eş-ŞÜRÛTÜ’l-ÖMERİYYE

الشروط العمريّة
Müellif:
eş-ŞÜRÛTÜ’l-ÖMERİYYE
Müellif: MUSTAFA FAYDA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/es-surutul-omeriyye
MUSTAFA FAYDA, "eş-ŞÜRÛTÜ’l-ÖMERİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/es-surutul-omeriyye (22.10.2019).
Kopyalama metni
Hz. Ömer’in hilâfeti esnasında Irak ve İran’ın, Suriye, Ürdün, Filistin ve Mısır’ın fethi tamamlanmış, müslümanlar büyük bir gayri müslim nüfusla meşgul olmak durumunda kalmıştı. Barış veya savaş yoluyla bu fetihleri gerçekleştiren kumandanlar, ele geçirilen şehir yahut bölgelerde yaşayan gayri müslimlerin başta cizye vergisi olmak üzere hak ve mükellefiyetlerini tayin ve tesbit edip onlarla anlaşmalar yapmışlar, bunları Hz. Ömer’in onayına sunduktan sonra yürürlüğe koymuşlardır. Kudüs’ün teslim anlaşması, Kudüslüler’in teklifi dolayısıyla oraya giden ve şartları bizzat belirleyen Hz. Ömer tarafından imzalanmıştır. Ebû Yûsuf’un Kitâbü’l-Ḫarâc’ı, Belâzürî’nin Fütûḥu’l-büldân’ı ve Taberî’nin Târîḫ’i gibi kaynaklarda yer alan bu şartlara, bir kısmı benzer veya aynı olan esaslar yanında çoğu zimmîlerin aleyhine bazı şartlar içeren ve Hz. Ömer’e nisbet edilen bir metin bazı muahhar kaynaklarda ve bilhassa bazı fıkıh kitaplarında “eş-şürûtü’l-Ömeriyye” veya kısaca “eş-şürût” yahut “ahidnâme-i Ömer” adıyla yer almaktadır.

Ebû Abdullah İbn Mende’nin Ġarâʾibü Şuʿbe adlı eserinde geçtiği söylenen (Müttakī el-Hindî, IV, 503-504) ve iki sayfa kadar olan bu metin Beyhakī (es-Sünenü’l-kübrâ, IX, 202), İbn Ebû Rendeka et-Turtûşî (Sirâcü’l-mülûk, s. 110-111) ve İbn Asâkir’in (Târîḫu Dımaşḳ, II, 174-179) eserlerinde kaydedilmiş, daha sonraki müellifler tarafından da nakledilmiştir. Hz. Ömer’e izâfe edilen metnin bir kısmında şehirlerde yeniden kilise ve manastır inşa edilmeyeceği, casusların saklanılmayacağı, âyinlerin açıkta yapılmayacağı, kıyafetlerin müslümanlarınkine benzetilmeyeceği, silâh imal edilmeyeceği ve üstte taşınmayacağı, çarşı pazarlarda açıktan haçlarla dolaşılmayacağı gibi eski kaynaklarda mevcut şartların bulunduğu görülmektedir. Buna karşılık eski kaynaklarda yer almayan, bir kısmı Emevîler ve çoğu Abbâsîler zamanında konulan mâbedlerinden harap olanları, özellikle de müslüman mahallelerinde bulunanları tamir etmeyecekleri, müslümanların kiliselerine girmelerine engel olmayacakları, seyahat eden her müslümanı evlerinde üç gün barındıracakları, çocuklarına Kur’an okutmayacakları, kimseyi dinlerine davet etmeyecekleri, müslümanları daima hürmetle karşılayacakları, müslümanların konuştuğu dille konuşmayacakları, onların künyelerini almayacakları, eyerli hayvanlara binmeyecekleri, mühürlerini Arapça kazdırmayacakları, alkollü içki satmayacakları, bellerine zünnar takacakları ve aynı kıyafeti her yerde koruyacakları, müslümanların evlerinin içine bakmayacakları gibi Hz. Ömer’e ve onun devrine nisbet edilmesi doğru olmayan şartların yer alması dikkat çekmekte ve bu metnin sonradan ilâve edilen benzeri diğer maddelerinin de Hz. Ömer’e izâfe edildiği anlaşılmaktadır.

eş-Şürûtü’l-Ömeriyye metninin Hz. Ömer dönemine ait olmadığı hususuyla ilgili görüşlerin ileri sürülmesi, yalnızca yukarıda bir kısmı yazılan ve o dönem antlaşmalarında bulunmayan esasların burada mevcut olmasından ibaret değildir. Şöyle ki: Abdurrahman b. Ganm’dan (ö. 78/697) rivayet edilen ve Suriye yahut el-Cezîre bölgesi hıristiyanları tarafından Hz. Ömer’e yazılmış bir mektuptan ibaret olan bu metnin “falan şehir hıristiyanlarından Ömer’e...” şeklinde bir şehir adı zikredilmeden yazılmış olduğu görülmektedir. Ayrıca hemen hiçbir antlaşmada rastlanmayan bir üslûpla kaleme alınan şartlar, Hz. Ömer ya da onun vali veya kumandanlarından biri tarafından değil bir bölgenin hıristiyanları yahut bütün hıristiyanlar adına ve onların ağzından yazılmıştır. Belgede bir şehir isminin zikredilmemesi ve metindeki şartların hıristiyanlar tarafından kendileri için belirlenmesi belgenin daha başından itibaren Hz. Ömer’e nisbetinde şüphe uyandırmıştır. Tesbit edilebildiği kadarıyla bu belgeye ilk defa eş-şürûtü’l-Ömeriyye adını veren İbn Kayyim el-Cevziyye’nin çok meşhur olan bu mektubun isnada ihtiyacı olmadığını, çünkü imamların bunu kabul edip kitaplarında zikrettiklerini ve delil olarak gösterdiklerini, halifelerin de bununla amel ettiklerini ... belirtmesi (Aḥkâmü ehli’ẕ-ẕimme, II, 663-664) yaygınlığın ve şöhretin metnin sıhhatine delil olamayacağı, sadece şöhretine bakılarak isnaddan müstağni kabul edilemeyeceği, metinde Hz. Ömer zamanında konulan bazı şartların bulunmasının metnin tamamının sahih kabul edildiğini göstermeyeceği gibi gerekçelerle eleştirilmiş, önemli farklılıklar taşıyan bu senedsiz metnin Hz. Ömer’e nisbetinin doğru olamayacağı ileri sürülmüştür (a.g.e., II, 663). İbn Kayyim adı geçen eserinin dörtte birini bu metne ve bu metin üzerine yazdığı şerhe ayırmış, ayrıca bu şerhin ayrı bir kitap olarak kabul edilmesini istemiş (a.g.e., II, 778, ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 14, 25), eserin nâşiri Subhî es-Sâlih de müellifin bu isteğini göz önüne alarak şerhi hem Aḥkâmü ehli’ẕ-ẕimme içinde (II, 657-893) hem de ayrı kitap halinde Şerḥu’ş-Şürûṭi’l-ʿÖmeriyye adıyla yayımlamıştır (Dımaşk 1381/1961). eş-Şürûṭ metnini inceleyen Subhî es-Sâlih, bunun muhtevasının İslâm hukukunun gayri müslimlerle ilgili hemen bütün hükümlerini ve İbn Kayyim’in yaşadığı dönemde zimmîlere karşı sertleşen hukukî anlayışın esaslarını ihtiva ettiğini belirtir (a.g.e., neşredenin girişi, I, 14 vd.). Corcî Zeydân ise bu metne ahidnâme-i Ömer adını verip Hz. Ömer’e nisbet edilmesinin uygun olmadığı gibi bir anlayışın Halife Ömer’in âdil şahsiyeti göz önüne alındığında düşünülebileceğini söylemekle birlikte sonunda metnin Hz. Ömer’e aidiyetini kabul ederek inceleme cihetini tercih etmiştir (Medeniyyet-i İslâmiyye Târihi, IV, 177-190). Hangi şehir halkınca düzenlendiğinin belirtilmemesi, mağlûp tarafça tertip edilmesi, Hz. Ömer zamanında yapılan diğer antlaşmalarda bulunmayan şartlar ihtiva etmesi gibi sebeplerle çağdaş müslüman ve Batılı araştırmacıların hemen hemen tamamı bu metni gayri mevsuk bulmuş ve daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan kısıtlamaların Hz. Ömer’e nisbet edilmesi gayretinden doğduğunu ileri sürmüştür (Fattal, s. 66-69; Tritton, s. 8-10; Tevfîk Sultân el-Yûzbekî, s. 130-136; Fayda, s. 180; Öztürk, s. 239-240). Tarih boyunca bir kısım gayri müslim zümrelerin Hz. Peygamber’e “ahd” veya “ahidnâme-i nebevî” adıyla bazı muahede metinleri nisbet ettikleri bilinmektedir; bunlardan biri “el-ʿAhd ve’ş-şürûṭ elletî şereṭahâ Muḥammed resûlullāh li-ehli’l-milleti’n-naṣrâniyye” ismiyle Antonius Vitray tarafından Arapça metni ve Latince çevirisiyle birlikte basılmıştır (Paris 1630; uydurma başka metinler için bk. C. Zeydân, IV, 174-177; Muhammed Hamîdullah, s. 180-190, 195-197 [nr. 96-97, 102], ayrıca bk. s. 549 vd.).

BİBLİYOGRAFYA
Ahmed b. Hüseyin el-Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, Haydarâbâd 1356, IX, 202; İbn Ebû Rendeka et-Turtûşî, Sirâcü’l-mülûk, Kahire 1306, s. 110-111; İbn Asâkir, Târîḫu Dımaşḳ (Amrî), II, 174-179; Celâleddin eş-Şeyzerî, Nihâyetü’r-rütbe fî ṭalebi’l-ḥisbe (nşr. Seyyid el-Bâz el-Arînî), Kahire 1365/1946, s. 106-107; Bedreddin İbn Cemâa, Taḥrîrü’l-aḥkâm fî tedbîri ehli’l-İslâm (nşr. H. Kofler, Islamica, VII içinde), Leipzig 1935, s. 27-34; İbn Kayyim el-Cevziyye, Aḥkâmü ehli’ẕ-ẕimme (nşr. Subhî es-Sâlih), Dımaşk 1381/1961, II, 657 vd., ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 14-46; a.mlf., Şerḥu’ş-Şürûṭi’l-ʿÖmeriyye (nşr. Subhî es-Sâlih), Dımaşk 1381/1961, neşredenin girişi, s. c-k; Müttakī el-Hindî, Kenzü’l-ʿummâl, IV, 503-504; C. Zeydân, Medeniyyet-i İslâmiyye Târihi (trc. Zekî Mugāmiz), İstanbul 1329, IV, 174-190; A. Fattal, Le statut légal des non-musulmans en pays d’Islam, Beyrouth 1958, s. 60-69; A. S. Tritton, Ehlü’ẕ-ẕimme fi’l-İslâm (trc. Hasan Habeşî), Kahire 1967, s. 1-10; Tevfîk Sultân el-Yûzbekî, Târîḫu ehli’ẕ-ẕimme fi’l-ʿIrâḳ, Riyad 1403/1983, s. 127-137; a.mlf., “Dirâsât fi’l-Ves̱âʾiḳı’l-İslâmiyye”, Âdâbü’r-râfideyn, V, Musul 1974, s. 191-203; Nâdiye Hüsnî Sakr, Maṭlaʿu’l-ʿaṣri’l-ʿAbbâsiyyi’s̱-s̱ânî, Cidde 1983, s. 168-173; Mustafa Fayda, Hz. Ömer Zamanında Gayr-ı Müslimler, İstanbul 1989, s. 177-181; Levent Öztürk, İslâm Toplumunda Birarada Yaşama Tecrübesi, İstanbul 1995, s. 239-240; Sellâm Şâfiî Mahmûd Sellâm, Ehlü’ẕ-ẕimme fî Mıṣr fi’l-ʿaṣri’l-Fâṭımiyyi’l-evvel, Kahire 1995, s. 175-184; Muhammed Hamîdullah, el-Ves̱âʾiḳu’s-siyâsiyye, Beyrut 1422/2001, s. 180-190, 195-197, 549 vd.; B. C. Nedkoff, “Osmanlı İmparatorluğunda Cizye” (trc. Şinasi Altundağ), TTK Belleten, VIII/3 (1944), 601-606; Ahmet Özel, “Gayri Müslim”, DİA, XIII, 426.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 273-274 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.