el-AKĪDETÜ’ş-ŞEYBÂNİYYE

العقيدة الشيبانية
el-AKĪDETÜ’ş-ŞEYBÂNİYYE
Müellif: YUSUF ŞEVKİ YAVUZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-akidetus-seybaniyye
YUSUF ŞEVKİ YAVUZ, "el-AKĪDETÜ’ş-ŞEYBÂNİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/el-akidetus-seybaniyye (25.02.2020).
Kopyalama metni
Kâtib Çelebi, el-Akīdetü’ş-Şeybâniyye’yi İmâm-ı Âzam’ın öğrencisi Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’ye (ö. 187/803) nisbet eder (bk. Keşfü’z-zunûn, II, 1142). Brockelmann ve Fuat Sezgin de aynı görüşü paylaşırlar (bk. GAL Suppl., I, 291; GAS, I, 432). Ne var ki İmam Muhammed’in hayatı ve eserlerinden bahseden tabakat kitapları ona ait böyle bir risâlenin varlığından söz etmemektedir (bk. Saymerî, s. 120-130; Kureşî, III, 122-127; Leknevî, s. 163). İmam Muhammed hakkında bir monografi yazan M. Zâhid Kevserî de onun eserleri arasında el-ʿAḳīdetü’ş-Şeybâniyye’yi zikretmemektedir (bk. Bulûgu’l-emânî, s. 77-85). Risâlenin Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Fâtih, nr. 3001/2) bulunan nüshasının müstensihi Muhammed b. Ali es-Sirmânî eş-Şâfiî el-Kādirî, “Bu, veliyyullah Şeyh Şeybânî’nin (kaddesallahu rûhah) akîdesidir” demektedir. Başka bir yazmanın müstensihi olan Osman b. Yahyâ da müellif adını Şeyh Şeybânî şeklinde kaydetmektedir (Pertev Paşa Ktp., nr. 626, vr. 346a). “Şeyh”, “veliyyullah”, “kaddesallahu rûhah” gibi unvan ve ifadelerin genellikle sûfîler hakkında kullanıldığı göz önüne alındığında, kaynaklarda el-ʿAḳīdetü’ş-Şeybâniyye adıyla bilinen risâlenin fakih olan Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’ye değil, mutasavvıf olarak tanınan Şeyh Ebû Muhammed Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî’ye ait olması ihtimali ağırlık kazanır. Nitekim risâlede yer alan bazı ifadeler de bu görüşü teyit edici mahiyettedir. Meselâ risâlenin sonunda “Bu, imamımız Şâfiî’nin, ayrıca Mâlik, Nu‘mân ve Ahmed’in itikadıdır” tarzında yer alan cümle, eserin 187 (803) yılında vefat eden Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin ölümünden ve dört mezhebin ortaya çıkıp yerleşmesinden sonra kaleme alındığını göstermektedir. Müellifin İmam Şâfiî’ye özellikle dua etmesi, risâlenin bilinebilen ilk şerhinin oldukça geç bir dönemde (aş.bk.) yapılması sadece Şâfiî âlimleri tarafından şerhedilmesi ve rü’yetullah* konusunda tasavvufî bir anlayışı ihtiva etmesi de eserin, Hanefî mezhebinin müctehid imamlarından olan Şeybânî tarafından yazılmasını imkânsız kılmaktadır. Ayrıca risâlede yer alan ve Hz. Peygamber’in Allah’ı dünyada gördüğünü benimseyen görüşün, İmam Muhammed’in itikadî fikirlerini nakleden el-ʿAḳīdetü’ṭ-Ṭaḥâviyye’de bulunmaması da (bk. Ali b. Ebü’l-İz, s. 95 vd.) onun Muhammed eş-Şeybânî’ye ait olamayacağının bir başka delili sayılmalıdır. Gerek risâlede gerekse incelenebilen şerhlerinde müellifin adıyla ilgili olarak “Şeyh Şeybânî” kaydından başka bir bilgi yer almamaktadır. Ancak bazı yazmalardaki ifadelerden, müellifin Kādirî tarikatı şeyhlerinden Şâfiî mezhebine bağlı biri olduğu anlaşılmaktadır. Tabakat kitaplarının biyografilerinden bahsettiği Şeybânîler yukarıdaki bilgilerin ışığı altında incelendiği takdirde, söz konusu risâlenin müellifinin, Kādiriyye tarikatının Şeybâniyye kolunu kuran, Abdülkādir-i Geylânî’nin müntesiplerinden Yûnus b. Yûsuf eş-Şeybânî (bk. Harîrîzâde, II, vr. 218a) olması ihtimalini kuvvetlendirir. Risâle, el-Kasîdetü’ş-Şeybâniyye ve el-Akāʾidü’ş-Şeybâniyye diye de bilinir (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1142, 1340).

İlâhiyyât*, nübüvvât* ve sem‘iyyât*ın belli başlı meselelerine delil zikretmeden temas eden risâle, Allah’ın bazı isim ve sıfatlarını sayarak bunların kadîm olduğunu belirtmekle başlar. Allah’ın arşa istivâ* ettiğine, fakat zâtını kuşatan bir mekân ve zaman bulunmadığına dikkat çeken risâlede, kâinat yaratılmadan önce de Allah’ın rab olduğu ve sınırlı bir varlık olmadığı belirtilir. Allah’ın dünyada değil âhirette görüleceği, bu dünyada sadece Hz. Peygamber tarafından görüldüğü, Kur’an’ın Cebrâil vasıtasıyla Hz. Muhammed’e indirilen Allah kelâmı olduğunda şüphe edenlerin küfre gireceği anlatıldıktan sonra geçmiş peygamberlere imanın farziyeti üzerinde durulur. İlâhî sıfatlar konusunda iki aşırı ucu teşkil eden Müşebbihe ile Muattıla’nın görüşlerinin benimsenemeyeceğine işaret edilen risâlede daha sonra imanın selef anlayışına bağlı olaraksöz, niyet ve fiilden ibaret olduğu belirtilir ve sem‘iyyât konuları sıralanır. Her peygambere bir üstünlük veren Allah’ın, son peygamber Muhammed aleyhisselâma zât-ı ilâhîsini dünyada görme şerefini bağışladığını, bunun da Mi‘rac gecesi vuku bulduğunu anlatan risâle, şefaat meselesi ve ashabın fazileti konusuyla sona erer.

Yetmiş dokuz beyitten ibaret olan el-Akīdetü’ş-Şeybâniyye, Şâfiîler’in, özellikle Kādirî tarikatına bağlı sûfîlerin itikadî fikirlerini ihtiva etmesi ve rü’yetullahın Hz. Peygamber için dünyada vuku bulduğu konusunda değişik bir Sünnî görüşü aksettirmesi bakımından önemlidir. Risâle 1957 yılında Kahire’de Mecmûu’l-mütûn adlı akaid metinleri arasında yayımlanmıştır.

el-ʿAḳīdetü’ş-Şeybâniyye Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah el-Aclûnî (Bedîʿu’l-meʿânî fî şerḥi ʿAḳīdeti’ş-Şeybânî), Ulvân el-Hamevî (Beyânü’l-meʿânî), Ebü’l-Bekā Ahmed eş-Şâfiî (el-Mutekadü’l-eymânî), Muhammed b. Ali el-Mekkî (Bedîu’l-meânî) ve Abdürrahîm b. Abdullah es-Süveydî (el-Hibetü’l-ilâhiyye) tarafından şerhedilmiş olup şârihlerin hepsi de Şâfiî’dir (bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1142-1143, 1158; İbnü’l-İmâd, VIII, 218). Bunlardan en önemlisi ve meşhur olanı, İbn Kādî Aclûn diye bilinen Muhammed b. Abdullah’ın (ö. 876/1472) Bedîu’l-meânî adlı şerhidir. el-ʿAḳīdetü’ş-Şeybâniyye’nin ilk şerhi olan bu eser genellikle selef ve halefin çeşitli konulardaki görüşlerine yer vererek bunları âyet ve hadislerle açıklamaya çalışır. İmâm-ı Âzam ile Ahmed b. Hanbel’in Allah’ı rüyada gördüklerine dair rivayetler bulunduğu zikredilen şerhte, beyitlerin ele aldığı meseleler Ehl-i sünnet açısından açıklanıp zaman zaman Mu‘tezilî görüşlere de temas edilir. Bedîu’l-meânî, gerek tanınmış kelâmcılardan nakiller yapması ve Ehl-i sünnet mezhepleri arasında vuku bulan ihtilâflara yer vermesi, gerekse Ehl-i sünnet’le Mu‘tezile arasında cereyan eden tartışmalara çözüm getirmeye çalışması bakımından müstakil bir akaid kitabı niteliğindedir. Eserin diğer bir önemli yanı da zikrettiği görüşlerin kaynaklarını belirtmesidir.

el-ʿAḳīdetü’ş-Şeybâniyye’nin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’yle (Koğuşlar, nr. 865) Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Pertev Paşa, nr. 626; Lala İsmâil, nr. 706/15; Bağdatlı, nr. 2000/12; Fâtih, nr. 3001/2, 3095/1) çeşitli yazma nüshaları bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Saymerî, Ahbâru Ebî Hanîfe, Haydarâbâd 1394/1974 → Beyrut 1976, s. 120-130; İbn Hallikân, Vefeyât, VII, 256-257; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXII, 178; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, III, 122-127; Ali b. Ebü’l-İz [?], Şerḥu’l-ʿAḳīdeti’ṭ-Ṭaḥâviyye, Beyrut 1980, s. 95 vd.; İbn Kādî Aclûn, Bedîu’l-meânî fî şerhi Akīdeti’ş-Şeybânî, Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 2286/1, vr. 1a, 34a; Keşfüẓ-ẓunûn, II, 1142-1143, 1158, 1340; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, V, 87; VIII, 218; Îżâḥu’l-meknûn, II, 716; Harîrîzâde, Tibyân, II, vr. 218a; Leknevî, el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 163; Brockelmann, GAL Suppl., I, 291; II, 461; Sezgin, GAS, I, 432; M. Zâhid Kevserî, Bulûġu’l-emânî, Humus 1969, s. 77-85.
Bu madde ilk olarak 1989 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2. cildinde, 258-259 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.