el-KASÎDETÜ’n-NÛNİYYE

القصيدة النونيّة
el-KASÎDETÜ’n-NÛNİYYE
Müellif: M. SAİT ÖZERVARLI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-kasidetun-nuniyye--ibnul-kayyim
M. SAİT ÖZERVARLI, "el-KASÎDETÜ’n-NÛNİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/el-kasidetun-nuniyye--ibnul-kayyim (24.07.2019).
Kopyalama metni
Asıl adı el-Kâfiyetü’ş-şâfiye fi’l-intiṣâr li’l-fırḳati’n-nâciye olup beyitleri nûn harfiyle sona erdiği için el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye adıyla meşhur olmuştur; ancak Kâtib Çelebi tarafından yanlışlıkla “mîmiyye” olarak tanıtılmıştır (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1369). İbn Kayyim, İctimâʿu cüyûşi’l-İslâmiyye adlı eserinde (s. 172) kendisine nisbet ederek zikrettiği, ayrıca çağdaşı olan tabakat müellifleri tarafından onun eserleri arasında sayıldığı için manzumenin ona aidiyeti konusunda şüphe yoktur. Aruz vezninin kâmil bahrinde 5949 beyitten ibaret olan kaside, telif sebebini ve Ehl-i sünnet inancını kısaca açıklayan mensur bir girişten sonra farklı hacimlerden oluşan bölümlere (fasıl) ayrılmıştır.

Eserin ilk bölümünde cebir ve sıfatların inkârı başta olmak üzere Cehmiyye’ye ait itikadî görüşleri tenkitçi bir yaklaşımla ele alan İbn Kayyim, Ahmed b. Hanbel ile diğer bazı âlimlerin Cehmiyye’ye karşı yazdığı reddiyelere atıfta bulunur, bu arada Selefiyye’nin karşı tezlerine ve delillerine de yer verir. Daha sonra kelâm sıfatı ve halku’l-Kur’ân meselesini inceleyerek Allah’ın kelâmında lafız ve mâna ilişkisi üzerinde durur. İkinci bölümde Selefiyye ile Ehl-i sünnet kelâmcıları arasında ihtilâf konusu olan haberî sıfatlar ve özellikle arşa istivâ, ulüv, nüzûl vb. kavramlar ele alınır. Bunların zâhirî mânalarından çıkarılıp farklı şekillerde anlaşılmasını sıfatların yok sayılması (ta‘tîl) şeklinde niteleyen müellif, söz konusu sıfatların ispatı için çoğunluğu Kur’an ve hadislerdeki nas ve işaretlerden ibaret olan yirmiyi aşkın delil sıralar. İbn Kayyim, te’vilin kelâmcılar tarafından yanlış anlaşılıp naslara uygulandığını ileri sürer ve bu terimin “nasları geniş bir biçimde açıklama” mânasına geldiğini, bu çizgiyi aşan yorumların te’vil sınırını geçip ta‘tîl ve tahrîf boyutuna ulaştığını söyler. Öte yandan Selef anlayışını benimseyen hadis âlimlerinin kelâmcılar tarafından Hâricîler’e benzetilmesini ve onların Haşviyye, Mücessime veya Müşebbihe statüsünde görülmesini sert bir şekilde eleştirir. Manzumenin daha sonraki başlıkları, Muattıla genel adıyla anılan kelâmcıların görüş ve yöntemlerinin tenkidine ve istikamet ehli olarak tanıtılan Selefiyye metodunun savunulmasına ayrılmıştır. Bu bölümde iman esaslarını bozmak, naslarla istidlâl etmeyi ilim ve yakīn ifade etmediği gerekçesiyle küçümsemek ve çeşitli bid‘atlar üretmekle itham edilen kelâmcıların tevhid anlayışı ile Selef’e ait tevhid anlayışı arasındaki farklar ortaya konulur. Ayrıca sahih akılla sağlam nakil arasında çatışma düşünülemeyeceği için Mu‘tezile’nin sıfatları dışlayan veya Ehl-i sünnet kelâmcılarının haberî sıfatları yoruma tâbi tutan yaklaşımlarının vahyi ihmal etmek ve onun ortaya koyduğu tevhid anlayışını zedelemekle eşdeğer olduğu ifade edilir. Kasidenin son bölümü, Kitap ve Sünnet bağlılarına sunulacağı belirtilen uhrevî mükâfatlara ve cennet tasvirlerine ayrılmıştır. Bu bölüm, müellifin aynı konudaki müstakil eseri Hâdi’l-ervâḥ’ın manzum bir özeti görünümündedir.

el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye, Selefiyye ekolünün İbn Teymiyye ile birlikte bir sisteme kavuştuğu ve Ehl-i sünnet kelâmına karşı alternatif olma arayışlarına girdiği bir dönemde onun en yakın takipçisi İbn Kayyim el-Cevziyye tarafından Selefî görüşlerin halk arasında yayılması amacıyla kaleme alınmıştır. Ancak kaside daha çok bir reddiye mahiyetindedir. Ele alınan konular arasında belli bir sistemin takip edilmediği eserde çok sayıda tekrar mevcuttur. Öte yandan diğer Selef âlimlerinin eserlerinde görüldüğü üzere kitapta belirgin bir mezhep taassubu ve farklı görüşlere yönelik sert eleştiri üslûbu hâkimdir.

Süleymaniye (Lâleli, nr. 2421) ve İstanbul Üniversitesi (AY, nr. 4608) kütüphanelerinde yazma nüshaları bulunan el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye’nin çeşitli baskıları yapılmış (İstanbul 1318; Kahire 1319, 1345, 1987), Abdullah b. Muhammed el-Umeyr tarafından yeni bir neşri gerçekleştirilmiştir (Riyad 1416/1996).

el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye müellifi henüz hayatta iken tartışmalara konu olmuştur. Takıyyüddin es-Sübkî tarafından es-Seyfü’ṣ-ṣaḳīl fi’r-red ʿalâ İbn Zefîl adıyla bir reddiye yazılmış, bu reddiye, M. Zâhid Kevserî’nin şerh niteliğindeki dipnotlarıyla birlikte yayımlanmıştır (Kahire 1356/1937). Sübkî reddiyesinde İbn Kayyim’i konulara vâkıf olmamak, taraf tutmak ve her biri büyük bir âlim olan kelâmcılara yönelik eleştirilerinde küçük düşürücü üslûp kullanmakla suçlar. Ancak Sübkî’nin reddiyesi kısa olduğundan ve bazan İbn Kayyim’in aşırı kabul edilen ifadelerinin nakliyle yetinildiğinden Zâhid Kevserî, gerekli gördüğü yerlerde uzun dipnotları koymak suretiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır. Osman b. Ahmed b. Kāid en-Necdî tarafından ihtisar edilen kaside üzerine birçok şerh kaleme alınmış olup bunlardan bazıları şunlardır: Ahmed b. İbrâhim b. Îsâ, Tavżîḥu’l-maḳāṣıd ve taṣḥîḥu’l-ḳavâʿid fî şerḥi Ḳaṣîdeti’l-İmâm İbni’l-Ḳayyim (Beyrut 1382, 1383, 1406/1986); Abdurrahman es-Sa‘dî, Tavżîḥu’l-Kâfiyeti’ş-şâfiye (Kahire 1368; Ahsâ 1407/1987); a.mlf., el-Ḥaḳḳu’l-vâżıḥü’l-mübîn fî tevḥîdi’l-enbiyâʾ ve’l-mürselîn mine’l-Kâfiyeti’ş-şâfiye (Kahire 1368; kasidenin yalnız tevhid konusuyla ilgili beyitlerinin ele alınıp açıklandığı bir şerhtir); Muhammed Halîl Herrâs, Şerḥu’l-Ḳaṣîdeti’n-nûniyye (Kahire 1986; Beyrut 1406/1986).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Ḳaṣîdetü’n-nûniyye, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife); a.mlf., İctimâʿu’l-cüyûşi’l-İslâmiyye (nşr. Fevvâz Ahmed Zemerlî), Beyrut 1408/1988, s. 172; Takıyyüddin es-Sübkî, es-Seyfü’ṣ-ṣaḳīl (tekmile M. Zâhid el-Kevserî, nşr. Abdülhafîz Sa‘d Atıyye), Kahire 1356/1937; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1369; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 158; Bekr b. Abdullah Ebû Zeyd, İbn Ḳayyim el-Cevziyye: Ḥayâtühû, âs̱âruhû, mevâridüh, Riyad 1412, s. 287-289.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 570 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.