ŞÜRÜNBÜLÂLÎ

الشرنبلالي
Müellif:
ŞÜRÜNBÜLÂLÎ
Müellif: ŞEVKET TOPAL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/surunbulali
ŞEVKET TOPAL, "ŞÜRÜNBÜLÂLÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/surunbulali (20.11.2019).
Kopyalama metni
994 (1586) yılında Mısır’ın Menûfiye bölgesinde Menûfülulyâ’nın (bugünkü Menûf) karşısında bulunan Şübrâbilûle beldesinde doğdu. Bu yer halk arasında Şürünbilâle/Şürünbülâle şeklinde telaffuz edildiğinden nisbesi Şürünbülâlî diye okunagelmiştir (Muhibbî, II, 39; Tahtâvî, s. 8; Muhammed Remzî, III, 100, 219). Şürünbülâlî, henüz küçük yaşta iken babası tarafından götürüldüğü Kahire’de ilk eğitimini aldı. Muhammed b. Hüseyin el-Hamevî, Abdullah en-Nahrîrî, Muhammed b. Mansûr el-Muhibbî, Ahmed b. Muhammed b. Ahmed eş-Şelebî, Nûreddin İbn Gānim el-Makdisî ve Abdurrahman el-Mesîrî gibi âlimlerden ders aldı. Şâzeliyye tarikatının Vefâiyye kolunun şeyhi Ebü’l-İs‘âd Yûsuf b. Ebü’l-Atâ b. Vefâ’ya intisap etti. Tahsil hayatından sonra Ezher’e müderris tayin edildi. Gerek verdiği dersler ve eserleriyle gerekse örnek şahsiyetiyle devrinin en gözde âlimlerinden biri oldu; devlet adamları ve halk nezdinde büyük itibar kazandı. Müteahhirîn Hanefî fakihleri içinde seçkin bir yere sahip olan Şürünbülâlî’nin yetiştirdiği öğrenciler arasında kendi adını taşıyan oğlu Hasan eş-Şürünbülâlî, Ahmed b. Muhammed el-Acemî, Ahmed b. Muhammed el-Hamevî, İsmâil b. Abdülganî en-Nablusî, Şâhîn b. Mansûr el-Ermenâvî, Muhammed b. Sâlih et-Timurtâşî, Hasan b. Ali el-Cebertî, Abdülhay b. Abdülhak eş-Şürünbülâlî, Sâlih b. Ali es-Safedî, Ali b. Ali es-Sivâsî ed-Darîr ve Abdürrahîm b. Ebü’l-Lutf el-Hüseynî el-Makdisî gibi âlimler bulunmaktadır. Şürünbülâlî 21 Ramazan 1069 (12 Haziran 1659) tarihinde Kahire’de vefat etti. Kabri Karâfetülkübrâ’da Türbetü’l-Mücâvirîn’dedir. Düzgün konuşması, güzel ahlâkı, mütevazi ve sûfîmeşrep kişiliğiyle tanınan Şürünbülâlî mezhep taassubundan uzak ve diğer mezheplerin görüşlerine saygılı bir âlimdi. Gerektiğinde Hanefî mezhebine ait görüşleri eleştirir, çelişkili veya yanlış nakillere dikkat çeker, kendi görüş ve değerlendirmesini ortaya koyardı (örnek için bk. Keleş, s. 26-34, 41, 43-44). Son dönem ulemâsından İbn Âbidîn Reddü’l-muḥtâr’da, Ali Haydar Efendi Dürerü’l-ḥükkâm’da Şürünbülâlî’den çokça nakilde bulunmuşlardır. Çeşitli kütüphanelerde mevcut eserlerine ait yazma nüshaların binleri bulması eserlerine olan rağbeti göstermektedir.

Eserleri. Fıkıh yanında usûl-i fıkıh, tefsir, hadis, kelâm, akaid, tasavvuf, Arap dili ve edebiyatı alanlarında da yetkin bir âlim olduğu anlaşılan Şürünbülâlî’nin dilinin sadeliği, verdiği bilgilerin güvenilirliği ve mantıkî örgüsünün sağlamlığı bakımından dikkat çeken çok sayıda kitap ve risâlesi ilim çevrelerinde yaygın kabul görmüştür. 1. Nûrü’l-îżâḥ ve necâtü’l-ervâḥ. Tahâretle namaz ve oruç ibadetlerine dair olup müellifin önsözde kaydettiği üzere eserde mezhepte ehl-i tercih sayılan âlimlerin sahihliğini kesin bir şekilde belirttiği görüşler esas alınmıştır. Fıkha yeni başlayanların kolayca anlayabilecekleri bir üslûpla kaleme alınan bu özlü eserde hükümlerin dayandığı delillere ve diğer mezheplerin görüşlerine yer verilmemiştir (Halep 1293; Kahire 1325, 1330, 1348, 1948; İstanbul 1329; Dımaşk 1963, 1985; nşr. Muhammed Ali Edlebî, Beyrut 1405/1985). Müellifin belirttiğine göre Nûrü’l-îżâḥ 14 Cemâziyelevvel 1032 (16 Mart 1623), İmdâdü’l-fettâḥ 1045 Receb sonunda (Ocak 1636, temize çekilmesi 12 Rebîülevvel 1046/14 Ağustos 1636) ve Merâḳı’l-felâḥ 1054 Receb ayı başlarında (Eylül 1644) tamamlanmıştır (İmdâdü’l-fettâḥ, s. 680; Merâḳı’l-felâḥ, s. 388). Eserde zekât ve hac yer almadığından Şürünbülâlî bu konulara dair muhtasar bilgileri Merâḳı’l-felâḥ’ın sonuna eklemiş, bazı çağdaş müellifler de Nûrü’l-îżâḥ’a yazdıkları şerhlere bu kısımları kapsayan ilâveler (tekmile) yapmışlardır (meselâ bk. Ebû Zeyd Şelebî, el-Miftâḥ şerḥu Nûri’l-îżâḥ ile birlikte Minḥatü’l-fettâḥ tekmiletü Nûri’l-îżâḥ, Kahire 1376/1956, 1378/1958; Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Sebîlü’l-felâḥ fî şerḥi Nûri’l-îżâḥ ile birlikte Hibetü’l-fettâḥ bi-tekmileti Nûri’l-îżâḥ, Dımaşk, ts.; Beyrut 1990). Ayrıca Ebü’s-Suûd Muhammed b. Ali el-Hüseynî Ḍavʾü’l-miṣbâḥ fî şerḥi Nûri’l-îżâḥ (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 499; Kütahya Vahîd Paşa İl Halk Ktp., nr. 124), Osman b. Ya‘kūb el-Kemâhî Süllemü’l-felâḥ şerḥu Nûri’l-îżâḥ (Süleymaniye Ktp., Kılıç Ali Paşa, nr. 423 [müellif hattı]; Tavşanlı Zeytinoğlu İlçe Halk Ktp., nr. 759), Hâmid el-İmâdî Miṣbâḥu’l-felâḥ şerḥu Nûri’l-îżâḥ (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Fıkh-ı Hanefî, nr. 6160) ve İbn Âbidînzâde Miʿrâcü’l-felâḥ şerḥu Nûri’l-îżâḥ (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Fıkh-ı Hanefî, nr. 6667 [müellif hattı]) adıyla birer şerh yazmış, Muhammed Adnân Dervîş Hidâyetü’l-fettâḥ fî ẕikri edilleti Nûri’l-îżâḥ ismiyle bir çalışma yapmıştır (Dımaşk 1994; Nûrü’l-îżâḥ ve Merâḳıl-felâḥ üzerine yapılan nazım çalışmaları için bk. Abdullah Muhammed el-Habeşî, III, 2055-2057). 2. İmdâdü’l-fettâḥ şerḥu Nûri’l-îżâḥ. Nûrü’l-îżâḥ’taki kapalı ifadelerin açıklandığı, görüşlerin delilleri ve hükümlerin illetleri üzerinde durulduğu bir şerh olup Beşşâr Bekrî Arâbî tarafından neşredilmiştir (bk. bibl.). Burada da genellikle diğer mezheplerin görüşlerine yer verilmemiştir. 3. Merâḳı’l-felâḥ bi-İmdâdi’l-fettâḥ. İmdâdü’l-fettâḥ’ın kısaltılmış şeklidir. Eser ayrı olarak (Kahire 1276, 1301, 1303, 1305, 1315, 1320, 1329, 1348, 1370; İstanbul 1330, 1331; nşr. Mahmûd Abdülvehhâb Fâyid, Halep 1973; nşr. Abdülcelîl Atâ, Dımaşk 1411/1990; nşr. Salâh Muhammed Uveyza, Beyrut 1995) ve Ahmed b. Muhammed et-Tahtâvî’nin hâşiyesiyle birlikte (Bulak 1269, 1279, 1290, 1303, 1318; İstanbul 1327; Kahire 1320, 1356, 1372, 1389) basılmıştır. Süleyman Fâhir, Tahtâvî hâşiyesinden faydalanarak Merâḳı’l-felâḥ’ı Türkçe’ye tercüme etmiştir (Nurul İzah Şerhi Merak-il Felâh, İstanbul 1968). 4. Ġunyetü ẕevi’l-aḥkâm fî buġyeti Düreri’l-ḥükkâm. Molla Hüsrev’in Osmanlı medreselerinde uzun yıllar okutulan Dürerü’l-ḥükkâm fî şerḥi Ġureri’l-aḥkâm adlı eserine yazılmış bir hâşiyedir (Kahire 1294, 1304; İstanbul 1297, 1299, 1300, 1301, 1308, 1310, 1317, 1318, 1319, 1329). 5. Teysîrü’l-maḳāṣıd bi-şerḥi Naẓmi’l-ferâʾid. İbn Vehbân’ın fıkha dair Ḳaydü’ş-şerâʾid ve naẓmü’l-ferâʾid adlı eserinin şerhidir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 570, 575; Lâleli, nr. 1035; Yenicami, nr. 476, 477). Müellif bu kitabı Seriyyüddin İbnü’ş-Şihne’nin aynı esere yazdığı şerhi ihtisar etmek, yeniden düzenlemek ve ilâvelerde bulunmak suretiyle kaleme almıştır. 6. İsʿâdü Âli ʿOs̱mâni’l-mükerrem bi-binâʾi Beytillâhi’l-muḥarrem (nşr. Süleyman b. Sâlih Âlü Kemâl, Mekke 1424/2003). 7. Müfîdetü’l-ḥüsnâ li-defʿi ẓanni’l-ḫuluvvi bi’s-süknâ (nşr. Meşhûr Hasan Selmân, Risâletân fi’l-ḫuluvvât içinde, Küveyt 1409/1989, s. 57-93). 8. Eḥâdîs̱ü erbaʿîn. Devlet yönetimi ve adaletli devlet başkanlarıyla alâkalı kırk hadis içermektedir (İÜ Ktp., nr. 2139). 9. Merâḳı’s-saʿâdât fî ʿilmeyi’t-tevḥîd ve’l-ʿibâdât (nşr. Muhammed Riyâz el-Mâlih, Beyrut 1973). 10. el-İstifâde min aḥkâmi’ş-şehâde (Muhammed b. Merzûk el-Muaytık tarafından İmam Muhammed b. Suûd Üniversitesi’nde yüksek lisans tezi olarak neşre hazırlanmıştır; 1391). 11. el-ʿİḳdü’l-ferîd li-beyâni’r-râciḥ min cevâzi’t-taḳlîd (nşr. Ahmed Muhammed Ferrûh Senevber, Beyrut 2007). 12. et-Taḥḳīḳātü’l-ḳudsiyye ve’n-nefeḥâtü’r-raḥmâniyye fî meẕhebi’s-sâdeti’l-Ḥanefiyye (Mecmûʿatü’r-resâʾil, Resâʾilü’ş-Şürünbülâlî). Çeşitli fıkhî konulara dair altmış risâleden oluşan mecmuadaki eserlerin muhtevası akademik bir çalışma çerçevesinde tanıtılmıştır (Keleş, s. 64-96). Çeşitli yazmaları günümüze ulaşan (TSMK, Medine, nr. 375 [müellif hattı]; İÜ Ktp., nr. 1529; Süleymaniye Ktp., Süleymaniye, nr. 1044, Beşir Ağa, nr. 214; Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 1550; Râgıb Paşa Ktp., nr. 60.503; Kayseri Râşid Efendi Ktp., nr. 1344) bu mecmuadaki risâlelerin bir kısmı şunlardır: en-Nefeḥâtü’l-ḳudsiyye fî ḳırâʾati’l-Ḳurʾân ve kitâbetihî bi’l-Fârisiyye, İkrâmü üli’l-elbâb bi-şerîfi’l-ḫiṭâb, el-Mesâʾilü’l-behiyyetü’z-zekiyye ʿale’l-İs̱nâ ʿaşeriyye, Tuḥfetü aʿyâni’l-ġınâʾ bi-ṣıḥḥati’l-cümʿati ve’l-ʿiydeyni fi’l-finâʾ, Teceddüdü’l-meserrât bi’l-ḳasmi beyne’z-zevcât, İnfâẕü’l-evâmiri’l-ilâhiyye bi-nuṣreti’l-ʿasâkiri’l-ʿOs̱mâniyye ve inḳāẕü sükkâni’l-Cezîreti’l-ʿArabiyye, Ḳahrü’l-milleti’l-küfriyye bi’l-edilleti’l-Muḥammediyye, Saʿâdetü’l-mâcid bi-ʿimâreti’l-mesâcid, Ḥisâmü’l-ḥükkâmi’l-muḥaḳḳıḳīn li-ṣaddi’l-buġāti’l-muʿteddîn ʿan evḳāfi’l-müslimîn, Teẕkiretü’l-bulaġāʾi’n-nüẓẓâr bi-vücûhi reddi ḥücceti’l-vülât ve’n-nüẓẓâr, Dürretü’s̱-s̱emîne fî ḥamli’s-sefîne, Saʿâdetü ehli’l-İslâm bi’l-müṣâfaḥâti ʿaḳıbe’ṣ-ṣalâti ve’s-selâm. Bunların ve diğer bazı risâlelerin kütüphanelerde müstakil nüshaları da mevcuttur (eserleri için ayrıca bk. İsʿâdü Âli ʿOs̱mâni’l-mükerrem, neşredenin girişi, s. 18-27; yazma nüshaları için bk. Muʿcemü’l-maḫṭûṭâti’l-mevcûde, I, 404-411).

BİBLİYOGRAFYA
Şürünbülâlî, İmdâdü’l-fettâḥ şerḥu Nûri’l-îżâḥ ve necâti’l-ervâḥ (nşr. Beşşâr Bekrî Arâbî), Dımaşk 1423/2002, s. 680, ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 7-14; a.mlf., Merâḳı’l-felâḥ (Tahtâvî, Ḥâşiye ʿalâ Merâḳı’l-felâḥ içinde), Kahire 1356, s. 8, 388; a.mlf., İsʿâdü Âli ʿOs̱mâni’l-mükerrem bi-binâʾi Beytillâhi’l-muḥarrem (nşr. Süleyman b. Sâlih Âlü Kemâl), Mekke 1424/2003, neşredenin girişi, s. 12-27; Muhibbî, Ḫulâṣatü’l-es̱er, I, 283, 408; II, 38-39, 221, 238; Tahtâvî, Ḥâşiye ʿalâ Merâḳı’l-felâḥ, Kahire 1356, s. 8; Cebertî, ʿAcâʾibü’l-âs̱âr, I, 116, 118, 120, 121, 135-136, 234, 446-448, 477; Leknevî, el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 58; Ser-kîs, Muʿcem, I, 1117-1118; Ziriklî, el-Aʿlâm, II, 225; Brockelmann, GAL, II, 406-407; Suppl., II, 430; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 126; Muhammed Remzî, el-Ḳāmûsü’l-coġrâfî li’l-bilâdi’l-Mıṣriyye, Kahire 1953, III, 100, 219; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, III, 265-266; Yunus Keleş, Bir Hukuk Âlimi Olarak Şürünbülâlî ve Eserlerinin Fıkhî Değeri (yüksek lisans tezi, 1995), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Abdullah Muhammed el-Habeşî, Câmiʿu’ş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, II, 1279, 1405; III, 2055-2057; Ahmet Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, Ankara 2006, s. 109, 141-142, 155, 158; Muʿcemü’l-maḫṭûṭâti’l-mevcûde fî mektebâti İstânbûl ve Ânâṭûlî (haz. Ali Rıza Karabulut), [baskı yeri ve tarihi yok], I, 404-411.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 274-276 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.