Kullanıcılarımızın Dikkatine: 16.01.2019 tarihli bilgilendirme

EBÜ’l-BAHTERÎ, Vehb b. Vehb

أبو البختري وهب بن وهب
EBÜ’l-BAHTERÎ, Vehb b. Vehb
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.01.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebul-bahteri-vehb-b-vehb
M. YAŞAR KANDEMİR, "EBÜ’l-BAHTERÎ, Vehb b. Vehb", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebul-bahteri-vehb-b-vehb (22.01.2019).
Kopyalama metni
Medine’de doğup yetişti. “Böbürlenerek yürüyen kimse” anlamına gelen Ebü’l-Bahterî lakabını niçin aldığı bilinmemektedir. Baba tarafından soyu Hz. Peygamber ile Kusay’da birleşir. Annesi Abde bint Ali, Akīl b. Ebû Tâlib’in torunu olup sonraları Ca‘fer es-Sâdık’la evlenmiştir. Tahsil hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamakla birlikte üvey babasından faydalandığı söylenmektedir. Ayrıca Medine’de Hişâm b. Urve, Ubeydullah b. Ömer b. Hafs ve İbn Cüreyc gibi âlimlerden hadis ve fıkıh öğrendi. Hârûnürreşîd devrinde (786-809) Bağdat’a giderek oraya yerleşti. Halife onu Bağdat’ın doğusundaki Askerülmehdî’ye kadı tayin etti. Hatîb el-Bağdâdî’nin söylediğine göre Ebû Yûsuf’un vefatı üzerine (182/798) bir müddet kādılkudâtlık yaptı. Medine kadısı Bekkâr b. Abdullah b. Mus‘ab’ın (ö. 195/810-11) ölümünden sonra da Medine kadılığına getirildi. Şehrin güvenliğini sağlama ve namaz kıldırma görevleri de kendisine verildi. Bu vazifeden azledildikten sonra tekrar Bağdat’a döndü ve yetmiş yaşını geçmiş olduğu halde 200 (815-16) yılında ölünceye kadar orada yaşadı. Kendisinden Rebî‘ b. Sa‘leb, Müseyyeb b. Vâzıh, Recâ b. Sehl ve başkaları rivayette bulundular.

Ebü’l-Bahterî tarih ve ensâb* sahalarında tanınmış bir âlimdi. İtibarlı bir kadı ve hem baba hem anne tarafından Resûl-i Ekrem’in soyundan gelen bir kimse olmasına rağmen hadis uydurmuştur. Muhammed el-Mehdî (775-785) ve Hârûnürreşîd devirlerinde onların hoşuna gidecek konuları hayalî senedlerle Hz. Peygamber’e mal etmeye çalıştığı rivayet edilmektedir. Kadılığı sırasında bir gün Hârûnürreşîd’in yanına gittiğinde onun güvercin uçurmakla meşgul olduğunu görmüş, Hz. Âişe’ye varan bir senedle Resûlullah’ın da güvercin uçurduğunu rivayet etmişti. Kendisini ileri yaşlarda gördüğünü belirten Yahyâ b. Maîn, onun evine kapanıp sabaha kadar hadis uyduran “kötü bir yalancı” olduğunu söylemiş, Ahmed b. Hanbel râvileri ağır ifadelerle tenkit etmekten titizlikle kaçındığı halde Ebü’l-Bahterî hakkında “yalancı” (kezzâb) ve “insanların en yalancısı” ifadelerini kullanmıştır. Osman b. Ebû Şeybe, onun kıyamet günü kabrinden bir deccâl olarak kalkacağını söylerdi. Buhârî, bir râvinin hiçbir rivayetinin kesinlikle alınmaması gerektiğini belirtmek için nâdiren kullandığı “seketû anh” (hakkında söyleyecek söz bulamadılar) ifadesini onun hakkında da kullanmış, Ebû Zür‘a er-Râzî talebesi İbn Ebû Hâtim’e, “Ebü’l-Bahterî’nin hiçbir rivayetini aklında tutma” diye tenbih etmiştir. Fellâs, Ebû İshak el-Cûzcânî ve Ebû Dâvûd onun yalan söylediğini, Nesâî kötü bir yalancı ve metrûk bir râvi olduğunu ifade etmiş, Ukaylî hiçbir doğru rivayetine rastlamadığını, onun vasıtasıyla gelen bütün haberlerin asılsız olduğunu söylemiştir. İbn Adî, Ebü’l-Bahterî’nin bir hayli rivayetini zikrettikten sonra, “Bütün bunlar asılsızdır, Ebü’l-Bahterî de hadis uyduran yalancılardan biridir” demiştir. Şiî âlimleri de onu yalancı kabul etmektedirler (el-Hûî, XIX, 211-214).

Cömert bir insan olan Ebü’l-Bahterî ihtiyaç sahiplerine yardım etmekten hoşlanırdı. Kendisinden yardım istendiği zaman “lâ ilâhe illallah” diyerek sevincini belirtirdi. Onun övülmekten hoşlandığını bilen şairler kendisi hakkında methiyeler yazmışlardır.

İbnü’n-Nedîm Ebü’l-Bahterî’nin şu eserlerini zikretmektedir: Kitâbü Sıfati’n-Nebî, Kitâbü Fezâʾili’l-ensâr, Kitâbü’l-Fezâʾili’l-kebîr, Kitâbü Nesebi vüldi İsmâʿîl, Kitâbü Tasm ve Cedîs, Kitâbü’r-Râyât.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Sa‘d, et-Tabakāt, VII, 332; Yahyâ b. Maîn, et-Târîh, II, 637; Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr, VIII, 170; a.mlf., et-Târîhu’s-sagīr, II, 320; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 516; Ukaylî, ed-Duʿafâʾ, IV, 324-325; İbn Ebû Hâtim, el-Cerh ve’t-taʿdîl, IX, 25-26; İbn Adî, el-Kâmil, VII, 2526-2529; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Şüveymî), s. 452-453; Hatîb, Târîhu Bagdâd, XIII, 481-487; XIV, 243; İbnü’l-Cevzî, ed-Duʿafâʾ, III, 189; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XIX, 260; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 37-42; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IX, 374-375; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, IV, 353-354; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân, Haydarâbâd 1334-39, I, 465-466; Ebü’l-Kāsım el-Mûsevî el-Hûî, Muʿcemü ricâli’l-hadîs, Beyrut 1409/1989, XIX, 211-214; Sezgin, GAS, I, 267; Şâkir Mustafa, et-Târîhu’l-ʿArabî ve’l-müʾerrihûn, Beyrut 1983, I, 181-182; William G. Millward, “al-Ya‘qûbî’s sources and the question shî’a partiality”, Abr-nahrain, XII, Leiden 1971-72, s. 50-51.

M. Yaşar Kandemir
Bu madde ilk olarak 1994 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 297 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
Kullanıcılarımızın Dikkatine
Önceki web sitemizin yayımlanmasına son verdiğimiz 1 Ocak 2019 tarihinden bu yana bazı kullanıcılarımızın yeni sitemizdeki İletişim Formu aracılığıyla ilettikleri talep, şikâyet ve öneriler hakkında bilgilendirme mesajıdır.
Duyuruyu okumak için tıklayınız.