Arama yenilendi: Arama kılavuzunu okumak için tıklayınız.

EBÛ KATÂDE

أبو قتادة
EBÛ KATÂDE
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.03.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-katade
M. YAŞAR KANDEMİR, "EBÛ KATÂDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-katade (25.03.2019).
Kopyalama metni
Adının Nu‘mân, Amr, Avn ve Beldeme olduğu da nakledilir. Medineli olup Benî Selime kabilesindendir. Bedir Gazvesi’nde bulunduğuna dair rivayet zayıf görülmekle birlikte daha sonraki bütün gazvelere katıldığı bilinmektedir. 8 yılı Şâban ayında (Kasım-Aralık 629) Benî Gatafân’a gönderilen Hadıra Seriyyesi ile aynı yıl ramazan ayında yapılan Batn-ı İdam Seriyyesi’ne kumandanlık etti. Bu ikinci seriyyede kumandanın Abdullah b. Ebû Hadred olduğu da rivayet edilir. Savaşlarda gösterdiği kahramanlıklar sebebiyle Hz. Peygamber’in takdirini kazanıp duasını aldı. Gābe Gazvesi’ndeki gayret ve başarısından dolayı Resûlullah onun hakkında, “Süvarilerimizin en hayırlısı Ebû Katâde’dir” demiştir (Müslim, “Cihâd”, 132). Bir gazvede gece boyunca devam eden yolculuk sırasında Hz. Peygamber sabaha karşı bineğinin üzerinde uyuklamaya başlayınca Ebû Katâde onu iki defa uyandırmadan doğrulttu; üçüncüsünde Resûl-i Ekrem uyanarak kendisine, “Peygamberini koruduğun için Allah da seni korusun” diye dua etti (Müslim, “Mesâcid”, 311).

Ebû Katâde’nin, Hz. Ömer’in emri üzerine sefere katılarak Fars bölgesi hâkimini bizzat öldürdüğü ve onun üzerindeki değerli zırhın kendisine ganimet olarak verildiği rivayet edilmektedir. Hz. Ali onu Mekke’ye vali tayin etti; daha sonra azlederek yerine amcası Abbas’ın oğlu Kusem’i getirdi. Muâviye b. Ebû Süfyân Medine’ye gelişinde, yakınlarını kayırması sebebiyle ensarın kendisine karşı tavır alıp onu karşılamaması üzerine durumu Ebû Katâde’ye şikâyet yollu söylediği zaman Ebû Katâde ensarı savunur tarzda konuşmuş ve Hz. Peygamber’in kendilerine, “Benden sonra insan kayırma olaylarına şahit olacaksınız” dediğini belirtmiştir. Muâviye bu konu ile ilgili olarak Hz. Peygamber’in ne tavsiye ettiğini sormuş, Ebû Katâde’nin sabır tavsiye ettiğini söylemesi üzerine o da aynı tavsiyede bulunmuştur. Muâviye devrinde Medine valisi olan Mervân, Hz. Peygamber’in ve ashabının savaş yaptıkları yerleri Ebû Katâde ile birlikte dolaşarak ondan buralarda geçen olaylar hakkında bilgi almıştır.

Ebû Katâde Hz. Peygamber’den başka Muâz b. Cebel ve Hz. Ömer’den de rivayette bulunmuştur. Rivayet ettiği hadislerin sayısı 170 olup bunlardan on biri Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’lerinde, ayrıca ikisi yalnız Buhârî’de, sekizi yalnız Müslim’de bulunmaktadır. Kendisinden Enes b. Mâlik ve Câbir b. Abdullah’tan başka Saîd b. Müseyyeb, Atâ b. Yesâr, oğulları Abdullah ve Sâbit, âzatlı kölesi Nâfi‘ b. Abbas ve daha başkaları hadis rivayet etmişlerdir. Rivayetleri toplu halde Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde mevcut (IV, 383; V, 295-311) olup Abdullah Merhûl Sevâlime bu konuda Merviyyâtü Ebî Katâde el-Ensârî fî Müsnedi Ahmed b. Hanbel adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (Mekke Ümmülkurâ Üniversitesi, 1400/1980).

Ashabın ileri gelenlerinden olan Ebû Katâde 54 (674) yılında Medine’de vefat etti. Onun 38’de (658) Kûfe’de öldüğü ve cenaze namazını Hz. Ali’nin yedi tekbirle kıldırdığına dair rivayet zayıf kabul edilmiştir. Vefatında yetmiş yaşlarında olan Ebû Katâde’nin, Resûlullah’ın hakkındaki sağlık ve âfiyet duası sebebiyle son derece dinç olduğu rivayet edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Wensinck, el-Muʿcem, VIII, 224-225; Müsned, IV, 383; V, 295-311; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, II, 258-259; Müslim, “Mesâcid”, 311, “Cihâd”, 132; Vâkıdî, el-Meġāzî, I, 6, 290, 291, 335, 341; II, 540-542, 544-546, 777, 797; III, 1040, ayrıca bk. İndeks; İbn Hişâm, es-Sîre, III, 274, 282; IV, 448-449, 626; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, VI, 15; İbn Habîb, el-Muḥabber, s. 122, 124, 282; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 495, 496, 498, 598, 600, 603; III, 34, 35, 40, 263, 278, 280; İbn Hazm, Cemhere, s. 360; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, IV, 161-162; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, VI, 250-251; a.mlf., el-Kâmil, II, 233; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 449-456; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 41-60, s. 153, 157, 340-342; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, XII, 204-205; a.mlf., el-İṣâbe, IV, 158-159; İbn Fehd, Ġāyetü’l-merâm, s. 63-66; Hazrecî, Ḫulâṣatü Teẕhîb, s. 457-458.
Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 174-175 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
Kullanıcılarımızın Dikkatine
Önceki web sitemizin yayımlanmasına son verdiğimiz 1 Ocak 2019 tarihinden bu yana bazı kullanıcılarımızın yeni sitemizdeki İletişim Formu aracılığıyla ilettikleri talep, şikâyet ve öneriler hakkında bilgilendirme mesajıdır.
Duyuruyu okumak için tıklayınız.