el-MEHÂRİC - TDV İslâm Ansiklopedisi

el-MEHÂRİC

Müellif:
el-MEHÂRİC
Müellif: SAFFET KÖSE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-meharic
SAFFET KÖSE, "el-MEHÂRİC", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/el-meharic (19.09.2020).
Kopyalama metni
Hîle-i şer‘iyyeye dair eser yazma geleneğinin müctehid imamlar döneminde başladığı o sıralarda cereyan eden konuyla ilgili tartışmalardan anlaşılmaktadır. İçinde anılan şahıslar ve muhtevası o devre yakın bir tarihte yazıldığı kanaatini uyandıran el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’in, alanında günümüze ulaşan ilk kitap olduğu ilim çevrelerinde genel olarak kabul edilmektedir. Fakat eserin kimin tarafından telif edildiği tartışma konusudur. Carl Brockelmann ve Fuat Sezgin, bu kitabı hem Ebû Yûsuf’un hem İmam Muhammed’in eserleri içinde zikretmekte, Sezgin ayrıca eserin Ebû Hanîfe’nin telifi ve Ebû Yûsuf’un rivayeti olabileceğini belirterek Ebû Hanîfe’ye nisbet etmektedir. el-Meḫâric’i neşreden Joseph Schacht eserin İmam Muhammed’e ait olduğundan şüphe duymamakta, Henri Lammens, M. Menâzir Ahsen, Muhammed ed-Desûkī gibi araştırmacılar da bu görüşe katılmaktadır. E. Pröbster ile August Fischer gibi bazı araştırmacılar ise bunu isabetli bulmamaktadır.

Ebû Hanîfe’nin hiyelle ilgili bir eser yazıp yazmadığı tartışmalıdır. Diğer mezhep âlimlerine ait kitapların bazılarında onun hiyelle ilgili bir kitap kaleme aldığı ve bu kitapta bir müslümanı dinden çıkaracak ölçüde İslâm’ın esaslarına aykırı hilelerin yer aldığı iddia edilmekle birlikte (Hatîb, XIII, 426, 427) bunun mezhep taassubundan ve Ebû Hanîfe’nin ictihadlarının bağlamından koparılarak kullanılıp sonucun da kendisine mal edilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır (bk. HİYEL). Meselâ Ebû Hanîfe’nin kadının irtidadı halinde nikâhının düşeceğine dair ictihadı zamanla, “Kocasından ayrılmak isteyen kadın irtidad edebilir” şekline dönüşmüş, bir dönem Semerkant bölgesinde kocasından kurtulmak isteyen kadınlar böyle bir yola başvurmuştur (Yahyâ b. Ebû Bekir el-Hanefî, vr. 75b-76a); “Küfrü teklif küfrü gerektirir” görüşüne sahip olduğu halde Ebû Hanîfe bu yanlış uygulamanın sorumlusu olarak gösterilmiştir. Ona nisbet edilen kitabın İslâm’ın temel esaslarına aykırı hileler yanında böyle bir tavsiyeyi de ihtiva ettiği ve tepkiyi daha çok bu yüzden çektiği dikkate alınırsa Ebû Hanîfe’nin adının sonradan bu kitaba eklendiği tahmin edilebilir (geniş bilgi ve tartışmalar için bk. Köse, s. 29-37). Şu ana kadar Ebû Hanîfe’ye ait olduğu kabul edilebilecek bir hiyel kitabının ortaya çıkmamış ve talebeleri veya güvenilir râvilerce sahih bir isnadla böyle bir kitabın rivayet edildiğinin tesbit edilmemiş olması (M. Zâhid Kevserî, Teʾnîbü’l-Ḫaṭîb, s. 77), el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’in ona ait olabileceği iddialarının da isabetli olmadığını göstermektedir. Nitekim bu eserle birlikte diğer bazı önemli hiyel kitaplarını neşreden ve bu alandaki çalışmalarıyla tanınan Joseph Schacht da Ebû Hanîfe’ye ait bir hiyel kitabı bulunmadığını ifade etmektedir (Isl., V [1926], s. 221). Ayrıca el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’in birçok yerinde görüşlerin kendisine nisbeti münasebetiyle kullanılan ifadeler (meselâ bk. s. 12, 13, 18, 19, 23, 28, 31, 35, 48, 49, 65) eserin bir başkasına ait olduğunu göstermektedir.

Ebû Yûsuf’un hiyelle ilgili bir kitap yazdığı bazı kaynaklarda ifade edilmekte (Câhiz, III, 11-12; Hassâf, s. 88; İbn Hacer, XII, 326), el-Meḫâric’in de ona ait olduğu konusunda bazı iddialar bulunmaktadır. Bir kısım kütüphane kataloglarında da Ebû Yûsuf adına kayıtlı olan (Köse, s. 37) ve günümüze ulaşmış bulunan bu kitabın sonunda eser ona nisbet edilmektedir (el-Meḫâric, s. 86, vr. 190b). Ancak kitapta kendisinden nakledilen hile hükümleri bulunmakla birlikte tamamı ona ait değildir. Ayrıca Ebû Hanîfe ile ilgili ifadelerde olduğu gibi bazı görüşlerin Ebû Yûsuf’a nisbeti vesilesiyle kullanılan ifadeler (s. 12, 23, 35, 36, 45, 67, 68, 81) kitabın ona aidiyetini güçleştirmektedir. Bazı araştırmacılar da kaynaklarda Ebû Yûsuf’a nisbet edilen hiyel kitabının kayıp olduğunu söylemektedir (Ali Hasan Abdülkādir, s. 239; Schacht, Isl., V [1926], s. 217).

el-Meḫâric’in İmam Muhammed’e nisbeti konusunda da ilk dönemlerden itibaren tartışmalar mevcuttur. Kaynaklarda iki talebesinden çelişkili iki görüş nakledilmektedir. Kendisinin eserlerini rivayet eden Ebû Süleyman el-Cûzcânî onun böyle bir kitap yazmadığını (İbn Nüceym, IV, 219), bu iddianın Hanefî ulemâsını küçük düşürmek için yapılmış bir iftiradan ibaret olduğunu söylemekte (Serahsî, XXX, 209), sözü edilen kitabın kime ait olduğu kendisine sorulduğunda da “Kerh sahafları” (Ebü’l-Leys es-Semerkandî, en-Nevâzil, vr. 355a-b; ʿUyûnü’l-mesâʾil, s. 205), “Kerhli bir sahaf” (Saîd b. Ali es-Semerkandî, vr. 163b), “Bağdat sahafları” (Serahsî, XXX, 209), “Verrâk adında bir şahıs” (Kureşî, III, 576) dediği rivayet edilmektedir. İbn Semâa’nın bizzat İmam Muhammed’in, “Bu kitap bizim değildir, bizim kitaplarımız arasına karıştırılmıştır” dediği yönündeki rivayeti bu görüşü destekler niteliktedir (Zehebî, Menâḳıbü’l-İmâm Ebî Ḥanîfe, s. 54; Beyânü zaġli’l-ʿilm, s. 15; M. Zâhid Kevserî, Ḥüsnü’t-teḳāḍî, s. 85; Bülûġu’l-emânî, s. 83). Kâtib Çelebi de onun eserleri içinde böyle bir kitaptan bahsetmemektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 694-695).

İmam Muhammed’in diğer bir talebesi olan Ebû Hafs el-Kebîr hocasının böyle bir eser telif ettiğini söylemekte, Serahsî de bu görüşü tercih etmektedir (el-Mebsûṭ, XXX, 209). Ebû Bekir b. Muhammed b. Hamza es-Semerkandî’nin hocasından rivayetle böyle bir kitaptan söz etmesi (Saîd b. Ali es-Semerkandî, vr. 164a), İbnü’n-Nedîm’in İmam Muhammed’in eserleri içinde Kitâbü’l-Ḥiyel’i de sayması (el-Fihrist, s. 257), İbn Kayyim el-Cevziyye’nin câiz gördüğü hilelere örnek verirken bunlardan bazılarının İmam Muhammed’in Kitâbü’l-Ḥiyel’inde yer aldığını söylemesi (İʿlâmü’l-muvaḳḳıʿîn, III, 383) ve Safedî’nin bir olay münasebetiyle İmam Muhammed’e ait bir hiyel kitabından söz etmesi (el-Vâfî, II, 334) bu görüşü desteklemektedir. Bazı araştırmacılar Ebû Hafs rivayetinin Hâkim eş-Şehîd tarafından ihtisar edildiğini ve Serahsî’nin el-Mebsûṭ’undaki “Kitâbü’l-Ḥiyel”in bu ihtisarın şerhi olduğunu belirtmektedir (M. Ebû Zehre, s. 419; Ali Hasan Abdülkādir, s. 239; Schacht, Isl., V [1926], s. 217). Bazı araştırmacılar ise İmam Muhammed’in iki talebesinin farklı kitaplardan söz ettiğini, Cûzcânî’nin üzerinde durduğu kitabın İslâm hukukunun ruhuna aykırı hükümler taşıyan bir eser olduğunu, Ebû Hafs’ın bahsettiği kitabın ise fıkhî problemler için dinin özüne muhalif olmayan çıkış yolları gösteren bir eser olduğunu söylemektedir (M. Ebû Zehre, s. 419; M. Zâhid Kevserî, Ḥüsnü’t-teḳāḍî, s. 86).

Klasik fıkıh literatüründe İslâm’ın özüne aykırı hükümler içeren ve hafifmeşrep kimselerin elinde dolaşan bir hiyel kitabından bahsedilmekte ve bu eser açıkça küfre sebebiyet veren, hakkı iptale götüren, bâtılı hak gösteren, şer‘î vecîbeleri düşüren, dinin maksatlarına ters düşen hileler ihtiva etmesi sebebiyle şiddetle eleştirilmektedir (Köse, s. 32-34; Baktır, sy. 2 [1986], s. 79). Ancak bunu diğer mezhep imamları gibi Hanefî mezhebi imamlarından herhangi birine nisbet etmek mümkün değildir. Çünkü onların bu konudaki görüşleri kaynaklarda açık bir şekilde yer almaktadır. Böyle bir kitabı bazı âlimlerin Hanefî mezhebi imamlarına nisbet etme eğilimi göstermelerinin sebebi ise onların meşrû çözüm yolu bulma noktasındaki becerileriyle tanınmalarının yanı sıra kötü niyetli bazı insanların Hanefî ictihadlarını amaçlarına ulaşmak için gerçek bağlamından çıkararak kullanmaları ve bunun da mezhebe mal edilmesi olmalıdır.

Elde bulunan el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’in İmam Muhammed’e ait olduğu konusunda yaygın bir kanaat vardır. Eseri neşreden Joseph Schacht, kitabın nikâh bölümünde “Muhammed dedi” ibaresini kullanarak (s. 48, vr. 180b) İmam Muhammed’in kendisini müellif olarak takdim ettiği ve Serahsî’nin el-Mebsûṭ’undaki “Kitâbü’l-Ḥiyel” ile el-Meḫâric fi’l-ḥiyel arasında muhteva, üslûp ve tertip-tanzim bakımından benzerlik bulunduğu gerekçesiyle bu kitabın İmam Muhammed’e ait olduğunda ısrar eder (Schacht, Isl., V [1926], s. 217; Islamica, VI [1933], s. 260). E. Pröbster ise Schacht’ın bu konuyu ciddi şekilde tetkik etmediği, İmam Muhammed’in el-Aṣl adlı eseri veya el-Mebsûṭ ile karşılaştırarak ele alması gerekirken bunu ihmal ettiği kanaatindedir; zira ona göre el-Mebsûṭ’un “Hiyel” bölümü ile diğer konuları arasında bir paralellik bulunmakta ve bu da “Kitâbü’l-Ḥiyel”in diğer konuların bir hulâsası olabileceğini göstermektedir (Pröbster’in bu konuda ileri sürdüğü diğer iddia ve deliller ile Schacht’ın cevapları hakkında bk. Islamica, V [1932], s. 583-584; a.g.e., VI [1933], s. 260-261, 263). A. Fischer, Schacht’ın delillerinin geniş ölçüde dikkatten uzak bulunduğunu söyleyerek (a.g.e., VI [1933], s. 342) kitabın İmam Muhammed’e ait olduğu fikrine katılmaz ve bu konudaki tartışmada Pröbster’i haklı bulur. Henri Lammens ise kitabın eski bir eser olduğunu ve hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde İmam Muhammed’e ait bulunduğunu iddia eder (el-Meşriḳ, XXIX [1931], s. 643).

İmam Muhammed’in zâhirü’r-rivâye kitaplarından el-Aṣl fi’l-fürûʿda hacimli sayılabilecek bir hiyel bölümü mevcut olup (Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 90, IV, vr. 1b-19b) el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’in konuları ve özellikleriyle büyük benzerlik arzettiği dikkati çekmektedir. Ancak hem bu eserin hem el-Aṣl’daki hiyel bölümünün İmam Muhammed’e nisbetini güçleştiren ve büyük ölçüde Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’in bazı görüşlerinden hareketle sonradan derlendiği intibaı veren bazı ipuçları vardır. Serahsî, İmam Muhammed’in hiyelle ilgili kitabının Abdullah b. Büreyde’nin Hz. Peygamber’den rivayet ettiği hadisle başladığını (el-Mebsûṭ, XXX, 210) ve “Bâbü nikâhi’ş-şübhe” ile sona erdiğini (XXX, 244) bildirmektedir. Halbuki söz konusu hadis el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’de dördüncü sayfada on dokuzuncu meselede, nikâhla ilgili bahis ise kitabın ortalarında yer almaktadır (s. 48; vr. 180b). el-Aṣl’daki hiyel bölümünün başlangıcı Serahsî’nin tesbitine uyarsa da bitişi çok farklıdır (vr. 8b). Yine el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’de yer alan bazı ayrıntılar el-Aṣl’daki hiyel bölümünde yoktur. Ayrıca İmam Muhammed şüf‘a hakkını hileye başvurarak düşürmeyi ya da şefîin şüf‘a hakkına rağbetini azaltacak davranışlarda bulunmayı tahrîmen mekruh sayar (Serahsî, XXX, 240), bu ise ona göre haramı ifade eder. Halbuki hem el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’de (s. 80-84; vr. 189a-190a) hem el-Aṣl’daki hiyel bölümünde (vr. 16b-17b) şüf‘ayı düşürmeyle ilgili hilelere yer verilmektedir. Bunun dışında el-Meḫâric fi’l-ḥiyel ve el-Aṣl’daki hiyel bölümünün tertibi, düzeni ve bazı ifadeleri de her iki eserin sonradan derlendiği izlenimi vermektedir. Konuların ele alınışında geleneksel disiplinden uzak bir dağınıklık göze çarpmakta ve sistematik bütünlük görünmemektedir. Yine, “Ebû Hanîfe ve ashabının görüşlerine gelince” (el-Meḫâric, s. 36; vr. 177a; el-Aṣl, IV, vr. 7a); “Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed bu hadisle amel ediyordu” (el-Aṣl, IV, vr. 8b); “Ya‘kūb (Ebû Yûsuf) ve Muhammed üç günden daha fazlasını câiz görüyorlardı” (el-Meḫâric, s. 39); “Bu bize göre câizdir. Ebû Yûsuf’a göre de câizdir. İmam Muhammed câiz olmadığını söylemektedir” (el-Meḫâric, s. 34; vr. 176b) gibi ifadeler bu eserlerin başkası tarafından derlendiğine büyük ölçüde delâlet etmektedir. Hatta “Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’un kavline kıyasla şöyle şöyle yapabilir” (el-Aṣl, IV, vr. 7b; el-Meḫâric’de sadece Ebû Yûsuf’un adı geçmektedir, s. 55) şeklindeki ifade bazı görüşlerin daha sonra tahrîc yoluyla ortaya konulduğunu, “fukahadan bazısı” gibi (meselâ bk. el-Meḫâric, s. 32; el-Aṣl, IV, vr. 6b, 7a) mezhep imamlarının kullanması âdetten olmayan ve daha çok ileriki zamanlara ait ifadelerde her iki eserin mezhep imamları devrinden sonraya ait olduğu düşüncesini destekler mahiyettedir. Eserlerin rivayet düzeninde de bir tutarlılık görünmemektedir. Birbirinden farklı bir dizi isnad ihtiva etmekte, çok defa bu zincir bırakılmakta ve doğrudan hileler verilmektedir. el-Meḫâric fi’l-ḥiyel’de Ebû Yûsuf’tan nakledilen hileler el-Aṣl’daki hiyel bölümünde doğrudan doğruya kaydedilmektedir. Bütün bunlar, el-Meḫâric fi’l-ḥiyel ile el-Aṣl’daki hiyel bölümünün sonradan derlendiği fikrini güçlendirmektedir.

Kitap nikâh akdinin yanı sıra yemin, nezir, talâk gibi tek taraflı iradeyle bağlayıcı kabul edilen tasarruflardaki hilelerle başlar ve bunlar diğer konuların arasında yeniden ele alınır. Eserin büyük bölümünü bu alanlardaki hileler oluşturur. Kitabın özellikle bu mevzularla başlaması ve bu tür hilelere ağırlık vermesinin sebebi, Emevî halifelerinin kendilerine biat etmek istemeyen halktan yeminle biat alma yoluna başvurmaları (Süyûtî, s. 201) ve halkın tehdit altında verdiği bağlılık sözünden dönmesini engellemek için bu biatı Hanefîler’ce ikrah halinde geçerli kabul edilen talâk, köle âzadı, bütün mallarının Allah yolunda sadaka olmasını nezretme gibi ciddi sonuçlar doğuracak hukukî tasarruflarla pekiştirme yoluna gitmesi (, XXXIII, 36-37; İbn Kayyim el-Cevziyye, III, 74) olmalıdır. Bundan dolayı eser, ikrah halindeki bu tür tasarrufların “inşallah” şeklindeki istisna ifadesiyle geçersiz hale getirilebileceğini ifade eden hilelerle başlar ve bu tür hileler kitapta geniş yer tutar. Yine bazı âlimlerin idarecilerin zulmünden korunmak için başvurdukları hileler de eserde yer alır (meselâ bk. s. 6-7). Bunun dışında eser icâre, hibe, vekâlet, sulh, kefâlet, alış verişler, vasiyet, şirket, havâle, şüf‘a ve cinayet konularındaki hilelere de yer verir.

el-Meḫâric, Joseph Schacht tarafından sonuna Serahsî’nin el-Mebsûṭ’undaki “Kitâbü’l-Ḥiyel” bölümü eklenerek 1930 yılında Leipzig’de basılmış, aynı baskı ofset yoluyla Bağdat’ta (Mektebetü’l-müsennâ) ve İstanbul’da (Ahmet İhsan Matbaası) tekrarlanmıştır. Pröbster bu neşirde birçok okunuş hatası tesbit etmiş (Islamica, V [1932], s. 584-585), Schacht ise ikisi dışında bunların okunuş hatası değil baskı hatası olduğunu belirtmiştir (a.g.e., VI [1933], s. 262).

BİBLİYOGRAFYA
el-Meḫâric fi’l-ḥiyel (nşr. J. Schacht), Leipzig 1930, s.7, 8,12, 13, 18, 19, 23, 26, 28, 31, 32, 35, 36, 39, 45, 48, 49, 65, 66, 67, 68, 77, 81, 84, 86; a.e., Süleymaniye Ktp., Molla Çelebi, nr. 57; Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî, el-Aṣl fi’l-fürûʿ, Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 90, IV, vr. 1b-19b; Câhiz, Kitâbü’l-Ḥayevân, III, 11-12; Hassâf, Kitâbü’l-Ḥiyel, Kahire 1314, s. 88; Ebü’l-Leys es-Semerkandî, en-Nevâzil, Süleymaniye Ktp., Damad İbrâhim Paşa, nr. 224, vr. 355a-b; a.mlf., ʿUyûnü’l-mesâʾil (nşr. Seyyid M. Mühennâ), Beyrut 1419/1998, s. 205; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 257; Yahyâ b. Ebû Bekir el-Hanefî, Es̱îrü’l-melâḥide, Bekir Topaloğlu özel kitaplığı, vr. 75b-76a; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XIII, 324, 355, 369-370, 426, 427, 428; Serahsî, el-Mebsûṭ, XXX, 209, 210, 240, 243, 244, 304; Saîd b. Ali es-Semerkandî, Cennetü’l-aḥkâm ve cünnetü’l-ḫiṣâm, Süleymaniye Ktp., Yenicami, nr. 1186/3, vr. 163b, 164a, 171a; İbn Teymiyye, Mecmûʿu fetâvâ, XXXIII, 36-37; a.mlf., İḳāmetü’d-delîl ʿalâ ibṭâli’t-taḥlîl (el-Fetâva’l-kübrâ III. cilt içinde), Kahire 1385/1965, s. 168-170; Zehebî, Menâḳıbü’l-İmâm Ebî Ḥanîfe (nşr. M. Zâhid Kevserî – Ebü’l-Vefâ el-Efgānî), Haydarâbâd 1366, s. 54; a.mlf., Beyânü zaġli’l-ʿilm (nşr. M. Zâhid Kevserî), Dımaşk 1347, s. 15; İbn Kayyim el-Cevziyye, İʿlâmü’l-muvaḳḳıʿîn, Beyrut, ts. (Dârü’l-cîl), III, 74, 176-178, 383; Safedî, el-Vâfî, II, 334; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, III, 576; İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî (Hatîb), XII, 326; Süyûtî, Târîḫu’l-ḫulefâʾ (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1384/1964, s. 201; İbn Nüceym, el-Eşbâh ve’n-neẓâʾir (Hamevî, Ġamzü ʿuyûni’l-beṣâʾir içinde), Beyrut 1405/1985, IV, 219; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 694-695; Zafer Ahmed et-Tehânevî, Ḳavâʿid fî ʿulûmi’l-ḥadîs̱ (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde), Beyrut 1392/1972, s. 446-447; Brockelmann, GAL Suppl., I, 288, 291; M. Ebû Zehre, Ebû Ḥanîfe, Kahire 1366/1947, s. 417-418, 419; Ali Hasan Abdülkādir, Naẓra ʿâmme fî târîḫi’l-fıḳhi’l-İslâmî, Kahire 1965, s. 239; Sezgin, GAS, I, 421, 431; M. Zâhid Kevserî, Ḥüsnü’t-teḳāḍî fî sîreti’l-İmâm Ebî Yûsuf el-Ḳāḍî, Kahire 1388/1968, s. 85, 86; a.mlf., Bulûġu’l-emânî, Kahire 1388/1969, s. 83; a.mlf., Teʾnîbü’l-Ḫaṭîb, Beyrut 1401/1981, s. 77; J. Schacht, An Introduction to Islamic Law, Oxford 1971, s. 81; a.mlf., “Die arabische hijal literatur”, Isl., V (1926), s. 217, 221; a.mlf., “Sprechsaal, zu Islamica”, Islamica, VI, Leipzig 1933, s. 260-263; a.mlf., “Fî Târîḫi’l-fıḳhi’l-İslâmî-II”, el-Meşriḳ, XXXIII/3, Beyrut 1935, s. 363, 365; a.mlf., “Fî Târîḫi’l-fıḳhi’l-İslâmî-III”, a.e., XXXIII/4 (1935), s. 551-552; a.mlf., “al-Ḥiyal”, EI2 (İng.), III, 512; M. Manazir Ahsan, Social Life under the Abbasids, London 1979, s. 21; Muhammed ed-Desûkī, el-İmâm Muḥammed b. el-Ḥasan eş-Şeybânî, Devha 1407/1987, s. 181, 183; Saffet Köse, İslam Hukukunda Kanuna Karşı Hile, İstanbul 1996, s. 28-48; H. Lammens, “el-Ḥiyel ve’l-meḫâric”, el-Meşriḳ, XXIX (1931), s. 642-643; E. Pröbster, “Bücherbesprechungen-Notices of Book”, Islamica, V (1932), s. 581-585; a.mlf., “Sprechsaal, zu Islamica”, a.e., VI (1933), s. 260-265; A. Fischer, “Sprechsaal”, a.e., VI (1933), s. 341-342; Mustafa Baktır, “İslâm Hukukunda Hile-i Şerîyye”, İslâmî Araştırmalar, sy. 2, Ankara 1986, s. 79-82.

Saffet Köse
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 28. cildinde, 361-363 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER