EBÛ KAYS

أبو قيس
Müellif:
EBÛ KAYS
Müellif: ASRİ ÇUBUKCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 11.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-kays
ASRİ ÇUBUKCU, "EBÛ KAYS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-kays (11.12.2019).
Kopyalama metni

Mekke’de doğdu. Adının Hâris veya Abdullah olduğu da rivayet edilmektedir. Babasının lakabından dolayı Ebû Kays b. Eslet diye de anılır. Daha sonra Medine’ye göç eden Ebû Kays, Evs kabilesinin şairi ve hatibiydi. Bu kabilenin Hazrec kabilesiyle yıllarca süren savaşlarının bir kısmında bulundu; bu savaşlar için kasideler söyledi; hicretten beş yıl önce yapılan savaşta da kabilesine kumandanlık etti. Cesur bir kimse olmakla beraber savaşmaktan ve insan öldürmekten hoşlanmazdı. İslâmiyet’ten önce putlara hiç tapmadığı nakledilir. Bu dönemde hıristiyan ve yahudi bilginleriyle görüşerek dinleri hakkında bilgi alır, kabul edebileceği bir dinin arayışı içinde bulunurdu. Nitekim Dımaşk’ta görüştüğü bir hıristiyan rahibin tavsiyesiyle Hz. İbrâhim’in dini olan Hanîfliği benimsedi. Umre yapmak için Mekke’ye gittiğinde kendisi gibi Hanîf dininden olan Zeyd b. Amr b. Nüfeyl ile görüştü. Medine’de Hanîf dinini en iyi o bildiği için kendisine “el-Hanîf” denirdi. İbn Sa‘d’ın naklettiği bir şiirinde, “Eğer rabbimiz isteseydi yahudi ve hıristiyan olurduk; fakat biz Hanîf olarak yaratılmışız” demektedir. Mekke’de yıllarca Kureyşliler’in arasında yaşayan ve onlarla çok iyi anlaşan Ebû Kays, İbn İshak’ın rivayetine göre Mekke’de İslâmiyet’in ilk döneminde Hz. Peygamber’e ileri derecede düşmanlık edenlerden biriydi. Birinci Akabe Biatı’ndan sonra Medine’de İslâmiyet yayılmaya başladığı zaman Evs kabilesinin bu dine girmesine uzun süre engel oldu.

Hz. Peygamber Medine’ye hicret edince Ebû Kays onunla görüşerek davetinin esaslarını öğrendi ve bunları çok beğendiğini söyledi. Bir süre düşündükten sonra tekrar görüşmek dileğiyle yanından ayrılınca münafıkların reisi olarak bilinen Abdullah b. Übey b. Selûl ile karşılaştı ve ona İslâmiyet’in güzelliğinden söz etti. İbn Selûl’ün kendisini Hazrecliler’den korkmakla suçlayarak tahrik etmesi üzerine bir yıl süreyle İslâmiyet’i kabul etmeyeceğini söyledi ve bir daha Resûlullah’ın yanına uğramadı. Hicretin 1. yılının Zilkade ayında (Mayıs 623) öldü. Öleceği sırada Hz. Peygamber’in kendisine haber gönderdiği ve kelime-i tevhidi söylediği takdirde ona âhirette şefaat etmeyi vaad ettiği, onun da bunu kabul ettiğine dair olan rivayetler zayıftır. Bu sebeple onun İslâmiyet’i kabul edip etmediği kesin olarak belli değildir. İbn İshak ise Ebû Kays’ın Mekke’ye kaçtığını ve Mekke fethine kadar orada yaşadığını zikretmektedir. Onun Hz. Peygamber’i öven ve Kureyşliler’i etrafında toplanmaya davet eden bir kaside yazdığı kaydedilmekte, ancak bunu ne zaman kaleme aldığı bilinmemektedir.

Ebû Kays’ın oğlu Ukbe müslüman olmuş ve Kādisiye Savaşı’nda şehid düşmüştür. Ebû Kays’ın ölümü üzerine öbür oğlu Kays’ın Câhiliye âdetlerine göre üvey annesi Kebşe (Kübeyşe) bint Ma‘n (Damre) ile evlenmek istediği, fakat Kebşe’nin bu durumu Hz. Peygamber’e sorması üzerine, “Babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin” (en-Nisâ 4/22) meâlindeki âyetin nâzil olduğu rivayet edilmektedir. Bazı rivayetlerde ise üvey annesiyle evlenmek isteyenin oğlu değil Ebû Kays’ın kendisi olduğu söylenmektedir.

Cumahî’nin belirttiğine göre Ebû Kays Medine’nin ileri gelen şairlerinden biriydi. Kendisinin ve kabilesinin yiğitliğini öven şiirlerinin yanında hikmetli şiirleri de bulunmaktadır. Bir divanından söz edilmemekle beraber bazı şiirleri çeşitli eserler vasıtasıyla günümüze kadar gelmiştir. Özellikle el-Mufaddaliyyât’ta yirmi üç beyti bulunmaktadır (s. 283-287). R. Blachère ona nisbet edilen şiirlerin doğruluğundan şüphe etmekte, bunlardan bazılarının bedevî mizacını aksettirmesine karşılık bir kısmının Mekke müşriklerini Hanîfliğe davet etmesini tutarsız bulmaktadır (Târîhu’l-edeb, s. 344).


BİBLİYOGRAFYA

, s. 125.

, s. 305-307.

, I, 282-286.

, IV, 383-385.

, I, 215, 226-227.

, II, 359, 406.

Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, Beyrut 1959, XVII, 67-75.

, II, 193.

IV, 160.

Dabbî, el-Mufaḍḍaliyyât (nşr. Ahmed Muhammed Şâkir – Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1383/1963, s. 283-287.

, VI, 255-258.

a.mlf., el-Kâmil, I, 665, 674-676; II, 98.

, II, 491; III, 251-252; IV, 161-162.

Abdürrahîm el-Abbâsî, Meʿâhidü’t-tenṣîṣ (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Beyrut 1367/1947, II, 25-28.

, s. 344.

, II, 287.

, VI, 356-460.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 175 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.