ESMÂ bint YEZÎD

أسماء بنت يزيد
Müellif:
ESMÂ bint YEZÎD
Müellif: ALİ OSMAN ATEŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/esma-bint-yezid
ALİ OSMAN ATEŞ, "ESMÂ bint YEZÎD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/esma-bint-yezid (04.06.2020).
Kopyalama metni

Evs kabilesinin Abdüleşheloğulları’na mensuptur. Adının Fükeyhe olduğu da söylenmekte (İbn Sa‘d, VIII, 319), ancak Fükeyhe bint Seken’in Benî Sevâd’a mensup bulunduğu anlaşılmaktadır (, VIII, 76). Babası Yezîd ve kız kardeşi Havva da sahâbîdir. Muâz b. Cebel’in halasının kızı olan Esmâ Hz. Peygamber’e biat eden hanımlardandı. Bey‘atürrıdvân’da bulunduğu ve Resûl-i Ekrem’e burada biat ettiği de söylenmektedir. Esmâ’ya ashap arasında şöhret kazandıran olaylardan biri onun kadınları temsilen, sahâbîlerle birlikte oturmakta olan Hz. Peygamber’in huzuruna giderek veciz bir konuşma yapmasıdır. Bu konuşmada şunları söylemiştir: “Anam babam sana feda olsun yâ Resûlellah! Ben sana kadınların elçisi olarak geldim. Allah seni bütün erkek ve kadınlara peygamber göndermiştir. Biz sana ve senin rabbine iman ettik. Kadın olduğumuz için evlerinizde kapanıp kalmış, nefislerinizi tatmin etmiş ve çocuklarınızı karnımızda taşımışızdır. Siz erkekler ise cuma namazı kılmak, camiye ve cemaate çıkmak, hastaları ziyaret etmek, cenazelerde bulunmak, birden fazla hacca gitmek gibi hususlarda bize üstünlük sağlamış bulunuyorsunuz. Bütün bunların en önemlisi Allah yolunda cihad etmektir. Fakat siz hac veya umre için yahut düşmanla savaşmak üzere evinizden çıktığınız zaman mallarınızı biz koruruz, iplik eğirip size elbise yaparız, çocuklarınızı besleriz. Buna göre bizler sizin kazandığınız hayır ve sevaplarda size ortak olamaz mıyız?” Esmâ’nın bu sözlerini takdir eden Resûl-i Ekrem ashabına, “Siz bir kadından, din konusunda sorduğu bir soruda bundan daha güzel söz işittiniz mi?” dedikten sonra Esmâ’ya dönerek şunları söyledi: “Ey hanım, iyi anla ve seni buraya gönderen hanımlara da iyice anlat ki bir kadının kocasıyla güzel geçinip onun hoşnutluğunu kazanması sevap bakımından o saydığın üstünlüklerin hepsine denktir” (İbnü’l-Esîr, VII, 19). Bu olaydan sonra Esmâ “hatîbetü’n-nisâ” lakabıyla anılmıştır.

Esmâ bir başka gün de Hz. Peygamber’e giderek kadınların hayızdan ve cünüplükten nasıl temizleneceklerini sormuş, onun bu tavrını takdir eden Hz. Âişe, utanma duygusunun ensar kadınlarının dinlerini öğrenmesine engel olmadığını belirtmiştir. Ṣaḥîḥ-i Müslim’de bu konuyu soran hanımın Esmâ bint Şekel olduğu kaydedilmekteyse de (“Ḥayıż”, 61; ayrıca bk. “Ṭahâret”, 110) ensar arasında Şekel adında bir kişinin bulunmadığı, Seken adının yanlış olarak Şekel diye kaydedildiği anlaşılmaktadır (, VII, 485-486; a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, XII, 399-400).

Esmâ bint Yezîd’in Hayber Gazvesi ile Mekke’nin fethine katıldığı, Yermük Savaşı’nda çadırının direğiyle dokuz Bizans askerini öldürdüğü rivayet edilmektedir. Bu savaşta bulunan ve Muâz b. Cebel’in yakını olan kadın sahâbînin bir başka Esmâ bint Yezîd olduğunu söyleyenler varsa da (İbnü’l-Esîr, VII, 18-19) hadis âlimlerinin çoğunun bu görüşe katılmadığı anlaşılmaktadır. Esmâ daha sonra Dımaşk’a yerleşti ve orada vefat etti. Ziriklî 30 (650) yılı civarında öldüğünü söylerse de diğer kaynaklarda vefat tarihi kaydedilmemektedir.

Esmâ Hz. Peygamber’den seksen bir hadis rivayet etmiş olup bunların elli beşi Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde (VI, 452-461) ve Kütüb-i Sitte’de bulunmaktadır. Kendisinden kız kardeşinin oğlu Mahmûd b. Amr el-Ensârî, âzatlısı Muhâcir b. Ebû Müslim, Şehr b. Havşeb ve Mücâhid b. Cebr gibi râviler hadis rivayet etmiştir.


BİBLİYOGRAFYA

, VI, 452-461.

Müslim, “Ṭahâret”, 110, “Ḥayıż”, 61.

, III, 434; VIII, 319-320.

, IV, 237-238.

, VI, 33-39.

, VII, 18-20.

, II, 296-297.

, VII, 485-486, 498; VIII, 76, 226.

a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, XII, 399-400.

a.mlf., Lisânü’l-Mîzân, VII, 523.

Mehmed Zihni, Meşâhîrü’n-nisâ, İstanbul 1294, I, 35-37.

Zeyneb Fevvâz, ed-Dürrü’l-mens̱ûr fî ṭabaḳāti rabbâti’l-ḫudûr, Bulak 1312, s. 36.

, I, 306.

, I, 66-68.

, II, 340.

, VIII, 12.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1995 yılında İstanbul'da basılan 11. cildinde, 423 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER