et-TECRÎDÜ’s-SARÎH

التجريد الصريح
Müellif:
et-TECRÎDÜ’s-SARÎH
Müellif: HÜSEYİN HANSU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2011
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/et-tecridus-sarih
HÜSEYİN HANSU, "et-TECRÎDÜ’s-SARÎH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/et-tecridus-sarih (15.08.2020).
Kopyalama metni
Tam adı et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ li-eḥâdîs̱i’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ’tir. Buhârî, el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’te bir hadisi çeşitli yerlerde değişik isnadlarla tekrar ettiğinden eserdeki hadislerin yerlerinin eksiksiz tesbit edilmesi kolay olmadığı gibi sahâbe ve tâbiîn sözleri hariç muallak, mütâbi‘ ve mükerrerlerle birlikte kitapta 9082 rivayetin ve 25.000’den fazla isnad zincirinin bulunması eserden yararlanmayı güçleştirmektedir. Bu güçlüğü gidermek amacıyla erken dönemlerden itibaren muhtelif çalışmalar yapılmış, bunlardan bazılarında tekrarlar ve isnadlar gibi sadece hadis uzmanlarını ilgilendiren hususlar ayıklanmıştır (Buhârî muhtasarları için bk. Sezgin, I, 126-128). Zebîdî’nin et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’i Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’nin en meşhur muhtasarlarındandır. Müellif, 24 Şâban 889’da (16 Eylül 1484) tamamladığı eserinde (Ahmed b. Ahmed ez-Zebîdî, II, 513), el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’i kullanmanın güçlüklerine işaret ettikten sonra ondan âzami ölçüde istifadeyi sağlamak amacıyla hazırladığı muhtasarın özelliklerini belirtmiştir. Zebîdî’ye göre Buhârî’deki hadislerin sıhhati bilindiğinden ondaki hadislerin yalnız asıllarının öğrenilmesi yeterlidir (a.g.e., I, 17). Bu sebeple Zebîdî sahâbî râvisi dışında hadislerin senedlerini çıkarmıştır. Bir hadisi genellikle ilk geçtiği yerde yazmış, tekrarında ziyade varsa onu zikretmiştir. el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’te önce muhtasar şekilde verilen bir hadisin daha sonra mufassal olarak tekrar edilmesi halinde ikincisini kaydetmiştir. Eserde sadece muttasıl ve merfû hadislerin alınacağı, muallak rivayetler gibi münkatı‘ olanların, içinde Resûl-i Ekrem’in anılmadığı sahâbe ve tâbiîn sözlerinin ve mükerrerlerin terkedileceği belirtildiğinden (a.g.e., I, 17-18) el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’te mevcut 9082 rivayetten et-Tecrîd’e 2230 hadis alınmıştır. Ancak Ahmed Naim ve Kâmil Miras’ın da belirttiği gibi Zebîdî bu kurallara tamamen uymamış, bazan mevkuf ve muallak haberleri zikretmiş (Tecrid Tercemesi, II, 378; III, 282), anlam kaybına yol açacak derecede ihtisara gitmiş (a.g.e., II, 825; III, 86, 369, 375, 386; VI, 151, 154; VII, 334), bazan da mufassal hadis yerine muhtasarını tercih etmiştir (a.g.e., III, 179).

et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ, tertibi açısından kullanışlı olmakla birlikte el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’in bazı önemli özelliklerini yansıtmamaktadır. Meselâ Buhârî’nin bab başlıklarında fıkhî kanaatini belirtmek için kaydettiği âyetlerin, muallak hadislerin, sahâbe, tâbiîn ve meşhur imamların sözlerinin hazfedilmesi, hem hadislerle âyetler arasındaki ilginin kopmasına hem de konu bütünlüğünün kaybolmasına yol açmıştır. Ayrıca bazı babların tamamen çıkarılmasıyla eserin bütünlüğünü bozacak derecede aşırı ihtisar yapılmıştır (örnekler için bk. a.g.e., VII, 334, 371; VIII, 37). Nitekim Ahmed Naim ve Kâmil Miras, anlaşılır bir tercüme yapabilmek için zaman zaman el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’ten ilâvelerde bulunma gereğini duymuştur (a.g.e., II, 825; III, 369, 375, 386; XI, 178-179). et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ büyük bir şöhret kazanmış, muhtelif çalışmalara konu olmuş ve birçok defa neşredilmiştir (Bulak 1285, 1287, 1312, 1322; Kahire 1306, 1312, 1323, 1335, 1347; Dımaşk 1404; nşr. İbrâhim Bereke, Beyrut 1405/1985, 1412/1992; nşr. Mustafa Dîb el-Bugā, Dımaşk 1409/1988, 3. bs.; nşr. İmâd Âmir, Kahire 1415/1994; Riyad 1415/1994). Eser Türkçe ve Fransızca (trc. Fevzî Şa‘bân, Beyrut 1993) gibi dillere çevrilmiştir.

Şerh, Tercüme ve Muhtasarları. 1. Abdullah b. Hicâzî eş-Şerkāvî, Fetḥu’l-mübdî bi-şerḥi Muḫtaṣari’z-Zebîdî (I-III, Kahire 1307, 1320, 1323, 1330, 1338, 1345, 1347, 1367-1368, 1374/1955; nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1384; nşr. Muhammed Selîm Zeydân, Kahire 1396; nşr. Abdülkādir Muhammed Ali, Beyrut, ts.; Beyrut, ts. [Dârü’l-ma‘rife]; Beyrut, ts. [Dârü’l-irşâd]). et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’in 1322, 1345, 1347 ve 1367 tarihinde müstakil yahut Şerkāvî şerhiyle birlikte yapılan bazı neşirlerinde müellifinin adı yanlışlıkla Hüseyin b. Mübârek ez-Zebîdî olarak yazılmıştır. 2. Sıddîk Hasan Han, ʿAvnü’l-bârî li-ḥalli edilleti’l-Buḫârî. Bazı kaynaklarda Kitâbü ʿUyûni’l-bârî şeklinde yanlış kaydedilmiştir (İA, II, 772). Şerhin hazırlanması sırasında İbn Hacer el-Askalânî’nin Fetḥu’l-bârî ve Şemseddin el-Kirmânî’nin el-Kevâkibü’d-derârî’sinden yararlanılmıştır (Bulak 1297, Neylü’l-evṭâr’la birlikte; I-II, Bopal 1299, 1307; nşr. Abdullah İbrâhim Ensârî, Devha 1401/1981; I-V, Halep 1404/1984). 3. Babanzâde Ahmed Naim – Kâmil Miras, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi. et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’in Türkçe’deki en önemli tercümesi ve şerhidir. Ahmed Naim, et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’in baş tarafından 199 hadisi Sırât-ı Müstakîm (sy. 120-151, 1326 r./1328-1327 r./1329) ve Kelime-i Tayyibe (sy. 1-8, 1328/1330) dergilerinde neşretmişti. Diyanet İşleri Reisliği adına tercüme görevi resmen kendisine verildikten sonra eseri tercüme ve şerhetmeye başlamış, 477 hadisi hadis usulüne dair önemli bir mukaddimeyle birlikte iki cilt halinde yayımlamış (İstanbul 1346/1928), hazırladığı III. cilt neşredilmeden vefat etmiştir (1934). Bunun üzerine tercümeyi tamamlama görevi kendisine verilen Kâmil Miras III. cildi gözden geçirip yayımlamış, geri kalan kısmın neşri 1948’de tamamlanmıştır (III. cilttekiler dahil Ahmed Naim’in tercüme ettiği hadis sayısı 589’dur; ancak bazı hadisler birleştirilerek verildiğinden bu sayı neşirde 574 olarak görünür). Mücteba Uğur ve Cemal Sofuoğlu tarafından Tecrid Tercemesi’ne dair bir kılavuz hazırlanmıştır (Ankara 1975, et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’le birlikte). 4. İbn Kāsım el-Gazzî, Şerḥu Muḫtaṣari’z-Zebîdî. Bu adla bir şerhin yazıldığından söz edilmiş (Sıddîk Hasan Han, I, 2; Sandıkçı, s. 60; İA, II, 772) ve şerhten seçilen bazı açıklamalar et-Tecrîd’le birlikte yayımlanmıştır (Kahire 1347). 5. Mahmûd Emîn en-Nevâvî – Muhammed Abdülmün‘im Hafâcî, el-Muḫtâr mine’t-Tecrîdi’ṣ-ṣarîḥ li-eḥâdîs̱i’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ. Ezher öğrencileri için ders kitabı olarak hazırlanan eser et-Tecrîd’den seçilmiş kırk hadisi ve bunların Şerkāvî tarafından yapılan şerhlerini içermektedir (Kahire 1955, 1958). 6. Mehmed Vehbi Efendi, Sahîh-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Muhtasarı (I-IV, İstanbul 1966, 1981). Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’den yapılan bir muhtasardan çok Zebîdî’nin et-Tecrîd’inin bir özeti olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim eserin başlığı, muhtevasında et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’ten farklı hadislerin bulunmayışı da bunu doğrulamaktadır. 7. Abdullah Feyzi Kocaer, Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh (Konya 2003, 2004, 2009; I-II, İstanbul 2004). et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ’in tercümesi olan bu eserde hadisler hakkında çok az izahat verilmektedir. Ancak hadislerin hem eser içinde ilgili olduğu diğer hadislere atıf yapılmakta hem de Müslim’in el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’i ile Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾında geçip geçmediği belirtilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Ahmed b. Ahmed ez-Zebîdî, et-Tecrîdü’ṣ-ṣarîḥ li-eḥâdîs̱i’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ (nşr. İbrâhim Bereke), Beyrut 1992, I, 17-20; II, 513; Tecrid Tercemesi, I, s. IV-VII, XII; II, 378, 825; III, 86, 179, 282, 369, 375, 386; VI, 151, 154; VII, 173, 334, 371; VIII, 37, 51, 209; XI, 163, 178-179; ayrıca bk. Mukaddime, I, 2, 3, 4; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 554; Abdullah b. Hicâzî eş-Şerkāvî, Fetḥu’l-mübdî bi-şerḥi Muḫtaṣari’z-Zebîdî, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), I, 2-3; Sıddîk Hasan Han, ʿAvnü’l-bârî li-ḥalli edilleti’l-Buḫârî, Halep 1404/1984, I, 2; Brockelmann, GAL Suppl., I, 263-264; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 300; Mahmûd Emîn Nevâvî – M. Abdülmün‘im Hafâcî, el-Muḫtâr mine’t-Tecrîdi’ṣ-ṣarîḥ li-eḥâdîs̱i’l-Câmiʿi’ṣ-ṣaḥîḥ, Kahire 1377/1958, s. 3; Mehmed Vehbi, Sahîh-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Muhtasarı, İstanbul 1966, I, 3-4; Sezgin, GAS, I, 126-128; S. Kemal Sandıkçı, Sahîh-i Buhârî Üzerine Yapılan Çalışmalar, Ankara 1991, s. 60, 80, 82, 112; Hüseyin Hansu, Babanzâde Ahmet Naim: Hayatı, Fikirleri, Eserleri ve Hadisçiliği (yüksek lisans tezi, 1996), Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 65, 99, 101, 102, 105; Kasım Kufralı, “Buhârî”, İA, II, 772; M. Yaşar Kandemir, “el-Câmiu’s-sahîh”, DİA, VII, 115-116.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2011 yılında İstanbul'da basılan 40. cildinde, 251-252 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER