DEYBÜL

الديبل
DEYBÜL
Müellif: A. S. BAZMEE ANSARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/deybul
A. S. BAZMEE ANSARI, "DEYBÜL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/deybul (14.10.2019).
Kopyalama metni
İslâmî kaynaklarda adı Mihrân olarak geçen İndus nehrinin batısındaki koyun ağzında kurulmuştur. Muhammed b. Kāsım es-Sekafî’nin, 92 (710-11) yılında Seylan’dan Hicaz ve Irak’a giden müslümanların gemilerine saldırılması üzerine Sind yöneticisi Raca Dâhir’i cezalandırmak için sefer yaptığı ilk yerdir. Deybül çoğunlukla büyük bir kısmı Med kabilesinden olan tüccar ve sanatkârların oturduğu deniz ticaretinde gelişmiş bir merkezdi. Burayı fethetmek için Ubeydullah b. Nebhân ve Büdeyl b. Tahfe el-Becelî kumandasındaki orduların deniz yoluyla yaptıkları ilk iki seferden bir sonuç alınamamıştı. Bu durum karşısında Muhammed b. Kāsım karadan saldırmaya karar verdi ve planlarını başarıyla uyguladı. Araplar Hindistan’da ilk defa etkili bir silâh olan mancınığı kullandılar ve üzerinde, halkın gözünde zaptedilmezliğin sembolü olan büyük bir bayrağın dalgalandığı ünlü kuleyi yıktılar. 40 metreye yakın yüksekliği olan bu kule, Araplar’ın “menâretü’l-Büd” dedikleri bir Budist stupası (veya deval) idi ve tepesinde rüzgâr estiği zaman gölgesi bütün şehri kaplayan çok büyük bir kırmızı bayrak dikilmişti. Deybül adının da Sanskritçe “mâbed” demek olan dîval/dêbal (dêva-l “ilâhî ev”) kelimesinden geldiği bilinmektedir. Mancınıkla atılan bir taşın büyük bir gürültüyle stupayı yıkması üzerine şehir kısa sürede düştü. Şehrin ele geçirilmesinden sonra gayri müslimlere serbestlik tanındı ve zimmî statüsünde koruma altına alındılar. Muhammed b. Kāsım burada Sind topraklarında inşa edilen ilk camiyi yaptırdı ve kurduğu yeni mahallelere 4000 kadar Arap aileyi yerleştirdi. Uzun süre harabe halinde kalan stupa, 846 yılında Vâsiḳ-Billâh’ın Deybül valisi Anbese b. İshak ed-Dabbî tarafından kısmen tamir ettirilerek hapishaneye çevrildi.

Arap kaynaklarının belirttiğine göre Deybül şehrinin büyük bir kısmı 893’te meydana gelen bir depremde harabeye dönmüş ve halktan binlerce kişi ölmüştür. Ancak 1239’da Radıyyüddin Hasan b. Muhammed es-Sâgānî’nin burayı ziyaret etmesinden, depremden sonra terkedilmediği ve tekrar oturulabilir hale getirildiği anlaşılmaktadır. Radıyyüddin es-Sâgānî Deybül’ün varlıklı sınıfının eskiden beri korsanlık yaptığını bildirmektedir. Cengiz Han’a yenildikten sonra 1221’de Sind’e gelen ve Deybül’ü ele geçiren Celâleddin Hârizmşah’ın buradaki bir tapınağın yerine cami yaptırması, XIII. yüzyılda dahi Deybül’de putperestliğin yaygın olduğunu ve şehirde önemli sayıda gayri müslimin yaşadığını ortaya koymaktadır.

İslâm hâkimiyetinin ilk dönemlerinde bir kültür ve eğitim merkezi olan Deybül müslümanlar arasında önemli bir yere sahipti; Sem‘ânî ve Yâkūt burada yetişmiş çok sayıda hadis âliminden bahsederler. Sonradan şehir büyüklüğüne, geniş nüfusuna ve yakın zamanlara kadar mevcut olmasına rağmen bilinmeyen bir sebeple tahrip olmuş ve ortadan kalkmıştır. Şehrin kalıntılarını bulup meydana çıkarmak için çeşitli çalışmalar yapılmışsa da bir sonuç alınamamıştır. Arap yazar ve seyyahlarının eserleri şehrin İslâm öncesi ve İslâmî dönemdeki durumu üzerine değerli bilgiler ihtiva etmekte, fakat tam yerini tesbit hususunda yardımcı olacak bilgi vermemektedirler. Pakistanlı arkeologlar 1958 yılında bazı tarihçilerin Deybül’ün yeri olarak gösterdikleri Bambur bölgesinde geniş çapta kazı yapmış, fakat bir neticeye ulaşamamışlardır. İki yıl devam eden kazılarda ortaya çıkarılmış olan kalıntılar eski Deybül’ün Bambur bölgesinde bulunduğu hususunda kesin bir bilgi vermemektedir. Bu durumda bu iki eski şehrin farklı yerler olduğu fikri kuvvet kazanmakta ve İstahrî’nin eserinde Deybül şehrinden ayrı, Bambur tapınağından ayrı bahsetmesi de bu görüşü desteklemektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 634-638, 644-645; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 79; İstahrî, Mesâlik (de Goeje), s. 174-175; İbn Havkal, Sûretü’l-arz, s. 317, 328; Hudûdü’l-âlem (Minorsky), s. 123, 372; Makdisî, Ahsenü’t-tekasîm, s. 479; Bîrûnî, Taḥḳīḳu mâ li’l-Hind, Haydarâbâd 1377/1958, s. 167; Bekrî, Muʿcem, II, 569; Sem‘ânî, el-Ensâb, V, 393-395; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, II, 495; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 406; III, 85; V, 59, 465; Cûzcânî, Ṭabaḳāt-ı Nâṣırî, I, 447, 452, 459; Géographie d’Aboulféda, II/2, s. 111; Abdülhamid Khan, Towns of Pakistan: Ancient and Modern, Karachi 1950, s. 61-62; La Strange, The Land of The Eastern Caliphate, London 1966, s. 330-331; S. Qudratullah Fatımi, “The Twin Ports of Daybul”, Sind Through The Centuries (ed. Hamida Khuhro), Karachi 1981, s. 97-105; J. Horovitz, “Deybül”, İA, III, 567; A. S. Bazmee Ansari, “Daybul”, EI2 (İng.), II, 188-189.
Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 9. cildinde, 262 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.