DİRÂYETÜ’l-HADÎS - TDV İslâm Ansiklopedisi

DİRÂYETÜ’l-HADÎS

دراية الحديث
DİRÂYETÜ’l-HADÎS
Müellif: İSMAİL LÜTFİ ÇAKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 29.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/dirayetul-hadis
İSMAİL LÜTFİ ÇAKAN, "DİRÂYETÜ’l-HADÎS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/dirayetul-hadis (29.11.2020).
Kopyalama metni

Rivâyetü’l-hadîs ifadesiyle birlikte kullanılan bu terimi ilmü dirâyeti’l-hadîs şeklinde ilk tarif eden, bilindiği kadarıyla ilimler tarihçisi İbnü’l-Ekfânî (ö. 749/1348) olmuştur. Rivâyetü’l-hadîs ilminde hadislerin sadece nakli söz konusu olduğu halde dirâyetü’l-hadîste sened ile metnin (râvi ile mervînin) durumları bütün yönleriyle ele alınmaktadır. Bu ilim sayesinde sadece Hz. Peygamber’e değil ashap ve tâbiîne ait olan bütün rivayetlerin sahih, hasen ve zayıf nevilerinden hangisine girdiği, rivayet edilen haberin tahammül yollarından hangileriyle alınıp nasıl nakledildiği, râvilerin ne ölçüde güvenilir olduğu ve sonuçta bu haberin kabul mü yoksa red mi edileceği belirlenir. Bu şekliyle dirâyetü’l-hadîs ilmi cerh ve ta‘dîl, nâsih ve mensûh, muhtelifü’l-hadîs, garîbü’l-hadîs gibi çeşitli ilimlerle yakından ilgilidir. Bazı âlimlerin dirâyetü’l-hadîs yerine mustalahu’l-hadîs, ulûmü’l-hadîs, usûl-i hadîs ve ilmü’l-isnâd terimlerini kullandıkları görülmektedir.

Dirâyetü’l-hadîs ilmi rivâyetü’l-hadîs ilminden sonra doğmakla beraber bu iki ilim birlikte uygulanagelmiştir. Ashabın hadis nakil ve rivayetinde gösterdiği titizlik, yine onların bizzat Hz. Peygamber’den duymadıkları rivayetleri onun ağzından işitme imkânına sahip olan kimselerden duymak için yaptıkları uzun seyahatler ve ilk halifelerin bu konuda gösterdiği ihtiyat dirâyetü’l-hadîs ilminin esasını teşkil etmiştir.

Ashâb-ı kirâmı rivayetleri ihtiyatla karşılamaya ve araştırmaya sevkeden husus ise Kur’ân-ı Kerîm’in, “Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme” (el-İsrâ 17/36) ve, “Ey müminler! Fâsığın biri size bir haber getirdiği zaman onu araştırın” (el-Hucurât 49/6) tarzındaki emirleridir. Temelleri bu kadar eski olmakla birlikte dirâyetü’l-hadîse ait kaidelerin müstakil eserlerde ele alınması, tabii olarak rivayet mahsullerinin kitap haline gelmesinden sonraya kalmıştır. Konuya dair ilk bilgilere Şâfiî’nin er-Risâle’sinde, Ahmed b. Hanbel’in talebelerine verdiği cevaplarda, Ṣaḥîḥ-i Müslim’in mukaddimesinde, Ebû Dâvûd’un Mekkeliler’e yazdığı mektupta, Tirmizî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’ine ilâve ettiği el-ʿİlel’de, Buhârî’nin tarih kitapları ile cerh ve ta‘dîle ait kitaplarda rastlanmaktadır.

Dirâyetü’l-hadîs ilminin geniş terim ve kurallarından bir kısmını bir araya toplamak üzere yazılan ilk eserlerden biri, belki de birincisi Râmhürmüzî’nin (ö. 360/971) el-Muḥaddis̱ü’l-fâṣıl beyne’r-râvî ve’l-vâʿî’sidir (Beyrut 1391/1971). Daha sonra Hâkim en-Nîsâbûrî’nin (ö. 405/1014) Maʿrifetü ʿulûmi’l-ḥadîs̱’i (Kahire 1937) ile Hatîb el-Bağdâdî’nin (ö. 463/1071) el-Kifâye fî ʿilmi’r-rivâye’si (Haydarâbâd 1357) ve Kādî İyâz’ın (ö. 544/1149) el-İlmâʿ ilâ maʿrifeti uṣûli’r-rivâye ve taḳyîdi’s-semâʿ (Kahire 1389/1970) adlı eseri kaleme alınmıştır. En önemli özellikleri, verdikleri bilgileri senedleriyle birlikte nakletmek olan bu eserlerden sonra İbnü’s-Salâh’ın (ö. 643/1245) “Mukaddime” diye şöhret bulan ʿUlûmü’l-ḥadîs̱’i gelir. Bu kitap kendinden sonraki usul çalışmalarının mihveri olmuştur. Eserin muhtasarları arasında Nevevî’nin et-Taḳrîb’i, İbn Kesîr’in İḫtiṣâru ʿulûmi’l-ḥadîs̱’i ve Irâkī’nin Elfiyye’si kayda değer kitaplardır. Aynı eserin muhtasarlarından biri olmakla beraber konuları yeni bir tertibe koyan İbn Hacer’in Nuḫbetü’l-fiker’i ile bu eserin yine ona ait Nüzhetü’n-naẓar adlı şerhi büyük itibar görmüştür. Daha sonraki devirlerde yapılan usul çalışmaları Nuḫbetü’l-fiker üzerinde yoğunlaştırılmıştır.

Nevevî’nin et-Taḳrîb’ine Süyûtî tarafından yazılan Tedrîbü’r-râvî adlı şerh, aslını unutturacak kadar büyük bir itibar kazanmıştır. XX. yüzyılın başlarında kaleme alınan Cemâleddin el-Kāsımî’nin Ḳavâʿidü’t-taḥdîs̱’i, Tâhir el-Cezâirî’nin Tevcîhü’n-naẓar’ı ve İbn Kesîr’in İḫtiṣâr’ına Ahmed Muhammed Şâkir’in yazdığı el-Bâʿis̱ü’l-ḥas̱îs̱ adlı şerh de meşhur olmuştur. Babanzâde Ahmed Naim’in Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi’ne yazdığı geniş mukaddime ile Tayyib Okiç’in Bazı Hadis Meseleleri Üzerinde Tetkikler adlı eseri, dirâyetü’l-hadîsin çeşitli yönlerini ele alıp inceleyen Türkçe eserlerin ilk örnekleridir. Dirâyetü’l-hadîs ile yakından ilgili olan diğer ilimlere dair çalışmalar ise II. (VIII.) yüzyıldan itibaren devam edegelmiştir.

Dirâyetü’l-hadîs ilmi, sened tetkiki ve tenkidi usulleri yanında metin tenkidi esaslarını da konu edindiğinden muhaddislerin sadece senedle meşgul olduklarını iddia etmek eksik ve yanlış bir değerlendirmedir (bk. HADİS). Bu ilim yeni araştırmalarla gelişmesini sürdürmektedir.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 27.

İbnü’l-Ekfânî, İrşâdü’l-ḳāsıd ilâ esne’l-maḳāṣıd, Leiden 1989, s. 43, [422].

, I, 6.

Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî (nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Kahire 1385/1966, nâşirin mukaddimesi, I, 4-5, ayrıca s. 40-41.

, I, 635.

Ebü’l-Bekā, el-Külliyyât, Bulak 1253, s. 152.

Sıddîk Hasan Han, Ebcedü’l-ʿulûm, Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), II, 220.

a.mlf., el-Ḫıṭṭa fî ẕikri’ṣ-ṣıḥaḥi’s-sitte, Beyrut 1405/1985, s. 79.

Cemâleddin el-Kāsımî, Ḳavâʿidü’t-taḥdîs̱ (nşr. Muhammed Behcet el-Baytâr), Haleb 1925, s. 51-52.

Subhî es-Sâlih, Hadîs İlimleri ve Hadîs Istılahları (trc. M. Yaşar Kandemir), Ankara 1973, s. 239.

Muhammed Acâc el-Hatîb, Uṣûlü’l-ḥadîs̱, Beyrut 1401/1981, s. 7-9.

Abdülvehhâb Abdüllatîf, el-Muḫtaṣar fî ʿilmi ricâli’l-es̱er, Kahire 1386/1966, s. 5-8.

Muhammed b. Muhammed Ebû Şehbe, el-Vasîṭ fî ʿulûm ve muṣṭalaḥi’l-ḥadîs̱, Cidde 1403/1983, s. 24-38.

Talat Koçyiğit, “İlmu Usûli’l-hadis veya İlmu Mustalahı’l-hadis”, , XVII (1971), s. 132-135.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1994 yılında İstanbul'da basılan 9. cildinde, 366-367 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER