenmesi işi şeyhülislâm adına ders vekiline bırakılmıştır. Bütün medrese talebelerinin âmiri olması sebebiyle Bâb-ı Fetvâ’da başlıca yetkililerden biri haline gelen ders vekili ruûs* ve medrese imtihanlarına nezaret etmekle de görevlendirilmiştir. Bunun yanı sıra ders vekilleri, Bayezid vakfiyesi gereği haftada bir gün Beyazıt Camii ve Medresesi’nde ders verme geleneğini de sürdürmüşlerdir (Cevdet, I, 115-116). XIX. yüzyılda, işlerin yoğunluğu sebebiyle onların idaresinde şeyhülislâmlık makamında Ders Vekâleti adıyla bir de daire kurulmuştur.

Dairenin teşkilinden sonra görevleriyle ilgili Evkaf-ı Hümâyun Nezâreti’nce hazırlanan bir raporla bazı yeni düzenlemeler de yapıldı. Tefsir, hadis cihet*leriyle, vakfiye gereği dersiâm efendilere tahsis edilmiş olan Burhâneddin el-Mergīnânî’nin el-Hidâye, İbrâhim el-Halebî’nin Mülteḳa’l-ebḥur ve Ḥalebî Kebîr, Kudûrî’nin el-Muḫtaṣar’ı gibi eserlerin okutulduğu dersler, ayrıca cuma günü ve cumadan başka diğer günlerdeki vaaz görevleri öteden beri Ders Vekâleti’nce verilmekte iken Sultan Reşad’ın 23 Temmuz 1329 (5 Ağustos 1913) tarihli iradesiyle yürürlüğe konulan Tevcîh-i Cihât Nizamnâmesi, İstanbul’daki cihetlerin verilmesi yetkisini Şûrâ-yı Evkāf’a bıraktı. Bu cihetlerin her çeşit muamelesini de bu şûra yerine getirecek, ancak Ders Vekâleti’nce bu konuda daha önce tutulmuş olan defterler de dikkate alınacaktı. 24 Cemâziyelâhir 1337 (27 Mart 1919) tarihli Sultan Vahdeddin’in üç maddelik bir iradesinde ise öteden beri Ders Vekâleti’nce dersiâm efendilere verilen tefsir, hadis, dersiye, kürsü şeyhliği gibi görevlerin yine meşihatça verileceği, Tevcîh-i Cihât Nizamnâmesi’nde bulunan bu konuya dair hükmün kaldırıldığı, bu nizamnâmenin uygulanmasında şeyhülislâmlığın ve Evkaf Nezâreti’nin yetkili olduğu bildirilmiştir (BA, DUİT, nr. 15/2-12).

1314 (1896-97) yılına ait Devlet Salnâmesi’nde kaydedildiğine göre (s. 228-229) şeyhülislâmlıkta bulunan Meclis-i Mesâlih-i Talebe, Rumeli kazaskerliği rütbesindeki ders vekilinin başkanlığında yedi üye, bir başkâtip, bir muavin ve kâtipten oluşmaktaydı. 1334’te (1916) İttihat ve Terakkî döneminde meşihat bünyesinde yer alan Ders Vekâleti ve Meclis-i Mesâlih-i Talebe dairesinde köklü bir değişiklik olmadı. Ders vekili başkanlığında yeni açılan Medresetü’l-mütehassısîn ve Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Medresesi müdürlerinden bir heyet teşkil edildi. Bu tarihte Ders Vekâleti kalemi bir mümeyyizle değişik seviyelerdeki dört kâtipten oluşmaktaydı (İlmiyye Salnâmesi, s. 145). Ders Vekâleti’ne yapılan tayinler Cerîde-i İlmiyye’de yer almaktaydı (V, 1616-1617, 1776).

Ders Vekâleti’nin sorumluluğu, XX. yüzyıl başlarında medreselerde yapılması istenen köklü ıslahat sebebiyle arttı. Bu dönemde biri Islâh-ı Medâris Komisyonu, diğeri Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye medreseleri teşkiliyle ilgili olarak gerçekleştirilen iki önemli teşebbüs sebebiyle Ders Vekâleti yoğun bir faaliyet içine girdi. 1914 yılında kurulan Islâh-ı Medâris Komisyonu ile başlayan medreselerin ıslahı ve bu arada değişik programlı Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye, Medresetü’l-mütehassısîn, Medresetü’l-vâizîn gibi yeni medreselerin teşkilinde Ders Vekâleti’ne önemli görevler düştü. Bu devrede medreselerle müderris ve talebelerden Ders Vekâleti sorumluydu. Medreselerin ve talebelerin içinde bulunduğu sıkıntılı durum, Ders Vekâleti’nin XX. yüzyıl başında ağır tenkitlere uğramasına yol açmıştı. Bunların birinde, Ders Vekâleti’nin ilgisizliği sebebiyle talebelerin karşılaştığı çeşitli meseleler konu edilerek bu daireden gerçek anlamda ıslahat beklemenin boşuna olduğu, etkili bir ıslahat için bütün talebenin harekete geçmesi ve ulemânın fikir birliği ile konunun üzerine gitmesi gerektiği belirtilmişti (SR, sy. 267, s. 104). Bir başka yazıda da Ders Vekâleti’nin çalışmalarının yetersizliğine temas edilerek her yıl tedrisat başlamadan önce bazı faaliyetlerin görüldüğü, dersler başladıktan sonra ise işlerin takip edilmediği, bu konularda hocaların ve hatta talebenin görüşlerine başvurularak hazırlık yapıldığı takdirde daha başarılı sonuçlar alınacağı ifade edilmişti. Ayrıca hocaların resmî olarak Ders Vekâleti tarafından tayin edilmesi, öğretim elemanlarının ihtisas sahibi olması, müfettişler tarafından derslerin sıkı bir kontrol altında tutulması gerektiği de bildirilmişti (SR, sy. 461, s. 221).

Medrese eğitiminin düzenlenmesi ve seviyesinin yükseltilmesi için çalışmalar yapan, bir bakıma bugünkü Tâlim Terbiye Kurulu ile Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğü’nün benzeri bir müessese olan Ders Vekâleti’nin görevlerini Cumhuriyet’in ilânından sonra Şer‘iyye ve Evkaf Vekâleti üstlenmiş, bu dönemde medreseler dârülhilâfe ve ilmiye medreseleri olmak üzere iki grupta ele alınmıştır. Bu durum medreselerin 1924’te kapatılmasına kadar sürmüştür.

BİBLİYOGRAFYA
BA, DUİT, nr. 15/2-12; Devlet Salnâmesi (1314), s. 228-229; İlmiyye Salnâmesi, s. 145-205; Cevdet, Târih, I, 115-116; SR, sy. 267 (1331), s. 104; sy. 285 (1332), s. 399; sy. 461 (1338), s. 221 ve türlü sayılar; Cerîde-i İlmiyye, V, İstanbul 1338, s. 1616-1617, 1776; Pakalın, I, 428.
Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 9. cildinde, 183-184 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.