FÂSÎ, Takıyyüddin

تقي الدين الفاسي
Müellif:
FÂSÎ, Takıyyüddin
Müellif: CEVAT İZGİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 23.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/fasi-takiyyuddin
CEVAT İZGİ, "FÂSÎ, Takıyyüddin", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/fasi-takiyyuddin (23.08.2019).
Kopyalama metni

10 Rebîülevvel 775’te (30 Ağustos 1373) Mekke’de doğdu. Kendisinin bildirdiğine göre nesebi Ebû Tâlib’e varmaktadır. Fâsî nisbesi aslen Faslı olduğunu, Hasenî nisbesi de nesebinin Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan’a dayandığını göstermektedir. Annesi, Mekke başkadısı Ebü’l-Fazl Kemâleddin Muhammed b. Ahmed en-Nüveyrî’nin kızıdır. Kur’an’ı ezberledikten sonra Mekke ve Medine’den başka defalarca gittiği Şam ve Kahire’de tahsilini sürdürdü. Ayrıca Yemen’de ve seyahatleri sırasında uğradığı Gazze, Remle, Nablus ve İskenderiye’de bazı hocalardan ders aldı. Şehâbeddin İbnü’n-Nâsih, Nûreddin en-Nüveyrî, Cemâleddin İbn Zahîre, Nûreddin el-Heysemî, Zeynüddin el-Irâkī ve Ebû Hüreyre b. Şemseddin ez-Zehebî gibi tanınmış hocalardan hadis; Sirâceddin el-Bulkīnî, İbnü’l-Mülakkın, Şemseddin el-Kalyûbî, Şerîf Abdurrahman b. Ebü’l-Hayr el-Fâsî, Zeynüddin Halef b. Ebû Bekir et-Tahrîrî’den fıkıh ve fıkıh usulü; ayrıca bazı hocalarından kendi eserlerini veya hocalarının eserlerini, Burhâneddin İbn Ferhûn’dan da Matarî’nin Târîḫu’l-Medîne’sini okudu. Bizzat kendisi, hadis dinlediği ve icâzet aldığı hocalarının 500 civarında olduğunu söylemektedir (el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn, I, 340). 799 (1396) yılında Kahire’de İbn Haldûn ile görüştü. Bu görüşme onun tarih araştırmalarına ilgi duymasında etkili oldu.

Takıyyüddin el-Fâsî, Memlükler’den Sultan el-Melikü’n-Nâsır Ferec b. Berkūk tarafından 807 Şevvalinde (Nisan 1405) Mekke’de Mâlikî kadılığına getirildi. Bu vazife Mekke’de kendisinden önce kimseye müstakil olarak verilmemişti. 813’te (1410) Bengal Sultanı Mansûr Gıyâseddin Ebü’l-Muzaffer A‘zamşah tarafından Mekke’de yaptırılan el-Medresetü’s-Sultâniyyetü’l-Gıyâsiyyetü’l-Bencâliyye’ye Mâlikî müderrisi olarak tayin edildi (814/1411). Ayrıca Mescid-i Harâm’da dört mezhebe göre fıkıh dersleri verdi. 817 (1414) ve 819 (1416) yıllarında kadılık görevinden iki defa azledilmişse de aynı yıllar içinde görevine iade edildi. 828’de (1425) gözleri görmez oldu ve 3 Şevval 832 (6 Temmuz 1429) tarihinde vefat etti.

Fâsî çeşitli âlimlerin övgüsüne mazhar olmuştur. Makrîzî el-ʿUḳūd’da, Mekke ve Medine’de iken sık sık görüştüğü Fâsî’nin Hicaz bölgesinde benzeri bulunmayan bir bilgi hazinesi olduğunu zikretmektedir. İbn Hacer el-Askalânî Mısır, Şam, Yemen ve diğer memleketlerde hadis tahsil ederken Fâsî’nin kendisiyle ders arkadaşlığı ettiğini, şer‘î meseleleri birlikte çözdüklerini, onun gibi bir âlimin kaybına çok üzüldüğünü söylemektedir. İbn Hacer’in öğrencisi Şemseddin es-Sehâvî de Fâsî’nin büyük bir âlim, fakih ve hâfız; hadis, tarih, fıkıh ve usûl-i fıkıhta söz sahibi; iyi huylu, din ve dünya işlerini iyi bilen bir kişi; deha sahibi ve tatlı dilli bir kimse olduğunu kaydeder.

Eserleri. 1. Şifâʾü’l-ġarâm bi-aḫbâri’l-beledi’l-ḥarâm. Ezrakī’nin Aḫbâru Mekke ve mâ câʾe fîhâ mine’l-âs̱âr’ı ile Fâkihî’nin Târîḫu Mekke’sinden sonra bu alanın en önemli eseri sayılmaktadır. Fâsî, kırk bab üzerine tertip ettiği eserin önsözünde Ezrakī’den sonra gelen Mekkeli âlimlerin Ezrakī’nin tarihine benzer bir eser telif etme konusundaki ihmallerine şaştığını söyledikten sonra Şifâʾü’l-ġarâm’ı yazarken bazı bilgileri kitâbelerden, bazılarını sözüne güvenilir kişilerden, bazılarını bizzat şahit olduğu olaylardan, bazılarını da vakfiyelerden elde ettiğini belirtmiştir. Eser Câhiliye devrinden IX. (XV.) yüzyılın başlarına kadarki Mekke hakkında dinî, kültürel, siyasî, iktisadî ve içtimaî bilgiler vermektedir. Bu çerçevede Mekke’nin topografyası, Kâbe’nin örtüsü, Kâbe’ye hizmet edenler, buraya gönderilen hediyeler, Mekke’deki medreseler, ribâtlar, sular ve kuyular, Hz. Peygamber devrinden müellifin zamanına kadar görev yapan Mekke valileri, şehrin uğradığı sel felâketleri ve salgın hastalıklar, Mekke’nin isimleri, haremin sınırları ve Mescid-i Harâm’ın imarı, bölgedeki diğer mukaddes mekân ve makamlar, Kâbe’nin özellikleri, zemzem ile ilgili haberler, haccın menâsiki, Câhiliye döneminde Kureyş kabilesi, Mekke’nin fethi, Câhiliye ve İslâm devirlerinde Mekke çarşıları gibi konular ele alınmaktadır. Bizzat müellifi tarafından Tuḥfetü’l-kiram bi-aḫbâri’l-beledi’l-ḥarâm, Tahsîlü’l-merâm min târîḫi’l-beledi’l-ḥaram, Hâdî ẕevi’l-efhâm ilâ târîḫi’l-beledi’l-ḥaram ve ez-Zühûrü’l-muḳteṭafe min târîḫi Mekkete’l-müşerrefe adlarıyla dört defa ihtisar edilen Şifâʾü’l-ġarâm’ın bazı bölümleri 1859’da Leiden’de basılmış, bazı bölümleri de F. Wüstenfeld tarafından Leipzig’de yayımlanmıştır (Die Chroniken der Stadt Mekka [serisi içinde], 1857-1861, II, 55 vd.). Daha sonra Kahire’de (1956) ve Ömer Abdüsselâm Tedmürî tarafından Beyrut’ta iki cilt halinde neşredilmiştir (1405/1985). 2. el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn fî târîḫi’l-beledi’l-emîn. Mekke’nin tarihi, valileri, burada yetişen veya buraya gelip yerleşen âlim, fakih, şair, edip vb. şahsiyetler hakkında yazılmış en hacimli ansiklopedik eserdir. Müellif kitabına, Şifâʾü’l-ġarâm ve ez-Zühûrü’l-muḳteṭafe min târîḫi Mekkete’l-müşerrefe adlı eserlerinden kısalttığı bir girişle başlamaktadır. Bu kısımda Mekke’deki evlerin satılması ve kiralanmasıyla ilgili şer‘î hükümler, Mekke’nin isimleri, Kâbe ve müştemilâtına dair bilgiler, haccın menâsiki, hacılarla ilgili haberler ve siyere dair konular yer almaktadır. Fâsî siyerle ilgili bilgileri Alâeddin Moğultay b. Kılıç el-Hanefî’nin es-Sîretü’ṣ-ṣuġrâ’sından almıştır. Girişten sonra müellif kitabına aldığı şahısların hal tercümelerini alfabetik sıraya göre kaydetmiş, ancak Muhammed ve Ahmed isimlerini öne almıştır. Bu arada kendi hal tercümesine de Muhammed adını taşıyan kişiler arasında 38. sırada geniş bir şekilde yer vermiştir (I, 331-363). Bizzat müellifi tarafından ʿUcâletü’l-ḳırâ li’r-râġıb fî târîḫi ümmi’l-ḳurâ adıyla kısaltılan el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn’e Fâsî’nin öğrencilerinden Necmeddin İbn Fehd ed-Dürrü’l-kemîn bi-ẕeyli’l-ʿİḳdi’s̱-s̱emîn ismiyle bir zeyil yazmıştır. Eser dört cilt halinde iki defa basılmış (Kahire 1289-1290; Mekke 1314), daha sonra M. Fuâd Seyyid tarafından sekiz cilt olarak yayımlanmıştır (Kahire 1378/1958-1388/1969). Bu baskının ilk cildini Muhammed Hâmid el-Fıkī, son cildini de Fuâd Seyyid’in vefatından sonra Mahmûd Muhammed et-Tanâhî tahkik etmiştir. 3. el-Muḳniʿ min aḫbâri’l-mülûk ve’l-ḫulefâʾ ve vülâti Mekkete’ş-şürefâʾ. Eserin Abbâsî halifelerinin sonuna kadar olan birinci kısmını Franciscus Erdman (Kazan 1822), tamamını ise Muhammed Altuncî (Dımaşk 1406/1986) neşretmiştir. 4. er-Rıżâ ve’l-ḳabûl fî feżâʾili’l-Medîne ve ziyâreti’r-Resûl. el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn’in Mekke baskısının sayfa kenarında yayımlanmıştır (1314). 5. Erbaʿûne ḥadîs̱en mütebâyinetü’l-isnâd ve’l-mütûn. Nevevî’nin kırk hadisinin tahrîci olup bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Şehid Ali Paşa, nr. 541). 6. Îżâḥu Buġyeti ehli’l-beṣâʾir fî ẕeyli’l-İşâre. Zehebî’nin el-İşâre adlı biyografik eserine Buġyetü ehli’l-beṣâʾir fî delâʾili’l-İşâre adıyla yazdığı zeyle yine kendisi tarafından yapılan şerhtir. Eserin 210 yaprak halinde 904’te (1498) istinsah edilen birinci cüzünün yazma nüshası Akhisar Zeynelzâde Kütüphanesi’nde (nr. 754) muhafaza edilmektedir (Şeşen, I, 387 vd.). 7. Ẕeylü’t-Taḳyîd fî ruvâti’s-sünen ve’l-mesânid. İbn Nukta’nın et-Taḳyîd’inin zeyli olup Kemâl Yûsuf el-Hût tarafından tahkik edilerek iki cilt halinde yayımlanmıştır (Beyrut 1410/1990). 8. eş-Şürefâʾ (Dımaşk 1406).

Fâsî’nin ilmî faaliyetleri arasında ihtisar ve zeyil çalışmaları da büyük bir yer tutmaktadır. Onun Mekke tarihiyle ilgili ihtisarlarından başka Kemâleddin ed-Demîrî’nin Ḥayâtü’l-ḥayevân’ına, İbn Râfi‘in İbn Neccâr el-Bağdâdî’nin Târîḫu Baġdâd’ına yaptığı zeyline ihtisarları da vardır. Zeyil çalışmaları arasında, Zehebî’nin Siyeru aʿlâmi’n-nübelâʾsına yazdığı İrşâdü ẕevi’l-efhâm ilâ tekmîli Kitâbi’l-Aʿlâm zikredilebilir (, VI, 228).

Kaynaklarda Fâsî’nin Şâfiî mezhebine göre ezkâr, daavât ve menâsik kitapları yazdığı, ayrıca Cevâhirü’l-uṣûl fi’l-ḥadîs̱ adlı bir eseri olduğu kaydedilmektedir (, II, 829).


BİBLİYOGRAFYA

Fâsî, Şifâʾü’l-ġarâm bi-aḫbâri’l-beledi’l-ḥarâm (nşr. Ömer Abdüsselâm Tedmürî), Beyrut 1405/1985, I, 5-22.

a.mlf., el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn, I, 331-363.

, VIII, 187-188.

Ahmed b. Ömer el-Hârizmî, Tercümetü’ş-Şeyḫ Taḳıyyiddin el-Fâsî, Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Tarih, nr. 3863, vr. 93a-106b.

, I, 403-405.

Nu‘mânî, er-Ravżü’l-ʿâtir, Berlin Staatsbibliothek, nr. 289.

, VII, 18-20.

, s. 545.

, VII, 199.

Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî, Neylü’l-ibtihâc ( içinde), Kahire 1329, s. 304.

, II, 114-115.

F. Wüstenfeld, Die Geschichtschreiber der Araber und ihre Werke, Göttingen 1882, s. 473.

, II, 1429-1430.

, II, 172;  Suppl., II, 221.

a.mlf., “Fâsî”, , IV, 517.

F. Rosenthal, A History of Muslim Historiography, Leiden 1952, s. 404, 408, 414, 524.

a.mlf., “al-Fāsī”, , II, 828-829.

, VI, 228.

Ramazan Şeşen, Nevâdirü’l-maḫṭûṭâti’l-ʿArabiyye fî mektebâti Türkiyâ, Beyrut 1975, I, 387-388.

Abdülvehhâb İbrâhim Ebû Süleymân, Kitâbetü’l-baḥs̱i’l-ʿilmî, Cidde 1983, s. 592-594.

Abdullah Akîl Ankavî, “el-Müʾerriḫ Taḳıyyüddin el-Fâsî ve kitâbühû Şifâʾü’l-ġarâm bi-aḫbâri’l-beledi’l-ḥarâm”, Sources for the History of Arabia, I (1399/1979), s. 61-67.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 12. cildinde, 212-213 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.