el-HAMÂSE

الحماسة
Müellif:
el-HAMÂSE
Müellif: HÜSEYİN ELMALI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-hamase--ebu-temmam
HÜSEYİN ELMALI, "el-HAMÂSE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/el-hamase--ebu-temmam (13.08.2020).
Kopyalama metni
Müellifine büyük şöhret kazandıran eser el-Ḥamâsetü’l-kübrâ ve Dîvânü’l-ḥamâse adlarıyla da anılır. İlk babı yiğitlik, kahramanlık (hamâse) şiirlerini içeren esere bu adın verilmesi, bu duyguların Araplar’ın hayatında önemli bir yere sahip olmasından kaynaklanmaktadır (Abdullah Abdürrahim Useylân, s. 240). el-Ḥamâse, Arap edebiyatında konularına göre düzenlenmiş seçme şiirler ihtiva eden eserlerin el-Muʿallaḳāt, el-Mufaḍḍaliyyât ve el-Aṣmaʿiyyât’tan sonra dördüncüsüdür.

Ebû Temmâm bu eserini, 220 (835) yılı civarında Horasan Valisi Abdullah b. Tâhir’i ziyaretinden dönüşünde Hemedan’da yazmıştır. Hemedan’a geldiğinde Ebü’l-Vefâ İbn Seleme’nin misafiri olan müellif, bu sırada kar yüzünden yollar kapanınca kışı orada geçirmek mecburiyetinde kalır. Bu duruma çok sevinen Ebü’l-Vefâ kendisine izzet ve ikramda bulunarak zengin kütüphanesini ona tahsis eder. Ebû Temmâm kütüphaneye kapanarak seçme şiirlerden meydana gelen beş kitap telif eder. Bunların en meşhuru olan el-Ḥamâse, o yıl aşırı derecede yağan karın Arap edebiyatına bir hediyesi olarak kabul edilmektedir (DİA, X, 241).

Eserin nüshası bir süre Ebü’l-Vefâ’nın ailesinde (âl-i Seleme) kalmış ve her nedense kimseye gösterilmemiştir. Ancak aile maddî sıkıntıya düşünce Ebü’l-Avâzil adında Dîneverli bir kişinin el-Ḥamâse’yi bu aileden alıp İsfahan’a götürdüğü, orada bulunan ediplerin esere büyük rağbet gösterdiği ve aynı tarzda yazılmış diğer eserlerin ikinci planda kaldığı rivayet edilir.

Ebû Temmâm, eski Arap şiirinin en önemli kaynaklarından sayılan bu eserinde şiirleri konularına göre on grup halinde tasnif etmiş (Çetin, s. 83-84) ve eseri on baba ayırmıştır: 1. Hamâse (yiğitlik, kahramanlık şiirleri). 2. Merâsî (mersiyeler, ağıtlar). 3. Edeb (olgun insan tipinin özelliklerini terennüm eden şiirler). 4. Nesîb (sevgilinin hâtırasını ve ayrılık acısını anlatan şiirler). 5. Hicâ (hicviyeler). 6. Medîh ve adyâf (övgü ve misafirperverlik şiirleri). 7. Sıfât (tasvirler). 8. Siyer ve nüâs (hayatı ve yaşlılık dönemini konu alan şiirler). 9. Mülah (hoş ve latif sözler, latifeler). 10. Mezemmetü’n-nisâ (kadınların yerilmesiyle ilgili şiirler).

el-Ḥamâse, Câhiliye döneminden Abbâsîler devrine kadar çoğu 640, 650 yıllarından önce yaşamış 465 şaire ait 900’e yakın şiir ihtiva etmektedir (a.g.e., s. 33). Bunların ekserisi kıtalar ve uzun sayılmayan kasideler şeklinde olup recezlere az yer verilmiştir. Bazan uzun bir şiirin çeşitli parçaları ifade ettikleri fikirlere göre ayrı ayrı bablara konulmuştur. Eserde yeni (muhdes) şairlere az yer verilmiş, tanınmayan şairlerden de bazı parçalar alınmıştır. Şiirler genel olarak, “Filân şair şöyle dedi” tarzında şairlerin adıyla verilir. Bazan da, “Bir başkası şöyle dedi”; “Filân kabileden biri şöyle söyledi”; “Falan kabileden bir kadın şöyle dedi”; “Bir Arap şöyle söyledi” şeklinde kaydedilir. Bu durum, Ebû Temmâm’ın şiir seçiminde şairin kimliğinden ziyade şiirdeki mükemmelliğe önem verdiğini göstermektedir. Bu sebeple müellifin bazan sadece güzel bir beyitle yetindiği de görülür.

el-Ḥamâse, gerek Arap şiir tarihinin en önemli kaynaklarından biri olması, gerekse mümtaz bir sanatkârın zevk süzgecinden geçerek derlenmesi itibariyle açtığı çığırın ilk mükemmel örneği kabul edilmiştir. Kendisinden sonra Buhtürî, Abdullah b. Muhammed ez-Zevzenî, A‘lem eş-Şentemerî, İbnü’ş-Şecerî, Şümeym el-Hillî, Ebü’l-Haccâc el-Beyyâsî ve Sadreddin el-Basrî gibi müellifler tarafından aynı adla eserler yazılmış, ancak hiçbiri onun kadar meşhur olamamıştır. el-Ḥamâse neredeyse yazarının şairliğini de ikinci planda bırakmıştır. Nitekim Hatîb et-Tebrîzî, Ebû Temmâm’ın şiir seçimindeki başarısının şairliğinden daha üstün olduğunu söylemiş, onun bu görüşü şiir münekkitleri tarafından da benimsenmiştir. Ebû Ali el-Merzûkī ise Ebû Temmâm’ın el-Ḥamâse’ye aldığı şiirlerde kendi edebî zevkine ve şairlik kudretine göre bazı kelime değişiklikleri yaptığını söylemiş, çağdaş münekkitlerden Nâsırüddin el-Esed de eserin eski şiirin otantik kaynakları arasında sayılamayacağını iddia etmiştir (Abdullah Abdürrahîm Useylân, s. 41-42).

Elliye yakın âlim el-Ḥamâse üzerinde çalışmış, otuzdan fazla müellifin yazdığı şerhlerden bir kısmı lugat ve gramer meselelerini incelerken, yirmi bir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 691-692) veya otuz dört (Âmilî, IV, 510-512) şerh de ahbâr ve meânî özellikleri üzerinde durmuştur (Hüseyin M. Nakşe, s. 229). Ancak bunların çoğu günümüze ulaşmamıştır. Brockelmann çeşitli kütüphanelerde bulunan on üç şerhin yazma nüshalarını verir (GAL [Ar.], I, 78-79). el-Ḥamâse’nin en meşhur şerhleri Ebû Bekir es-Sûlî (ö. 335/946), Ebû Ca‘fer en-Nehhâs, Ebü’l-Hasan Ali b. Hâris el-Biyârî, Âmidî, İbn Cinnî, Ebû Hilâl el-Askerî, Muhammed b. Âdem el-Herevî, Ebû Ali el-Merzûkī, Ebü’l-Alâ el-Maarrî, İbn Sîde, A‘lem eş-Şentemerî, Hatîb et-Tebrîzî, Şümeym el-Hillî ve Ebü’l-Bekā el-Ukberî’nin (ö. 616/1219) yazdıkları şerhlerdir (Abdullah Abdürrahîm Useylân, s. 55-238).

el-Ḥamâse ilk olarak G. Wilhelm Freytag tarafından Hatîb et-Tebrîzî şerhiyle birlikte yayımlanmış (Bonn 1828), eser daha sonra da birçok defa basılmış (Kalküta 1856; Bulak 1286, 1290, 1296; Kahire 1322, 1331, 1335; Leknev 1293; Bombay 1299; nşr. A. Krymski, Moskova 1912; İstanbul 1914), M. Abdülmün‘im Hafâcî (I-II, Kahire 1955), Abdülmün‘im Ahmed Sâlih (Bağdad 1980) ve Abdullah Abdürrahîm Useylân (Riyad 1401/1981) tarafından tenkitli neşirleri yapılmıştır.

Bağdat Büveyhî kâtibi Ebû Sa‘d Ali b. Muhammed en-Neyremânî (ö. 414/1023) tarafından Büveyhî Hükümdarı Bahâüddevle için el-Mens̱ûrü’l-Bahâʾî adıyla nesre çevrilen el-Ḥamâse Latince (trc. G. W. Freytag, I-II, Bonn 1847-1851) ve Almanca (trc. F. Rückert, I-II, Stuttgart 1846) gibi bazı Batı dillerine tercüme edilmiş, Melikşah döneminde Muzaffer b. Ahmed el-İsfahânî eseri beyit beyit taklit ederek bir divan ortaya koymuştur. Ebû Temmâm’ın aynı tarzda el-Ḥamâsetü’ṣ-ṣuġrâ (el-Vaḥşiyyât) adlı bir eseri daha vardır (DİA, X, 242).

Abdullah Abdürrahîm Useylân ile Hüseyin Muhammed Nakşe Ḥamâsetü Ebî Temmâm ve şürûḥuhâ adlı birer kitap yazmış (bk. bibl.), günümüze kadar gelen ve gelmeyen şerhler hakkında bilgi vermişlerdir. Bu konuda yapılmış müstakil çalışmalar arasında Ali Necdî Nâsıf’ın Dirâse fî Ḥamâseti Ebî Temmâm adlı eseriyle (Kahire 1955) Osman Ali Cum‘a tarafından yapılmış Niẓâmü’l-cümle fî şiʿri’l-ḥamâse min Ḥamâseti Ebî Temmâm adlı bir yüksek lisans çalışması bulunmaktadır (Külliyyetü’l-lugati’l-Arabiyye, Câmiatü Ümmi’l-kurâ, Mekke 1406/1986).

BİBLİYOGRAFYA
Ebû Temmâm, Dîvânü’l-Ḥamâse (nşr. Abdülmün‘im Ahmed Sâlih), Bağdad 1980, ayrıca bk. nâşirin mukaddimesi, s. 5-19; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), VII, 318; Ebû Bekir es-Sûlî, Aḫbârü’ş-şuʿarâʾi’l-muḥaddis̱în, Beyrut 1401/1982, s. 212; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Meynard), VII, 151; Ebü’l-Alâ el-Maarrî, Şerḥu Dîvâni Ḥamâseti Ebî Temmâm (nşr. Hüseyin M. Nakşe), Beyrut 1411/1991, I-II, ayrıca bk. nâşirin mukaddimesi, I, 7-39; Âmilî, el-Keşkûl (nşr. Tâhir Ahmed ez-Zâvî), Kahire, ts. (Dâru İhyâi’l-kütübi’l-Arabiyye), IV, 510-512; Taşköprizâde, Mevzûâtü’l-ulûm, I, 264; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 691-692; Serkîs, Muʿcem, I, 297; Nihad M. Çetin, Eski Arap Şiiri, İstanbul 1973, s. 32-35, 83-84; Abdülvehhâb es-Sâbûnî, Şuʿarâʾ ve devâvîn, Beyrut 1978, s. 214-219; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, II, 266-268; Mücâhid Mustafa Behcet, et-Teyyârü’l-İslâmî fî şiʿri’l-ʿaṣri’l-ʿAbbâsiyyi’l-evvel, Bağdad 1402/1982, s. 644-645; Abdullah Abdürrahîm Useylân, Ḥamâsetü Ebî Temmâm ve şürûḥuhâ, Riyad 1403/1983; Aʿyânü’ş-Şîʿa, IV, 510-512; Brockelmann, GAL (Ar.), I, 77-80; Sezgin, GAS (Ar.), II/1, s. 106-117; Maʿa’l-Mektebe, s. 264-266; Hüseyin M. Nakşe, Ḥamâsetü Ebî Temmâm ve şürûḥuhâ, Kahire 1987; S. P. Stetkevych, Abū Tammām in the Poetics of the ʿAbbāsid Age, Leiden 1991, s. 257-290; G. W. Freytag, “Hamāsa”, JA, VIII (1826), s. 52-64; Biyârî, “Şarh al-Hamāsa”, ŞM, II (1958), s. 91-94; F. Klein-Franke, “The Ḥamāsa of Abū Tammām”, JAL, II (1971), s. 13-39; III (1972), s. 142-156; Ch. Pellat, “Ḥamāsa”, EI2 (İng.), III, 110-112; Hüseyin Elmalı, “Ebû Temmâm”, DİA, X, 241, 242.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 15. cildinde, 440-441 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER