EBÛ SAİD MİRZA HAN

EBÛ SAİD MİRZA HAN
Müellif: ABDÜLKADİR YUVALI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-said-mirza-han
ABDÜLKADİR YUVALI, "EBÛ SAİD MİRZA HAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebu-said-mirza-han (22.11.2019).
Kopyalama metni

1424’te doğdu. Babası Timur’un torunu Muhammed b. Mîrân Şah’tır. Çocukluk ve gençlik yılları, babasının ölüm döşeğinde iken kendisini emanet ettiği Uluğ Bey’in yanında Semerkant’ta geçti. Kısa sürede ilmî, idarî ve askerî konularda Uluğ Bey’in takdirini kazandı.

Ebû Said, daha Uluğ Bey’in sarayında iken hükümdarlık makamını ele geçirmeyi tasarlıyordu. Nitekim 1449’da Uluğ Bey ile oğlu Abdüllatif arasındaki mücadeleden faydalanarak Argun Türkmenleri’nden aldığı destekle Uluğ Bey’in diğer oğlu Abdülaziz’in idaresindeki Semerkant şehrini ele geçirme teşebbüsünde bulundu. Uluğ Bey oğlu Abdüllatif ile yaptığı savaşı keserek Semerkant’ın imdadına koştu ve Ebû Said Semerkant kuşatmasını kaldırıp bozkırlara çekilmek mecburiyetinde kaldı. Şehrin kurtarılmasından sonra da Uluğ Bey ile oğlu Abdüllatif arasındaki mücadele devam etti ve Semerkant yakınlarında baba-oğul arasında cereyan eden savaşta Uluğ Bey mağlûp olarak oğluna esir düştü. Uluğ Bey’in yargılanması ve oğlunun bilgisi dahilinde öldürülmesi saltanat mücadelesini daha da şiddetlendirdi. Bu karışıklıktan faydalanıp Semerkant’tan kaçan ve Buhara’ya gelen Ebû Said Sultan Abdüllatif’in emriyle yakalanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Ancak bu sırada Sultan Abdüllatif’in bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine şehrin daruga ve kadısı Ebû Said’e biat etti. Ebû Said ikinci defa Semerkant üzerine yürüdüyse de yenildi ve kuzeydeki bozkırlara kaçıp canını kurtardı. Siriderya havzasındaki Yesi şehrini kendisine merkez yaparak Semerkant’ı elinde bulunduran Sultan Abdullah’a karşı mücadelesini sürdürdü. Üzerine gönderilen kuvvetleri bazan siyasî manevralarla, bazan da savaş hileleriyle geri püskürttü. Sultan Abdullah’ın daha büyük kuvvetlerin başında bizzat Yesi şehrine yürümesi üzerine Özbek Hanı Ebü’l-Hayr’dan yardım istemek zorunda kaldı. Ebû Said ve Ebü’l-Hayr’ın müşterek kuvvetleri 1451 yılında Taşkent ve Hucend şehirlerini ele geçirdi; daha sonra aynı yılın Haziran ayında Semerkant yakınlarındaki Şîraz köyü civarında Sultan Abdullah’ı mağlûp ederek Semerkant’a girdiler ve Ebû Said’i tahta çıkardılar. Böylece Timurlular’ın başşehri Şâhruhoğulları’ndan Mîrânşahoğulları’nın hâkimiyetine geçmiş oldu.

Ebû Said Mirza Han ülkesine yönelik tehlikeleri önledi. Çağatay hanlarından İsen Buka Han Siriderya nehrini geçerek Mâverâünnehir’e girdiyse de Timurlu kuvvetleri karşısında geri çekilmek mecburiyetinde kaldı. Bu olaydan sonra Ebû Said, Çağatayoğulları arasındaki iç mücadeleden faydalanmasını bildi ve bu sayede doğudan gelen tehlikeleri kolayca önledi. Ebû Said, düşmanı İsen Buka’ya karşı saltanat iddiasında bulunan ağabeyi Yûnus Han’ı destekledi ve Çağatay Hanlığı topraklarının iki kardeş arasında paylaşılmasından sonra Çağatayoğulları kendisi için tehlike olmaktan çıktı. Ebû Said için doğuda ikinci tehlike olan hânedanın diğer koluna mensup Hüseyin Baykara onun karşısında tutunamadı ve Özbek Hanı Ebü’l-Hayr’a sığındı. Bu suretle Timurlu Devleti’nin en güçlü temsilcisi olan Semerkant hâkimi Ebû Said, hânedanın diğer kollarına ve bilhassa Şâhruh koluna mensup şehzadeleri görevlerinden alarak yerlerine Mîrânşah koluna mensup kimseleri getirdi.

Bu sırada Yakındoğu’da iki Türkmen beyi arasındaki mücadelede Karakoyunlu Cihan Şah Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan karşısında mağlûp olmuş ve hayatını kaybetmişti. Cihan Şah’ın oğlu Hasan Ali babasının intikamını almak için Ebû Said’den yardım istedi, bunu fırsat bilen Ebû Said eski dostu Uzun Hasan’a savaş açtı. Timur’un vasiyetinde Mîrânşahoğulları’nın toprağı olarak gösterilen Azerbaycan Ebû Said için ayrı bir anlam taşıyordu. 1468 yılı Şubat ayında Azerbaycan’a doğru hareket eden Ebû Said, doğrudan Uzun Hasan’ın yaylağı Karabağ üzerine yürüdü. Uzun Hasan’ın yapmış olduğu barış tekliflerini kabul etmedi. Ancak Akkoyunlu hükümdarı coğrafî avantajı iyi kullanarak iâşe yollarını kesmek suretiyle Ebû Said’in kuvvetlerini perişan etti. Sonuçta Ebû Said’in kuvvetleri dağıldı, kendisi esir alındı ve babaannesi Gevher Şad Hatun’un intikamını almak isteyen Şâhruh’un torunu Yâdgâr Muhammed tarafından öldürüldü (22 Receb 873 / 5 Şubat 1469). Ebû Said’in ölümünden sonra geride bıraktığı on bir oğlundan hiçbiri ülke toprakları üzerinde mutlak bir otorite kuramadı. Bu sebeple Ebû Said’in Timurlu İmparatorluğu’nu yeniden kurma düşüncesi de gerçekleşmedi.

Kaynaklarda âdil, merhametli, azimli, kabiliyetli bir hükümdar olarak tanıtılan ve XV. yüzyılın ikinci yarısındaki diğer Timurlu hükümdarları gibi şeriat hükümlerine sıkı sıkıya bağlı olan Ebû Said Han, Taşkent’ten saltanat merkezine davet ettiği Nakşibendî şeyhi Hâce Ubeydullah Ahrâr’ın etkisi altındaydı. Nitekim şeyhinin isteği üzerine Semerkant, Buhara ve Herat şehirlerinde gayri şer‘î olan ticaret (tamga) vergisini kaldırttı. Ayrıca meyve ağaçlarından vergi alınmasını da yasakladı. Tarımla ve çiftçilerle yakından ilgilenerek sulu tarımı teşvik etti ve bu konularda uzman olan veziri Kutbüddin Simnânî’yi sulama sistemini organize etmek ve yaygınlaştırmakla görevlendirdi. Herat’ın kuzeyinde Cûy-i Sultânî denilen kanalla Meşhed yakınlarındaki Gülistan Bendi’ni de o yaptırmıştır. Onun zamanında Timurlular Mâverâünnehir, Türkistan, Kâbülistan (Kâbil), Zâbülistan (bugünkü Afganistan), Horasan ve Mâzenderan’da hâkimiyet kurmuşlardır. Bâbürlü İmparatorluğu’nun kurucusu Muhammed Bâbür Ebû Said’in torunudur.


BİBLİYOGRAFYA

Nizâmeddîn-i Şâmî, Zafernâme (trc. Necati Lugal), Ankara 1987, s. 201.

Ebû Bekr-i Tihrânî, Kitāb-ı Diyārbakriyye (nşr. Necati Lugal – Faruk Sümer), Ankara 1964, II, 289-353.

Devletşah, Tezkire (trc. Necati Lugal), İstanbul 1977, IV, 548-550, 554.

, I, 6067.

W. Barthold, Uluğ Bey ve Zamanı (trc. Tahiroğlu Akdes Nimet), İstanbul 1930, s. 135-141.

Zeki Velidî Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul 1946, s. 354-356.

Faruk Sümer, Karakoyunlular, Ankara 1967, I, 104-106.

H. R. Roemer, “The Successor of Timur”, , VI, 111-118.

R. Grousset, Bozkır İmparatorluğu Atilla / Cengiz Han / Timur (trc. Reşat Uzmen), İstanbul 1980, s. 428-431.

İsmail Aka, “Timurlular Devleti”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İstanbul 1988, IX, 257-261.

a.mlf., “Timur’un Ölümünden Sonra Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Irak-ı Acem’de Hâkimiyet Mücadeleleri”, , XXII/1-2 (1984), s. 49-64.

A. S. Beveridge, “Ebû Sa’îd”, , IV, 47-49.

J. Aubin, “Abū Saʿīd b. Muḥammed b. Mīrāns̲h̲āh b. Tīmūr”, , I, 147-148.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 224-225 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.