Kullanıcılarımızın Dikkatine: 16.01.2019 tarihli bilgilendirme

ESMÂ bint UMEYS

أسماء بنت عميس
ESMÂ bint UMEYS
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.01.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/esma-bint-umeys
M. YAŞAR KANDEMİR, "ESMÂ bint UMEYS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/esma-bint-umeys (22.01.2019).
Kopyalama metni
Babası Umeys b. Ma‘bed ve ünlü damatlara sahip olmakla tanınan annesi Hind (Havle) bint Avf da sahâbîdir. Esmâ’nın on veya dokuz kardeşinden Meymûne bint Hâris Hz. Peygamber’le, Ümmü’l-Fazl Lübâbe bint Hâris Hz. Abbas’la, Selmâ (Sülmâ) bint Umeys Hz. Hamza ile, kendisi de tanınmış sahâbîlerle evlenmiştir. Esmâ bint Umeys’in, Hz. Peygamber Dârülerkam’a girmeden önce müslüman olup ona biat ettiği kaydedilmektedir. İlk kocası Ca‘fer b. Ebû Tâlib’le Habeşistan’a hicret etti. Abdullah, Muhammed ve Avn adlı çocuklarını burada dünyaya getirdi. İbn Hişâm bu çocuklardan sadece Abdullah’ın adını zikreder (es-Sîre, I, 323; IV, 359). Hicretin 7. yılında (628) kocasıyla birlikte Habeşistan’dan Medine’ye geldi. Ca‘fer b. Ebû Tâlib Mûte Savaşı’nda şehid olunca (Cemâziyelevvel 8/Ağustos 629) Hz. Ebû Bekir’le evlendi (Şevval 8/Ocak 630). Bu evlilikten, Vedâ haccına giderken yolda dünyaya getirdiği Muhammed doğdu. Hz. Ebû Bekir vefat edince vasiyeti üzerine kendisini Esmâ yıkadı. Daha sonra ilk kocası Ca‘fer’in kardeşi Hz. Ali ile evlendi; ondan Yahyâ ve Avn (bazı rivayetlere göre Muhammed el-Asgar) adında iki çocuğu oldu.

Esmâ bint Umeys Habeşistan’dan döndüğü günlerde kendisini kızı Hafsa’nın evinde görüp tanıyan Hz. Ömer, Mekke’den Medine’ye hicret edenlerin sevap ve fazilet bakımından daha ileride olduğunu söyleyince Esmâ ona itiraz etmiş, kendilerinden önce hicret edenlerin Hz. Peygamber’den ayrılmadığını, aç olanlarının onun tarafından doyurulup cahillerinin eğitildiğini, kendilerinin ise yurtlarından uzakta başka din mensuplarının arasında yaşamaya mecbur kaldıklarını söylemiştir. İlk hicret edenlerden daha az sevaba nâil olma düşüncesi kendisini rahatsız ettiği için durumu Hz. Peygamber’e sormuş, Resûl-i Ekrem de Hz. Ömer ile arkadaşlarının bir hicret sevabı, kendilerinin ise hem Habeşistan’a hem de Medine’ye hicret etmeleri sebebiyle iki hicret sevabı kazandıklarını belirtmiştir (Buhârî, “Meġāzî”, 38; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe”, 169).

Esmâ’nın rüya tabirinde yetenekli olduğu, Hz. Ömer’in zaman zaman bu konuda onun görüşünü aldığı nakledilmektedir. Hz. Peygamber’in son hastalığında, rahatsızlığının zâtülcenp olduğu düşüncesiyle Habeşistan taraflarında kullanılan acı bir ilâcı Resûlullah’ın istememesine rağmen kendini kaybettiği sırada ağzına sürenlerden biri de Esmâ idi. Hz. Peygamber, bu tatsız ilâcın Habeşistan’dan gelen kadınların işi olduğunu söyleyerek onu ağzına koymamaları yolundaki ikazına uymadıkları için amcası Abbas dışında orada bulunan herkesin ağzına bu ilâcın sürülmesini isteyince Esmâ da bu acı ilâcı tatmak zorunda kaldı (İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî, VII, 754-755). Taberî’nin rivayetinde, Resûl-i Ekrem’in hastalığını tahmin edip ona ilâç verenin Esmâ olduğu ifade edilmektedir (Târîḫ, III, 196).

Esmâ bint Umeys’in marifetli bir hanım olduğu anlaşılmaktadır. Kocası Ca‘fer-i Tayyâr şehid olduğu zaman onun ölüm haberini Resûl-i Ekrem’in bizzat evine gelerek haber verdiği saate kadar kırk deri tabakladığını söylediğine bakılırsa dericilikle uğraştığı (İbn Sa‘d, VIII, 282), Habeşistan’da öğrendiği şekilde Hz. Fâtıma’ya (Abdülhay el-Kettânî, II, 380) veya Zeyneb bint Cahş’a (İbn Kuteybe, s. 555) tabut yaptığı, göz değmesinden sık sık rahatsızlanan Ca‘fer’den olan çocuklarına Hz. Peygamber’den izin alarak rukye* uyguladığı (Tirmizî, “Ṭıb”, 19) rivayet edilmektedir.

Hz. Ömer, ilk müslümanlardan olmasını ve İslâm’a hizmetini dikkate alarak Esmâ bint Umeys’e 1000 dirhem maaş bağladı. Esmâ, oğlu Muhammed b. Ebû Bekir’in Mısır valisi olduğu sırada 38 (658) yılında Muâviye kuvvetleriyle çarpışırken öldürüldüğünü öğrenince çok üzüldü. Evinin mescid olarak kullandığı bir odasına kapanıp öfkesine hâkim olmaya çalışırken göğüslerinden kan geldiği nakledilmektedir. Bu olaydan iki yıl sonra da kocası Hz. Ali’yi kaybetti. Kaynaklarda Esmâ’nın Hz. Ali’den sonra vefat ettiği kaydedilmekle beraber bir rivayette (EI2 Suppl. [Fr.], s. 92) 39 (659-60), diğer bir rivayette ise 40 (661) yılında vefat ettiği belirtilmektedir.

Esma bint Umeys’ten rivayet edilen altmış hadisten biri Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’de yer almıştır. Diğer dört Sünen ile Müsned’de (VI, 369-370, 438) bulunan rivayetlerini kendisinden oğulları Abdullah ve Avn b. Ca‘fer, torunu Kāsım b. Muhammed b. Ebû Bekir, kız kardeşlerinin oğullarıAbdullah b. Abbas ile Abdullah b. Şeddâd, ayrıca Urve b. Zübeyr, Saîd b. Müseyyeb ve Şa‘bî gibi âlimler nakletmişlerdir.

BİBLİYOGRAFYA
Müsned, VI, 369-370, 438; Buhârî, “Meġāzî”, 38, 83; Müslim, “Feżâʾilü’ṣ-ṣaḥâbe” 169; Tirmizî, “Ṭıb”, 19; İbn Hişâm, es-Sîre, I, 257, 323; IV, 359, 369; İbn Sa‘d, et-Tabakât, VIII, 280-285; İbn Habîb, el-Muhabber, s. 71, 107-108; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 171, 173, 205, 210, 282, 555; Taberî, Târîh, III, 124, 195-196, 240, 421, 426, 428, 433; V, 154; Ebû Nuaym, Ḥilye, II, 74-76; İbn Hazm, Cemhere, Beyrut 1403/1983, s. 38, 68, 390-391; İbn Beşküvâl, Gavâmizü’l-esmâʾi’l-mübheme (nşr. İzzeddin Ali Seyyid - Muhammed-Kemâleddin İzzeddin), Beyrut 1987, I, 139-140; İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-safve, II, 61-63; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, VII, 14-15; Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl, XXXV, 126-128; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 282-287; İbn Hacer, el-İsâbe (Bicâvî), VII, 489-491; a.mlf., Tehzîbü’t-Tehzîb, XII, 398-399; a.mlf., Fethu’l-bârî (Hatîb), VII, 754-755; Hazrecî, Hulâsatü Tezhîb, s. 488; Mehmed Zihni, el-Hakâik, İstanbul 1310-11, I, 154-155; a.mlf., Meşâhîrü’n-nisâ, İstanbul 1294, I, 34-35; Kehhâle, Aʿlâmü’n-nisâʾ, I, 57-58; Hâirî, Terâcimü aʿlâmi’n-nisâʾ, Beyrut 1987, I, 222-223; Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye (Özel), I, 141; II, 284, 339, 380; “Esmâʾ bint ʿUmeys”, DMT, II, 164; Wensinck, el-Muʿcem, VIII, 12; Ch. Pellat, “Asmaʾ bint ʿUmays”, EI2 Suppl. (Fr.), s. 92.
Bu madde ilk olarak 1995 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 11. cildinde, 422-423 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
Kullanıcılarımızın Dikkatine
Önceki web sitemizin yayımlanmasına son verdiğimiz 1 Ocak 2019 tarihinden bu yana bazı kullanıcılarımızın yeni sitemizdeki İletişim Formu aracılığıyla ilettikleri talep, şikâyet ve öneriler hakkında bilgilendirme mesajıdır.
Duyuruyu okumak için tıklayınız.